MAÇ öncesi çılgın bir karşılaşma bekleyenler, istediğini son 6 dakikada aldı. Süper Lig’in en hızlı hücuma çıkan 2 takımı dün izleyenleri futbola ve bu büyülü oyunun heyecanına doyurdu.BEŞİKTAŞ iyi başladı, baskı yaptı. Ama Bursa’nın ilk hızlı hücumunda kalesinde golü gördü. Daha çok kaçırdıkları ile hatırlanan Bakambu, Atınç’ın ağır kaldığı pozisyonda klas bir vuruşla karşılaşmada durumu 1-0’a getirdi.BURSA’YI hücumda ilk kez bu kadar pasif gördük. Yeşil-beyazlılar maç boyunca Volkan’ı aradı. Töre-Sosa-Demba Ba üçgeni dün son derece etkili ve kaliteli işler yaptılar. Nitekim Beşiktaş’ın beraberlik golü ve pozisyonları bu üçgen ile geldi. Üçgeni, karoya çevirmesi beklenen Olcay ise dün gününde değildi.2. yarıya iyi başlayan ve iyi pas yapan Bursaspor, Beşiktaş’ı sahasından çıkarmadı ancak bu 15 dakikalık bölümde gollük şanslar üretemedi konuk takım.SAVUNMADA kritik hamleler ile Serdar’a yardımcı olan Gökhan, bitmek bilmeyen bir enerji ve arzu ile oynadı. İlk golde yaptığı asist, 2’nci goldeki vuruş kalitesi 10 numaraydı. 3’üncü golde topu taşıması ve pas kalitesi 1’inci sınıftı. Demba Ba, 2 gol attı ama maçın adamı hiç tartışmasız Gökhan Töre oldu. Motta en sağlam maçlarından birini çıkarırken Beşiktaş için oyunun dönüm noktası Veli-Oğuzhan değişikliği oldu.UÇAN TEKME NİYE SARI? OĞUZHAN’DAN sonra Bursa lehine giden maç son 20 dakika tamamen Beşiktaş hakimiyetine döndü. Daha iyi pas yapan siyah-beyazlılar sol kanatta Kerim’in etkili driplingleri ile Bursa’yı çok hırpaladı.87’DE 2-1’i bulan Beşiktaş, kendi ceza alanında beklerken yine panik idi.3 dakikada 3 kez tehlike yaşayıp golü de yediler. 2-2’yi bulan Bursaspor’un az adamla yakalanıp 3’üncü golü kalesinde görmesi de kabul edilebilir bir durum değil.BİRİSİ çıkıp izah etsin. 63’teki Fernandao’nun Pedro’ya uçan tekmesi neden sarı kart? Abitoğlu pozisyona yakındı. Bursaspor son 30 dakika 10 kişi oynayacaktı. Son saniyedeki penaltı pozisyonunda ise Şener, Kerim’i sağ koluyla itiyor. Bursaspor, Karabük,Trabzon ve G.Saray maçlarındaki hakem kararlarına isyan etmekte sonuna kadar haklı. Dün için ise isyan etmesi gereken taraf Fernandao atılmadığı için Beşiktaş..KARA Kartal, eksiklerine rağmen güçlü bir rakibi geçerek 3 puan alırken ligin 2. yarısında ilk kez eski oyunlarından bölümler ortaya koydu. Bu tip maçlar zorlu yarışın keskin virajlarıdır ve Beşiktaş kararlığını gösterdi.
FUTBOLU diğer tüm sporlardan ayıran en önemli özellik oyunun her zaman skoru getirmiyor olması. Geçen hafta Trabzon karşısında futbolun emrettiği her türlü prensibi yerine getiren F.Bahçe, tüm üstünlüğüne rağmen golü bulamayıp sahadan 1 puan ile ayrıldı. Bu hafta ise G.Antep deplasmanında rakibin beceriksizliği ise en büyük yardımcısı oldu. İnsiyatifi ele alıp 6. dakikada gol fakiri Emenike ile golü bulan F.Bahçe’nin iyi oyunu 10. dakikada ortadan bir anda kayboldu. Sanki sahnede perde kapandı başka bir perde açıldı.OYUN ve atak üstünlüğünü ele geçiren G.Antep, 3’ü net 6 gol pozisyon üretti. Fakat topu 3 direğin arasından geçirmeyi başaramadı. Özellikle M.Durak’ın kaçırdığı bir gol var ki boş kalenin içinde duran Alves’e çarptırarak zoru başardı.2. yarı Selçuk’u sokarak savunmanın önündeki bölgeyi kapatmak isteyen İsmail Kartal, rakibe boşluk vermedi. 2. golü bulduktan sonra da G.Antep’in yerlere serilen direncinden faydalandı ve maçı farka götürdü.DIEGO’YU BIRAK KUYT’A BAKDIEGO oynadı, oynayacak. Gol atacak asist yapacak diye beklerken, Kuyt yine F.Bahçe’yi taşıdı. Harika bir gol attı, asist yaptı. Kuyt’la birlikte Gökhan, takımın temel direklerinden.F.BAHÇE daha disiplinli ve organize. Ayrıca da kaliteli ayakları var. Bu bile maçın böylesine farklı bitmesine yetebiliyor. 4-0 veya 5-0 iken bile disiplinli şekilde savunma yapmak bu profesyonelliğin gereği.İLK yarıdaki oyun ile 2. yarıdakinin arasında gece ile gündüz kadar fark var. G.Antep’in disiplinden kopması bunda etken ama bu ligde gol sorunu yaşayan ve haftaya gol sıralamasında 7. sırada giren F.Bahçe’ni 5-0 gibi farklı kazanması en az 3 puan kadar önemli bir kazanç.
BEŞİKTAŞ kazansa lider olacak. Karşılaşma başlıyor, ne bir kazanma arzusu ne de bir kararlılık var. Sadece Sosa rakip savunmayı zorluyor. Diğerleri ise seyrediyor. Pres yok, hücumda aksiyon hiç yok. Boşa giden bir 45 dakika.BİLİÇ’İN çalıştırdığı takımlar az gol atar. Bu durum hiç bir zaman değişmez. Çünkü rakip ceza alanında kapanan takımlara karşı 4-5 oyuncu sokmak gibi bir ideolojisi hiç yok. Beşiktaş, gol bölgesinde sadece bireysel becerilerle veya rakibin bıraktığı alanları kullanarak hızlı hücumlar ile gol arıyor.HER ŞEYDE TUHAFLIK VARBEŞİKTAŞ, Sosa’nın bireysel becerisi ile gelen gol sonrası 10 kişi kalan Rizespor’dan Tolga’nın hatası ile gol yiyor. Koray’ın adam öldürmeye teşebbüs olarak bile nitelendirilecek pozisyonu ile Rize 9 kişi kalıyor.BEŞİKTAŞ yine gerektiği kadar kıpırdanamıyor. Hatta rakibinin çıkmasına izin veriyor, topun kaybedildiği noktada etkili pres yapmıyor.MAÇTA 75. dakika. Gökhan Töre soldan orta yapıyor. Ceza sahasında sadece Demba Ba var. Senegalli’nin yanına giren takımın en golcü 2. oyuncusu Olcay oyundan çıkıyor. Her şeyde bir tuhaflık var.BU GECEYİ UNUTUN9 kişi kalan rakip karşısında çok yetersiz bir hücum performansı var. Uzaktan yapılan ortalar. 18’in dışından anlamsız şutlar. Bu takım zaten duran toptan gol bulma konusunda fukara..9 kişiye karşı pozisyon üretemeyen bir takımın şampiyon olacağını beklemek fazlası ile iyimserlik olur. Dün gece Beşiktaş açısından unutulması gereken bir gece oldu.CÜNEYT Çakır’ın verdiği tüm kritik kararlar doğru. Penaltı çok açık. Hatta penaltıya sebebiyet veren Obraniak’ın da sarısı vardı.Ama Beşiktaş, dün Rizespor’u, Rizesporlular’ın hataları ile yendi. Kazanmak için hiçbir şey yapmadı.BİLİÇ rakip ceza alanında çoğalmak için kesinlikle çözümler üretmeli. Yoksa kapanan takımlara karşı lig sonuna kadar başı ağrır.
F.BAHÇE ağırlıklı bir maç izledik. Özellikle de 2. yarının tamamında... Devrenin sonlarına doğru artan baskı, 2. yarıda kaldığı yerden devam etti. Trabzon önemli hücum silahlarına rağmen ofansif alanda etkinlik sağlayamadı. Son haftalarda takım savunması anlamında önemli yol kat eden F.Bahçe, dün de güçlü rakibine fazla şans tanımadı. F.Bahçe savunmasının önünde oynayan Mehmet Topal ve Selçuk’un birlikte oynaması o bölgede güçlü bir defansif duvar oluşturuyor. Bu yapı içinde ofansif anlamda yaşanacak muhtemel sorunu ise Mehmet Topal’ı rakip ceza sahasına daha fazla göndererek aşmayı düşündü İsmail Kartal...OYUNUN F.Bahçe lehine tek taraflı bir akışa dönüşmesinin en önemli nedeni ise 2. topları orta alanda hep F.Bahçeliler’in almasıydı.SÜREKLİ atak tazeleyen ve kanatları da iyi kullanan F.Bahçe golü bulabilecek pozisyonları da üretti. Sarı-lacivertli ekipte Caner ve Gökhan Gönül’ün taşıdığı toplar kadar, Alper’in de hücumdaki katkısı yadsınamaz. Alper gerçekten de önemli bir silah ve takıma hem hız hem de enerji katıyor.RAUL’DAN GERİ DÖNÜŞ ALDIERSUN Yanal ikinci yarıda takımının yediği baskıdan kurtulmak için çareler aradı ancak ürettiği formüller çözüm getirmedi. İsmail Kartal ise takımının pres gücünü arttırmak için Diego-Raul Meireles değişikliğine gitti. Bu hamleden baskı konusunda olumlu geri dönüş de aldı. Ancak Diego’nun yaratıcılığı ve duran toplardaki becerisinden yoksun kaldığını da vurgulamak lazım.SADECE direnen bir Trabzonspor’u belki de kimse beklemiyordu. Her ne kadar sarı-lacivertli takım yaptığı baskı ile rakibini geriye itse de Trabzonspor’un hücumda bu kadar pasif ve yetersiz kalması kabul edilemez.ŞAYET kaleci Hakan Arıkan, iyi bir maç çıkartmasa Trabzonspor’un dün gece Kadıköy’de bu oyunla hiç şansı olmazdı. Ligin yıldızlarından Mehmet Ekici’nin de Beşiktaş maçından sonra F.Bahçe karşısında da kaybolması ‘Acaba küçük maçların büyük oyuncusu mu?’ sorusunu beraberinde getirdi. İlk yarıdaki frikik dışında Ekici, hiç ortalarda görünmedi.İSMAİL Kartal ve F.Bahçe kazanmak için herşeyi denedi. Son Selçuk-Webo değişikliği de bu paraleldeydi.MAÇ öncesindeki açıklamalar hakem Bülent Yıldırım’ı büyük baskı altına alacak nitelikdeydi. Ancak hakem Yıldırım zorluk derecesi yüksek maçtan alnının akıyla çıkmayı başardı.
YAHYA Kemal’e sormuşlar: “Ankara’nın en çok nesini seviyorsunuz?” diye; “İstanbul’a dönüşünü” demiş. Beşiktaş için ise tam tersi... Olimpiyat’ta 4’te 0 çeken Kartal, Ankara’da 3’te 3 yaptı.MERSİN’E karşı oynamak zor. Rakibin tüm hücum oyuncuları ile savunmada adam adama oynuyorlar. Yakın ve sıkılar. Çok faul yapıyor, alan vermiyorlar, tecrübeliler.BEŞİKTAŞLI futbolcular pozisyon değiştirerek Mersin defansının bocalamasını sağladı. Demba Ba, markajdan kurtulmak için önce orta sahaya sonra da sola geçti. Sürekli dolaştı. Onun boşalttığı yerlere de Olcay ve Gökhan girdi. Nitekim maçın en iyilerinden Serdar’ın kazandığı top ile başlayan atakta Demba Ba-Gökhan-Olcay kombinasyonu ile de harika bir gol attı Beşiktaş...İKİNCİ yarıya 1-0’ın tehlikeli olduğunun farkında başladı siyah-beyazlılar. İyi oynadıkları dakikalarda amatörce bir gol yediler. Motta, Serkan’a refakatçilik yaptı, Sinan da beraberlik golünü attı.1-1’den sonra Beşiktaş beklenen baskıyı kurmasına gerek kalmadan tam bir şans golü ile 2-1’i buldu. Ardından Mersin’in bıraktığı geniş alanlarda pozisyonlar da geldi ama Demba Ba bunları kullanamadı.VELİ, Olcay ve Serdar, Beşiktaş’ın en iyileriydi. Pedro işini yaptı. Ersan çok top kaybetti ve savruktu. Motta iyi başladığı maçta dakikalar geçtikçe eridi bitti. Sosa zaman zaman parlasa da kalitesinin altındaydı. Demba Ba çok çalıştı. Tolgay ise heyecanlıydı fakat pas kalitesini ve oyun vizyonunu görebildik.SON bölümde takım boyunu uzatmak ve duran topları daha iyi savunmak için Atınç’ı oyuna alan Biliç, maçı 2-1 bitirdi. Teknik adam kenarda panik yaşarsa sahada da takımın yaşaması doğal. Büyük takım teknik direktörleri 3. golü bulma formüllerini aramalı. Lakin Biliç, sürekli ‘Golü nasıl yemem?’ diye düşünüyor. Bu bakış açısı son dakikaların hep sıkıntılı geçmesine neden oluyor.PENALTISI VERİLMEDİİSTATİSTİKLERE göre Beşiktaş’ın rakibi karşılama mesafesi öne geçtikten sonra 14 metre geriye gidiyor. Halbuki bu mesafe rakiplerinde 3.5-4 metre...9’DA Pedro’ya yapılan hareket çok açık penaltı. Mete Kalkavan darbeyi görüyor ancak penaltıyı vermedi. Verse 1 tane Mersinli oyuncu itiraz etmez. Mersin’in golünde ise topun büyük kısmı dışarda ama tamamı çizgiyi terk etmemiş. Devam kararı doğru.BEŞİKTAŞ kazanıyor ama 2 maçtır oyununda kopukluklar var. Lige verilen ara sonrası Kartal henüz ritmini bulamadı.
FUTBOLDA hücumun bazı temel prensipleri vardır. Hep takım savunmasının önemine vurgu yaparız. Ancak ‘Takım hücumu’ çok gündeme gelmez. Yetenekli oyuncuların spontan hareketleri ve kararları ile şekillenir hücumlar... Ancak hücumda çoğalma ve hareketlilik gibi prensipleri sahaya yansıtmazsanız iyi organize olmuş savunmalar karşısında zorlanırsınız.BEŞİKTAŞ, Biliç yönetiminde bu sorunları yaşıyor. Rakip ceza alanında duran toplar dışında çoğalamıyor. O kutunun içine 4-5 oyuncu sokamıyor veya bilinçli olarak sokmuyor. Kanat bekleri de yeterli ofansif karaktere sahip olmadığı için oyun sıkışıyor ve üretkenlik gelmiyor. Tüm bunların üzerine arkada oynayan 6 defansif oyuncunun öndeki 4 ofansif oyuncu ile pas bağlantısının ve geçişlerin kopuk olması hücum performansını olumsuz etkiliyor.İŞİ DAHA DA KOLAYLAŞTIBOŞA geçen bir ilk yarının ardından 2. devrede Atiba’yı daha fazla hücum bölgesine göndererek ve önde baskı yaparak başlayan Beşiktaş, rakibini hataya zorlamaya başladı. Demba Ba’nın akıl dolu frikik golü ile 1-0’ı bulan siyah-beyazlıların skor üstünlüğünü ele geçirmesinin ardından işi daha da kolaylaştı. Moral ve güven bulan Beşiktaş, kaleci Ramazan’ın hatasından gelen 2. golün ardından maçı koparttı ve çok önemli bir 3 puana uzanmayı başardı.İLK yarıda iyi oynayan futbolcusu hemen hemen yoktu siyah-beyazlı ekibin. 2’nci yarıda ise Gökhan Töre ve Olcay’ın hareketli oyunlarına Atiba da katılınca daha etkili bir Beşiktaş izledik. İlk yarıda olmayan ‘Hücumda hareketlilik’ 2. yarıda yeterli düzeydeydi. Oğuzhan’ın yerine oyuna giren Kerim Frei’ın da bu hareketlilikte katkısı büyüktü.PASİF OYUNLA OLMAZ!SOSA ve Veli’nin yokluğunda, bu bozuk zeminde gelen galibiyet Beşiktaş açısından çok değerliydi. 2. yarıda hücumda arayan, üreten ve kazanma kararlılığını gösteren Beşiktaş, Ankara’da haklı bir galibiyet elde etti.G.BİRLİĞİ ise ilk yarıda oyunu iyi tuttu. Fakat Başkent ekibi hücumda Bogdan Stancu ve İrfan Can Kahveci’yi fazlasıyla aradı. 2. yarıda böylesine pasif bir oyun ile Beşiktaş’tan puan almaları hemen hemen imkansızdı.
SÜPER Lig’e verilen aralar, süresi ne kadar olursa olsun iyi bir ritim yakalamış takımların düşmanıdır. Ara öncesi 5 maç üst üste kazanan F.Bahçe, Alanya ve Altınordu maçlarında o ritmini kaybetmiş bir takım görüntüsündeydi. ANCAK sarı-lacivertliler dün karşılaşmanın başlama düdüğünden itibaren ortaya kararlılık ve profesyonellik koydu. İki takım arasında mücadelenin ilk yarısındaki en büyük fark kaliteden ziyade ‘Ciddiyet’ti.HEDEFSİZ ve iddasız bir Kasımpaşa takımına karşı ‘Ne yaptığını bilen’ bir F.Bahçe.. Bu bile yeterli oldu ilk 45 dakikada.“KUYT, çok yetenekli bir oyuncu değil” diye başlayan cümleler kuruyoruz hep. Niye? Çalım atmıyor diye. Kaç tane atan var ki ligde? Ancak F.Bahçe’nin en önemli oyuncularından biri tartışmasız. Olağanüstü bir oyun disiplini, yüksek bir oyun zekası ve dün olduğu gibi yüksek gol becerisi... Tüm bunların dışında takım savunmasına olan katkısı da görünmeyen özellikleri. Maçın adamı kesinlikle Kuyt’tı.MAÇIN 2. yarısında deyim yerinde ise ‘1-0’ın üzerine yatmaya çalışan bir F.Bahçe vardı. Tamamen kendi yarı alanına kapanan ve sadece rakip atakları karşılayan bir F.Bahçe.GERÇEK KIRILMA ANIANCAK Gökhan’ın hazırladığı pozisyonu Kuyt, çok iyi bitirince sarı-lacivertiler derin bir nefes aldı. Maç 1-0’ken Castro’nun 6 pastan kaçırdığı gol Türk futbol literatüründe yerli-yersiz kullanılan bir klişe haline gelen ‘kırlıma anı’ydı. Ayrıca 2-0’ın hemen ardından Caner’in çizgiden çıkardığı top da F.Bahçe’nin son 15 dakikaya rahat girmesini sağladı. Dün Kuyt’ın dışında Gökhan ve Egemen de maçın iyileriydi.ZORLUK derecesi yüksek bir deplasmanı galibiyet ile geçmek F.Bahçe’ye çok değerli bir 3 puan kazandırdı. Lakin F.Bahçe’nin dünle birlikte lig sonuna kadar 10 deplasmanı vardı ve ilkini geçti.KASIMPAŞA’YA gelince, bu kadar dinamizmden yoksun ve yavaş oynayan bir takımın F.Bahçe karşısında puan alması çok zordu.HAKEM Mete Kalkavan ise kusursuza yakın bir maç yönetti. Pozisyonlara yakındı. Kartları yerinde kullandı.
MILOSEVIC bir stoper için iyi bir teknik kaliteye sahip. Uzun toplarla oynayan, tabiri yerindeyse ‘dan-dun’ ileri vuran bir stoper değil. Savunmanın ortasında oynayan bir futbolcu için en öncelikli gereksinime de fazlasıyla sahip. Yani yüksek toplarda iyi. Genç yaşına rağmen korkusuz, güvenli, sert ve agresif. İsveç Milli Takımı’nda da oynamaya başladı. Beşiktaş, bu transferle önemli bir iş yaptı.UCUZ, genç ve büyük potansiyele sahip. Tabii ki İsveç’ten Türkiye’ye gelip adapte olmak kolay değil. Kültür ve futbol iki ülkede farklı. Ama Milosevic, Sırp bir ailenin çocuğu. Balkanlı olması uyum sorununu aşmasını sağlayacaktır.