Dünyanın geleceğini belirleyecek önemli kararların oluştuğu günler yaşıyoruz.El Kaide’nin New York’taki ticaret merkezine gerçekleştirdiği saldırının tam da yıl dönümünde ABD Başkanı Obama, insanlığın yeni belâlısı IŞİD’e karşı alınan kararları açıkladı.Obama’nın planına göre Amerika geniş bir koalisyona liderlik edecek, yine havadan desteğe devam edecek ama karadan yapılacak operasyonlara katılmayacak..ABD Başkanı “IŞİD’in İslâm’la alâkası yok. Hiçbir din masumların öldürülmesine göz yumamaz ve IŞİD’in kurbanlarının büyük çoğunluğu Müslümanlar. Devlet değil, bir terör örgütü. Yoluna çıkan insanları katletmek dışında bir vizyonu da yok” diyor.Bırakılırsa oluşturduğu tehdidin Amerika’ya dayanacağını söylüyor ama sonra kendilerini büyük koalisyonun başkomutanı ilân ettiği halde savaşın asıl yükü olan kara operasyonlarından kendi askerlerini sakınıyor.Başkan Obama dün Amerikan askerlerini işin dışında tutmaya dayanan dört aşamalı planı açıklarken, asıl sorumluluğun Irak ve Suriye ile Kürtlerde olacağını söyledi.Başkan Obama, IŞİD cellâtları dişlerini gösterdiğinde Arap askerlerin silâhlarını bırakıp nasıl kaçtıklarını unuttu mu acaba?Başkan ülkesinin ve sorumluluğunu süper devlet olarak üstlendiği özgür dünyanın geleceğini bu korkak askerlere bırakabilir mi?Washington Türkiye’yi teröre karşı oluşturulan koalisyonda aktif görev üstlenmeye razı edememiştir.Türkiye’nin çekincesi Amerika’dan daha kabul edilebilir niteliktedir. 49 vatandaşımız cellâtların elinde rehindir çünkü.Buna rağmen unutmamak gerekir; engeller, mazeretler savaş kazandırmaz.Amerika da, Türkiye olarak biz de terörle savaşın talep ettiği her fedakârlığa hazır olmalıyız.Terörle savaşı kazanmanın alternatifi yoktur!Çarşı’da ucuzlama…Gezi Parkı eylemleri sırasında “hükümeti yıkmaya teşebüs” ettikleri iddiası ile haklarında darbe soruşturması başlatılan taraftar grubu “ÇARŞI” ABD Dışişleri Bakanlığı’nda soru oldu.Bakanlık sözcüsü şu cevabı verdi:“Haberleri gördüm. Barışçıl protesto hakkı dahil ifade ve toplanma özgürlüğünü Türkiye ve tüm dünyada destekliyoruz. Türkiye’nin bu temel özgürlüğü sağlamasını bekliyoruz!”Çarşı’da akıl satılıyor mu?!
Ayıp da, günah da saklanır. Hakim ve savcılar için hazırlanan yasa teklifi iki yanlışı da birlikte içeriyor.Yani hem ayıp edilmiş, hem günah işlenmiş.Sanırım teklifin fikir babaları, özel yetkili mahkemeler döneminde yaşanmış çarpıklıkların ürünü olan bazı olumsuz yargıları ciddiye almışlar.“Avukat tutma, hakim tut” sözü, yargıdaki itibarın dip yaptığı dönemin acı bir hatırasıdır.Ve iktidar tarafından geri getirilmiştir.Adalet Bakanı Bozdağ önceki gün hakim ve savcılara 1155 lira zam ve bazı özel haklar getiren yasa teklifini Meclis’e sunacaklarını açıkladı.Teklif aynı zamanda 1300 hakim ve savcıya sicil affı, silâh getirme hakkı, idari yargıda görev yapan ancak hukuk fakültesi mezunu olmayan hakim ve savcılara sınavsız fakülte hakkı tanıyor.“İşin püf noktası ne?” sorusunun cevabına gelince…Bu ballı teklif 12 Ekim’de yapılacak HSYK seçimi tamamlandıktan sonra yasalaşacak.Yani şartlı, “yap numaranı, al paranı” misali…Yargıçlar ve savcılar, devletin temeli olan adaletin hizmetinde insanlardır. Onlar vicdanları ile cüzdanları arasına sıkışmadan hizmet edebilmelidirler.Aksi halde adalet yara alır.Maaş artışlarını şarta bağlayan yasa da yargıyı ve adalet düşüncesini yaralayacaktır.Bu zamanlama şu gerçeği vurgulayacaktır;Teklifin öngördüğü şartlar gerçekleşirse ne alâ, aksi takdirde hakim ve savcılara maaş zammı ve başka haklar sağlayacak olan teklif sahipsiz bırakılacaktır.İktidar bunu söylüyor..Ama keşke yargıç ve savcılardan biri, bir kaçı “Durun arkadaşlar dünyanın en saygın mesleğini rezil ediyoruz; buna hakkımız yok” diye ayağa kalkma cesareti gösterebilseydi.Bunu Adalet Bakanı da bizzat yapabilir halâ.Şu seçenek var mesela: Birincisi, gök gürültüsü gibi bir ses;“HSYK ya bizim istediğimiz yargı mensuplarından kurulur ya da vaad ettiğimiz maaş zammı ve öteki imkânları rüyanızda görürsünüz!”İkinci seçenek kanun teklifini HSYK seçimleri tamamlanmadan Meclis’ten geçirmek..Hükümet yargı mensuplarının vicdanlarını ipotekten kurtarmak istiyorsa teklifi HSYK seçimi yapılmadan önce kanunlaştırmalıdır.Seçime rüşvetin gölgesi düşmemelidir..
Hiçbir plan mükemmel değildir. Amerika’ya inanacak olursak IŞİD’in bittiğini üç yıl sonunda göreceğiz!Hesabımızı bu vadenin sarkacağı ihtimaline ağırlık tanıyarak yapmalıyız.Çünkü IŞİD zalimliğinin etkileyeceği korku ve kuralsızlıklar, koalisyonu geciktirecektir.Musul’da rehin alınan 49 Türk, IŞİD karşısında Türkiye’nin aylardır elini kolunu bağlıyor.Koca bir devlet, tarihinde boyunduruk kabul etmemiş bir millet bu zillete daha ne kadar katlanabilir?İsrail’in eski cumhurbaşkanı Şimon Perez, katıldığı bir terör konferansında Türkiye’yi hedef gösterdi.Uluslar arası saygın kişiliğe sahip Perez, Türkiye ile Katar’ı teröre destek sağlamakla suçlayarak bu iki ülkeye sert ekonomik yaptırımlar uygulanmasını önerdi.Terör mağduru milletBiz, yüzyılın terörden en çok acı çekmiş ülkesiyiz.Bir terör örgütüne para ve silâh sağlama suçlamasına hedef gösterilmek akla gelebilecek en uç, en kabul edilemez iddia olabilir.Böyle bir suçlamaya hedef gösterilmenin kahredici bedelini yöneticilerimiz ödemeye başladıklarını fark etmiş olabilirler mi?İngiltere Başbakanı David Cameron’ın Avam Kamarası’nda yaptığı açıklama bu konuda ümit uyandırıyor.Cameron şunlarlı söyledi;“Türkiye’nin sınır konusunu Cumhurbaşkanı Erdoğan’la NATO Zirvesi’nde konuştum. Türkiye, sınırındaki güvenliği daha da arttırmak için halihazırda bir çok adım attı ve yardım etmemiz için bizimle işbirliği yapmaya hazır.”Başkan Obama terörle mücadelede bölge ülkelerinin desteğine, katkısına önem veriyor.Neye hazırlanıyor?Zaman son derece önemli. Çünkü IŞİD de boş durmuyor. İngiliz Times gazetesi vahşi terör örgütünün El Kaide militanlarını kendi saflarına çekebilmek amacıyla çalışma başlattığını yazdı.Güvenlik uzmanları henüz açıklanmamış terörü tasfiye planının Türkiye olmadan hiçbir başarı vaat etmeyeceğini söylerken mubalâğa yapmıyor.Bu noktada terör örgütünün elindeki Türk rehinelerin yaratacağı kısıtlamalar önümüze çıkacak.Rehinelerin terörle mücadeleye getireceği kısıtlamalar ve bazı mecburiyetler ABD tarafında saygı görüyor.Başkan Obama’nın zirve sonrası Savunma Bakanı’nı hemen Türkiye’ye göndermesi pek çok şeyi açıklıyor.Rehinler elbette önemli.49 masum insanı cellâtların eline ve insafına bırakmak hiçbir gerekçe ile açıklanamaz.Ama unutmamak lâzım; dehşet içinde terör örgütünün ne yapacağını beklemek, daha büyük maddi ve manevi kayıpların davetiyesi olmaz mı?Dünya terör tehdidine boyun eğmiyecektir!
Ulusal yas etkisi uyandıran facialar yaşamak bizim kaderimiz olmamalı, artık yeter.Neden bu yazıyı değiştiremiyoruz?Yine öfke, acı ve utanç duygusunun dayanılmaz ağırlığı altında eziliyoruz..Uludere ve Soma facialarının yarasını depreştiren katliam boyutunda yeni bir kaza -ki buna cinayet demek daha yerinde olur- İstanbul Şişli’de başımıza geldi.Eski Ali Sami Yen Stadı arazisi üstünde yapılmakta olan rezidans inşaatında işçilerinden onu, bindikleri asansörün 32’nci kattan yere çakılması sonucu öldüler.Bu tür yenilgiler ardından hep olduğu gibi yine ortada suçluları arayan, hayalet kovalayan tipler var. Herkes hesap soruyor. Sorumlular ortada yok.Para acıyı dindirir mi?İşin sahibi olan şirket “Vefat eden kardeşlerimizi rahmetle anıyor, geride kalan yakınlarının mağduriyetini ve acılarını giderebilmek için üstümüze düşen tüm görevleri yapacağımızı kamuoyunun bilgisine arz ederiz” diyen bir açıklama yayınladı.Bu açıklama kurbanların yakınlarına “Olayı büyütmeyin, parası ne kadarsa öderiz” demek anlamına gelmektedir.Tabii her ölümcülük ihmalin parasal bir bedeli olmalıdır ama bunun adaleti de olmalı. Yani hem parasal tazminat, hem cezai karşılık…Olaydan sonra Başbakan da, ana muhalefet partisi lideri de bütün dikkatlerini bu katliam boyutlu iş cinayetine vereceklerini ilân ettiler; ümit yok ama bakalım bir fark görebilecek miyiz?Ama polisin kaza yerinde Toma’larla aldığı koruma tedbirleri, devletin suçlu ve sorumlu nerede ve kimlerdir; cevabını biliyor duygusunu uyandırıyor.Şehit rütbesi korur mu?Olayın kaynak nedeni hep aynı; eğitim ve denetim eksiği. Tabii bir de daha önceki benzer olayların sorumlularından hesap sormayan, adaleti eksik bırakan alışkanlık…İş kazalarına yılda 1700 cıvarında kurban veriyor ülkemiz. İki bin işçi de sürekli iş göremez duruma düşüyor. Yani çoğu ölmekten beter oluyor.Ölüm oranı AB’de 100 binde 2 iken Türkiye’de niçin 100 binde 12?Bu sorunun cevabını bulana kadar pisi pisine ölmeye, bu yüzden acı çekmeye ve utanmaya devam edeceğiz.Onlara şehit rütbesi vermek gerçeği değiştirmez.Acıdan ve utançtan kurtarmaz bizleri.Çünkü rüşvettir!
Çağın en dehşet verici terör örgütü IŞİD yarattığı korku ile kendi sonunu ilan eden hükmü yazdı..A BD Başkanı Obama, NATO zirvesinin neredeyse sırf bu vahşet örgütünü insanlık için tehdit olmaktan çıkaracak tedbiri ve uluslar arası işbirliğini sağlamak amacıyla toplandığını ifade etti.Obama bu mücadelede IŞİD’in yok edilmesi dışında bir seçenek mevcut olmadığını anlatırken El Kaide’ye karşı kazanılmış tecrübeden yararlanılacağını söyledi.Dini aşırılık üstüne kurulu bu terör örgütünün biz de ülke olarak mağdurları arasında bulunuyoruz.Çünkü 49 vatandaşımız ellerinde. Açık bir muhalefetin çıkaracağı maliyet ne olur; bunu iki Amerikalı gazeteciyi katlederken gösterdiler.Soğuk savaş ardından uluslar arası terörizmle mücadeleye yönelen NATO, bu lanetli örgüte karşı insanlığın yalnız güvenliğini değil onurunu da koruyacaktır.Olaylar NATO üyeliğimizin ne kadar hayati bir kazanım olduğunu gösteriyor.İttifak içindeki varlığımız sadece dıştan gelecek tehditlere karşı güvence sağlamakla kalmayacak, ülke içinde üremeye elverişli ortamı da caydırıcılık yoluyla olumlu yönde etkileyecektir.Kesin olmayan tesbitler, IŞİD’te sayıları on bini bulan Cihatçı teröristler arasında 500 kadar Türk’ün var olduğunu gösteriyor.Tam bağımsızlıkçı romantikler tersini düşünüyor olsa da kabul etmek zorundayız, iyi ki NATO üyesiyiz.Türkiye IŞİD’i yok etme kararını paylaşan uluslar arası işbirliğinin tek Müslüman katılımcısıdır.NATO dayanışması iç güvenliğimiz için de sigorta işlevi görecektir.Siyasetin Türkiye’de din istismarıyla zaman zaman ne kadar zehirlendiğini görmek, laik rejimin böyle dış güvencelerle desteklenmesi ihtiyacını kanıtlıyor.Övünebiliriz; hakimler var…Uzun zamandan beri yargıdan aldığımız en güzel haber bu!Yargıtay karısını öldüren kocanın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını onayladı.Bundan böyle eşini öldürüp “Beni aldattı” diye savunma yapanlar, tahrik indirimi alamayacaklar.Tasarlanmış bir cinayetin suçlusu muamelesi görecekler!Demokratik bir toplumun ve demokratik bir devlet işleyişinin örnek bir tecrübesini ülkemizde yaşamak toplumu mutlu ediyor.Buna ihtiyacımız vardı.Şimdi bu haber toplumun dikkatine iyice kazandırılmalı, idam eşiti cezanın caydırıcılığından yararlanılmalıdır.
Ağrıyan yere, sebebi nedir diye bakmadan müdahale etmeye benziyor CHP’deki hayat.Genelbaşkan ve yönetim kadrolarının değişmesi, partiyi ağrıdan kurtarmıyor.Çünkü ağrının sebebine dokunulmuyor.Kongreden başarı ile çıkan kadro çok geçmeden kaynak sorunun olumsuz etkileri altına tekrar giriyor ve parti yeniden “kurultaylık” oluyor.CHP’nin sorunu nedir?Halkın önce dikkatini, sonra güven ve desteğini çekecek bir proje ve program üretememiş olmasıdır.Bu suçlamayı hak etmedikerini ispatlamak için belgeler gönderen parti yöneticileri şunu unutuyor:Seçmen parti programını, üretilen projeleri bilmek zorunda değildir.O farkındalığı yaratmak parti kadrolarının işidir.Olmuyor mazereti kabul edilemez. Hele CHP için..Çünkü bu partinin geçmişinde ihtiyaç duyulan başarının unsurları vardır.Kamu Hukuku ve Siyaset Bilimi Doktoru Selim Sarıibrahimoğlu şu tavsiyede bulunuyor:“CHP şimdi ne yapması gerektiği konusunda aradığı cevapları 1973’te yayınlamış olduğu Ak Günlere adını taşıyan seçim bildirgesinde bulacaktır.”Dr. Sarıibrahimoğlu beyannamede demokratik bir topluma nasıl ulaşılacağı, ülke bütünlüğünün nasıl sağlanacağı, ayrımcılara ve dış mihraklara karşı ülkenin nasıl savunulacağı hakkında çözüm önerileri de yer aldığını hatırlatıyor.İnternet medyası iletişimi, birey hassasiyetlerine toplumsallık kazandırıyor.CHP bu imkândan yararlanmayı biliyor mu?Son zamanlarda artan yolsuzlukları örtme girişimlerini her gün artan sayılarda vatandaş hazmetmekte zorluk çekiyor.İktidarın yanlış işleri karşısındaki suskunluk, CHP’yi suç ortağı konumuna sokuyor halk katında.CHP muhalefetinin “nakıs icraatı”nı hatırlayalım...AKP eğitim sisteminin dinsel eğitim üstüne inşa edilmesini onayladı, CHP sesini çıkarmadı;AKP Kuran kurslarında yaş sınırını ve milli eğitimin denetimini kaydırdı CHP yine sessiz kaldı;Bu adımlar laikliğe elveda idi.Ülkenin kurtarıcısı ve kurucusu “ayyaşlık”la suçlandı CHP yine kendisine yakışacak tepkiyi vermedi.Deniz Feneri rezaletinin ve dört bakan hakkındaki dosyaların unutturulmak istenmesi?..Dirilmek için CHP’nin bu davaları unutturmayacak enerjik bir muhalefet işlevi üstlenmesi gerekiyor.Kurultay çözüm getirmeli, başka bir kurultayların basamağı olmamalı!
NATO için söylenecek en doğru söz... Allah muhtaç etmesin ama eksikliğini de göstermesin...İttifak üyeleri, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün Rusya tarafından ihlâl edilmesinden ancak 6 ay sonra bir zirvede buluşabildiler.Uluslararası medya, Galler’in Newport kentindeki buluşmanın NATO tarihindeki en önemli zirvelerden biri olduğunu yazıyor.Gündemin önde gelen meseleleri Ukrayna’daki kriz, Afganistan’ın geleceği, IŞİD’le mücadele ve tabii müttefik ülkelerin gizli servisleri ile birbirlerinin gizli haberleşmelerini dinlemeleri...NATO üyesi ülkelere yönelik tehditlere karşı daha gelişmiş bir müdahale gücüne dönük ihtiyaç, ortak bir teşhis gibi duruyor.Ukrayna’nın bu alandaki mağdur konumu, mukabele refleksinin çok zayıf kaldığını ortaya koyuyor.Erdoğan’ın şansı...Bu tedbir Rusya’yı gösteriyor ama IŞİD’in doğurduğu benzersiz tehditler bu insanlık dışı vahşet örgütünün zirveyi daha fazla meşgul edeceğini düşündürüyor.Financial Times Başkan Obama’nın NATO zirvesini bütün dünyaya mesaj verecek aktif bir dış politika hamlesi için kullanmasını diliyor.Ardından Başkan Obama’dan gerçek bir liderlik için dış politika ekibini değiştirmesini istiyor.Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın zirvede elde edeceği en somut sonuç Merkel’in Türkiye’yi dinledikleri için özür dilemesi ve hiç değilse yüksek dereceli haberleşmeyi dinlememe sözü vermesi olabilir mi?Şimdiye kadar Almanya özür bir yana dinlememe sözü bile vermeye razı olmadı.Kuzuların sessizliğiAlmanya’daki muhalefet kendilerini dinlediği için ABD’ye tepki gösteren Merkel hükümetinin Türkiye konusunda ikiyüzlü davrandığını savundu.Hürriyet’e değerlendirme yapan bir Alman parlamenter çok dikkat çekici bir zaaf teşhis ediyor:Almanya’da üç milyon Türk yaşıyor.Siyasette sinek vızıltısı etkisi bile uyandırmıyor bu büyük kalabalık.Ve dinleme skandalına rağmen Merkel hükümeti iç politikada hiç zorlanmıyor.Türkler değil de demokrasi kültürü gelişmiş bir ülkeden olsalar, Merkel hükümeti tarafından en azından daha ciddiye alınır kılacak bu büyük kitle, bu olayda varlığını duyuracak bir etki yaratamıyor.Bayağı etkileyici bir ibret dersi almış olmalıyız.Eğitilmediği, ortak çıkar bilinci kazandırılmadığı ve iyi örgütlenmediği sürece nüfus büyüklüğünün güç üretmediğini bakalım ne zaman anlayacağız..
Gündem yaratmakta AKP ile aşık atacak başka bir iktidar var mıdır bilmem.Cumhurbaşkanı Erdoğan Azerbaycan’a giderken hava limanında beklenmedik bir açıklama yaptı:Atatürk Orman Çiftliği’nde Başbakanlık olacak sanılan binaların Cumhurbaşkanlığı yapılacağını boşalacak olan tarihi Çankaya Köşkü’ne de Başbakanlığın taşınacağını bildirdi.Cumhurbaşkanı bu önemli karar için “Aramızda planlamış durumdayız” ifadesini kullandı.Çankaya Köşkü gibi emsalsiz tarihi değere sahip bir yapı nasıl bu kadar kolay gözden çıkarılabilir?ABD Başkanı Obama bir yurtdışı ziyarete giderken ayak üzeri Beyaz Saray’ı Başkanlık lojmanı olmaktan çıkardıklarını söylemeye kalkışsa gök kubbeyi başına indirmezler miydi?Tanık olduğu sahne olduğu tarih yani Kurtuluş Savaşı, cumhuriyetin kuruluşu ve onu izleyen devrim yılları Çankaya Köşkü’ne yeni bir rol biçerken daha saygılı davranmayı hak ediyor.İktidar Yeni Türkiye’yi halkın saygısızlık kabul edeceği rencide edici adımlar atarak mı inşa edecek?Sakın kimse “Bu karar uzun istişareler sonunda oluştu” demesin.Çankaya Köşkü’nün tarihi işlevini değiştirecek bir karar verilecekse halkın oyu sorulmalıdır.Yeni Türkiye bugün kuruluyor değil.Cumhuriyet’le kuruldu.Atatürk’ün anısına yönelecek inkâr adımları Türkiye’yi yeni yapmaz, eskiye götürür!Haydi NATO!IŞİD’e karşı madem ki PKK savaşıyor, o zaman neden ona silâh verilmiyor?Yıldızı parlayan siyasetçi HDP Eşbaşkanı Selâhattin Demirtaş böyle bir soruya Türkiye’nin hazırlıklı olması gerektiğini söylemiş...Alman hükümetinin IŞİD’le mücadelede Irak Kürtlerine destek için silâh yardımına olumlu yaklaşması tartışma yarattı.Demirtaş “Irak’ta Kürtler bağımsızlık ilân ederse ilk tanıyan Türkiye olmalıdır“ diyor ama Alman medyasında beliren sorulara doğru cevapları yine Alman medyası veriyor.Mesela Lausitzer Rundschau...“IŞİD kasaplarına karşı başarılı bir savaşın ardından ne olacak?Alman silâhları Kürtlerin devlet ilan edip Irak’tan kopmasını ve Irak’ın dağılmasını hızlandırmaz mı?Peki Kürtler ya bu silâhları NATO müttefiki Türkiye’ye doğrultursa?”Cumhurbaşkanı Erdoğan, tam da Hızır gibi yetişen NATO zirvesini umarız iyi kullanır.NATO Kürtlerde hayal uyandırarak çözüm sürecine zarar verecek fanteziler üretmeye dilerim heveslenmez!