Türk vatandaşı olma ayrıcalığı

29 Eylül 2014

Hayatımın en tedirgin tatiline çıktım. İkinci gün rehineler bırakıldı. Kâbus pembe bir rüyaya dönüştü.Kriz hangi şartlarla aşıldı, halâ tam bilmiyoruz.Zaten bu ayrıntıyı önemsemiyorum.Çünkü pek az sebep rehineleri o vahşi örgütün elinden kurtarmanın başarısını ikinci plana itebilir?Emeği geçen herkesin eline sağlık...Rehinelerin özgürleşmesi bölgede olumlu olumsuz pekçok faktörün değişmesi sonucunu doğurmuştur.Yalnız rehineler değil, asıl T.C. Devleti tehdit ve şantaj zencirlerinden kurtulmuştur.Türkiye’nin mazereti kalmamış ateşe bitişik bir devletten ne istenebilirse istenmeye başlamıştır.IŞİD’in güneydoğu sınırımızda oluşturduğu tehdit, PKK ile yürütülen müzakereleri aksatmaya başlamıştır.İster istemez çözüme ilerleyen süreç Irak ve Suriye’de nisbi bir istikrar oluşana kadar askıya alınacak, bekleyecektir.Bu ne kadar zaman alacaktır; uzmanların verdiği cevaplar çok cesaret arttırıcı değildir.Savaşa hayır ama...Bu kıyamette, yerde bulunmuş bir piyango biletine büyük ikramiye çıkması kadar sürpriz lâzım bize.Türkiye tabii ki elini ateşe sokmak istemeyecek.IŞİD’in sebep olduğu tehdit, bizi 1. Dünya Harbi’ne sokan oldu-bittinin yanlışına tekrar sürükleyebilir.Rehineler verilene kadar “Türkiye olmadan olmaz, kara harekâtı olmadan olmaz. Yanlız hava desteği yetmez” mazereti dinleyici buluyordu.Artık bulamıyor. Başkan Obama’nın bu konudaki görüşüne Cumhurbaşkanı Erdoğan da katılmış görünüyor.Türkiye’deki siyasi muhalefet doğal olarak savaşın bir unsuru olmayalım diye hükümeti uyarıyor.Ama işe yarar mı?Türk’e de Kürt’e de yeterTürkiye IŞİD’e karşı kurulan koalisyona nara atarak katılmayacaktır. Bu istenmeyen alternatifi ancak uğursuz bir tahrik hayata geçirebilir.Devlet, vatandaşına refah ve güvenlik sağlamak için vardır. IŞİD’in cehennemi ibret yaratmıştır.Atalarımız “bir musibet bir nasihata bedel” demişler.Kıdemli Kürt siyasetçi Hatip Dicle bölünme endişelerinin modası geçmiş bir takıntı olduğunu anlatırken “milli geliri 10 bin dolarlık bir ülkeden (Türkiye’den) ayrılıp fert başına milli geliri 1000 dolar olacak bir ülkeyi tercih etmenin mantıklı olmadığını söyledi. Doğru..IŞİD vahşeti de şunu öğretti:Ayrılık ve bölünme güven duygusu kazanmamış toplumlara özgü hastalıklar.Yöneticileri serbest seçimle belirlenen bir ülkenin vatandaşı olabilmek ayrıcalıktır dünyamızda.Türkye’nin Kürtleri bu ayrıcalığı takdir etmelidir!

Devamını Oku

Mahkûm değiliz ...

18 Eylül 2014

PKK’nın Kandil’deki liderlerinden Murat Karayılan tehditkâr bir tepki gösterdi.Türkiye’nin sınırda oluşturulması muhtemel tampon bölge hazırlığını hedef alıyordu.Suriye’deki cehennem en çok Türkiye’ye zarar verdi.Savaştan kaçanların sığınağı durumuna gelmenin maliyeti Türkiye’nin milli güvenliğine ve ekonomik istikrarına zarar verecek boyutlara dayandı.Güvenlik, sağlık ve beslenme tampon bölge uygulamasında ev sahibi ülke için olduğu kadar misafirler için de yararlı oluyor.Körfez savaşındaki tecrübemiz bunu kanıtlıyor.Ama Kandil’den Karayılan’ın son çıkışı “Kasap et derdinde, koyun can derdinde” deyişini hatırlattı.Karayılan “Bahsedilen, bir tampon bölge oluşturmaksa bu çok tehlikeli bir şey olur. Tampon demek Kürdistan’ın işgali demektir. Tüm Kürt halkına karşı yeni bir savaş başlatma anlamına gelir” diye konuştu.Öyle bir durumda çözüm süreci diye bir şey kalmayacağını da ekledi.Bir yanda Kürt siyasetçi Hatip Dicle’nin bağımsızlık peşinde olmadıklarına dair beyanları öbür yandan Güneydoğu’daki terör saldırıları Molotof ateşleri...PKK’nın niyeti ne; gerçekten sorgulanmayı hak ediyor.Çözüm süreci bu kadar ilerlemişken psikolojik havayı zehirleyen bu eylemler Öcalan’a veya Karayılan’a rağmen yürütülebilir mi?Biraz samimi olalım..Kürt siyasetçiler, devletle örgüt arasında süren görüşmelerden daha sonuç alıcı bir zemin önerebilirler mi?Financial Times dün Kürt silâhlı güçlerinin IŞİD’e karşı kazandığı başarılar sayesinde, Batılı ülkelerin gözünde daha önce sahip olmadıkları bir meşruiyetin kapısını araladığını yazdı.PKK bu kazanımı pazarlık masasında koz olarak kullanmayı mı hayal ediyor?“Terörle pazarlık edilmez” diyenler haklı çıkmaz inşallah!Mahkeme kararıAİHM’in “Zorla din dersi olmaz” hükmü içeren kararı, imam hatip okullarını doldurmak için hile yapmayı dahi göze alanları şaşırttı.Mahkemenin yeni ve eski iki Türk yargıcı ne yapılacak; açık açık söylediler:IŞIL KARAKAŞ “Bu karar ardından din dersleri zorunlu olamaz“ dedi.RIZA TÜRMEN “Din dersi hemen seçmeli ders haline getirilmelidir” dedi.Başımızda kendisine yararı olacaksa kanunları çiğneyen bürokratları kanun çıkararak koruyan bir iktidar var.Bu işi de yine o gözü kara bürokratlara havale ederler mi?Sürpriz olmaz.Burası ne de olsa bir kanun devleti!

Devamını Oku

AİHM’nin çok önemli kararı

17 Eylül 2014

Tanrı AİHM adaletine mahkûm bırakmasın bu ülkeyi. Çünkü dini kullanan siyaset sık sık “imdat” çığlığı attırıyor vatandaşına..Cumhurbaşkanı Erdoğan görülüyor ki eski alışkanlığını sürdürerek günde en az bir söylev verecektir.Son konuşmasını esnafa yaptı. “İslâmi terör diye bir kavramı asla kabul etmedik, etmeyiz“ dedi.Keşke terörün varlığı veya yokluğu bizim kabulümüze bağlı olsa.Ne yazık ki öyle değil.Şiddeti kutsallaştıran radikal İslâma karşı toplumları inanarak uyanık tutmak onları kazanmak, hem zor başarılıyor hem de uzun ömürlü olamıyor.Şunu biliyoruz ki din adına öldürmek Allah inancına yöneltilmiş en kaba inkârdır. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın söylemleri keşke işe yarasa. Yaramıyor. Ortada itiraz edilmesi zor bir tespit var:“Müslümanların hepsi terörist değil ama teröristlerin neredeyse hepsi Müslüman!..”Terör insanlık onuruna hakaretin bir aracıdır.Radikal dincilerin derdi kutsal kitapların ceza kanunu olarak uygulandığı mutlakçı bir iktidar kurmak ve kitleleri bu amaç için korkutarak şartlandırmak ve zalimce kullanmaktır.Bereket çağdaş devlet, insan haklarını ve onurunu koruyacak kurumları yaratmış ve sözünü dinletecek gücü de onlara vermiştir.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi “çok önemli bir karar”a imzasını attı.Mahkeme zorunlu din derslerinde Sünni inanışının öne çıkarıldığına ve Alevi çocuklarının bu derslere mecbur tutulduğuna yönelik şikâyeti haklı buldu.Hem de oybirliği ile...Mahkemenin eski yargıcı Rıza Türmen kararı şöyle yorumluyor:“Din dersinden çekilme hakkı olmayan tek ülke Türkiye’dir .Karar, zorunlu din dersine son veriyor Uygulama da ancak böyle olur.”İktidarın AİHM kararları karşısındaki tutumu para cezasını ödeyip mahkeme kararını çöpe atmaktır.Kararın Türkiye için önemini dileriz iktidar sahipleri farkederler.Yoksa geride ne laiklik kalacak ne hukuk!Daraltılmış MGKCumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığında dün Çankaya’da bir güvenlik toplantısı yapıldı.Olaylar sürekli bir kriz odası çalıştırmayı haklı gösterecek vahamettedir. Bir sorun bitmeden yenisi karşımıza çıkıyor.Daraltılmış MGK, kışkırtmaya ve patlamaya elverişli ortamımızı kazadan belâdan koruyacak bir imkânı yaratmış olabilir.Yeni kurulu mükemmel hale getirmenin bir yolu da ana muhalefet partisi liderini bu kurula dahil etmektir.Hem milli güvenlik daha milli hale gelir, hem de muhalefeti büyük sorumluluğa ortak etmenin geleneği oluşur.

Devamını Oku

İşte aranan anahtar bu!

16 Eylül 2014

Demokratik Toplum Kongresi’nde eşbaşkan seçilen Hatip Dicle Vatan yazarı Hüseyin Yayman’a tarihin seyrini etkileyecek şeyler söyledi.Yaptığı açıklamaların en önemlisi Kürt sorununun çözümü adına alınıp uygulanacak kararların Türkiye’yi bölmeyeceği konusunda kuvvetli ifadelerle adeta garanti vermesidir.Kürt hareketinin önderlerinden Hatip Dicle “Devletin ve PKK’nın hedefleri değişti” diyor;“Devlet o dönemde ‘Biz bunları bastırırız’ diyordu, olmadı.PKK’nın hedefi neydi?PKK ‘bağımsız ve birleşik bir Kürdistan’ diyordu, onun da olmayacağı görüldü.”Yani şu anda çözüm sürecini sonuçlandırmak için zemin oluşmuştur.Çarenin neden bölünme olmadığını açıklarken Hatip Dicle înkâr zihniyetini terk eden devletin geçmişe göre fark yarattığını ifade ediyor.Ve anlaşma şansı elbette şimdi daha yüksek olacaktır.Milli geliri 10 bin dolarlık ülkeden ayrılıp 1000 dolar olacak bir ülkenin tercih edilemeyeceğini söylüyor!Haklı ve mantıklı bir tesbittir.Özellikle son on yılda PKK’nın kan dökücü bahanelerinin önemli bir kısmı reformlarla ortadan kalkmıştır.Yolun fazlası geçilmiştir. Geri dönmenin maliyeti daha ağır olacaktır.Hareketli bir coğrafyanın ortasında küçük bir devlet olarak sürekli tehlike yaşayacak yerde çoğulcu bir ülkenin hukukla güvence altına alınmış vatandaşlığını tercih etmek daha akılcı bir seçim olmuyor mu?İktidarların serbest seçimlerle belirlendiği bir ülkede devlete karşı silâhlı isyan kabul edilemez. Maksat ayrılmaksa onun da ifade biçimi demokrasidir, serbest seçimlerdir.Türkiye’de Kürt sorununun geldiği yer, çözümün eşiğidir.Hatip Dicle’nin dedikleri masada tekrarlandığı gün, insani değerleri yerlerde sürükleyen PKK terörü tarihe karışacaktır.Yeter ki başta Öcalan, tüm örgüt liderleri merhamet ve özveri kavramlarından haberdar olduklarını göstersinler!Ne borcumuz var?Mezhep kardeşliğine endeksli dış politika, bir daha başvurmayacağımız bir siyaset olmalı.İngiliz Guardian gazetesi rencide edici bir değerlendirme yaptı bizim için.Gazete IŞİD’e karşı oluşturulan koalisyonu değerlendirirken “Türkiye koalisyonun en zayıf halkası” dedi.IŞİD’in elindeki 49 Türk rehine isteksizliğimizi belki bir miktar mazur gösterirken Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Katar’ın sınırdışı etmeye çalıştığı Müslüman Kardeşler örgütünün sürgündeki liderlerini Türkiye’ye davet etmesi ne anlama geliyor?Bilmeliyiz ki İhvan’ın getireceği dost üreteceği düşmandan fazla olmaz!

Devamını Oku

Yeni dönemin hakkını vermek

15 Eylül 2014

Başbakan Davutoğlu bir grup medyaya önemli mesajlar içeren bir mülâkat verdi.Böyle toplantılar siyasetçiyi en olumlu, en tutarlı fotoğrafı ile kamuoyunun karşısına çıkarır.Başbakan Davutoğlu’nun açıklamaları da farklı olmadı.Hatta ötesine geçmesi için sebebi var. Çünkü iktidar partisi kökten, ana muhalefet partisi önemli denilebilecek nitelikte değişimler geçirmiştir.Rollerdeki değişimin ilişkilerde, söz ve davranışlarda olumlu etkiler yaratması beklenmeliydi.Başbakan hatırlattı:“Sayın Cumhurbaşkanı 10 Ağustos akşamı bir çağrıda bulundu. ‘Yeni dönem başlıyor’ dedi. O günden bu güne siyasi tartışmanın parçası olacak herhangi bir sözü yok..”Başbakan’ın açıklamaları Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı muhalefetin eleştirilerinden korumaya dönük bir kararın varlığını düşündürüyor.Çelik yelek gibi... Davutoğlu muhalefete yumuşama çağrısı yaparken bu amacı gerçekleştirecek yol ve yöntemi de kendine göre açıkladı;“Artık muhatapları benim.. Cumhurbaşkanı siyasetin üstündedir” dedi.Cumhurbaşkanı’nın muhalefetten gelecek ateşe karşı çelik yelek işlevi görecek bir tedbirle korunması kabul edilebilir mi?Zaten güçler ayrılığı ilkesi delik deşik hale gelmiş ve iktidar adeta denetimsiz kalmıştır.Burada ihtiyaç denetime başka aletler kazandırmaya sıra gelmiştir.Mesela CHP de köklü sayılacak bir değişim geçirmiştir son Kurultayı ile.Acaba ana muhalefet bir gölge kabine kurmayı düşünmek için daha ne bekliyor?Nesiyle ünlenecek?Batıda iktidarlar üstünde etkin denetim kurarken bir yandan da muhalefeti hükümet olmaya hazırlayan gölge kabine uygulamasını biz de denemeliyiz.Dönemin en hassas sorunu hukukun üstünlüğüne saygı eksiğidir.Bu çarpıklıktan ne zaman kurtulacağız?Davutoğlu’nun bir cevabı ümit vericidir.Soruluyor: İleride hangi özelliğinizle anılmak istersiniz?CEVAP: “Menderes yollar, Demirel barajlarla anılıyor. Cumhurbaşkanımız da çok yatırıma imza attı. Duble yollar, Boğaz geçişi gibi. Ama milli iradeyi egemen kılmakla anılacaktır.Bense evrensel ölçekte demokrasi küresel güç olmuş bir Türkiye hedefini söylemek isterim.”Davutoğlu bu cevabı hiç düşünmeden vermiş.Bu refleks Genel Yayın Müdürümüz İsmail Yuvacan’ı etkilemiş.Çünkü bir hazır cevaplığı değil, üstünde düşünülmüş ve sindirilmiş bir ideali işaret ediyor. Haydi inşallah!

Devamını Oku

Gerçeğin yolu açık dursun..

13 Eylül 2014

Demokrasileri ayakta tutan, iktidarları güvenilir yapan güç temiz siyasettir.Özellikle 17 ve 25 Aralık rüşvet ve dolandırıcılık operasyonundan sonra Türkiye’de siyasetin bu özelliği zayıflamıştır.İktidar dört bakanı ile bulaştığı bu çamurdan sakınmayla çalışırken zaafını daha fazla belli etti.Çünkü bu suçlamalar şiddetle kovuşturulacak yerde suçlamayı yönelten irade, bir darbe teşebbüsünün kaynağı olmakla suçlandı.Çocukça bir şaka gibi…Sonra operasyonun hedef aldığı bakanlar Muammer Güler, Zafer Çağlayan, Egemen Bağış ve Erdoğan Bayraktar hakkında düzenlenen fezlekelerin Meclis’te daha fazla oyalanamayacağı görülerek zorunlu adım geç de olsa atıldı.Dört eski bakanla ilgili yolsuzluk ve rüşvet iddialarını soruşturmakla görevli komisyon kuruldu fakat bu sefer de zaman kazanma taktiklerinin uygulanmasına geçildi.Haziran çok uzakBaşarı da elde edildi. İktidar partisi cumhurbaşkanı seçimi sürecinde 17 Aralık ve 25 Aralık operasyonlarının gölgesinde yıpranmaktan kendini koruyabildi.Şimdi hedef bir yolunu bularak 2015 Haziran’ındaki genel seçimi bu dört bakan hakkındaki soruşturmanın yıpratıcı etkilerine karşı korumaktır.Çünkü soruşturma hakkıyla hukukuyla yapılacak ve hedefine ulaşacak olursa, önümüzdeki genel seçimin bu soruşturmadan etkileneceğini herkes tahmin edebilir.Komisyonun başkanı AKP’li Hakkı Köylü komisyonun 1 Ekim’den önce toplanmasına ve fezlekelerle ekli belgelerin komisyon dışına çıkarılmasına izin vermedi.İktidar taktisyenlerinin zaman kazandıran oyunlar konusunda Meclis açıldıktan sonra ne yaratıcılıklar gösterecekleri merakla bekleniyor.Söz kamu vicdanındaİktidara yönelik yolsuzluk iddiasında bulunanları darbeci suçlaması ile susturmanın cumhurbaşkanı seçimi sürecinde yararı görülmüş olabilir ama önümüzde sekiz-dokuz ay var; çok uzun bir zaman, milletvekili seçimlerine kadar kullanılamaz bu susturu silâh.Doğru seçenek önce iddiaların gerçekle ne kadar örtüştüğünü saptamaktır.Olayın bu yanı aydınlatıldığı takdirde iktidarın Meclis’teki çoğunluğuna dayanarak suçlanan bakanları Yüce Divan’a göndermemesi büyük bir sorun yaratmaz.Çünkü öncelikli ihtiyaç dört bakanın Yüce Divan’a verilip mahkûm edilmeleri değil suç işleyip işlemediklerine toplumsal vicdanın karar vermesidir.Halkın kanaati daha yönlendiricidir.İktidar partisi dört bakanı halka rağmen korumaya devam edemez!

Devamını Oku

Torba yasa mı çuvallama mı?

12 Eylül 2014

Torba yasa Meclis’in kanun çıkarma hızını arttırmak için mi yoksa eksiği yanlış bir işlemle gidermek için mi kullanılıyor?Torba, parlamenter sistemin özüne ters işlemdir.Bu yönteme başvuran iktidarlar kolaycıdır. İstismarcıdır.Yasama faaliyetinin hakkı verilmez. Her şey aceleye getirilir.Torba yasa isminden çok yamalı bohça tanımı daha fazla yakışır yapılan işe…Çalışma Bakanı Faruk Çelik, asansör faciası ile gündeme gelen iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri, taşeron çalışanları kadro düzenlemeleri için yeni torba yasa çıkarılacağının işaretini verdi.Bu ümidi bakanın şu sözleri uyandırdı:“Taşeronlaşmadaki keyfilik köleliktir; yasa çıkaracağız.”Her kötülüğün peşinden bir torba yasanın yetişmesi torba değil, yamalı bohça yaratıyor. Yasaların bütünlüğü kayboluyor.Çünkü yasalar parlamenter demokrasinin denetim imkânlarından tam yararlanmadığı için uygulama yeni torba yasalar çıkarma ihtiyacını doğuruyor.Bakanın işaretini verdiği torba yasanın 17 Ekim’den önce Meclis’e sunulması gerekiyor. Aksi halde bütçe görüşmelerinin başlaması torbanın “çuvallaması” riskini doğuracak!Maden işçilerinin iş güvenliği ve sağlığı ile ilgili düzenlemeler elbette çok önemli.Ama burası, “kaytarmasınlar diye” maden işçilerinin yer altında kullandığı asansörün kapısına kilit vurulduğu bir memlekettir.TTK Üzülmez Müessese Müdürü, ocaktaki asansörün sadece mesai saatlerinde kilitlendiğini söylemiş..Tanrım, bize önce akıl, fikir, sevgi, saygı ver.Kanun sonra gelse de olur!Öldürmemek için AB fonuAsansör faciası ile üst geçide çarpan damperli kamyonun görüşüldüğü Bakanlar Kurulu faydalı olmuş!AB Bakanı Bozkır “Meslek içi eğitim ve layıkıyla teftiş için AB fonlarından daha çok yararlanacağız” demiş.Yani hem evrensel kurallara saygısızlık ederek insan hayatı ile oynayacağız, sonra da bilgi ve denetim eksiğimizi gidermek üzere Avrupa Birliği fonlarından para alacağız.Bakan bunun ayıbı olmadığını söylemeye getiriylor.Milliyet’e verdiği mülâkatta Bakan Volkan Bozkır “AB olmasa demokratik reformları yapamazdık” diyor.Affedersiniz ama buna “düştüğü yerden bir avuç toprakla kalkmak” diyorlar bizim memlekette.Öldürmemek için öğretmen parası almayı ayıp sayıyorlar!!

Devamını Oku