Doğru yoldaysanız hızlanmak iyidir. Geçtiğimiz hafta hızlanmanın erdemini anladık..Çözüm Süreci ayak sürürken patlak veren olaylar, gerek iktidarda, gerekse sokakta felâket habercisi gibi algılanmadı.Ender görülen bir şey oldu.İki taraf da soğukkanlılığını kaybetmedi. Hatta daha fazlası..Economist dergisinde şu yorum çıktı:“IŞİD’e karşı PKK’nın güç gösterisi ve laik olması, Kürt isyancıları Amerika için IŞİD’e karşı potansiyel müttefik haline getirdi.”Geçen hafta Çözüm Süreci kızgın kayalara çarpıp dağılabilirdi. Çünkü havadaki elektrik dayanılır gibi değil.Başbakan Davutoğlu’nun yeni bir hamleye Akil Adamları toplayarak hazırlanması doğru bir seçimdir.Aslında iktidarın dışardan gelecek akla ihtiyacı yok. Aranan şey tarihi bir vebal doğacaksa bunu paylaşacak itibarlı insanları bulmaktır. Bir başka deyişle... Kabul cephesinin kalitesini yükseltmek...Çözüm Süreci Kürt siyasal hareketinde kırılma ve bölünme yaratır mı?Yol haritasının silâh bırakma basamağında tökezlediğini görmek, önümüzdeki yolun güvensiz olduğuna işaret etmez.“Bölge kan ve ateş içindeyken nasıl silâh bırakalım?” diye soracak kişilere cevap vermenin zorluğu ortada.Kürt yanlısı milletvekili Altan Tan Economist’e “Öcalan ile PKK arasında sıkıştık kaldık“ diye yakınmış.Öcalan, çözüm için feda edilmez bir anahtar olduğunu sürekli iddia etmek ve bu iddiayı hak etmek zorundadır.Çünkü “Öcalansız PKK” üzerine fikir jimnastiği yapanlar son zamanlarda çoğalıyor.Öcalan’a rolünü rahat oynamasını sağlayacak şartları yaratarak müzakerelerin verimini arttırmak, belli ki sıradaki ilk talep olacak.Bunu mesele yapmak ise iki taraf için de pire için yorgan yakmak hatası olacaktır.Sakınalım böyle bir hatadan!Çankaya...Cumhurbaşkanı Erdoğan Cumhuriyet Bayramı resepsiyonunu Atatürk Orman Çiftliği’nde yapılan yeni Cumhurbaşkanlığı binasında verecek.Davetiyeler gitti.Atatürk, cumhuriyet ve Çankaya...Bu üçlü, imparatorluk enkazından yükselmiş mucizevi kurtuluşun simgeleridir.Tayyip Erdoğan tarihe bir not düşmeye heves ettiyse, aklına koyduğu mesajı keşke bu üç değere saygısını ve minnetini göstererek verseydi .Dar mı geldi Çankaya?Fiziki bir ihtiyacın karşılanması mı yoksa Çankaya’nın hatırlattığı güzel şeylere alternatif yaratmak mı maksat?Çankaya bir siyasetçi için doruktur.Layık olanlara ne mutlu!Takdir etmeyenlere geçmiş olsun!
Bakanlar “Avrupa’da da böyle” diyor. Güvenlik Paketi, altın kâsede sunulan zehir gibi...“Yeni Yargı ve Güvenlik Paketi” özel yetkili mahkemeler dönemini aratmayacak görünüyor.Çünkü yeni düzenlemeler evrensel hukukun standartları ile uyumlu olamayacağı için içerde hak-adalet çağrıları, dışarda da AB nornmlarına uyumsuzluğun şikâyetleri bağlamında ağlama duvarı inşa edecektir.Hukukçular arasında büyük bir çoğunluk, yeni pakette hak ve özgürlükleri genişleten değil, tersine daraltan bir iradenin yargıya yön verdiğini düşünüyor.Tipik örnek şu:Ev ve işyeri aramaları “kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillere” dayanırken şimdi “makul şüphe” yeterli olacaktır.Somut delilden makul şüpheye.. Bu ne değişim?Caydırıcılığı arttırmak uğruna hukukun vazgeçilmez ilkelerini göz göre göre çiğnemek, güvenliği mi güçlendirir?Tutuklama şartlarını delilden şüpheye indirgemek polis devleti hayali kuranların iştahını kabartmaz mı?Çünkü bu düzenlemeler bireyin özgürlüğünü genişletmiyor, bireyi güçsüzleştirerek devletin gücünü arttırıyor.Yönetenleri o gücü kötüye kullanmaya tahrik edecek -fırsatlar demeyeceğim- tuzaklar hazırlıyor.Adalet terazisinin bir kefesine somut delil, öbür kefeye soyut şüpheyi koyarak kuracağımız yargı düzeni Türkiye’yi içerde, dışarda adaletli bir ülke yapmaz.AİHM’nde en çok şikâyet edilen, en çok suçlanarak yargılanan AB devleti yapar.Bol bol tazminat öderiz!Koruma kollamaDört bakanla ilgili TBMM Soruşturma Komisyonu manşetlerde gezinmeye başladı.Seçime doğru bu sıkıştırma daha da sıklaşacaktır.Savcı yetkisi kullanan komisyonun milletvekili üyeleri, dört eski bakanla ilgili suçlamalar için fezlekeleri komisyon başkanı AKP milletvekili Hakkı Köylü’den alamıyor.Ama Cumhuriyet’in verdiği habere göre suçlanan dört bakanın avukatları dosyaların kopyalarını elde edebilmiş durumda.Rüşvet ve yolsuzluk iddiasına dayanan suçlamaların seçime giderken iktidar partisi için sıkıntı doğuracağını kimse inkâr etmiyor.O nedenle AKP’nin çoğunluk gücünü, soruşturma komisyonunun çalışmalarını engellemek ve soruşturmayı Haziran’daki genel seçimin sonrasına aşırmak yolunda kullanmaya karar verdiğini her davranışı ile belli ediyor.Halkın gerçekleri öğrenme hakk bakalım “arkadaşlarımızı yedirmeyiz” iddiasına üstün gelecek mi?
Hükümet “torba yasa”lar üretmekten ve yeni reformlar paketlemekten başını kaldıramıyor.Gündemde Çözüm Süreci takviminin son taslağı ile iç güvenlikle yargıdaki yeni düzenlemeleri içeren iki paket bulunuyor.Düzenlemeler şu anda suçtan caydırıcı yaptırımlar gibi görünüyor.Ama ezeli zaafımız yine önümüzü tıkayabilir. Yani aceleye getirmek ve itirazlara kulak vermemek.Nitekim ana muhaefet daha birinci adımda düzenlemeleri Anayasa Mahkemesi’ne iptal ettirme hamlesi yapmıştır.Polis ve adliyeyi ilgilendiren paketler için uzmanların ne düşündüklerini anlamak çok önemlidir.Onlara bu ihtiyacı karşılamaları için gerekli zamanı tanımak yanlışları tekrarlamaktan bizi koruyacaktır.Kazanılan zamanı Çözüm Süreci’ni harekete getirmek yolunda kullanmak da yerinde bir tercih olacaktır.İç Güvenlik ve Yargı paketleri aynı zamanda Çözüm Süreci’nin kör topal ilerlemesindeki kaynak sorun oluşturuyor.Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş’un süreç için “Seçime kadar biter” demesi, zor bir hedef gibi duruyor.Çünkü sürecin daha önce seçim ortamını iktidar partisi yararına etkilemek amacı ile kullanılması güvensizlik doğurmuştur.Kobani protestolarının aşırılığında terör örgütünün kendini kandırılmış hissetmesinin yansımaları da okunmaktadır.Numan Kurtulmuş, çözüme giden yolun seçime kadar, yani 6-7 ayda aşılacağını düşünüyor.Bu konuda samimi bir gayretin sergilenmesi gerekiyor. Esrarengiz suskunluk siyasetinin son kullanma tarihi dolmuştur.Artık çözümü Meclis’le ve toplumla açık açık paylaşma zamanı gelmiştir hatta geçiyor!Ayar kaçmadı mı?Açıklanan son istihdam istatistikleri kaygı verici.Mevsim etkilerinden arındırılmış işsizlik oranının yüzde 10’u geçtiği (Yüzde 10.4) açıklandı.Genç işsizler oranının yüzde 18.2’ye çıkması, iktidarı cesur kararlar almaya mecbur eder umarız.Devlet olarak yaptığımız bağışlar ve harcamalar, zengin değil akıl fukarası bir yönetim altında yaşadığımız şüphesini doğurabilir.İşsizliği ölçerken Türkiye’ye sığınan Suriyelileri hesap dışı bırakmamak lâzım. Harcanan milyar dolarları hatırlayınca tablo daha da karamsar olacaktır.İktidar devletin, milletin parası ile hayır yaptığını düşünmesin.Mültecilere harcanan paralarda işsiz vatandaşlaımızın hakkı var, unutulmasın!
Son pişmanlık fayda vermez diyen bir atasözü var, bilirsiniz..Ama hayat bize şunu da öğretiyor:Pişmanlık iyi bir öğretmendir ve özeleştiri asla gözden düşürülmemelidir.HDP Milletvekili Altan Tan’ın Kobani protestolarının yarattığı yıkım ve ölümler nedeniyle söyledikleri geleceğin benzer olaylarından ülkemizi ve halkımızı koruyacak ibretlerdir.Sokakları nefret ve öfkenin bilinmezliğine teslim eden ilkellik HDP’nin Eşbaşkanı Selâhattin Demirtaş’ın örgütü sokağa çağıran tedbirsizliği idi.Pişmanlık biraz daha erken oluşsa Türkiye, onyıllarca unutmayacağımız bu yağma çirkinliğinin utancını taşımaktan belki kurtulacaktı.Tan “keşke” diyor “keşke Devlet Bahçeli gibi yapabilseydik.”Bahçeli için şunu dedi:Bahçeli örnek oldu“MHP Lideri Devlet Bahçeli’nin fikirlerine katılmam. Ama son olaylardaki tavrı önemlidir. ‘Bizim partimizin amblemlerini, sloganlarını kullanarak kimse sokağa çıkmasın’ dedi. ‘Kim amblemimizle, sloganlarımızla sokağa çıkıyorsa provokatördür, ajandır’ dedi. Bizim de aynı tavrı sergelememiz gerekir.”Parlamenter sorumluluğu çok daha fazlasını düşünmeyi ve gerekirse kahramanlık göstermeyi emrediyor.HDP Milletvekili Tan olaylar patlak verdikten sonra “ok yaydan çıktı” düşüncesi ile davranılmaması gerektiğini hatırlatarak “mesela” deyip saymış Hürriyet’e:“Milletvekillerimiz, belediye başkanlarımız sokaklara inip taşkınlığa engel olabilirdi. Yağmalanan bir dükkânın önünde durabilirdik. Bankamatiğin önünde durabilirdik.Belki o kitle bizi de ezip geçerdi ama ikincide dururdu.‘Bunu yapamıyorsak bırakmalıyız bu işi. Otobüs yakarak nereye varabiliriz ki?”Polis devleti olmasınDün TV kanalları, güvenlik kuvvetlerinin etkinliğini arttıracak yönde yeni yasal düzenlemeler yapma hazırlıklarını irdelediler.Yasaları yetersiz sayabilir miyiz?Polisin silâhını belli koşullar altında kullanmasına hak tanınmıyor mu?Parlamento, tedbirleri “Polis Devleti” dedirtecek aşırılığa teslim olmadan çıkış yolu aramalıdır.Yeni tedbirden önce yeni anlayışlara muhtacız.Dün ekranda bir iç güvenlik uzmanı olan Mete Yarar’ın şu sözlerini not ettim:“Terörle savaşan polisin, askerin istediği ilk şey, arkasında kendisine güvenen bir toplumun varlığını hissetmesidir..”Son zamanlarda ülkenin fedakâr evlâtlarına bu duyguyu vermekte yetersiz kaldığımızı siz de hissetmiyor musunuz?
Erdoğan’ın konuşmalarını hazırlayan ekibin entellektüel kapasitesi her türlü takdirin üstündedir!Başbakan’ken de, şimdi Cumhurbaşkanı olduktan sonra da yaptığı hemen her konuşmada ibretli tarih dersleri var.Ne işe yarıyor, bunu tahmin etmek kolay değil. Ama kötü benzetmeler yoluyla korku üreterek yarattığı baskının muhalif sesleri önemli ölçüde kıstığını görmemek de mümkün değildir.İnsan düşünüyor, ülkeyi koruyacak esas güç, milletin birlik, beraberlik duygusunu attıracak eylem ve söylemlerdir.Özellikle bugünlerin ortamında.Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hulusi Akar bölgemizde belirsizlik ve kriz yaşandığını belirterek “ateş çemberinin ortasındayız. Her türlü harbe hazır olmalıyız“ diyor.Keşke bölgemiz ateş çemberinin ortasında kalmış olmasaydı da danışmanların marifetlerinin tadını çıkarsaydık.Mumyalar müzesiErdoğan’ın konuşmaları sürekli öcü üretiyor.Gülen cemaatine “haşhaşiler” rütbesini uygun görmüştü.Son konuşmasında Arapları Osmanlı idaresinden çıkaran isyanın kışkırtıcısı İngiliz ajanına (Lawrence) benzetti.Orada durmadı Lawrence’ın kötülüğüne o cephenin tüm mensuplarını ortak etti.Cumharbaşkanı suçlamaların havada kalmamasını söyler durur. “Müddei iddiasını ispatla mükelleftir” der.Yani bir iddia ortaya atan kanıtını da koymalı...Çok doğru ama Cumhurbakanı bu kuraldan kendini soyutlamamalıdır.Hükümetin IŞİD’e destek verdiğini iddia edenleri ispata çağırırken ispat edemeyenlerin alçak olduklarını haykırıyor nefretle.Günümüz Lawrence’lerinin “hizmet eri“ görünümünde, gazeteci yazar görünümünde, terörist görünümünde ortaya çıktığını söylüyor.Sürecin gıdası güvenBu suçlamaların muhatabı kimlerdir ve ne suç işlemişlerdir?Düşünen insanlar emek ve zaman israf ediyorlar. Siyaset cephesi artan zıtlıklar nedeniyle ortak kararlar üretemiyor.ABD Dışişleri Bakanı John Kerry kurtarıcı bir açıklama yaptı. Kobani’deki Kürtlerin Türk askerini istemediklerini söyledi.‘Kör istedi bir göz, Allah verdi iki göz’ diye bir söz vardır.Bize uyuyor olsa da sorunlarımızı bitirmiyor.PKK ile yürütülen çözüm görüşmeleri Kobani’den etkilenmiş, bir güvensizlik ortamı doğmuştur.Karşı tarafın, yani PKK tarafının Ankara’nın önümüzdeki günlerde doğacak fırsatları kötüye kullanacağı yolunda şüpheler seslendiriliyor.Terör saldırılarındaki artış uyarıdır.Ankara iyi niyeti konusunda güven vermek için gerekeni yapmalıdır.Öcü üretmenin yararı yok!
Kabil Okyayatan’ın hikâyesi derin incelenmeli.Kobani isyanındaki esrarı çözecek anahtar oradan çıkabilir!İstanbul’un sokakları Kobani protestolarına, daha doğrusu gözü dönmüş yağmacılara teslim olmuşken Esenyurt’ta ibretlik bir olay yaşandı.Olayın mağduru 35 yaşında bir inşaat işçisi olan Kabil Okyayatan’dı.Daha iyi bir yaşam için Van’dan İstanbul’a gelip Esenyurt’a yerleşen bu talihsiz yurttaş, eşi ve beş çocuğunun kendisini beklediği evine gidiyordu.Akşam saatleriydi ve Kobani protestolarının ateşi kenti sarmaya başlamıştı.Kabil Okyayatan bir anda polislerle protestocuların arasında kaldığını farketti. Ama canını kurtaracak hamleyi tamamlamaya zaman bulamadan bir polisin silâhını üstüne yönelterek “dur” diye bağırdığını duydu.Sonrasını o anlatsın:“Beni durduran polise eve gittiğimi söyledim. Bu sırada ellerinde bıçaklar bulunan bir grup geldi polisin elinden beni alarak darp etmeye başladı...Polis hiçbir şey yapmadı.Beni çırılçıplak soyup 16 yerimden bıçakladılar. Biri bacağıma üç kez balta ile vurdu. Döner bıçağı ile sırtımı kestiler.Öldüğümü düşündükleri için bıraktılar..”Olaylar kışkırtıcı ajanlara ve hatta infaz mangalarına dönük bir himaye anlayışının sokakları kapladığını göstermiyor mu?.“Alçaklar, hainler ve nankörler” asıl bu olayda aranmalıdır.Cumhurbaşkanı ve Başbakan bu hakaretleri muhalefet partilerine yönelterek işbirliği kapılarını kapatıyor.Evine giden bir adam ne hakla, hangi suç isnadı ile yakalanıyor?Masum bir vatandaşın bıçaklı, satırlı sopalı haydutlara, hangi yasanın öngördüğü yetkiye dayanarak infaza verilmiştir?Devlet, bütün imkânlarını kullanarak karanlığı aydınlatmalıdır.Aksi halde bu kavram karambolu terör tahriki üreten bir bataklık yaratır.Meclis’in “çare kapısı” olma umudu asla kaybedilmemeli.Şüpheye karşı krediHSYK seçimini “Yargıda Birlik Platformu” kazandı.İktidarın desteklediği grubun başarısı, yargının tamamiyle iktidar güdümüne gireceği şüphesini doğurdu.İktidar yanlısı cephenin 22 üyeli HSYK’da temsil gücünü 15’e çıkarması cemaatin tehdit olmaktan uzaklaştığı anlamına geliyor.Peki iktidar yanlısı oldukları inkâr edilmeyen çoğunluk yargının tekrar güven ve itibar kazanmasını önlemeyecek mi?Bu arıza biraz seçilenlerin meslek ahlâkına bağlılıkları ile düzelecek.Bir de o meşhur söz...Taç giyen baş akıllanır.Seçilenlerin adalet duygusuna güvenmek ve yapacağı ilk hataya kadar beklemek lâzım!
Dönüp de "yanlışı nerede yaptık" diye bakmayanlar, devamlı kendini tekrarlayan kötülüklerin tutsağı olurlar.Dört günlük nefret ateşinin bilançosu elem verici;32 can kaybı, 360 yaralı, 1177 araç ve 1113 binanın yanması.Bu bilançonun tahrik ettiği kızgınlık yatışmadan yapılan her yorum yanlıştır.Olaylar bir "vatan hainliği" ihtimalini hatıra getirmiyor değildir. Ama böyle bir damga bu kadar kolay vurulmamalı.CHP lideri Kılıçdaroğlu olaylara ana muhalefet sıfatıyla tepki gösterirken bazı önerilerde bulundu.Başbakan Davutoğlu, tahriklerin ortasında CHP ve HDP'nin bulunduğunu iddia ederek muhalefete "vatana ihanet" suçlaması yöneltti.Cumhurbaşkanı Erdoğan Karadeniz'den ses verdi."Yapmaması gerektiğini bildiği" bir yanlışı yaptığını itiraf ederek "Bu makamda böyle konuşmak istemezdim ama" diye başlayıp "sen o aklı kendine sakla" dedi.Kılıçdaroğlu altta kalmadı; onun aklına ihtiyaç duymayan iktidarın Öcalan'ın aklına ihtiyaç duyduğunu iddia etti.Erdoğan "partili cumhurbaşkanı" projesi için ısınma turları yapıyorsa talihsiz bir alan seçmiştir. Çünkü şu anda ülke, tarafsızlığını uzlaştırıcı bir unsur olarak değerlendirecek bir Cumhurbaşkanı'na muhtaçtır.Terör örgütleri boşluk bulmamalı. PKK'nın Kandil'deki başı Cemil Bayık ARD'ye şu açıklamayı yaptı:"Hükümet askeri yığınak yapmayı sürdürdüğü için biz de silâhlı birliklerimizi Türkiye'ye geri gönderdik. Suriye-Irak tezkeresinin kabulü savaş ilan anlamına geliyor. Tezkerenin kabulüyle Türkiye barış sürecini sona erdirmiştir!"Ortadoğu'da Türkiye'nin de taraf olduğu krizi terör örgütlerinin büyük kazançların fırsatı gördüklerinden kimse şüphe etmesin.Kara paranın kolaycılığına alışan PKK'nın barış sürecini yarı yolda terk edeceğini düşünenleri, son Bingöl suikastı haklı çıkarmıyor mu?Şiddet söylemini sürdüren siyasetçiler barış çabalarına zarar veriyor. Dikkat edelim!Yargının sınavıBugün 14 bin hakim ve savcı HSYK'daki temsilcilerini seçecek.Hukuk adamlarının iktidar ve paralel yapı arasında bölünmüş durumda olduğuna dair değerlendirmeler zaten yıpranmış olan yargının güven kaybını daha da derinleştiriyor.Konuştuğum bir hukukçu hiçbir hakim veya savcının "bir tarafın adamı" olmayı kabul etmeyeceğini, listeye girenlerin bile özgür iradelerini saptırmayacağını söyledi.Daha önceki Yargıtay ve Danıştay seçimlerinin endişeleri haksız çıkardığını belirtti. Göreceğiz...
Nefret ateşi daha yakıcı olur. Memleket manzaraları bu gerçeği işaret ediyor.Yakılıp yıkılan, kırılıp dökülen okullar, resmi binalar, ateşe verilen resmi araçlar, öldürülen insanlar; ki bunların bazıları görev şehidi, bir kısmı çatışan grupların arasında kalan masumlardır.Kobane tecrübesi askerlik mesleği açısından utanç verici bir durum sergiliyor.Şuradan buradan toplanan canavar ruhlu, dengesiz insanlar, askerî olarak nitelikli güç sayılmazlar. Bunlar bir atımlık barut gibi kendilerini bomba yaparlar, patlatırlar ve kaybolurlar.Koskoca Amerikan ordusu bu çapulcu canavarları haftalardır çıkaramıyor Kobani’den. Cevabı var mı ?Frankfurter Allgemeine gazetesinin Washington muhabiri Andreas Ross “var” diyor.5 ayda 5 bin askerRoss, Kobani askeri açıdan zor bir hedef olmadığı halde, ABD’nin istese bir kaç saatte kurtarabileceği bu kenti bilerek kurtarmadığını iddia ediyor.Ross’a göre sadece havadan vurarak IŞİD’in yenilmeyeceğini herkes biliyor ama bunu şimdi yapmak koalisyon güçlerinin hesabına uymuyor.Gazeteye göre ABD’nin ciddi bir mücadeleye girişmemesi, Esad karşıtlarını örgütleme hazırlığının bir sonucu olarak değerlendirilmeli.Frankfurter Allgemeine yazarı Ross, Esad karşıtı 5 bin kişinin eğitilmesi için 5 aya ihtiyaç bulunduğu hesabından yola çıkarak asıl hedefin Beşar Esad olduğunu ima ediyor.Esad’a yönelik niyete Türkiye’nin itirazı olmaz. Burada önemli sorun ülkemizin Suriye bataklığına çok yakın olmasından üreyecek terör ağırlıklı sıkıntılardır.Küçümsenmemesi gereken bu risk uluslararası koalisyonun kara harekâtına bir önce başlaması ile göğüslenebilir.BOP’un ateşi sıçrıyor ve bizi de yakıyor.Birlik olma zamanıTehlikenin büyümesini önlemenin yolu, tehlikeyi doğuran günahları tekrarlamamaktır.Hükmetme, zaptetme duygusu ve egoizm, çağdaş demokrasilerde modası geçmiş takıntılardır.Ülkeyi cehenneme çeviren kışkırtmaların üretim merkezi maalesef siyasi partilerdir.Siyaset hele bugünlerde bütünlük üretmelidir, ayrışma değil.Dün Tayyip Erdoğan yine toplu açılış örtülü mitingteydi.Başbakan iken söylediklerinden farklı bir üslubu ve söylemi yoktu.Türkiye’nin şu dönemde parti liderine benzeri Cumhurbaşkanı’na değil, Anayasa’daki tarife uyan tarafsız bir Cumhurbaşkanı’na ihtiyacı vardır.Erdoğan rolünü küçümsemesin.Demokrasimiz bir fazla Başbakan değil, tarafsızlığın hakkını veren bir Cumhurbaşkanı bekliyor.Çok bekletmesin!