Çeşitli çevresel etkenlerle ve geçen yılların etkisiyle, yüzümüzde ölü deri birikimi, kırışıklık, lekeler, sarkma, gözeneklerin genişlemesi gibi deformasyonlar başlar. Bu olumsuz etkileri ortadan kaldırmak için, elbette modern tıp ve teknoloji bize pek çok seçenek sunmaktadır. Bu seçeneklerden biri de, uzun yıllardır kozmetolojide yerini almış olan ‘peeling işlemi’dir.
Peeling en genel anlamıyla, deri üzerine soyucu ajanların uygulanması suretiyle derinin rejenerasyonunun (yenilenmesinin) sağlanmasıdır. Peeling’in tarihi eski Mısır’da Kleopatra’nın, laktik asidin soyucu etkisinden yararlanmak için yaptığı ekşimiş süt banyolarına dayanır. Yani peeling, yüzyıllardır çeşitli şekillerde, güzelliğine önem veren kişiler tarafından kullanılan bir yöntem olmuştur. Günümüzde peelingler derinliklerine göre üçe ayrılır.
- Yüzeyel peelingler
- Orta derinlikte peelingler
- Derin peelingler
Peelingler cilt tiplerine göre belirlenir. Uygulama şekillerine göre peelingler de üçe ayrılır.
- Mekanik (Dermabrasyon)
- Fiziksel (Laser)
- Kimyasal
Bu uygulamalara ilave olarak, günümüzde yeni bir uygulama şekli olan biyolojik yani bitkisel peeling (green peel) karşımıza çıkmaktadır. Biyolojik demekten kastımız, tamamen bitkisel özlü bir karışım olmasıdır.
Klinik olarak geliştirilmiş, dünya çapında denenmiş, bitkisel bazlı bir cilt yenileme metodu olan, hiçbir kimyasal madde ve sentetik aşındırıcı içermeyen, uygulanan alanda kan dolaşımını hızlandırıp ve üst deride mikrogranüllerin etkisiyle soyucu bir etki yapan bitkisel peelingden bahsetmek istiyorum. Bu etkiyi yaratan karışım, 22 çeşit bitkinin kurutulup ince pudra şekline getirilmiş yaprakları, filizleri, çiçekleri ve köklerinden oluşur. Bu bitkiler, atkuyruğu, altıncık, papatya, sinirotu, hercai, menekşe, sarı sabır, ıhlamur, meyan kökü, ökse otu ve yosun olarak sıralanabilir. Ayrıca yüksek etkili doğal maddeler (buğday tohumu özü ve yağı, ipek proteinleri, maya), vitaminler (A, E, C, BI, B6, F), elementler (silisyum, v.b.) ve çeşitli mineraller de (kalsiyum ve magnezyum) içermektedir. Göze kaçtığı takdirde bile yanmaya sebep olmaz. Bu karışım, özel olarak hazırlanmış konsantre bir losyonla karıştırılarak kullanıma hazırlanıp eğitimi almış, diplomalı uzmanlar tarafından özel bir masajla uygulanır. 5 gün sonunda soyulan üst derinin altından taptaze, bebek gibi bir cilt çıkar. Bahsedilen bu 5 günlük soyulma sürecinde, bir yandan da, cilt altında kan dolaşımı düzenlenir, beslenme bu yolla artar, aynı zamanda toksinler ve diğer birikimler ciltten uzaklaşır, cilde daha çok oksijen ulaşır. Üst derideki keratin tabaka çözülür, ölü hücreler uzaklaşır. Bazal tabakada yeni hücre oluşumu uyarılır. Cilt yapısında, renginde ve kalitesinde iyileşme sağlanır. Cilt daha gergin bir hal alarak ince çizgilenmeler yok olurken kırışıklıklarda da gözle görülür bir azalma olur. Akneli ve pürüzlü ciltlerde, yağ salgısı azalır. Kapalı komedonlar açılarak açık komedona dönüşür. Rahat sekresyon sonucu yeni komedon oluşması önlenir.
Hangi durumlarda peeling uygulanır?
- Kırışıklıklarda, erken kırışmaya meyilli ciltler ve sarkmış yüz hatlarında,
- Sivilce, kaza, yanık sonucu oluşan izlerin yok edilmesinde,
- Problemli, sivilceye ve siyah nokta oluşumuna meyilli ciltlerde,
- Yağlı, kan dolaşımı kötü, soluk, geniş gözenekli ciltlerde,
- Güneşten hasar görmüş ciltlerde,
- Selülit ve çatlaklarda,
- Ciltte renk değişikliklerinin homojen hale getirilmesinde,
- Genel olarak cildin gençleşmesi, canlanması ve yenilenmesinde.
Sonuç olarak, uygulanmasında bir yaş sınırı olmayan bu sistem, 17 yaşında genç bir kişinin cildine sivilce izlerinin giderilmesi için uygulanabilirken, 70 yaşında yaşlı bir kişinin cildine kırışıklık yada lekelerinin giderilmesi için de uygulanabilir. İçinde kimyasal ve sentetik madde bulunmadığı için, bazı peeling türlerinde ortaya çıkan lekelenmeler bu peeling yönteminde hemen hemen hiç oluşmaz. Orta derinlikte bir soyulma oluşturan bu peeling, diğer orta peeling türlerine göre daha çabuk iyileşerek, uygulanan kişilerin iş ve zaman kaybına neden olmaz. Problemsiz ciltlere 5-6 ay aralarla yada sadece senede 1 kez uygulamak yeterlidir. Problemli ciltlere ise 1 ay aralarla 3-4 kez tekrarlanabilen bu yöntem, laser, botox, dolgu maddeleri gibi işlemlerle de kombine de edilebilmektedir.
Bu peelingi uygulamaden önce, hasta seçiminde dikkat edilmesi gereken bazı unsurlar vardır. Örneğin, dermatolojide herpes, impetigo, egzama, psoriasiz olarak adlandırılan enfeksiyonlu hastalıklar sırasında, çok hassas ve ince ciltlerde, gebelik ve emzirme döneminde, oral kortizon kullanımı sırasında, birden çok maddeye karşı alerjisi olanlarda, hangi tip olursa olsun deride yeni başlayan şüpheli oluşumlarda kesinlikle uygulanmaması gerekir. Bu konudaki tanıları, ancak bir deri hastalıkları uzmanı teşhis edebildiğinden, en başta da belirtildiği gibi mutlaka bir dermatolog kontrolü altında yapılması gerekir.
Cildimiz, psikolojik ve çevresel etkenlerden oluşabilecek sorunlara en yatkın olan organımızdır. Günümüz insanının kozmetik anlamda kendine bakma ihtiyacı, modern ve sağlıklı yaşamın bir gereği haline gelmiş ve dermatokozmetolojik uygulamalar her geçen gün artış göstermiştir. Uygulamalar, geleneksel metotlardan yüksek teknolojinin kullanımına uzanan geniş bir yelpaze oluşturmaktadır. Yelpazenin önemli bir kısmını oluşturan peelingler arasında bahsettiğim bu peeling de, ilk kez Almanya’da Dr. Christene Schrammek tarafından uygulanmıştır. 40 yılı aşkın süredir de geliştirilerek başta Almanya, Amerika, İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, Japonya, Kore olmak üzere 40’ın üzerinde ülkede ve son yıllarda da ülkemizde kullanılmaktadır. Doğanın yardımını almış bu bitkisel yöntemle, genç cildinizi geri kazanabilir ve ileri yaşlara kadar koruyabilirsiniz.

