Tam o sırada...Ya da “Tam o sıradan” biraz önce...Zırrrr...Yok, zırrr olmaz, çünkü o sırada ev değil cep telefonu çalar.Artık melodisi neyse, o.Mesela, “Aşkııım, baksana bana, aşkııımmm...” Yine her şey yolunda gitmiş ya da gitmemiş ama oraya kadar gelmişsiniz...Nereye kadar?Onu da ben mi söyleyeceğim? Oraya kadar işte!Yalnız kalmışsınız nihayet. Çorap çıkarma faslını falan kazasız belasız atlatmışsınız... (Atlatmışsınızdır artık o kadar tüyo verdik.)Tam havaya girilmiş...Önsevişmeyi bile geçmişsiniz...İşte tam o sırada, “Aşkııımmm baksana bana, aşkııımmmm” diye çalmaya başlıyor.ARABADA 5, EVDE 15 Bu arada, internetten en çok indirilen melodilerin başında Ankaralı Namık’ın “Arabada 5 evde 15” geliyormuş ama biz Nazan Öncel’i tercih edelim.Evet tam o sırada cep telefonunuz çalmaya başlıyor.Ne yaparsınız?Ben biliyorum.Tabii ki herkes aynı şeyi yapmıyor. Sevgililer, evliler ve yasak aşkçıların tavırları farklıdır.Sevgililer de aralarında ikiye ayrılır.Yeni sevgililer telefona bakmaz.Çalmaya başladığında bir-iki saniye durulur, “Amaaan, çalsın. Kimse, kim? Sonra bakarım” diyene kadar... O andan sonra sesini bile duymaz. O, orada bağırır durur, açan olmaz.Eski sevgililer yani eskiden kastım eskimiş olanlar, bir başka deyişle sevişmeye alışık olanlar (birbirleriyle yani) o çalan telefonu ne yapar eder, açarlar.En azından “kim arıyor” diye bakarlar. Arayan çok ama çok lüzumsuz biriyse telefon açılmaz. Ama görünmeyen numaraysa bile açılır.Onun o halde telefonla konuşması en az çorap çıkarması kadar abestir. Etikten falan bahsetmiyorum. Yani sevişme adabından...Görünüş olarak...Komiktir.Yok yok; trajikomik...Gözünüzün önüne getirin. Aynen öyle işte...Telefonla konuşur, sonra da utanmadan sizi bıraktığı yerde bulmak ister.Hem de bıraktığı gibi...Zaten sevgililik “eski” sıfatını böyle böyle hak etmeye başlar. Gelelim evlilere...Onların cep telefonları çalmaz.En azından o sırada çalmaz.Genellikle akşamları, el ayak çekildikten sonra yaptıkları için, kim arayacak ki?Olur ha çalarsa da hemen açarlar.Ama “hayırdır inşallah” diye...Öteki de hemen sorar: “Kimmiş?” Hııı...Yasak aşkçılar...Onlar her çaldığında telefonu açmaya adeta mecburdur.Zaten o ihtimal için bahaneleri de hazırdır. Yani tam o sırada evden gelecek telefon için hazırlığı vardır onun.Normal zamanda duymadığı birçok telefon için, “duymadım n’apayım” ya da “tatlım şarjım bitmiş”i rahatlıkla söyleyebilen yasak aşkçı, böyle anlarda aynı rahatlığı gösteremez.Suçlu ya...Telefonu açar ve önceden hazırladığı yalanı hemen söyler. Öyle de rahat söyler ki!Hatta o telefondan sonra rahatlar. “Ha aradı, ha arayacak” stresi üzerinden kalkmış olur.Yasak aşkçılar telefonunu kapatmaz.Onların şarjları bitmez.Şarjları bitmez...Şarjları bitmez...
Bilim adamları insan cinselliğinin evrimiyle, hayvan cinselliğinin evrimi arasında paralellikler bulmaya çalışıyor. Hayvanları inceleyerek bizimkileri çözmeye çalışıyorlar.Ancak tıpkı insanlarda olduğu gibi hayvanlarda da bu iş, adamına göre değişiyor. Bizde ne kadar çeşit varsa onlarda belki daha fazlası var. Araştırmış, bulmuşlar. Hiç yorum katmaya gerek yok.Bakın, sizinki hangisine benziyor? Ya da siz hangisine benziyorsunuz?KEDİ ASLANOrmanların kralı sıra cinselliğe gelince, kedi gibi oluyor. Dişisinin çevresinde dolaşıp tavlamaya çalışan aslan, birleşme sonrasında yeri göğü kükremesiyle inletiyor. KISKANÇ FOKÇok çapkın olmalarına rağmen dişilerini de bir o kadar kıskanırlar. Haremlerini kendi seçimleriyle oluşturan fok erkekleri, dişilerine asla dokundurmazlar. FRİJİT KURTKurtlarda söz sahibi olan, dişiyi de alıyor. Diğerlerine de sadece onu seyretmek kalıyor. Kurt çiftleri birbirlerine aylarca kur yapıyor ve dişi kurt yılda sadece bir kez erkeğini istiyor. ZAVALLI AYIAyılar, hayvanlar dünyasında cinselliği en az yaşayan gruplardan. Yılda bir, eğer şanlıysalar iki kez ancak birleşebiliyorlar. ROMANTİK FİLİri cüsselerine rağmen sevimli görülen filler, kendi topluluklarında da sevecen. Fillerde cinsellik önce hortumların birleşmesi ve minik öpücüklerle başlıyor. TEK EŞLİ PENGUENÖrnek aile tablosu çiziyorlar. Penguen çiftler, daima yavrularıyla birlikte dolaşıyor. Erkek penguen, kuluçka sırasında eşine yardım ediyor ve o da kuluçkaya yatıyor. HAVADA, KARADA...Kuşların birçok türü çift olarak yaşamaktan zevk alıyor. Anüsleri aynı zamanda cinsel organ olan kuşlar, havada, karada, kısacası her yerde sevişebiliyorlar. ÇİFT ORGANLI YILANYılanlar, tek eşlilikle, çok eşlilik arasında karar veremeyenlerden. Kimi tek eşle geçiriyor hayatını, kimi birkaç eşle. Yılanların cinselliğinin en büyük özelliği ise birleşmelerinin 24 saate kadar uzayabilmesi. Erkek yılanların, çift cinsel organa sahip olması ardı ardına çiftleşmelere olanak sağlıyor. 79 GÜN DURMADANBazı böcek türleri, 79 gün süren birleşme süresiyle rekor kırıyorlar. Dişiye kenetlenen erkek, 79 gün boyunca, hem ona göz kulak oluyor, hem de neslin devamını garantiye alıyor. KANLI SEKSPeygamberdeveleri, en kanlı cinsel birleşme örneğini sergiliyor. Dişi peygamberdevesi, çiftleşme anında kendisini yiyecek olarak sunan erkeğinin kafasını kopararak yemeye başlıyor. Ancak bu arada çiftleşme de devam ediyor. SADIK YENGEÇBazı yengeç türleri, genç yaşlarında bir sünger ya da mercan oyuğuna yerleşip, tüm hayatlarını burada geçiriyorlar. Hızla büyüyerek, kovuktan çıkamaz hale gelen yengeçler, zorunlu olarak, yaşamlarını tek eşli geçiriyorlar. Aslında birbirleriyle değil, yuvalarıyla evleniyorlar. HAREME MERAKLI KOALAHaremlerinde o kadar çok ürüyorlar ki onları koruma altına alan Avustralya hükümeti 1998 yılında kısırlaştırma operasyonu başlatmak zorunda kaldı. ***Öküzlerinki nasıl acaba?
Lütfen. Lütfen National Geographic’çiler hemen atılıp “Teke keçinin erkeğine denir, zaten kadın olamaz ki...” türünden, üç kuruşluk belgesel bilgilerini satmaya kalkışmasın.Sinir oluyorum onlara...Zaten aslanların çiftleşmesini seyretmekten kendilerininkini unuttular...Unuttular, unuttular...Bu konuyu atlıyor değilim; erkeklerin gitgide hem de genç yaşta seksten kaçmaya başladıklarının farkındayım yani...Jargon aynı jargon ama iş pratiğe gelince...Yazacağım onu da, bekleyin.Şimdi anlatacağım olayın tekenin erkek ya da dişi olmasıyla alakası yok.Selahattin Duman’ın dilimize kazandırdığı “azgın teke sendromu”nun manası ile ilgili...Bu anlamda, “Kadından azgın teke olur mu?” Dün gazetelerde vardı, Cinsel Eğitim ve Araştırma Derneği ‘Kadın Cinselliği’ adlı bir dosya açıklamış.Bu açıklamada, Prof. Dr. Şahika Yüksel demiş ki:“Türk kadınları arasında ’azgın teke’ çıkmıyor. Çünkü erkeklerin piyasa değeri, yaşlandıkça yükselirken kadınlarınki düşüyor. Yaşlılıkta Türk kadını performans ve terk edilme tedirginliği yaşıyor.” PİYASA DEĞERİ NASIL YÜKSELİR?Ne kadar güzel tarif etmiş değil mi?Teşekkürler hocam.Teşekkürler ama “Eee? N’olacak yani?” Böyle gelmiş, böyle gidecek mi?Siz susarsanız, biz susarsak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?O halde biraz egzersiz yapalım.“Ne yapabiliriz?” ona bakalım...Elimizdeki verilerden yola çıkalım.“Erkeklerin piyasa değeri yaşlandıkça yükselirken...” Eveeet, doğru.Peki niye?Çünkü erkek yaşlandıkça akıllanıyor, yumuşuyor, zevk sahibi oluyor, paralanıyor ve...Ve cinsel performansı düşüyor...(Yani aslında kadınlaşıyorlar.)Azgın tekelerin genç dişi bulduklarında her gün çiftleştiklerini mi sanıyorsunuz? Onun için mi gidiyorlar?Ben hiç sanmıyorum.Olay ne biliyor musunuz?Denk düşüyorlar.Yani 55 yaşında bir adamın cinsel isteği ve performansı 30’lu kadınlara da iyi geliyor.Yetiyor.Akılları ve zevkleri de eşitleniyor... AZGIN TEKE, OLGUN KISRAĞA KARŞI... “Peki bu arada 55 yaşındaki bir kadının istekleri ne olacak?” diyeceksiniz.Cümlenin devamını hatırlatacaksınız.“Kadının piyasa değeri düşüyor”u...Hayır, düşmüyor.Onu da buldum.Hiiç öyle tahmin ettiğiniz gibi bir şey değil. Manasız bir feminist duyguya kapılıp, “Ne var? Kadının da azgın tekesi olur. Biz de gider genç delikanlı buluruz” demeyeceğim.Olmaz çünkü. 30 yaşında bir erkek olgun bir kadına ne verebilir ki?Estetik krizlerinden başka...O yaştaki kadının tercihi her gün seks de değildir zaten.Arada bir sekstir.Nezakettir. O halde; Piyasayı değiştirmek lazım. Değerli olacağın yere gitmek gibi... Kadınlar da kendilerinden daha olgununa kaçsın. Atıyorum, 50 yaşındaysa 60’lık bir adam bulsun.Olur, olur. Merak etmeyin.Artık 60’ında da 70’inde de olur...Takviye makviye, olur yani...Evet, belki kadından azgın teke olmaz ama başka şeyler... Buna ne dersiniz?‘Olgun Kısrak.’
“Dikkat kimse anlamasın... Arkadaşımın aşkısın...” Ne güzel şarkıydı, hatırladınız mı?Şarkı güzeldi de...Yani dinlerken önce, arkadaşının aşkına âşık olan adamın ıstırabını anlıyor, üzülüyordunuz ama... Sözlerine biraz dikkat kesilince kadının da az bilmem ne olmadığını görüyordunuz.“Ümit verme insanım benÇek bakışlarını bendenŞüphe etme sevgimden” Bir dakika... Neler dönüyor burada?70’lerin başıydı sanırım; Enrico Macias’ın bu şarkısını Juanito söylüyordu.Aksanlı...Fecri Ebcioğlu’nun yazdığı Türkçe sözlerle...Ne tatlı adamdı Fecri Ebcioğlu değil mi? Hani bir nedeni olmadan bile herkesin sevdiği kişilerden...Ama yanlış hatırlamıyorsam şarkının orijinalinde kadın böyle değildi.İkisine de pas vermiyordu yani...Nereden bileceksin ki?Çevre daraldıkça...Ayrılıkları bu kadar fazla olunca...Oluyor tabii...TUHAF DEĞİL Mİ?Arkadaşının aşkıyla karşılaşmalar, çıkmalar, inmeler...Ben de biliyorum, bu hep vardı ama son zamanlarda bir artış yok mu yani?Var. En son, hani Bergüzar Korel, yakın arkadaşı Ceyda Düvenci’nin eski aşkı Tan Sağtürk’le çıkmaya başlamış ya...Karışık mı oldu?Yani Ceyda Düvenci ile Bergüzar Korel yakın arkadaş. Bergüzar Hanım şimdi arkadaşının eski aşkı Tan Sağtürk’le çıkıyor.Ama arkadaşının aşkı 4 yıl önceymiş.Bitmiş yani...Biteli de çok olmuş üstelik. Ne tuhaf değil mi?Arkadaşının eski aşkıyla...Yanlış anlamayın, yargılamıyorum. Ahlaki bir mesele de yapmıyorum.Kişiselleştirmiyorum...Her ilişki özeldir, biliyorum.ÜÇÜ BİR ARAYA GELİR Mİ? Yalnız bir şeyi merak ediyorum:Pardon iki şeyi...Birincisi şu:İnsan, arkadaşının eski aşkının aşkı olmaya nasıl adım atar?Yani bunun aşk ya da bir ilişki haline gelebilmesi için bir ilk buluşma vardır ya...Bir yemek, bir içki, her neyse...İşte o.Ona nasıl “Evet” denir?O yola nasıl girilir yani?Farkında olmadan mı, kendini kandırarak mı?Merak ettiğim ikinci konu da şu; öyle ya da böyle diyelim ki, o yola saptınız bir kere...Bu üç kişi bir araya gelir mi?Bu sorunun iki cevabı da beni rahatsız ediyor.Bir araya gelmeleri de, gelmemeleri de...Bence bu ilişkinin en güzel hali nedir biliyor musunuz?Onlar da ayrılınca...Ayrılırlarsa tabii...İki arkadaş yine eskisi gibi bir araya gelince...Gelirse tabii...İşte o zaman bu iş zevkli bir hal bile alabilir.Ama yine de, yanılmıyorsam, şarkının orijinali de Türkçesi’nden farklıydı...Adam arkadaşının karısına âşıktı. Arkadaşıyla karısı ayrıldıklarında da bir şey değişmedi.Adam o kadınla birlikte olmadı.Olabilirdi ama olmadı.Ne yaptı?Hâlâ dinlediğimiz bu şarkıyı yazdı.
Demek ki, gerçekten de böyle bir sorunumuz varmış.Çorap çıkarma sorunu...Ama merak etmeyin, birlik olup bu sorunun üstesinden geleceğiz.Mail gönderenler sağolsun:“Bilmem izliyor muydunuz, Coupling adlı bir dizi vardı. Orada sizin anlattığınız bu çorap-erkek dilemması hakkındaki bölümde, karakterlerden Jeff Murdoch, bu arapsaçı durumunu ‘cock gap’ olarak açıklar..Ona göre bu ‘çorap aralığına ya da kuyusuna’ düşen erkek, bir daha kurtulamaz..Onun çözümü, çorapları pantolonu çıkardıktan sonra değil, önce çıkarmaktır.Böylece, ‘yatağın kenarında çoraplı ve boxer’lı olarak duran adam’a dönüşmezsiniz.Sanırım dâhiyane bir fikir!!!” Evet, ben de bunu önermiştim; önce çoraplarını çıkarmalarını...Ama sonradan düşündüm de, o da tuhaf bir durum. Gerçi “çaktırmadan yapın” dedim. Dedim ama nasıl olacak?Yoksa düşünsenize, takım elbiseli bir adam (yatağın kenarında!) ayakları çıplak...Size bakıyor...Önce çoraplarını çıkardı ya...Marifet yapmış gibi...Çok şirinmiş gibi...Bunlar çorapları da ellerinde unutur...Ötekinden iyi ama en iyisi değil. Şimdi sıra başka bir arkadaşta:“Bi kere düzgün adam duş almadan o işe girişmemeli. Duş alınca da zaten çoraplı olunmaz. Haklısınız çoraplı ve tecavüzcü bakışlar estetik değildir.Şimdi o anı güzelleştirelim... Erkek duşunu almış, ‘pür nur o mevki’ durumları... Hatun ve erkeğin o anda karşılıklı aynı mıntıkaya bakışları... Bence o an çok güzeldir. O anda âşık bakışı olmaz artık, vuslat zamanıdır ve biraz edepsiz olmak lazımdır. Aşk zamanı, aşk... Meşk zamanı, meşk... Seks zamanı, seks....” İyi. Anladık. Ne seks seks diye bağırıyorsun? Ayrıca güzel söyledin de...Yemekten gelmişsiniz eve...Kahve-grappa zamanı...“Dur bir duş alıp geleyim” mi diyeceksin? “Üzerime hafif bir şeyler alayım” geyiği...Dizi film mi çeviriyoruz? Kadın ne yapacak o sırada? Sen içeride “la la laaa...” diye duş alıp dişini fırçalarken... Ha, senin niyetin başka bir şeyse, açık konuş. Banyo manyo... Fantezi falan...E, peki ne olacak? Dedim ya, birlik olup çözeceğiz bu işi diye... İşte buyurun: “Sorunun bence iki cevabı vardır. Yurtdışında cevap gayet basittir. Zira ayakkabısını evin içinde de giyen bazı orta Avrupa ülkelerinde ayakkabınızı çıkarırken küçük ve şık bir hareketle aynı anda çorabı çıkarmak gayet kolaydır. Ayrıca ayakkabının içine koyarak ortalıkta bir çorap dağınıklığından ve hatta (Allah muhafaza) ayak kokusundan da kurtulabiliriz. Bu taktik tüm otel ortamlarına da gayet uyum sağlar. Yok efendim halis muhlis alaturka bir ortamdaysak iş biraz daha zordur. Bu durumda pantolonunuzu ayak bileklerinizden çıkarırken, kemerin iç tarafında duran başparmaklarınızı çorabın da içine geçirmeniz ve ikisini aynı anda sıyırmanız icap eder. Tabii esas sorun bu karmaşık manevrayı yaparken tek ayak üzerinde denge sağlamaktır. Önemli püf noktalarından biri de çorapları paçaların içinde bırakmaktır. Bu şekilde yine ayakkabının içine koymanın tüm faydalarını görebiliriz. Hatta ve hatta tek bir hareketle pantolonlu, çoraplı durumdan pantolonsuz ve çorapsız duruma geçmek kendi çapında bir sihirbazlık numarası bile sayılmalı :) Bakın erkeklerin de kendilerine göre çaktırmadan yaptıkları birkaç şey var.” Bravo! Seninki soyunma değil, sanat.Sen var ya...Evet beyler, bir daha okuyun ve çalışmaya başlayın.Tek harekette çorapsız ve pantolonsuz kalma egzersizi...Yalnız dikkat edin;Şu tek ayak üzerindeki dengeye...
Erkeklerin yani...En çekici hallerini tespit ettik.“İş üstündeyken” yani çalışırken...“Tespit ettik” diyorum çünkü kendileri bile (erkekler) kabul etti.Hatta niyeyse(!) hoşlarına bile gitti.Yok öyle...Ben şimdi sizi kendinize getirmesini bilirim. İyisiniz, hoşsunuz da...İş üstündeyken yani çalışırken...Ama bu, itici hallerinizi atladığımız anlamına gelmiyor. Bunları söylemiyor, orada burada konuşmuyorsak bu, o hallerinizi görmüyoruz da demek değil. Ne mesela?Aslında çok var da...Benim aklıma tek bir sahne geliyor.Daha doğrusu ilk önce, o aklıma geliyor.Hani, ilk hisler en doğrusuymuş ya, bu tezden yola çıkarak en itici hallerini açıklayacağım şimdi.Üstelik lafı gevelemeyeceğim.Şimdi anlatacaklarımı gözünüzün önüne getirmeye çalışın.Her şey çok iyi gitmiş ya da gitmemiş...Ama sıra sevişmeye gelmiş.Öpüşme, koklaşma falan...Ve işte o an.Hangi an biliyor musunuz?Çoraplı halleri...DAHA DA KÖTÜSÜ VARYani...Soyunmuş, boxer ve çorapla kalmış bir adam...Daha da kötüsü var:Bu adam eğilmiş çoraplarını çıkarıyor.Böyle, baş parmağını bileğinden çorabın içine geçirmiş...Bir de acele eder ya, o sırada...Çorabı çıkarıyor....Siyah siyah...Çorap da ayağının şeklini almış, yumuşamış...Sıcak sıcak...Hele bir de ikisini yan yana koyuyorsa....Hem acele eder hem de size bakar.Öyle bir an vardır.Göz göze geldiğiniz an.O şöyle bir andır.Çorabını çıkarırken, zaman kaybediyor ya “bıraktığı yerde misiniz” diye size bakar.Yani ayıldınız mı duruma yoksa devam mı?Siz devam gibi yaparsınız...Ne yapacaksınız ki? TECAVÜZCÜ GİBİDİRBelki 5-10 saniye sürer.Eğilip parmağını çoraba sokması, size bakması, çorabı sıyırması ve kenara bir yere bırakması...İşte en fazla o kadar...Ama...Tahribatı ağır olur.Eğilmiş, çoraplarını aceleyle çıkarırken size bakan adamın fotoğrafını çekseniz...Tecavüzcü gibidir.Hatta biraz manyak ya da sapık...Kabul edin, hiç şık değildir.Zaten bakın, hiçbir filmin sevişme sahnesinde “adam çorabını çıkarırken” görüntüsü yoktur.Komediler hariç...Ya da tecavüz sahneleri...Belki çok fazla tutkulu sevişmelerde...O zaman zaten seyrederken de, yaşarken de çorabı morabı görmezsiniz. Düşünün artık. Çorabınızı çıkarırken ne halde olduğunuzu düşünün diyorum.Yani benden size tavsiye...Çorabınızı soyunmadan önce çıkarmış olun.Ve çaktırmadan lütfen. Ha, “bunu nasıl yapacağız” derseniz, bilemem.Düşünün, bulun.Biz size çaktırmadan neler yapıyoruz, neler...Neler?
Anladığım kadarıyla erkekler buna inanmış; yani erkeği, yanındaki kadının çekici kıldığına...Kimi hayatını bunun üzerine kurmuş, kimi bu yöntemi kullanarak çok ekmek yemiş...Kimi de, “Bırakın bunları, paradan haber verin, paradan...” diyor. İnanmışlar yani...Ama çok fena halde yanılıyorlar.Geçin bunları, geçin...Başka kadın, para mara...Hepsi boş...Şimdi ben size bir erkeğin en çekici halini söyleyeceğim.Hazır mısınız?İş üstündeyken...Evet.Aynen öyle.Bir erkeğin en çekici hali iş üstündeykendir.Bundan ne anladığınızı biliyorum ama Allah sizin cezanızı verecek!Bir okuyun, ne yazacağıma bakın, ondan sonra heyecan kalırsa, heyecanlanırsınız...HERKESİN SAHNESİ FARKLIDIRNe demek istediğimi hemen, çok basit bir örnekle açıklayayım.Bir sanatçıyı düşünün, şarkıcı ya da bir tiyatrocu mesela...Adam sahnede harikadır.Şarkı söylerken, oyunu çıkarırken...Kadınlar ona sahnedeyken âşık olur.Başka bir adam gitar çalarken, diğeri dans ederken...Yani iş üstündeyken çekicidir.Tamam. Her erkeğin bu imkânı yok.Olmasın.Bir pilot kokpitteyken, kıyafetiyle...Rallici arabası ve kaskıyla...Peki. Her erkeğin bunları yapacak hali de yok.“Normal ofis işi yapanlar ne olacak?” diyorsunuz değil mi?Onu da anlatayım.Onların da bir sahnesi vardır.Ofisleri...Bir erkeğin kendi işini yaparken ofisteki hali, diğer her halinden daha fazla çekicidir.Yapıyorsa tabii...İşine hakim, kendine güvenli bir tavrı vardır.Orada konuşması, mimikleri, esprileri farklıdır. Kıyafeti bile... En iyilerini oraya giyer. Oraya hazırlanır.Erkek çalışırken aklını kullanır, mantıklıdır, sizin karşınızda olduğu zamanki gibi abuk sabuk konuşmaz.Başarmaya, kendini beğendirmeye, kabul ettirmeye çalışan iddialı bir adam vardır ofiste. Farklıdır yani... NE ANLADIK BU ADAMDAN?Bu yüzden eşli şirket toplantılarından sonra evde kavga çıkar ya...Kadın, kocasının bambaşka bir haline şahit olur orada. Kıskanır.Neden?Çünkü adam orada “iyi”dir.Kavga çıkmamışsa ya o toplantı sönük ve tatsız geçmiştir ya da adam “ev haline” dönüşmüştür.Sonra onun dedikodusu yapılır, “Gördün mü? Karısının yanında dut yemiş bülbül gibiydi” diye...Adam da yazık, ertesi gün ne yapacağını şaşırır.Artık karizmayı çizdirmiştir bir kere...Toparlaması zaman alır.“İş üstüne” dönmesi yani...Yoksa eve gelen her adam aynıdır.Karizmasını, kararlılığını, aklını, mantığını orada bırakır gelir. Kıyafetlerini de çıkarır.Sahneden iner yani...Eee?Ne anladık şimdi biz bu adamdan?Geriye kalan adamdan...Haksız mıyım?Erkeklerin en çekici halleri bu değil mi?İş üstündeyken...
Geçenlerde siz de okumuşsunuzdur, “Erkeği çekici kılan, yanındaki kadınlarmış.” İskoçyalı psikologlara göre kadınlar, tek olan erkeği değil, yanında kadın olan olan erkeği çekici buluyormuş. Nedeni de kadınların rekabet ve kıskançlık duygusuymuş.Oysa biz şimdiye kadar tam tersini biliyorduk.Yani sadece erkeklerde böyle bir duygu olduğunu sanıyorduk.Hatta bu duygunun, erkeklerin derin bilinçaltlarında aslında neye tekabül ettiğini de öğrenmiştik. Müdürünün, patronunun, komşusunun, arkadaşının karısına yan bakanların...Aslında kadını değil, kocasını...Üfff... Bunu da üstü kapalı nasıl anlatacağım? Keşke konuşuyor olsaydık, bir iki hareket falan yapardım, anlardınız.Gerçi siz anladınız onu ama...Yani aslında kadını değil, kocasını...Derin bilinçaltına bak!Bunun nesi derin?Neresi bilinç?Olsa olsa ’alt’olur bu...ŞÖYLE, KOÇ GİBİ BİR ADAMİskoçyalıların bu tespitine itiraz edeceğim tabii ki...Ama önce onlara inanalım ve diyelim ki, erkeği çekici kılan, yanındaki kadın.Kadınlar...Ama burada bir ayrıntıyı atlamamak lazım. O da şu:Bir erkeğin yanındaki herhangi bir kadın, başka bir kadın için referans olur mu? Herhangi biri yani...Sıradan...Vasat...Böyle bir kadın başka bir kadının kıskançlık ve rekabet duygularını harekete geçirir mi? Yani düşünün adam koç gibi...Yani yakışıklı, entelektüel, iyi bir işi var, nazik falan ama karısı ya da sevgilisi vasat...Yok mu böyle? Çook...Şimdi bu adamı beğenmenizde, o kadının bir etkisi olur mu? Olmaz.Peki aynı adamın çok hoş bir eşi varsa...Ne olur?İşiniz zorlaşır.UTANIR İNSANBaşka bir örnek daha vereyim. Çapkın hatta motor erkekler kadınlara neden çekici gelir? Geliyorsa tabii...Soruyu değiştiriyorum:Çapkın hatta motor erkekler, kadınlara çekici geliyor mu?Çapkınlar belki ama motorlar...Hayır. Onlar hiç çekici değil.Önüne gelenle yatıp kalkan erkeğin ne anlamı var? Bir de düşünsenize, birlikte olduğunuz erkek sizden önce bir sürü düşük kadınla da birlikte olmuş. Bırakın çekiciliği, utanır insan. Ben size bir şey söyleyeyim mi? Eşine, sevgilisine sadık erkekler diğer kadınlar için çok ama çok daha fazla çekici gelir.Empati yapar çünkü...Ama bu teze göre, etrafı kadınlarla dolu diye çapkınlar, motorlar ilgi çekiyor.Yanılıyorlar.Araştırmayı İskoçyalılara bırakırsan bu kadar olur. İngilizler yapacaktı ki, görecektiniz ne sonuçlar çıkaracaklardı...Ben de bu konuda yardımcı olabilirim size... En azından “Erkekler ne zaman çekici olurlar”ı anlatabilirim.Evet anlatabilirim.