Sinemanın iki usta ismi heyecan verici bir projeyle bir araya geliyor ve hatta geldi bile. Dört akademi ödülü adaylığı, bir Altın Palmiye ve En İyi Yönetmen Ödülü sahibi, kendine has tarzıyla farkını ortaya koyan yönetmen David Lynch’in filmografisi, oyunculuğunun yanısıra yönetmenlik ve yapımcılıkta da kendini gösteren John Malkovich tarafından yeniden canlandırılıyor.İlk karakter Ajan Cooper“Playing Lynch” isimli bu yaratıcı projede Malkovich, Lynch’in kendisini ve İkiz Tepeler (Twin Peaks), Fil Adam (Elephant Man) ve Kayıp Otoban (Lost Highway) gibi sinema tarihinde yerini almış filmlerindeki çeşitli kült karakterleri canlandırıyor. Yapımını David Lynch Foundation’ın üstlendiği seride, Lynch’le geçmiş projelerinde çalışmış müzisyenlerin hazırladığı müziklere de yer verilmiş. Malkovich’in ilk performansı İkiz Tepeler filmindeki Ajan Dale Cooper karakteri.İlk yayınlanan bölümün yeni müzikleri de Angelo Badalamenti imzası taşıyor. Diğer bölümlerde The Flaming Lips, Zola Jesus ve Lykke Li gibi müzisyenlerin hazırladıkları parçalara yer verilmiş. Hem ilk bölümün hem de serinin diğer karakterlerinin de bulunduğu fragman çok keyifli bir seyirlik olduğunu kanıtlar nitelikte...21. yüzyılın en iyi filmi de onun!Hazır yönetmenden bahsetmişken, geçtiğimiz günlerde BBC, farklı ülkelerden 177 sinema eleştirmeninin görüşleriyle 21. yüzyılın en iyi 100 filmini belirledi. Buna göre Lynch’e 2001 Cannes Film Festivali’nde En İyi Yönetmen Ödülü ile aynı kategoride Akademi Ödülü adaylığı kazandıran 2001 yapımı sıra dışı filmi “Mulholland Çıkmazı”en iyi film seçildi.
1950 ve 1960 yıllarında müzik piyasasında fırtınalar estiren rock’n roll’un esfane kralı Elvis Presley’in hayatı dizi olarak televizyona uyarlanıyor. Sanatçının şöhret olma yolunda ilerleyişini, hayatındaki inişler ve çıkışları ölümüne kadar ilerleyen bir süreçte işleyecek dizi, müzik eleştirmeni, Grammy En İyi Albüm Notları Ödülü sahibi Dave Marsh’ın 1982 yılında raflarda yerini alan kitabı “Elvis”ten uyarlanacak. Dizi için titiz bir hazırlık içerisine giren yapımcılar, şarkıcınin müzikal kataloğu, kıyafetleri, otomobilleri, kişisel eşyaları ve arşivi, Graceland ismiyle bilinen Memphis’deki evi de dahil olmak üzere Presley’in hayatında önemli yer tutan eşya ve varlıkları da yapımda kullanabilmek için gerekli anlaşmaları sağlamış.Efsaneyi kimin canlandıracağı henüz bilinmiyor. Ancak diziye destek sağlayan yapımcılar arasında Presley’in eski eşi Priscilla Presley de var.Bu yıl sinemada da kendini gösterdiBir döneminin ABD Başkanlığını üstlenen Richard Nixon ve Elvis Presley’in 1970 yılında Beyaz Saray’daki buluşmasını konu alan “Elvis ve Nixon” bu yıl gösterime giren filmler arasında yer aldı. Tarihte yer edinmiş iki önemli figürü karşı karşıya getiren yapımda Elvis Presley’i Michael Shannon, Başkan Nixon’ı ise Kevin Spacey canlandırıyor. İkilinin bu özel buluşması Elvis Presley’in 1970’de başkan Richard Nixon’a tam 6 sayfalık bir mektup yazarak Beyaz Saray’ı ziyaret etmek istediğini bildirmesi ve Nixon’ın da bu isteğe olumlu bir dönüş yapmasıyla gerçekleşmiş. Yönetmen Liza Johnson’ın yönettiği bu film de ikili arasındaki görüşmeye odaklanıyor. İşin içinde Kevin Spacey’in olması işi benim için daha da dikkat çekici bir noktaya taşıdı.ABD Eski Başkanı Richard Nixon ve rock’n’roll’un kralı Elvis Presley’in buluşmasını ölümsüzleştiren bu fotoğraf, “Amerikan Ulusal Arşivi”nde bugüne kadar en çok aranan fotoğraf olma özelliği taşıyor.
Efsanevi müzisyen David Bowie’nin 20. yüzyılın en ilham verici ikonlarından biri olduğu aşikar. Bu yılın başında 69 yaşındayken hayata gözlerini yuman Bowie sadece müziğiyle hafızalara kazınmadı. Beyazperdede oldukça ilginç rollerle izleyici karşısına çıktı ve oyunculukta da ne denli başarılı olduğunu kanıtladı. Bunların en önemlilerinden biri şüphesiz ki Jim Henson imzalı film Labirent (Labyrinth). David Bowie ve sinema deyince, Goblin Kralı Jareth rolü akla ilk gelenlerden. Filmin müziklerinde de David Bowie imzası var elbette. Unutulmaz bir film!Sinemanın kült yapımlarından biri olarak kabul gören Bowie ile özdeşleşmiş 1986 yapımı Labirent bu yıl otuzuncu yaşını kutluyor. Daha önce Star Trek’e dair yazdığı kitaplarla bildiğimiz Paula M Block ve Terry J Erdmann ikilisi bu defa da The Muppets’ın yaratıcısı Henson’ın fantastik sinemaya kattığı büyük bir eser olan filmin otuzuncu yaşı şerefine özel bir kitap hazırladı. Dikkat çeken kostümleri, ilginç karakterleri ve müzikleriyle tüm zamanların en beğenilen filmlerinden olan Labirente’e dair bugüne kadar hazırlanmış en kapsamlı kitap “Labyrinth: The Ultimate Visual History”nin ön satışı Amazon üzerinden başladı bile. 18 Ekim’de ise raflarda yerini alacak. Kitap, filmin setinde çekilmişler de dahi, bugüne dek hiçbir yerde yayınlanmamış fotoğraflar, skeçler ve başrol oyuncularından Jennifer Connelly, Jim Henson’ın oğlu Brian Henson, filmin konsept tasarımından sorumlu Brian Froud ve yapımcılarından George Lucas’ın da aralarında yer aldığı röportajlardan oluşuyor.1986 yapımı bir kültYakın zamanda beyazperdeye yeniden döneceği haberleri de gündeme gelen Labirent’te 15 yaşındaki Sarah bir gün okuduğu kitaptan da etkilenerek, ağlamasından rahatsız olduğu kardeşinin kaybolması dileğinde bulunur. Mucizevi bir şekilde dileği gerçekleşir. Kardeşi Goblinler tarafından kaçırılır. Kardeşini bulmak için ise tuhaf yaratıklar ve sayısız tehlikeyle dolu illüzyonlar labirentine girmesi ve labirentin göbeğinde yeralan Goblin Şatosu’na ulaşıp kralın esir aldığı kardeşini kurtarması gerekmektedir. Yeni çekilecek yapım nasıl olur bilmem ama şayet izlemediyseniz 1986 yapımı bu fantastik filme mutlaka zaman ayırın derim.Beyazperdeye dönecek!Gelen haberlere göre döneminin en çok dikkat çeken yapımları arasında yer alan “Labirent” filminin tekrar çekilmesi için çalışmalara başlandı. Devam filmi niteliğinde olacağı bildirilen film hakkında henüz başka bir bilgi yok.
Her türlü yeteneğinin yanı sıra karizması ve ‘ben başka bir insanım’ duruşuyla dikkat çeken Nick Cave, “Nick Cave and the Bad Seeds” yeni stüdyo albümü ve beraberinde “One More Time With Feeling” isimli bir konser filmi ile yeniden sevenleriyle buluşuyor. 8 Eylül tarihinde sadece bir geceliğine global olarak 650 sinema salonunda gösterimde olacak konser filminin Türkiye’deki gösterimi ise aynı gün ve saatte 21.30’da İstanbul-Atlas Sineması’nda gerçekleşecek.Arka planda dram var!Filmin yönetmeni ‘Kasap’, ‘Korkak Robert Ford’un Jesse James Suikasti’ ve ‘Kibarca Öldürmek’ gibi filmleriyle adından söz ettiren Andrew Dominik. 4 yıllık suskunluğuna noktayı bu konser filmiyle koyan Dominik, Nick Cave’in oğlunun ölümünden sonra kaydettiği albüme ‘Skeleton Tree’nin kayıt sürecine odaklanıyor. Albümün yazım ve kayıt aşamasının trajik arka planını gözler önüne seriyor. Filmde Cave’in anlatımına ek olarak The Bad Seeds’in performansları, röportajlar ve diğer videolara da yer verilmiş. Bazı bölümleri 3D çekilen One More Time With Feeling, sanaçının özel hayatına eşlik ederken albümün doğumuna da tanıklık etmemizi sağlıyor.Acılı babalar!Nick Cave’in oğlu Arthur, geçtiğimiz yıl uçurumdan düşerek hayatını kaybetmişti. Böylesi büyük bir acı yaşayan tek sanatçı maalesef o değil. Eric Clapton da 1991’de oğlunu bir apartmanın 53’üncü katından düşmesi sonucu kaybetmiş ve anısına ‘Tears in Heaven’ şarkısını yazmıştı. Led Zeppelin’in solisti Robert Plant ise oğlunun ölmesi üzerine, grubun favori parçalarından ‘All Of My Love’ı bestelemişti. Daha önce Cave’in doğum günü şerefine yayınladığı “20.000 Days on Earth” filminde oğullarıyla olan ilişkisinin güzelliği açıkça görülüyordu. Bu acı olayın ardından ortaya çıkan şarkılar ve izleyiciğimiz konser filmi içimizde bir burukluk yaratacaktır... Keşke bütün güzel şarkılar mutluluktan doğsa..
Shakespeare ölümünün 400. yılında çeşitli etkinliklerle anılmaya devam ediyor. Daha önce Shakespeare’i konu eden kısa film yarışması düzenleyen Biritish Council bu defa, Başka Sinema işbirliğiyle Shakespeare filmlerini izleyiciyle buluşturmaya hazırlanıyor. 8 Eylül’den itibaren İstanbul, Bursa, Eskişehir ve Antalya’da “Shakespeare Yaşıyor” başlıklı film gösterimleri düzenlenecek. Dört filmlik seride Kenneth Branagh’ın yönettiği ve aynı zamanda başrolünde de yer aldığı, Emma Thompson, Keanu Reeves gibi yıldız kadrosuyla öne çıkan 1993 yapımı Kuru Gürültü (Much ado About Nothing), Ian McKellen’ın III. Richard rolünde izlediğimiz, Richard Loncraine imzalı 1995 yapımı uyarlama “III. Richard”, Michael Fassbender’in Shakespeare’in ölümsüz karakterine yeni bir yorum kattığı 2015’in en çok ses getiren yapımlarından Maxine Peake’in benzersiz bir performans sergilediği Hamlet filmi de programda yer alacak.Kadın Hamlet!Maxine Peake’in geçen yılki Hamlet performansı bu kahramanı bir kadının canlandırması sebebiyle çok konuşulmuştu. Ancak bu durum yeni değil. Tarihe baktığımızda Halmet’in çok defa kadınlar tarafından canlandırıldığını görüyoruz. İlk olarak 18. yüzyılın sonlarına doğru Sarah Siddons tiyatroda Hamlet’i canlandıran ilk kadın. Üstelik bunu yaparken erkek kılığına da girmemiş. Onu herhangi bir cinsiyete ait göstermeyecek tarzda bir kıyafeti tercih etmiş.Tarihinde tek değil!Maxine Peake kendi Hamlet’i için, “kız olarak doğmuş ama erken yaşlardan itibaren kendisini erkek olarak tanımlıyor.” diyor. Bunun dışında ülkemizde de 1901 yılında tiyatrocu Siranuş Hanım (Merope Kantarcıyan) Hamlet’i oynamış. 1899 yılındaki performansıyla Hamlet’i sinemada ilk kez oynayan kadın ise Sarah Bernhardt. Bernhardt bir röportajında, Hamlet’i bir erkek olarak hayal edemediğini söyleyerek “Dürtüleri, sözleri, eylemleri bana kadın olduğunu düşündürüyor tamamen.” demiş... Metin Erksan’ın 1976 tarihli filminde de Hamlet bir kadın. Üstelik Fatma Girik canladırıyor. İster erkek olarak ister kadın olarak karşımıza çıksın, Shakespeare’in bu ölümsüz eseri Hamlet’in her şekilde izlemeye değer olduğu konusunda herkes hemfikir...
Peyami Safa’nın Server Bedi adı altında yarattığı Türk polisiye edebiyatının en ünlü ve tanınmış figürü “Cingöz Recai” bir televizyon dizisiyle izleyiciyle buluşmaya hazırlanıyor. Yayınlandığı dönemde bir fenomene dönüşen Ezel dizisinin yaratıcı yazarı Kerem Deren’in üzerinde çalışmalarını sürdürdüğü dizi projesinin yazım aşaması tamamlanmak üzereymiş. Kahramanımız Cingöz Recai rolü içinse aralarında Buğra Gülsoy’un da bulunduğu üç oyuncuyla görüşülmüş. Gülsoy’un çalışmalarına baktığımızda, hem dram hem de komediyi iyi kotardığını söyleyebiliriz. Bu sebeple bu rol için uygun bir isim olduğu aşikar.Cingöz Recai Yeşilçam’ın da ilgisini çekmişti. 1954 yılında Beyaz Cehennem / Cingöz Recai adı ile Metin Erksan tarafından beyazperdeye uyarlandığında Recai rolünü Turhan Seyfioğlu, 1969 yılında çekilen filminde ise Cingöz Recai’yi Ayhan Işık, canlandırmıştı.“Bu da benim zıpır tarafım”Gelelim Cingöz Recai’ye... Daha çok, Dokuzuncu Hariciye Koğuşu ve Fatih-Harbiye gibi eserleriyle adından söz ettiren Peyami Safa, Server Bedi adıyla yazdığı eserler arasında en çok “Cingöz Recai” öykülerini sevdiğini belirtip ‘Bu da benim zıpır tarafım’ demiş. Sevimli hırsız...Yazarın Arsen Lüpen’den esinlenerek kaleme aldığı Cingöz Recai için Lupin’in Türk versiyonu diyebiliriz. Cingöz Recai de tıpkı Lupin gibi iyi eğitimli, zevk için hırsızlık yapan, Robin Hood edasıyla, zenginden alıp fakire veren, kadınlara zaafı olan bir çapkın. Hikayelerdeki bir diğer karakter de, Cingöz Recai’yi yakalamaya çalışan polis müfettişi Mehmet Rıza... 1969’da çekilen filmde Mehmet Rıza’yı Abdurrahman Palay canlandırmış... Bakalım Limon Film imzalı sevimli hırsızın meceralarını konu edecek dizide bu karakterde kimi izleyeceğiz? Polisiye sevenler için iyi bir seyirlik olacaktır...
Usta yönetmenler Coen Kardeşlerin 1940’ların kara filmlerine bir selam duruşu niteliğindeki, en sevilen kült yapımları arasında yer alan ve tüm zamanların en komik filmlerinden biri kabul edilen Büyük Lebowski‘den (The Big Lebowski) sevenlerini gülümsetecek bir haber var. Şu günlerde dokuz bölümlük dizi “The Night Of”un başrolünde boy gösteren John Turturro, yıllardır yapmak istediği şey için nihayet harekete geçti.Büyük Lebowski’nin spin-off’u geliyor!Uzun yıllardır Büyük Lebowski’de canlandırdığı Jesus Quintana karakteri için bir film yapmayı planlayan usta oyuncu, “Going Places” ismini verdiği spin-off projesinin çekimlerine başlayarak ilk adımını attı. Hikayesi Bertrand Blier’in Les Valseuses filminden uyarlanan yapımın ilk ismi “100 Minutes with Jesus” olarak belirlenmişti. Ancak filmin adı son olarak Going Places olarak kararlaştırıldı. Bobby Cannavale, Audrey Tautou ve Susan Sarandon filmin kadrosunda yer alan isimler arasında. Bobby Cannavale, Petey isimli bir hırsızı, Susan Sarandon, hapisten yeni çıkmış eski bir suçluyu, Audrey Tautou ise Petey ve The Jesus’ın birlikte olmak için iddiaya girdikleri kadını canlandıracak. Jesus Quintana’nın bowlingdeki başarısı malum, bakalım “Going Places” benzer bir başarı gösterebilecek mi?İnternet çağının ilk kült filmi olarak anılıyor!Hepsi birbirinden absürd karakterleri, alışılmadık diyalogları, her biri özenle seçilmiş şarkıları ve Carter Burwell imzalı müzikleriyle oldukça geniş bir kitleyi fanatiği haline getiren Coen Kardeşlerin 1998 yapımı bu eğlenceli filmi gönüllerde öyle bir taht kurdu ki, filmin coşkusu bol sevenleri 2002 yılından itibaren bir “Lebowski Festivali” düzenlemeye bile başladılar.
Korku türünün önemli isimlerinden biri olan Stephen King‘ın yazdığı 1986 yılında yayımlanan “IT” romanından uyarlanan ürkütücü palyaço Pennywise’ın beyazperde macerası 18 Eylül 2017 tarihinde Amerikalı sinemaseverlerle buluşacak. filmin yönetmen koltuğunda Mama’nın yönetmeni olarak akıllarda yer eden Andy Muschietti oturuyor...Cool görünüyor!Katil Palyaço Pennywise’in yeni görüntüsü şu günlerde izleyiciye sunuldu. 1990 yılında yayınlanan ve çocukları katili palyaço kılığa girmiş bir şeytanla, 7 dışlanmış çocuğun mücadelesini anlatan 2 bölümlük mini dizi Stephen King’in aynı adlı romanından ekranlara uyarlanmıştı. Mini dizinin ekranlarda gösteriminin ardından “Pennywise” isimli katil palyaço karakteri, en korkunç film karakterleri sıralamalarında daimi yerini almıştı. Bence görüntü itibariyle pek de ürkütücü bu yenğ yoktu... Ancak yeni palyaçomuz oldukça cool görünüyor doğrusu...İkonik bir karakter!King’in sevilen romanından iki bölümlük bir mini dizi olarak ekranlara gelen ‘O’nun Aslında bir şeytan olan ancak çocuk katili bir palyaço olarak gözüken Pennywise, Tim Curry‘nin muazzam performansıyla olduğundan daha ikonik bir karakter haline gelmişti. Bakalım film umduğu başarıyı görecek mi? Cool palyaço bizleri ürkütecek mi?