Büyükanıt’ın tek cümlelik mesajı...

30 Ocak 2008

Türban tartışmaları başladığı günden beri bazı çevreler kıvrım kıvrım kıvranıyordu. Bu çevrelerin klasik beklentisi ve umudu, Türk Silahlı Kuvvetleri, muhtıra niteliğinde çok sert bir bildiri yayınlasın veya Genelkurmay Başkanı açıklama yapsın sürecin önü kesilsin... Beklenti buydu, ama gerçekleşmedi.Böyle olmayışı hiç kuşku yok ki Türk Silahlı Kuvvetleri’nin gelişmelerden çok mutlu olduğu anlamına gelmiyor. Asker, “Aman ne iyi oldu, türban sorunu da çözülüyor, inançları için başlarını örten, inançlarını inatla ve ısrarla başlarında taşımaya azmetmiş genç kızlarımız da eğitim hakkına ve özgürlüğüne kavuşturuluyor” diye seviniyor değil.Aksine TSK gelişmeleri derin bir endişe ile izliyor. Ama bu endişeden hareketle “Cumhuriyetin laiklik ilkesi aşındırılıyor” diyerek aynı ağırlıkta bir başka temel ilkeyi demokratlık ve demokrasi ilkesini zedelememeye de özen gösteriyor. Siyasete müdahale olarak algılanabilecek açıklama ve davranışlardan özenle kaçınıyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt sadece tek cümle ile kamuoyunun “Ordu ne düşünüyor” merakını gideriyor. Ancak bu tek cümlelik açıklamada elbette derin anlamlar var. Diyor ki Orgeneral Büyükanıt; “Gündemimizde olan bir türban konusu var. Medyada ve kamuoyunda ‘Asker ne düşünüyor?’ deniyor. Şunu ifade edeyim; Türk toplumunun bütün katmanlarında askerin düşüncesini bilmeyen yok. Bir şey söylememiz malumu ilamdan öteye gitmez...” Bunun ötesinde bir şey söylemiyor Büyükanıt.Aslında söylemesine de gerek yok. Türban konusunda TSK’nın ne düşündüğünü kamuoyunda bilmeyen yok. Türban için anayasa değişikliği yapmakta olan iktidar partisi de çok iyi biliyor TSK’nın görüşünü, MHP de. TSK’nın bu konuya bakışı Anayasa Mahkemesi’nin 1989 yılında verdiği kararın gerekçesinden farklı değil. Bu görüş değişik zamanlarda değişik vesilelerle kamuoyuna defalarca da açıklandı. Bugün de değişmiş değil. Değişmediğini ifade ediyor Genelkurmay Başkanı da...Ama demokrasiye, siyasi iradeye, parlamento iradesine saygılı bir tutum sergiliyor Orgeneral Büyükanıt. Tek cümlelik bir açıklamayla yetiniyor...Belki de daha geniş bir açıklama yapmasının bugün için hiçbir pratik yararı olmayacağını görüyor. Onun için de sonuç alamayacağı bir konuda adım atmıyor. Sadece tutumunun değişmediğini kayda geçiriyor.Bazıları hayal kırıklığına uğramış olsa da doğru olanı, demokrasiye ve demokratik cumhuriyetin genelkurmay başkanına yakışanı yapıyor Orgeneral Büyükanıt.Buna rağmen AKP’li Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu, tepki gösteriyor Büyükanıt’ın açıklamalarına. “Genelkurmay Başkanı’nın görüşleri, şahsi kanaatidir” diyor.Sanki TSK içinde farklı görüşler var da Büyükanıt kendi kişisel kanaatini açıklıyor. Yani Büyükanıt rahatsız ama TSK memnun. Öyle olmadığını aslında Burhan Kuzu da çok iyi biliyor. Herkes biliyor ki, Genelkurmay Başkanı veya Kuvvet Komutanlarının yaptığı hiçbir açıklama şahsi kanaat açıklaması değildir, olmamıştır. Özetle asker rahatsız ama siyasetin işine karışmaya niyetli değil. Onun için kamuoyuna tek cümlelik açıklama yapılıyor ama muhtemelen yasal zeminlerde ilgililere duyulan kaygı daha ayrıntılı biçimde aktarılacak.

Devamını Oku

Kaygılar giderilip, ortam sakinleştirilebilecek mi?

29 Ocak 2008

Başbakan Tayyip Erdoğan, “Hükümetimiz, cumhuriyetin de demokrasinin de laikliğin de hukuk devletinin de teminatıdır. Hiçbir uygulamamız buna ters olmamıştır, bundan sonra da olmayacaktır” diyor partisinin dünkü grup toplantısında.Laiklik konusunda duyarlı toplum kesimlerine ve kurumlara bir anlamda şu mesajı vermeye çalışıyor: “Merak etmeyin üniversitede türban serbest bırakılıyor ama rejimin laik karakterinin aşındırılmasına izin vermeyiz...” Fakat en azından şu anda bu kesimlerin kaygısı, derin şüpheleri var. Olmaya da devam edecek gibi gözüküyor.Çünkü kaygı duyanlar, anayasa değişikliği girişimini, özgürlük alanının genişletilmesi veya dini inançları nedeniyle yıllardan beri üniversite kapılarında sorun yaşayan genç kızların öğrenim özgürlüğüne kavuşturulmasından ibaret masum bir girişim olarak algılamıyor. Atılan adımın, açılan kapının türbanın üniversitede serbest bırakılmasından ibaret kalmayacağını savunuyorlar. Bunun bir başlangıç olacağı, türbanın adım adım, önce üniversitelerde ardından liselerde yaygınlaştırılacağını, bir süre sonra da kamu personeli için türban serbestisinin gündeme gelebileceğini düşünüyorlar.Anayasa değişikliği rejimin laik karakterinin aşındırılması girişimi olarak yorumlanıyor.Türbanın çenenin altından mı bağlanacağı üstünden mi, düğümün sağa doğru mu sola doğru mu atılacağı da çok anlamlı bulunmuyor.Türkiye bu konuda hızla kutuplaşmaya gidiyor.Dün CHP Genel Başkanı Deniz Baykal da partisinin grup toplantısında konuşurken, AKP ve MHP’yi çok sert ifadelerle suçluyor ve anayasa değişikliği girişimini değerlendirirken şunları söylüyor:“Bu, sadece üniversitelerde türbanın serbestiyetini sağlayan bir düzenleme olacaktır’demek, kimseyi inandırmaya yetmez. Başlatılan iş, biliniz ki artık küçük küçük bentlerle, duvarlarla, engellerle sınırlanılabilecek bir iş değildir. Din anlayışına dayalı bir yarış, devlet düzeni içinde yer almaya yönelik olarak harekete geçirilmiştir...” Baykal türban serbestisinin bugün söylendiği gibi sadece üniversitelerle sınırlı kalmayacağını düşünüyor. Türbanın adım adım bütün eğitim kurumlarına, liselere yaygınlaşacağını iddia ediyor. Ki Baykal’ın bu görüşünü anayasa hukukçusu Prof. Ergun Özbudun da paylaşıyor. Getirilen düzenlemeyi Özbudun da riskli buluyor ve bu anayasa değişikliği ile ilköğretim kurumlarına kadar türban serbestisinin önünün açılmasının olası olduğunu söylüyor.Üniversiteler, rektörler, öğretim üyeleri isyan ediyor. Üniversitelerarası Kurul 1 Şubat günü türban gündemiyle olağanüstü toplantıya çağırılıyor. Kurul Başkanı ve Akdeniz Üniversitesi Rektörü Mustafa Akaydın dün yaptığı kısa açıklamada şunları söylüyor:“Bu, Laik Cumhuriyet’in ’Laiklik’maddesinin içinin boşaltılma çalışmasından başka bir şey değildir. Bu bir karşı devrim çabasıdır. Bir kırılma noktası olacaktır...” Muhtemelen Kurul toplantısının ardından da çok sert bir bildiri yayınlanacak.Özetle parlamentoda CHP kaygılı, yüksek yargı kaygılı, üniversiteler kaygılı ve tepkili, toplumun bir bölümü tepkili. Kaygıların temelinde laiklik hassasiyeti var.Ama öte yandan da artık ok yaydan çıkmış durumda. Bu anayasa değişikliği bir hafta on gün gibi kısa bir süre içinde gerçekleşecek.Gerçekleşecek ama Türkiye ciddi biçimde gerilecek.

Devamını Oku

AKP’de türban sıkıyönetimi...

28 Ocak 2008

Türban ve imam hatip gibi konularda AKP’ye 5 yıldan beri bazı devlet kurumlarınca ve CHP Genel Başkanı Deniz Baykal başta olmak üzere bazı siyasetçiler tarafından hep “Dikkat! Mayınlı alan” uyarısı yapılıyor.AKP de son döneme kadar hep dikkatli davranıyordu bu hassas konularda. “Mayınlı” tabir edilen bölgelere zaman zaman adım atmayı denese, tartışmaları alevlendirse de zemini yoklayıp, gerilim riskini görünce hep geri dönüyordu. Şimdi ise durum farklı. Şu anda MHP’nin de teşviki ve desteği ile üniversitelerdeki türban yasağını kaldırmak için, seçmen tabanına 6 yıl önce verdiği taahhüdü yerine getirebilmek için “mayınlı” denilen bu bölgelerden birine geri dönüşü olmayacak biçimde girmiş durumda AKP. Hem de MHP ile omuz omuza...Başbakan Erdoğan ve parti yönetimi son derece dikkatli davranıyor. Toplumsal ve kurumsal bir gerilim, kriz çıkmaması için özen gösteriyor. Fakat tartışmaların yaygınlaşmasıyla birlikte AKP içinden çıkan kontrol dışı sesler işi zorlaştırıyor.Örneğin geçen hafta AKP Konya Milletvekili ve aynı zamanda Anayasa Komisyonu üyesi de olan Hüsnü Tuna, seçim bölgesinde çok ilginç bir açıklama yapıyor. Türban yasağının kaldırılmasına ilişkin girişimleri anlatırken, bu işin sadece üniversite öğrencileri ile sınırlı kalmayacağını vurguluyor: “Hedefimiz kamu hizmeti veren personelde de böyle bir yasağın olmamasıdır...” Oysa bu noktada Başbakan ve kurmayları son derece dikkatli hareket ediyorlar, türbanın sadece yüksek öğrenim öğrencileri için serbest bırakılacağının, kamuda hizmet veren personel için bu yasağın kaldırılmasının kesinlikle sözkonusu olamayacağının altını çiziyorlardı.Tuna bu sözleriyle muhalefeti haklı çıkarıyor. AKP’nin bu girişimle “laik sistemin karakterini değiştirmeye adım attığı, bunun arkasının geleceği, zaman içinde de türban takmamanın yasaklanacağı” iddiasındaki çevrelere malzeme veriyor.Olay bu kadarla da kalmıyor. Önceki gün de AKP’li Isparta Belediye Başkanı Hasan Balaman, türban konusunda açıklama yapıyor. O da “Türbanlı belediye başkanı da olmalı” diyerek tartışmaya katkı yapıyor.Sızan bilgilere göre, Hüsnü Tuna ve Hasan Balaman’ın bu açıklamaları Başbakan Erdoğan’ı hayli öfkelendirmiş durumda.Dün her ikisi de usulünce uyarılıyorlar. Bu konuda parti içinde gayri resmi bir sıkıyönetim uygulamasına geçiliyor. Milletvekilleri ve parti teşkilatlarından bu hassas konuda partiyi ve hükümeti zora düşürecek bu gibi açıklamalardan kaçınmaları isteniyor.Yani mayınlı alanda kontrol dışı adım istemiyor AKP.Bu arada AKP’nin planı, MHP ile uzlaşarak anayasa değişikliği teklifini bu hafta Meclis gündemine getirmek. Teklifin Meclis’te 400’ün üzerinde bir oyla kabul edileceğine de şimdiden kesin gözüyle bakılıyor.Evet bu anayasa değişikliği muhtemelen 10-15 gün içinde gerilimli veya gerilimsiz sonuçlanacak. Ama bunun getireceği anayasa ve laiklik tartışmaları kolay kapanmayacak...

Devamını Oku

AKP ile MHP arasındaki üçüncü büyük uzlaşma...

25 Ocak 2008

22 Temmuz öncesinde, seçim meydanlarında söylenenler, karşılıklı suçlama ve meydan okumalar dikkate alınarak bu dönem AKP’nin işinin çok zor olacağı sanılıyordu. MHP’nin AKP’ye siyaset sahnesini dar edeceği düşünülüyordu. AKP-MHP, Tayyip Erdoğan-Devlet Bahçeli ilişkileri o kadar gerginleşmişti ki, iki lider de birbirine kavgada dahi söylenmeyecek ifadelerle yükleniyorlardı. Bu gerilim seçimler sonrasında da bir süre devam etti. Bahçeli Erdoğan’a küstü, tokalaşmak için bile “özür” bekledi.O yüzden MHP-AKP geriliminin kolay kolay düşmeyeceği sanılıyordu. Ama tam tersi oldu. Erdoğan ve Bahçeli demeçlerinde birbirlerine karşı hala zaman zaman çok sert, hatta yadırgatıcı bir üslupla yükleniyorlar. Öte yandan temel ve kritik konularda ise şaşırtıcı biçimde çok kolay uzlaşabiliyorlar. Hatta AKP’nin dara düştüğü her kritik konuda MHP yardım elini uzatmakta gecikmiyor.Bunun üç çarpıcı örneği var:1. Cumhurbaşkanlığı seçimi: AKP 22 Temmuz seçimlerinde yüzde 47 oy alarak parlak başarıya imza atmıştı. Parlamentoda ezici bir çoğunluğu vardı ama bu çoğunluk da tıpkı geçen dönem olduğu gibi tek başına cumhurbaşkanı seçmeye yetmiyordu. O nedenle Başbakan Erdoğan seçim gecesi yaptığı ilk açıklamada cumhurbaşkanlığı seçimi için muhalefetle görüşüp uzlaşma arayacağı mesajını vermişti. Muhalefetle uzlaşı arayışı demek, Gül’ün yerine CHP ve MHP’nin de itiraz etmeyeceği bir isim demekti.AKP kurmayları kara kara düşünürken MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sürpriz destek açıklaması geldi: “AKP kimi isterse aday gösterebilir. Biz Meclis’e gireriz, 367 sorunu yaşanmaz...” Ve Abdullah Gül Cumhurbaşkanı seçildi.2. Anayasa değişikliği ve referandum: Gül, MHP’nin desteği sonucu Cumhurbaşkanı seçildi ama bu kez de bir başka hukuki sorun ortaya çıktı. Önceki dönemde seçimin kilitlenmesine reaksiyon olarak hazırlanan anayasa değişikliği 10. Cumhurbaşkanı Sezer tarafından referanduma götürülmüştü. Ve bu değişiklik referandumda onaylanırsa 11. Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilecekti. Yani Gül’ün durumu tehlikeye düşecekti. CHP, “Nasıl olsa cumhurbaşkanı seçildi. Bu değişikliği iptal edecek tek maddelik bir anayasa değişikliği yapalım, referanduma da gidilmesin” önerisini getirdi. Ama AKP, Gül’ün durumunu tehlikeye düşürmeden cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine yönelik anayasa değişikliğinde ısrarlı oldu. Yardım eli yine MHP’den geldi. MHP, AKP’nin formülüne destek verdi ve gümrük kapılarında oy kullanma işlemi devam ederken, anayasa değişikliğinde bir kez daha değişiklik yapıldı. MHP, Meclis’te destek verdiği AKP formülüne referandumda “hayır” dedi ama anayasa değişikliği kabul edildi...3. Türban sorunu: Hiç kuşku yok ki, AKP’yi en fazla memnun eden destek MHP’nin türban sorununu çözecek anayasa değişikliğindeki işbirliği oldu.AKP’nin tek başına çözmesi mümkün olmayan üniversitelerdeki türban yasağının kaldırılması, şimdi MHP’nin desteği ile gerçekleşecek gibi gözüküyor. MHP ve AKP sözcüleri dünkü görüşmelerden sonra yasağın kaldırılmasına ilişkin anayasa değişiklikleri üzerinde anlaşmaya vardıklarını açıkladılar.Özetle MHP bütün tahmin ve beklentileri boşa çıkarmış durumda. Çok farklı bir muhalefet stratejisi yürütüyor. Belki de kritik konularda iktidara tam destek vererek AKP’nin ileride üretebileceği “muhalefet engelledi” bahanelerini şimdiden elinden almak istiyor...

Devamını Oku

AKP işi sağlama alacak...

23 Ocak 2008

Türban konusunda MHP’nin verdiği destek iktidar partisinin çok işine yaradı. Artık bu meseleye (türban yasağı) yüzde yüze yakın bir ihtimalle çözüldü gözüyle bakıyor AKP kurmayları.Bu aşamadan sonra herhangi bir boşluğa, üniversitelerde herhangi bir tereddüte yol açacak nokta bırakmamak için de AKP önce anayasanın üç maddesinin süratle değiştirilmesini, bunun hemen ardından da serbesti yasası çıkarmayı planlıyor.AKP’li hukukçular, MHP’nin kanun önünde eşitliği düzenleyen anayasanın 10. maddesinde değişiklik önerisinin sorunu çözmeye yetmeyeceğini görüyor. Onun için de dünden itibaren MHP’yi daha sağlam bir çözüm formülüne ikna etmek için resmi temaslara başladı AKP. MHP’nin 10. madde değişikliğine ek olarak Anayasa’nın “Temel Hak ve Özgürlükler” bölümündeki 13. maddesi ile “Eğitim, Öğrenim Hakkı ve Ödevi” ile ilgili 42. maddesinde de değişiklik öngören 3 maddelik bir paket önerdi. MHP yöneticileri, dün partilerine yazılı olarak ulaştırılan bu teklifi incelediklerini belirtiyorlar. Aslında uzun uzun inceleyip, değerlendirme toplantıları ile vakit geçirmenin bir anlamı yok. Ama yine usul yerine gelsin diye MHP bunu yapıyor. Yoksa AKP’nin yapmak istediği son derece basit. Kafalarda hiç bir tereddüte yer bırakmayacak, hiç bir hukuki boşluk oluşmayacak biçimde üniversitelerde türban serbestisini sağlamak istiyor AKP. MHP de buna destek vereceğini ilan ettiğine göre bundan sonra yapılacak işlem son derece basit; AKP’nin teklifinin Meclis’ten geçmesine yardım etmek. Çünkü, MHP’nin önerdiği 10. madde değişikliği sorunu çözmekten uzak. Bunu MHP’li bazı hukukçular da kabul ediyor.MHP düne kadar türban konusunda AKP’nin samimiyetini sorguluyordu. Bu aşamadan sonra ise AKP nezdinde kendileri samimiyet testine girmiş durumdalar. Eğer amaç bu yasağı kaldırmak ise AKP’nin önerisine destek verecekler. Aslında gelinen bu noktadan sonra MHP’nin viraj alması mümkün değil. Sözünün arkasında duracak. Bunu Başbakan Erdoğan da biliyor ve o nedenle işi bir an önce bitirmek için bastırıyor. Oysa AKP ve Erdoğan, 22 Temmuz seçimlerinin hemen ardından bu dönemde türban yasağını kaldırmaya karar vermişlerdi. Ancak bunu hazırlıkları süren kapsamlı yeni anayasa çerçevesinde yapacaklardı. Ve o da en iyi ihtimalle 2009 yılı başlarında sonuçlanacaktı. Fakat MHP’nin geçen hafta “hodri meydan” diyerek yaptığı destek önerisi AKP açısından arayıp da bulamadığı fırsatı yarattı.Artık bu mesede geri dönüş yok gibi gözüküyor. Yargının ve diğer devlet kurumlarının itirazlarına, tepkilerine kulağını tıkayıp bu yasağı kaldıracak AKP.Hem de sadece anayasa değişikliği ile yetinmeyecek. İşi sağlama almak için, Anayasa değişikliğinin hemen ardından üniversitelerde türban dahil, ceza yasalarına, genel ahlaka, gelenek ve göreneklere aykırı olmamak kaydıyla her türlü kılık kıyafetin serbest olduğuna dair bir de yasa çıkaracak.AKP böylelikle ülkedeki bir “özgürlük” sorununun, bir gerilim konusunun gündemden düşürülmüş olacağını savunuyor. Acaba öyle mi olacak? Yoksa çok daha şiddetli bir gerilim ortamına mı girilecek?

Devamını Oku

Türkiye’nin birinci önceliği türban mı ekonomi mi olmalı?

22 Ocak 2008

Bugün bütün dünyanın ana gündemi, birinci önceliği, ABD’de başlayıp, Çin’den, Rusya’ya, AB’ye, Brezilya’ya yayılan ekonomideki küresel dalgalanma. Tüm Asya, Amerika ve Avrupa hükümetlerinin, merkez bankalarının uğraşı, bu küresel dalgayı en az hasarla atlatmaya dönük önlemler üzerinde kafa yormak. Dünyanın tartıştığı konu bu: Küresel ekonomik dalgalanma...Bizdeki havaya bakılırsa sanki Türkiye bu olumsuz rüzgardan muaf. Türkiye iktidarıyla, muhalefetiyle, kurumlarıyla kronikleşmiş bir tartışma konusunu alevlendirmekle meşgul. Terör mücadelesi bile ikinci planda. Siyaset sahnesinde türban tartışılıyor da, ekonomi alanında gelen küresel dalgaya karşı tahkimat mı yapılıyor? Hayır o alandaki tartışma da Merkez Bankası’nın İstanbul’a taşınma inatlaşmasına kilitlenmiş durumda. Bir yıla yakın süredir Meclis gündeminde sürüncemede tutulan sosyal güvenlik reformu bile tartışma gündeminden düştü. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın deyimiyle “İstanbul’un havası daha uygun, daha güzel olduğu için” Merkez Bankası’nı taşımak istiyor hükümet. Karşı olanların bazıları da bunu AKP’nin rejim değişikliği girişimlerinin bir parçası olarak görüyor.Özetle Türkiye’nin iki önemli konusu bu. Türban ve Merkez Bankası’nın taşınması...Bu arada tüm dünya borsaları gibi İstanbul Borsası da büyük değer kayıpları yaşıyor. Döviz kurları tırmanış eğilimine giriyor. Fakat bu gelişmeler en azından şimdilik gündemin ilk sıralarında yer almıyor. Türkiye’nin birinci önceliği türbana kilitlenmiş durumda.Dün Meclis’te grubu bulunan dört siyasi partinin grup toplantıları vardı. Bu toplantılarda konuşan Başbakan Erdoğan’ın da muhalefet liderlerinin de birinci gündemi türbandı. Çıkan tablo şu: AKP’nin yanı sıra MHP de DTP de üniversitelerdeki türban yasağının kaldırılmasına yönelik bir anayasa değişikliğinden yana. Fakat her iki muhalefet partisi de bu konuda AKP’nin ve Başbakan Erdoğan’ın samimi olmadığını savunuyorlar.Ancak Başbakan da AKP de bu yasağın kaldırılması noktasında hem çok samimi hem de kararlı gözüküyor. Bu durumda DTP ve MHP de eğer AKP’yi yanıltıp boşa bastırma taktiği gütmüyorlarsa, gerçekten samimi iseler sorun biter. Meclis 400’ün üzerinde bir oy çokluğu ile iki maddelik anayasa değişikliğini bir iki hafta içinde gerçekleştirebilir.Bu arada dün CHP Genel başkanı Deniz Baykal grup toplantısı sırasında kürsüden ilginç bir belge okudu. Baykal’ın aktardığına göre Erdoğan hükümeti tarafından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne verilen savunmada şöyle deniyormuş:“Türbanın Türkiye’deki laik ve demokratik rejimi ortadan kaldırmak isteyen bir siyasi görüşün simgesi haline geldiği açıktır. Bu yüzden yasaklanması gerekir...” Anayasa Mahkemesi’nin 1989’daki yasak kararının gerekçesi de zaten buydu. Düne kadar devletin resmi görüşü de bu idi. O nedenle Erdoğan bu belgeyi imzalamış olabilir. Ama Erdoğan hiçbir zaman türban yasağını savunmamış, aksine “toplumsal ve kurumsal mutabakat sağlandığında gerilimsiz olarak kaldırılacak” demişti.Acaba şimdi devletin bu konudaki görüşü değişti mi? Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı seçilmesiyle birlikte Çankaya’ya da çıkan türbanın üniversitelerdeki yasağının da kaldırılması konusunda yüksek yargı karşı çıksa bile diğer devlet kurumlarında asgari bir mutabakat oluştu mu?Yasağın kaldırılmasına ilişkin anayasa değişikliği bu mutabakata bakılmaksızın, gerilim pahasına da gerçekleştirilebilir ama o zaman bu olay Türkiye’yi muhtemelen küresel ekonomik dalgalanmadan daha şiddetli biçimde sarsar.

Devamını Oku

MHP’nin AKP’yi sıkıştırma taktiği...

21 Ocak 2008

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Madrid demeciyle yeniden siyaset ve ülke gündeminin ilk sırasına oturan türban sorunun çözümü konusunda MHP ilginç bir strateji geliştirmiş durumda.Gelişmelerin görünür kısmına, kamuoyuna yapılan açık beyanlara bakıldığında MHP, tıpkı Cumhurbaşkanlığı seçiminde olduğu gibi yine Türkiye’nin en hassas, en tartışmalı konusunda iktidar partisine yardım elini uzatıyor. İktidarı ve Erdoğan’ı rahatlatıyor.Erdoğan’ın türban konusunda samimi olmadığını, türban sorununu başka gerekçelerle siyasi malzeme olarak kullandığını düşünen MHP hodri meydan diyor:“Türban yasağını kaldırmak mı istiyorsunuz? Bunun için anayasa değişikliği mi gerekiyor? Buyurun birlikte yapalım, desteğimiz tamdır...” MHP’nin çözüm için tam destek vaat ettiği anayasa değişikliği formülünün ise bu sorunu çözmekten uzak olduğu anlaşılıyor. MHP yürürlükteki Anayasa’nın kanun önünde eşitlik ilkesini düzenleyen 10. maddesinin kapsamını değiştirerek sorunun çözülebileceğini öngörüyor. Fakat Anayasa hukukçularının da AKP kurmaylarının da ortak görüşü bu önerinin işe yaramayacağı yönünde.AKP yine de MHP’nin yaklaşımını, anayasa değişikliği teklifini çözüm yönünde önemli bir adım, bir fırsat olarak değerlendiriyor.AKP’nin formülü MHP’den farklı. Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat, grup başkanvekilleri Sadullah Ergin ve Bekir Bozdağ’ın yürüttükleri formül çalışmaları Anayasa’nın 42. maddesi üzerinde yoğunlaşıyor. Eğitim ve öğretim hakkını düzenleyen bu maddeye şu hükmün eklenmesini öngörüyor AKP’nin hukukçu kurmayları:“Ceza mevzuatı ile genel ahlaka, örf ve adetlere aykırı olmamak şartıyla yükseköğrenim kurumlarında kılık-kıyafetten dolayı kimse öğrenim hakkından mahrum bırakılamaz...” Anayasa Mahkemesi’nin 1989 yılında verdiği kararla anayasa hükmü niteliği kazanan üniversitelerdeki türban yasağının ancak bu şekilde açık bir anayasa hükmüyle kaldırılabileceğine inanılıyor.Şimdi bugünlerde AKP’liler öneriyi MHP’ye götürecekler. MHP’nin bu formüle ne diyeceği henüz bilinmiyor ama kabul etme ihtimali bir hayli yüksek.Çünkü, “AKP’nin siyaset malzemesi olarak kullandığına, 2009 yerel seçimlerinde de kullanmaya devam edeceğine” inanan MHP, bu malzemeyi iktidar partisinin elinden almak niyetinde.Ayrıca türban sorununun yeni anayasa tartışmalarından da çıkarılmasını arzuluyor MHP. Bir iki maddelik özel bir anayasa değişikliği ile bu sorunun gündemden düşürülmesinden sonra farklı bir cepheden AKP’nin üzerine yürümeyi planlıyor MHP’liler.Yeni anayasayla özgürlüklerin genişletilmesi çerçevesinde Kürt kimliği ve Kürtçe üzerindeki kısıtlamaların kaldırılması yönündeki düzenlemeleri, başından itibaren mercek altında tutuyor MHP. Ve bu noktalardan hareketle iktidar partisindeki asıl tehlikeli eğilimin “İslamcılık değil bölücülük” olduğunu savunmaya, bu noktadan AKP’yi vurmaya hazırlanıyor MHP.MHP’nin taktiği tutar mı bilinmez ama vereceği destekle üniversitelerdeki türban yasağının kalkması yüksek ihtimal...

Devamını Oku

Çözüm sanıldığı kadar kolay değil...

18 Ocak 2008

AKP beş yılı aşkın süredir iktidarda. Tayyip Erdoğan’ın başbakanlığı da beşinci yılını doldurmak üzere. Bu iktidarın başından beri türban konusunda hassasiyeti var. İktidara geldiği 2002 seçimleri öncesinde meydanlarda seçmene türban sorununu çözeceğiz vaadi var. Ama sorun bugüne kadar çözülemedi. Çünkü sorun sanıldığı kadar basit, çözümü kolay değil. Gerilim, hatta kriz çıkarma riski çok yüksek. AKP bugüne kadar birkaç kez hamle yaptı ama her seferinde de toplumsal ve kurumsal uzlaşmanın yetersizliğini görüp geri adım attı. İlk defa bu kez Başbakan Erdoğan kararlı gözüküyor. Son bir kaç günkü açıklamalarında, “simge veya sembol de deseniz türbanı üniversitelerde serbest bırakacağız” demeye getiriyor Erdoğan.Yani anayasa değişecek, yasak kalkacak...Bu yasağın kalkmasını MHP de öteden beri istiyor. Bahçeli de tıpkı Erdoğan gibi “yasak kalksın ama gerilimsiz, çatışmasız bu sorun çözülsün” istiyor. Bahçeli ile Erdoğan arasındaki tek görüş farkı şu: Erdoğan simge de olsa serbest kalmalı görüşünde. Bahçeli ise, daha temkinli. Laiklik hassasiyeti nedeniyle siyasal simge olarak kullanılmasına izin verilmemesini istiyor.Bahçeli ayrıca AKP’nin türban sorununu çözme konusundaki girişimlerinin samimi olmadığını, bu konuyu siyaset malzemesi yaptığını düşünüyor. O nedenle de dün bu konuda atağa geçti MHP. AKP’ye bir anayasa değişikliği formülü önererek “samimi iseniz gelin bu değişikliği yapalım ve türban sorununu ülke gündeminden çıkaralım” dedi.MHP’nin çözüm formülü son derece basit. Anayasa’nın “kanun önünde eşitlik” ilkesini düzenleyen 10. maddesine “her türlü kamu hizmetinin sunulmasında ve bunlardan yararlanılmasında” hükmünün eklenmesini öngörüyor. Yani bütün vatandaşlar her türlü kamu hizmetinden eşit olarak yararlanabilecekler, dolayısıyla yükseköğretim de bir kamu hizmeti olduğuna göre türbanlı öğrenciler de bu hizmetten eşit olarak yararlanabilecekler.Fakat yasağın dayanağını oluşturan 1989 tarihli Anayasa Mahkemesi kararını bu düzenleme ile yürürlükten kaldırabilmek pek olası gözükmüyor. Çünkü, Anayasa Mahkemesi’nin kararının “kanun önünde eşitlik veya kamu hizmetlerinden eşit biçimde yararlanma” ilkesiyle bağı yok. Anayasa Mahkemesi yasak kararını getirirken doğrudan laiklik ilkesine ve bu ilkenin yer aldığı anayasanın 2. ve 24. maddelerine atıf yapıyor.Ki zaten AKP’nin anayasa taslağını hazırlayan hukukçulardan Prof. Ergun Özbudun da bu düzenlemenin sorunu çözemeyeceği görüşünde.Türkiye bu konuyu daha çok tartışır. Siyaset düzeyinde tartışır, sivil toplum kuruluşlarıyla tartışır, hukukçuları ile, üniversiteleri ile tartışır. En önemlisi de devlet kurumları da bu tartışmaya taraf olmaya başlar. Ki dün itibariyle başladı da.Dün Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı yazılı bir açıklama yaparak bu yöndeki girişimleri çok sert ifadelerle eleştirdi. Başsavcı, MHP ve AKP’nin girişimlerini, “Cumhuriyetin laik niteliğinin değiştirilmesi amacına yönelik faaliyet” olarak değerlendiriyor. Yani bir anlamda bu partilerin anayasa suçu işlemekte oldukları kanaatinde.Formül basit gibi görünse de türban yasağını kaldırabilmek kolay değil. Dün Yargıtay’ın sert tepkisi geldi. Bunu yarın başka kurumlar izleyebilir. Hatta bu konulara müdahil olması hiç istenmeyen kurumların da tepkisi gelebilir...

Devamını Oku