Yeni anayasa için yine halka gideriz
.
Seçim Haziran 2011’de
2011 seçimlerinin nasıl bir tablo Meclis’te oluştaracağını bilemiyoruz. Fakat beklentilerimiz doğrultusunda, bir meclis tablosu oluşacak olursa biz yine aynı şekilde bir mutabakat arayışını şiddetle isteriz, savunuruz ve peşinde oluruz. Ama olmadı kendimiz yine aynı şekilde yola çıkarız. Bu halkımıza gidişimiz de böyle olmuştu, gene gideriz. na muhalefet partisinin seçimi beklemeyelim hemen yeni anayasa ile ilgili adımları hemen atalım yaklaşımını doğrusu samimi bir yaklaşım olarak görmüyorum. Önümüzde bir bütçe görüşmeleri başlıyor. Yıl sonuna kadar bu zaten sürece tamamen kapsayacak. Büyük ihtimalle bizim düşüncemiz seçimi bir ay kadar öne çekmek yani bunların kapanıyışla seçimi o arada birlikte yapmak. Temmuz’a seçimi bırakmamak. 1 ay kadar bir öne alma söz konusu ki o zaman ocak, şubat, mart, nisan, mayıs 5 ay gibi bir süre kalıyor. Bu beş ayın da 3 ayı kampanya sürecidir. 90 gün normalde seçim takvimini kapsayacağı süreçtir. Bunun fazlası vardır eksiği yoktur. Bu süreç içerisinde Allah aşkına bir anayasa çalışmasını yapabilir misiniz. Yeni anayasa ile ilgili olarak bundan kaçmak diye bir şey değerlendirmeyelim.
Türbanı hallediriz
Başörtü meselesi gündeme geldi. Biz, ana muhalefet partisi liderinin sözlerine anında cevap verdik. Bugünden tezi yok. Meclis açılır açılmaz bu üç maddelik bir olaydır. Hemen yaparız. Zaten Anayasa Mahkemesi’ne kimse bunu götürmediği takdirde meclisten çıktığı gün bu biter. Bu problem hemen halledilebilir ve önümüzdeki sorunlardan bir tanesi kalkmış olur. Buyursunlar hemen arkadaşlarımla otursunlar konuşsunlar.
TC vatandaşlığı üst kimliktir
Anayasanın değiştirilemez ilkeleri var. Bu değiştirilemezler arasında bayrak, başkent, vatan, milli marş gibi bunların değiştirilemezliği ortada. Biz şu anda mevcut iktidar olarak bunların üzerinde böyle bir tasarruf ve adım atmak gibi bir şey düşünmüyoruz. Kimlik konusunda ise mevcut yapısıyla Türküyle, Kürtüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle hepsi bizim için makbuldur. Yeter ki üst kimlik olarak Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşlığı ortak paydasında bütünleşelim. Beni şahsen Türküm demek rahatsız etmiyor. Bu birilerini de rahatsız etmemesi lazım. Kürt kökenli vatandaşım da.
Çift dil barışı bozar
Anadilde eğitim ve öğretim her ikisi de farklı. Anadilde öğretimin önünü zaten açtık. Neyle açtık, kurslarla açtık. Bu konuda gidip kurslar açabilirler ve bu kurslarda bu tür çalışmalar yapabilirler. Fakat eğitime yönelik de bazı adımlar attık. Üniversiteler de biliyorsunuz bunun adımını attık. Burada önemli olan şu eğitimi çift dilli veya çok dilli yapma mantığı özellikle Türkiye’nin iç barışının bir defa geleceği açısından bir sıkıntı. Biz burada iç barışı tehdit edecek yollara giremeyiz. Böyle bir şeye evet diyemeyiz. Burada bizim ortak dilimizi tahrip eder, bozar. Buna bu noktada sıcak bakmak mümkün değil. Benim Kürt kökenli vatandaşlarımızın ve aydın kesimin iyi düşünmesi lazım. Türkiye’de etnik unsur sadece Türkler ve Kürtler’den oluşmuyor. Kürt kökenli vatandaşlarımızın yanında birçok etnik unsur mensubu vatandaşlarımız var. Hepsinin bu noktada bir beklentileri. Bu noktada biz önünü açtığımız bu kurslarla büyük ölçüde zaten anadilini konuşma görüşme mesela cezaevlerinde bu yasaktı biz bunun önünü açtık.
AZINLIKLARIN TALEBİ: Azınlıkların dil talebiyle ülkenin kendi vatandaşının dil talebini birbirine karıştırmayalım. Almanya’yı örnek veriyorsunuz. Orada yaşayan Türkler azınlıktır ve azınlıkların bu tür dil talebi AB’nin de getirisidir. Onlara bu tür dil eğitiminin verilmesi onların en doğal hakkıdır. O hakkı gündeme getiriyoruz.
Öcalan’ın ağırlığı yok
Öcalan’ın bu süreci yönlendirme diye bir şu anda ağırlığı yoktur. Öcalan üzerinden şu anda liderlik mücadelesinin verildiği bir yapı vardır. Öcalan’ın sadece ismi kullanılmaktadır. Yoksa verdiği sinyalllerin işaretlerin hedef bulması, yer bulması diye bir şeyin ben şu başbakanlığım süreci içerisinde doğrusu görmedim. Zaman zaman eylemsizlik, böyle oldu şöyle oldu. Hiç alakası yok. Gerekli olan kararları şunları bunları hepsini dağda liderler var avrupa da siyasi liderler var radikaller var. Bunların arasında devam eden bir süreç bir mücadele var.
GENEL AF: Genel af dediğiniz zaman bu katillerin affı meselesidir. Siyasi af dediğiniz zaman eğer düşünce suçlularını ifade ediyorsanız, katliamlara, teröre bulaşmamış insanları söylüyorsanız o farklı bir durum. Bunların üzerinde oturup konuşup tartışması yapılır.
Basın özgürlüğü...
Özellikle basın özgürlüğünün yeniden ele alınması konusu, gerçi biz bu dönemde böyle bir adım atmıştık ama yeni bir bu konuda adım atılması konusunda faydalı olacağı kanaatindeyim. Parlamentonun 1 Ekim’de açılmasıyla birlikte bu konuyla ilgili Bülent Bey’in ve sizin katılımınızla bu konudaki neler sorun alanlarımızdır bunları belirlemek, neler yapabiliriz, bunları gözden geçirmek ve bu konuda yeni bir basın özgürlüğüyle ilgili yasa hazırlığına girebiliriz. Bu adımı da süratle biz atarız.










