Geri Dön
Gündem‘Mumcu özel korumam altındaydı’

‘Mumcu özel korumam altındaydı’

Mehmet Ağar cezaevinde Darbe Komisyonu’na konuşmuştu. VATAN ayrıntılara ulaştı...



Ağar Cumhurbaşkanlığı seçimi öncesi 367 oylamasına girmeyerek hata yaptıklarını, bedelini de siyaset dışı kalarak ödediğini söylemiş. Ve ilginç bir ayrıntı; Ağar “cezaevinde istihbarat ağı”, “12 Eylül dönemi ihaleleri”, “Sivas olayları” ve “uyuşturucu kaçakçılığı”na ilişkin soruları yanıtlarken 4 kez kayıt kapattırdı.

Cezaevinde darbe komisyonuna konuşan Mehmet Ağar, ‘367’ oylamasına girmeyerek hata yaptığını, Erbakan’ın kararnamesini imzalamamasının da çocukluk olduğunu söyledi. Ağar, Uğur Mumcu için, “Özel korumam altındaydı. Bir gün koruması eksik edilmemiştir”dedi.

TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu’nun bulunduğu cezaevinde dinlediği eski İçişleri Bakanı ve DP’nin eski genel başkanı Mehmet Ağar, 28 Şubat sürecinden, terörle mücadeleye pek çok konuda çarpıcı açıklamalarda bulundu.

VATAN’ın ulaştığı görüşme tutanakları, Ağar’ın 367 tartışmalarının yaşandığı TBMM’deki Cumhurbaşkanlığı seçimi oylamasına parti kararına rağmen katılan iki milletvekiliyle ilgili değerlendirme yaparken Tayyip Erdoğan’dan övgüyle söz ettiğini ortaya koydu. Ağar, AK Parti’den ayrılıp DYP’ye katıldıktan sonra Meclis’teki oylamada grup kararına uymayan Ümmet Kandoğan ve Mehmet Eraslan’ı kastederek “Tayyip Erdoğan gibi bir siyaset uzmanının kovaladığı hiçbir adamı dış kapının yanına bile sokmayacakmışsın. 2 adamı soktuk, ikisinden de dersimizi aldık. Bu da iyi bir ders, hayat da güzel” dedi. Ağar görüşmede 367 tartışmalarının yaşandığı TBMM’deki Cumhurbaşkanlığı seçimi oylamasına girmemesine ilişkin pişmanlığını da şöyle dile getirdi:

“Ettiğimiz laflara bak, yaptığımız işe bak.. 27 Nisandan önce ettiğimiz laflara bak bir senesinde, bizden daha ağır, bizden sert laf eden yok, yaptığımız işe bak. Hayatımızda bir hata yaptık onun da cezasını kendimize verdik “Temyizi kabil olmamak üzere siyasetten uzaklaştırılmasına...”

‘Askere eleştiriler

AK Parti’nin Güneydoğu’daki siyasi gücünün Türkiye’nin bölünmesini engellediğini ifade eden Ağar, “PKK’yla, Tayyip Bey’le el ele verip mücadele etmek yerine, hükûmeti nasıl alaşağı ederiz lüzumsuzluğuna girmeseler hem bu sıkıntılar olmaz hem Türkiye bu meseleyi çoktan aşardı” diye konuştu. Komisyon tutanaklarına göre, Ağar’ın bazı çarpıcı ifadeleri şöyle:

ÇOCUKLARIN OKUL DİRENİŞİ: En önemli iş, geçen gün Yüksekova’daki çocukların kalkıp okulda tavır koymaları 15 tane operasyondan daha başarılı bir iş, çok doğru bir iş. Sayısını artırmamız lazım.

ARMUT MU ALACAKTIK? (İsrail’deki görüşmeyle ilgili soru üzerine): Tansu Hanım söylemiş zaten. Bizim o görüşmenin kaynağını. Merhum Ecevit’e nasip oldu, Allah da helalı hoş olsun. Abdullah Öcalan’la ilgili bir operasyon görüşmesiydi. Yakalanması konusunda işbirliği konuşuldu. İşte yani bir günde olmuyor bu işler. Sonunda meyveyi o zamana verdi. Şimdi, hep gazetelerde geçti, yok “İsrail’den silah aldılar.” Göstermelik olarak da onları aldık yani esas temelindeki mesele buydu. Yok Uziler alındı. Ne yapacağız? Armut mu alacaktık? (Alınan silahların kayıtlarının olmadığına ilişkin soru üzerine): Olmaması normal tabii, kullanıldı yurt dışında bunlar. Yani işte onun yakın adamlarıyla ilgili bazı müşterek operasyonlar yapıldı ama bunlar muvaffak olmadığı için açıklanmadı.

KIRCI’NIN NİKAH ŞAHİTLİĞİ: Haluk Kırcı’nın düğüne gitmişim. İşte eski Erzurum Milletvekili Cemal var, benim zamanımda il başkanıydı. Cezmi Polat bana geldi “Ağabey, Allah aşkına, hafta sonu bir nikahımız var, bir şahitliği rica edelim” dedi. Ben de Erzurum’da haftada on tane nikâh şahitliği yapıyorum. Kim çağırsa gidiyoruz, yani kimseyi kırdığımız ettiğimiz yok. Özellikle de muhalefet il başkanı olduğu için hiç kırmıyoruz yani “Korkuyor mu, çekiniyor mu?” demesinler diye. Kalktık gittik, kırk sene sırtımızdan düşmedi bu. Yani elli tane nikâh, yüz tane nikâh şahitliğim var.

‘Teşekkür isterdim’

UĞUR MUMCU: (Uğur Mumcu’nun ölümünden eşi Güldal Mumcu’ya ‘Altından bir tuğla çekerseniz hepsi yıkılır’ dediği iddiasının anımsatılması üzerine): Yok böyle bir şey. Güldal sınıf arkadaşım mülkiyeden. Uğur Bey’i de yakından tanırdım ben, Ankara Emniyet Müdürüyken de sık görüşürdük. Ben de isterdim ki onların kendisinden ve çocuklarından bana teşekkür etmelerini. Kendisi istememesine rağmen özel korumam altındaydı, aile bilir, gizli, saklı sivil polisler tarafından. O her gün gazeteye gitmezdi, evde çalışırdı genellikle. Gazeteye gittiği günlerde arkasında ekibim vardı, gazetede ekibim vardı, gelişinde ekibim vardı ve ben Ankara Emniyet Müdürü olduğum sürece bir gün koruması eksik edilmemiştir.

Zana mesaj getirmişti

Terörün en yoğun olduğu dönem, ben Emniyet Genel Müdürü olmadan evvel, Leyla Zana, Sedat Bucak’a gelir, nerede? Meclis lojmanlarında. “Başkan Apo’dan bir mesaj getirdim. Örgütün yanında yer alman mühim değil, tarafsız dahi kalsan örgüt için makbuldür. Senden sadece bunu istiyoruz” demesine rağmen kabul etmemiştir.

Erbakan sahip çıktı

Ağar, Erbakan’ın Libya kararnamesini imzalamamasıyla ilgili, “Gazetecinin biri sordu, dedim ‘Ya, ne kararnamesi, olmayan bir kararnameyi tabii ki imzalamayacağız.’ Ertesi günü manşet ‘Libya kararnamesini imzalamayacağım.’ Bir acemilik, biraz da gençlik var serde, kabadayılık, laftan geri dönmeyeceğiz. Halbuki bu bir siyaset, adam seni bakan yapmış, imzalamıyorsan basarsın istifayı gidersin” dedi. Ağar, Erbakan’ın daha sonra kendisine ‘Ben yanlış yaptım, keşke gitmeseydim, seni dinleseydim’ dediğini de anlattı. Ağar, “Ondan sonra geldi, geçti bu Susurluk hadisesi olunca biz istifa edeceğiz. Beni aradı -Tansu Hanım aramıyor o arıyor- ‘Sakın istifa etme’ dedi. Adam herkese hoşgörü gösterdi bizim yaptığımız o ciddi siyasi hataya rağmen ama Türkiye’de bir tek ona kimse hoşgörü göstermedi yani. Hüzün verici olan olay o. Adamın esprili, şen şakrak hoşgörülü dili alay konusu edildi. Adamın dibindeki derinliği filan kimse göremedi.

Genelkurmay komisyonun tepkisini çekti

TBMM Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonu, alt komisyonlardan gelen taslak raporlar doğrultusunda ana rapor taslağını yazım çalışmasına başladı VATAN’ın ulaştığı 12 Eylül darbesine ilişkin alt komisyonun taslak raporunda, komisyonun çalışmalarına bilgi ve belge desteği sağlamayan kurumlara “sitem” de yer aldı. AK Partili Naci Bostancı’nın başkanlığını yürüttüğü alt komisyon raporunun “Genel Değerlendirme ve Sonuç” bölümünde, bazı kurum ve kuruluşlara birden fazla yazı yazılarak ya da yetkililer ile bizzat görüşülerek bilgi ve belge talep edildiği belirtilerek, “Buna rağmen komisyonun çalışma süresi içinde Genelkurmay Başkanlığı, MİT, Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Devlet Personel Başkanlığı, Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kurumu (MASAK) gibi bir çok kurum ve kuruluştan cevap gelmemiştir” denildi.

Taslak raporda, Genelkurmay’la ilgili şu ifadeler yer aldı: “Özellikle Genelkurmay Başkanlığı’ndan döneme ilişkin Milli Güvenlik Konseyi Kararları, Sıkıyönetim Koordinasyon Kurulu Kararları, Bayrak Harekatına ilişkin belgeler, Sıkıyönetim uygulamaları ve buna benzer pekçok bilgi ve belgenin alınamaması bukonuda daha kapsamlı, orijinal ve derinlemesine analiz yapılmasına engel olmustur. Milli iradenin en önemli tecelligahi olan TBMM’nin anayasal bir denetim mekanizmasi olan Meclis Araştırma Komisyonunun TBMM İçtüzüğünün 105. Maddesi uyarınca yetkisi dahilinde bulunan bilgi ve belge istemine kamu kurum ve kuruluşlarının duyarsız kalması her türlü açıklamadan varestedir. “

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler