Van'da tehlike patladı! 'Maalesef azalıyor' deyip kötü haberi verdi: Artık çok geç olabilir
Vanlılara kötü haberi verdi, giderek azalıyor. Van Gölü Havzası’nda kontrolsüz yeraltı su kullanımı, kaçak sondajlar ve verimsiz sulama uygulamaları, yağışların sağladığı geçici rahatlamaya rağmen su kaynaklarını tehdit etmeyi sürdürüyor. Uzman isimler ilerleyen dönemde yaşanacak tehlikeyi açıkladı.

Türkiye genelinde bu yıl etkili olan yağışlar, kuraklık endişelerini bir süreliğine geri plana iterken, su kaynakları üzerindeki endişelerini tamamen ortadan kaldırmıyor. İklim değişikliğinin etkisiyle yükselen sıcaklıklar, düzensizleşen yağış rejimi ve artan buharlaşma, suyun geleceğini her geçen gün daha kritik hale getiriyor. Van'da da son aylarda görülen yağışlar yeraltı su seviyelerine kısa süreli katkı sağlasa da kontrolsüz sondajlar, bilinçsiz su tüketimi ve verimsiz sulama yöntemleri nedeniyle Van Gölü Havzası üzerindeki risk büyümeye devam ediyor. Bugün yaşanan geçici rahatlama, gerekli adımlar atılmadığı takdirde önümüzdeki yıllarda daha büyük su sorunlarının habercisi olarak değerlendiriliyor.

Türkiye'nin en önemli kapalı havzalarından biri olan Van Gölü Havzası, yalnızca iklim değişikliğinin değil, insan kaynaklı yanlış uygulamaların da etkisini derinden hissediyor. Tarımsal sulama amacıyla açılan kontrolsüz sondaj kuyuları yeraltı su rezervlerini her geçen gün biraz daha azaltırken, geleneksel sulama yöntemleri de su kayıplarını artırıyor. Yeraltından çekilen su miktarının artması, Van Gölü'nü besleyen doğal su döngüsünü zayıflatırken, bu durum yalnızca göl seviyesini değil, tarımsal üretimi, doğal yaşamı ve bölgenin ekolojik dengesini de tehdit ediyor.

Yağışlı geçen dönemlerin oluşturduğu iyimser tabloya rağmen, suyun plansız tüketilmeye devam etmesi halinde Van'ın gelecekte hem tarımsal sulama hem de içme suyu açısından daha ciddi sorunlarla karşı karşıya kalabileceği Şehrivan’a değerlendiren Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Caner Yerli, yağışların oluşturduğu geçici rahatlamanın yanıltıcı olabileceğini belirterek Van Gölü Havzası'nın korunması için kontrolsüz yeraltı su kullanımının önlenmesi ve su kaynaklarının sürdürülebilir şekilde yönetilmesi gerektiğini ifade etti.
Doç. Dr. Yerli, “Bu yıl önceki yıllara nazaran Van’da yoğun yağışların gerçekleştiği aşikârdır. Bu, yeraltı su seviyelerinde kısa vadeli bir artış sağlamıştır. Ancak, bu durum bizleri rehavete sürüklememelidir. Çünkü saha gözlemleri ve bilimsel veriler uzun vadede bölgenin su geleceği için ciddi tehditlerin hala masada olduğunu gösteriyor. Tarımsal sulama adı altında açılan kontrolsüz ve bilinçsiz sondaj kuyuları, Van Gölü Havzası’nın hassas dengesini bozuyor. Bölge kapalı bir havza olduğu için yeraltından aşırı miktarda su çekmek, gölün beslenme döngüsünü doğrudan sekteye uğratıyor. Üstelik artık yaz aylarında yaşadığımız aşırı sıcaklıklar, buharlaşmayı öyle bir noktaya getiriyor ki, kullandığımız suyun yerine yenisi maalesef ki dolmuyor.” Dedi.

sehrivangazetesi.com'da yer alan habere göre; Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Ziraat Fakültesi Biyosistem Mühendisliği Bölümü Doç. Dr. Caner Yerli; “Van Gölü’ndeki çekilmeyi yalnızca kuraklığa bağlamak büyük bir hata olur. Bölgede yıllardır süregelen kaçak sondajlar ve işlevsiz bırakılan tarihi su kanalları bu çekilmenin en büyük sorumluları durumundadır. Yeraltından aşırı su kullanımı gerçekleştirildiğinde, gölü beslemesi gereken doğal su damarlarını kesmiş oluyoruz. Bu durum inci kefalinden endemik kuş türlerine kadar onlarca canlıyı ve ekolojiyi tehdit ediyor. Eğer bu gidişatı durdurmazsak, sadece tarım değil, bölgenin biyolojik çeşitliliği de çöker. Bu yüzden ekosistemi tek bir bütün olarak görmek ve korumak zorundayız.” diye konuştu.
Çiftçilerin bilinçlendirilmesi ve modern sulama tekniklerine mutlak geçiş yapılmasının şart olduğunu söyleyen Doç. Dr. Caner Yerli sözlerine şöyle devam etti; “Tarım alanlarındaki azalma ve kuraklık, çiftçilerimizi daha fazla yeraltı suyu sondajına itiyor. Ancak bunun sürdürülebilirliği oldukça zayıf kalıyor. Eğer bugün suyu bitirirsek, yarın tarımsal üretime nasıl devam edeceğiz? Bu nedenle çiftçilerimizin bilinçlendirilmesi ve modern sulama tekniklerine mutlak suretle geçiş yapılması şart. Bu dönüşümü hızlandırmak için devlet desteğinin yanında gerekli izlencelerin de sağlanması gerekmektedir. Tarlalarda hâlâ yaygın olarak kullanılan karık sulama yöntemi, suyun büyük bölümünün yüzeyde buharlaşmasına veya derinlere sızarak kullanılamaz hale gelmesine neden oluyor. Bu yöntem aynı zamanda toprağın tuzlanmasına, erozyona ve tarım arazilerinin verim kaybına yol açıyor. Oysa damla sulama ve yağmurlama sulama gibi modern teknikler, suyu doğrudan bitki köküne ileterek hem sudan hem de emekten ciddi oranda tasarruf sağlıyor.” şeklinde konuştu.


