Geri Dön
EğitimMilli Eğitim Bakanlığı(MEB)'ından son dakika açıklaması! 1 Haziran'da başlıyor! Yüz binlerce öğretmeni ilgilendiriyor

Milli Eğitim Bakanlığı(MEB)'ından son dakika açıklaması! 1 Haziran'da başlıyor! Yüz binlerce öğretmeni ilgilendiriyor

Milli Eğitim Bakanlığı(MEB)'ndan son dakika uyarısı geldi. MEB yüz binlerce öğretmeni ilgilendiren tarihi açıkladı. Uzman ya da başöğretmen unvanı almak isteyen bütün öğretmenleri kapsıyor. Millî Eğitim Bakanı Mahmut Özer, Bakanlık ile Yıldız Teknik Üniversitesi arasında Mesleki Eğitim İş Birliği Protokolü İmza Töreni'nde yaptığı konuşmada Aday Öğretmenlik ve Öğretmenlik Kariyer Basamakları Yönetmeliği doğrultusunda hazırlanan Öğretmenlik Kariyer Basamakları Mesleki Gelişim Çalışmaları ve Eğitim Programına İlişkin Yönerge'nin Bakanlığın internet sitesinde yayımlandığını duyurdu. Buna göre Öğretmenlik Kariyer Basamakları Sınavı 81 ilde 19 Kasım 2022 tarihinde yapılacak. Sınav sonuçları 12 Aralık 2022 tarihinde duyurulacak.

Milli Eğitim Bakanlığı(MEB)'ından son dakika açıklaması! 1 Haziran'da başlıyor! Yüz binlerce öğretmeni ilgilendiriyor

Milli Eğitim Bakanlığı(MEB)'ndan son dakika uyarısı geldi. MEB yüz binlerce öğretmeni ilgilendiren tarihi açıkladı. Uzman ve başuzman öğreten olmak için eğitim programları başlıyor. Eğitim programının başvuruları 01-10 Haziran 2022 tarihleri arasında alınacak olup uzman öğretmenlik eğitimleri 18 Temmuz-05 Eylül 2022, başöğretmenlik eğitimleri ise 18 Temmuz-19 Eylül 2022 tarihleri arasında gerçekleştirilecek.

19 Kasım 2022'de yapılacak yazılı sınav başvuruları 26 Eylül-03 Ekim 2022 tarihleri arasında alınacak ve sınav sonuçları 12 Aralık 2022 tarihinde duyurulacak.

Sertifika almaya hak kazanan öğretmenlerin sertifikaları, 4 Ocak 2023 tarihinde düzenlenecek ve uzman ya da başöğretmen unvanı alan öğretmenler, 15 Ocak 2023 tarihinde söz konusu unvanlar için öngörülen eğitim öğretim tazminatından yararlanabilecek.

Millî Eğitim Bakanlığı Personeli Hizmet İçi Eğitim Yönetmeliği çerçevesinde oluşturulan eğitim kurulu kararıyla belirlenen Uzman Öğretmenlik Eğitim Programı'na yazılı sınava başvuru tarihinin son günü itibarıyla adaylık dâhil öğretmenlikte on yıl hizmeti bulunan öğretmenlerin, Başöğretmenlik Eğitim Programı'na ise yazılı sınava başvuru tarihinin son günü itibarıyla uzman öğretmenlikte en az on yıl hizmeti bulunan uzman öğretmenlerin başvuruda bulunabilecekleri öngörüldü.

Uzman ve başöğretmen unvanları için başvuruda bulunacak öğretmenlerde/uzman öğretmenlerde aranan şartlardan biri olan mesleki gelişim çalışmaları, Bakanlığımıza bağlı resmî eğitim kurumları ve özel öğretim kurumlarında görev yapan tüm branş/alan öğretmenlerinin her bir alandaki görevlerden en az birini yapabilecekleri şekilde "Eğitim Öğretim ve Rehberlik Çalışmaları, Yönetime Katılım ve Araştırma ile Geliştirme Çalışmaları" olmak üzere üç çalışma alanı olarak belirlendi.

Millî Eğitim Bakanlığına bağlı resmî eğitim kurumları ve özel öğretim kurumlarında görev yapan öğretmen/uzman öğretmenlerden uzman öğretmen/başöğretmen unvanı için başvuruda bulunacakların üç çalışma alanı olarak belirlenen mesleki gelişim çalışmalarını tamamlayabilmeleri için çalışma alanlarının en az ikisinden birer çalışma yapmaları gerekiyor.

Sınav Takvimine ulaşmak için tıklayınız.

Öğretmenlik Kariyer Basamakları Mesleki Gelişim Çalışmaları Ve Eğitim Programına İlişkin Yönergeye ulaşmak için tıklayınız.

Yönerge Ek-1'e ulaşmak için tıklayınız.

Yönerge Ek-2'ye ulaşmak için tıklayınız.

Yönerge Ek-3'e ulaşmak için tıklayınız.

YÖK'TEN ÖĞRENCİ AFFI AÇIKLAMASI GELDİ

Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, öğrenci affı olup olmayacağı konusunda yetkinin Meclis'te olduğunu belirterek, "Netice itibarıyla Yükseköğretim Kurulu olarak, Türkiye'deki yükseköğretim alanı içine giren milyonlarca öğrenciyi ilgilendiren konularda duyarsız kalamaz" dedi.

YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar, Anadolu Üniversitesi Açıköğretim Sistemi 40'ıncı yıl etkinlikleri kapsamında Yunusemre Kampüsü'ndeki Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen panele katıldı. Oturum başkanlığını Prof. Dr. Özvar'ın yaptığı 'Pandemi sonrası yükseköğretimde dijitalleşme, beklenen değişim ve dönüşüm süreçleri' başlıklı panelde, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fuat Erdal, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mahmut Ak, Ankara Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Necdet Ünüvar ve Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı açık ve uzaktan öğrenme bağlamında üniversitelerinin deneyimlerini paylaştı.

'ÖĞRETİM ELEMANLARI TEKNOLOJİYİ ETKİN ŞEKİLDE KULLANMAYI ÖĞRENMELİ'

Panelde konuşan Prof. Dr. Özvar, yükseköğretim kurumları için dijital dönüşüm sürecine uyum sağlamalarının zorunluluk haline geldiğini belirterek, "Bu süreçten elde edilen deneyimler, yükseköğretim kurumlarımızın dijital dönüşüm sürecini hızlandırma noktasında katkı sağlamıştır. Geçmişten günümüze dijital dönüşüm yolculuğunun en önemli unsuru; üniversiteler ve akademisyenler olmuştur. Ancak değişimin hızlı olduğu bu dijital çağda, yükseköğretim kurumlarının bu hıza ayak uydurması ve çağın gereklerine uygun inisiyatifler alması önemlidir. Hızla gerçekleşen bu dijital dönüşüm sürecine uyum sağlamak, yükseköğretim kurumları için de bir zorunluluk haline gelmiştir. Yükseköğretim kurumlarında dijital dönüşüm sürecinde öğretim elemanlarına önemli roller düşmektedir. Özellikle teknoloji ile desteklenmiş öğrenme ortamlarının tasarımında, geliştirilmesinde ve kullanılmasında yeni roller üstlendikleri malumunuzdur. Bu bağlamda öğretim elemanları teknolojiyi etkin bir şekilde kullanmayı öğrenmeli ve derslerinde yeni teknolojilere yer vermelidir" dedi.

'AÇIK ÖĞRETİMİN DÖNÜŞÜME İHTİYACI VAR'

Açık öğretim sisteminin dönüşüme ihtiyacı olduğunu da ifade eden Prof. Dr. Özvar, şunları söyledi:

"Dünyada gerçekleşen dijital dönüşümlere paralel olarak, başta Anadolu Üniversitesi olmak üzere birkaç üniversitemizde uygulandığı haliyle açık öğretimin mevcut biçimini güncelleme ve çeşitlendirme ihtiyacı vardır. Daha önemlisi, Türkiye'de açık öğretimin payı hem ön lisans hem de lisans düzeyinde oldukça yüksektir. Ön lisans düzeyinde açık öğretimin payı, 2020-2021 öğretim yılında yüzde 73 olmuştur. Lisans düzeyinde ise açık öğretimin payı yüzde 52'dir. Bu oranlar oldukça yüksektir. Açık öğretim programlarını dönüştürme yoluyla mevcut payı, önümüzdeki yıllarda azaltmayı hedefliyoruz. Yüksek lisans ve doktora düzeyindeki uzaktan eğitim programlarının payının ise artırılmasını hedefliyoruz. Bu çerçevede temel amacımız, açık, uzaktan ve hibrit modelleri çeşitlendirmektir."

‘KARAR ALAM YETKİSİ MECLİS’TE’

Prof. Dr. Özvar, panelin ardından AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu'nun, öğrenci affı için çalışma başlatıldığını duyurmasıyla ilgili olarak gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bu konuda yetkinin Meclis'te olduğunu ifade eden Prof. Dr. Özvar, "Bildiğiniz gibi öğrenci affı olup, olmayacağı konusunda yetkili merci; Meclis. Milletin iradesinin tecelli ettiği Meclis, milletvekilleri ve ilgili siyasi partilerin görüşleri çok önemli. Bu konuda karar alma, bir kanuni düzenleme, hukuki mevzuat düzenleme yetkisi Meclis'indir. Yükseköğretim Kurulu olarak Meclis'ten yapılacak herhangi bir çağrıya kulak vermek sureti ile yükseköğretimin bugüne kadarki aflarla alakalı tecrübesini; Meclis'teki vekillerimizle, siyasi partilerle paylaşmaya hazır olduğumuzu ifade etmek isterim. Netice itibarıyla Yükseköğretim Kurulu olarak, Türkiye'deki yükseköğretim alanı içine giren milyonlarca öğrenciyi ilgilendiren konularda duyarsız kalamayız" diye konuştu.

'ALIŞILMIŞ YÖNTEMLERİN ÖTESİNDE ÇALIŞMA YAPILACAK'

Öğrenci affı konusunda alışılmış yöntemlerin dışında, öğrencilerin üretkenliğini hedef alan bir çalışma yapılacağını kaydeden Prof. Dr. Özvar, "Bunu yaparken de elbette ki sistemin dışında şu an kalan öğrencileri dikkate alır. Eğitim-öğretim kalitesini dikkate alır. Buna ilişkin mutlaka bir çalışma yapar. Yapacağımız çalışma elbette ki yükseköğretimin gelecekte alacağı istikametle, üniversitelerimizin eğitim-öğretim meşgalesiyle çok yakından alakalıdır diye düşünüyorum. Bu konularda tabii ki af konusunda da öğrenci affı konusunda da artık bilindik, konvansiyonel, alışılmış yöntemlerin ötesinde öğrencilerin üretkenliğini, öğretim elemanlarının gayretlerini ve üniversitelerin elbette ki bu konudaki içinde bulunduğu eğitim-öğretim düzeyini dikkate alarak bir çalışma yapacaktır" ifadelerini kullandı.

İlginizi Çekebilecek Diğer Haberler