Geri Dön

SWIFT hamlesi Rusya'nın nefesini kesecek! ABD duyurdu...

ABD ve Avrupa ülkeleri Rusya'nın Ukrayna'ya saldırmasının ardından peş peşe yaptırım karalarını açıkladı. Öte yandan ekonomik olarak Rusya'nın nefesini kesecek bir hamle planlanıyor. Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba'nın Birleşmiş Milletler kürsüsünden Rusya'nın SWIFT adı verilen uluslararası ödeme sistemiyle olan bağlarının acilen kesilmesini istedi. Peki nedir bu SWIFT sistemi ve ne işe yarıyor? Daha da önemlisi Rusya'nın sistemin dışında bırakılması ne anlama geliyor? İşte konu ile ilgili tüm detaylar...

SWIFT hamlesi Rusya'nın nefesini kesecek! ABD duyurdu...

Ukrayna Dışişleri Bakanı Dmitro Kuleba'nın Birleşmiş Milletler kürsüsünden "Bu konuda diplomatik olmayacağım. Şu an Rusya'nın SWIFT sisteminden engellenmesi konusunda şüphe duyan herkes şunu anlamalı: Masum Ukraynalı erkeklerin, kadınların ve çocukların kanı sizin ellerinize de bulaşacak. Rusya'nın SWIFT'e erişimini engelleyin." ifadelerini kullandı.

Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik operasyonunun ilk gününden bu yana, Avrupa ve ABD, Moskova'yı uluslararası ekonomi ve finans sisteminden koparacak yaptırımları değerlendiriyor. İlk olarak Rusya'nın büyük bankaları ile Putin'e yakın milyarder oligarklara uygulanan yaptırımların dozunun önümüzdeki günlerde Rusya'nın Ukrayna'daki ilerleyişiyle doğru orantılı olarak artması bekleniyor.

SWIFT sistemine erişim engeli de bu yaptırımlar bağlamında atılacak en güçlü adımlardan biri. Uzmanlar SWIFT engelinin Rusya'nın gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 5'ini silebileceğini öne sürüyor. Ancak başta Almanya olmak üzere Rusya'yla yakın ilişkilere sahip bazı Avrupa Birliği (AB) üyesi ülkeler, ilk etapta, SWIFT seçeneğinin uygulanması konusunda kaygılarını dile getirdi. Ancak dün akşam saatlerinde hızlanan diplomasi trafiği SWIFT yasağı ihtimalini güçlendirdi.

AÇIKLAMALAR PEŞ PEŞE GELDİ

Önce Fransa Maliye Bakanı Bruno Le Maire, Rusya'nın SWIFT sistemine erişiminin engellenmesini "mali nükleer silah" olarak nitelendirirken ülke olarak bu seçeneğe sıcak baktıklarını söyledi. AFP'nin aktardığına göre, Paris'te yapılan AB Maliye Bakanları toplantısı sonrası basına konuşan Le Maire, "Bazı üyeler çekincelerini dile getirdi. Fransa onlardan biri değil" derken kararın "günler ya da haftalar değil saatler içinde" değerlendirileceğini belirtti.

Le Maire'in ardından, Kanada, ABD, İngiltere'den de benzer açıklamalar geldi. Kanada Başbakanı Justin Trudeau ülkesinin yasağa "kuvvetli desteğini" dile getirirken, Johnson, NATO üyesi ülkelerin liderlerinin dün yaptığı toplantıda yasağa destek verilmesi çağrısında bulundu. AB Dış Politika Şefi Josep Borrell kararın "birkaç gün içinde açıklanabileceğini" belirtti. Beyaz Saray Sözcüsü Jen Psaki ise Rusya'yı SWIFT'ten çıkarmanın "halen masadaki seçenekler arasında olduğunu" ama ABD Başkanı Joe Biden'ın müttefiklerle birlikte hareket etmeyi tercih ettiğini vurguladı.

Daha önce çekincelerini dile getiren Almanya ve İtalya'nın da tavrını yumuşatmasıyla SWIFT engeli ihtimali güçlendi.

Avrupa Parlamentosu Başkanı Robert Metsola Rusya'ya SWIFT yasağının yaptırımların bir sonraki aşaması olabileceğini ifade etti. İtalya Dışişleri Bakanı Luigi Di Maio, yasak teklifini veto etmeyeceklerini belirtti ve Roma'nın AB'deki ortaklarıyla uyum içinde çalışmaya devam edeceğini söyledi. Yasağa en sert muhalefet eden Almanya adına ise açıklama Maliye Bakanı Christian Lindner'den geldi. Lindner, "Rusya'nın SWIFT erişiminin engellenmesine açık olduklarını ama bunun ülke ekonomisi için sonuçlarını da hesaplamaları gerektiğini" vurguladı.

İşte Türkiye'nin önde gelen finans uzmanlarının da yorumlarıyla 6 soru 6 cevapla SWIFT'e ilişkin merak edilenler Rusya'ya uygulanacak SWIFT yaptırımının olası sonuçları...

1) SWIFT NEDİR?

Society for Worldwide Interbank Financial Telecommunication (Dünya Bankalar Arası Finansal Telekomünikasyon Derneği) ifadesinin kısaltması olan SWIFT aynı zamanda İngilizce "hızlı, süratli, çabuk" gibi anlamlara geliyor. Temelde, bankaların hızlı ve güvenli sınır ötesi ödemeler için kullandığı bir mesajlaşma sistemi olan SWIFT, uluslararası ticaretin akışını kolaylaştıran en önemli yapılardan biri. Hatta bu alandaki en temel mekanizma demek bile mümkün.

Guardian'ın aktardığına göre, 2020 yılında SWIFT platformu üzerinden her gün yaklaşık 38 milyon işlem gerçekleşti. Bu işlemlerin toplam değeri trilyonlarca dolar olarak hesaplanıyor. SWIFT halihazırda 11 binden fazla banka ve finans kurumu tarafından kullanılıyor.

2) SWIFT NE AMAÇLA KULLANILIYOR? SWIFT YASAĞI NE ANLAMA GELİYOR?

Tera Yatırım Başekonomisti Enver Erkan, "SWIFT, bankacılık işlemlerinde özellikle uluslararası işlemlerde yabancı para cinsinden elektronik fon transferi için standart sağlayan bir kod sistemi. Bu sistem sayesinde tüm dünyada bankalar arasında elektronik fon transferi standardı sağlanıyor" derken SWIFT'in işlem sürelerini kısalttığına dikkat çekti.

Sistemde her banka için bir Banka Tanımlayıcı Kod (BIC) olduğunu vurgulayan Erkan, "Sistemde Dolar ile işlem yapıldığında bu işlemlerin otomatik olarak ABD sisteminden geçmesi gerekir. ABD işlemleri izleyip ve para transferlerine müdahale edebilir" diye konuştu.

Biz Finansal Danışmanlık Kurucu Ortağı Murat Özsoy da SWIFT'in önemini "Çok basit bir örnekle anlatacak olursam, yurt içinde banka hesabınızdan bir başkasının aynı bankadaki hesabına para gönderiyorsanız havale, başka bankadaki bir hesaba para gönderiyorsanız EFT olarak adlandırıyoruz bu işlemleri. Eğer parayı yurt dışındaki bir banka hesabına gönderiyorsanız bu da SWIFT sistemi üzerinden gerçekleşir" sözleriyle açıkladı.

Rusya SWIFT'e erişemediğinde, Rus şirketlerinin alım satım işlerinin tamamı ya doğrudan bankalar üzerinden yürütülecek ya da SWIFT'e rakip daha küçük başka sistemler üzerinden. Bu da hem maliyetleri artıracak hem de ödemelerde gecikmelere yol açacak.

3) EKONOMİK YAPTIRIMLAR SWIFT'İ BAĞLIYOR MU?

1970 yılında kurulan SWIFT, bu hizmeti kullanan binlerce üye kuruluşun oluşturduğu bir kooperatif yapısına sahip. Merkezi Belçika'da bulunan SWIFT ticari anlaşmazlıklarda tarafsız bir konum benimsiyor.

SWIFT geçmişte tarafsızlık ilkesine vurgu yaparak, çeşitli ülkelerle alakalı yaptırım taleplerine karşı çıktı. Ancak 2012 yılında AB, SWIFT'in Tahran'ın nükleer programı nedeniyle yaptırım uygulanan şirketler ve kişilere hizmet vermesini yasakladı. Bu yasak Rusya için de bir emsal teşkil ediyor. Ancak SWIFT adına konuşan bir sözcü, kurumun ABD yaptırımlarına nasıl yanıt vereceği sorusunu cevaplamayı reddetti.

4) SWIFT YASAĞI DİĞER ÜLKELERİ NASIL ETKİLER?

Rusya'yı sistemden çıkarmak bu ülkeyle ilişkileri olan ekonomiler için de büyük risk taşıyor. Özsoy, "Rusya'ya böyle bir yaptırım ya da kısıtlama uygulamak aslında yaptırımı sadece Rusya'ya uygulamak demek değil, o ülke ile para ve fon transferi gerçekleştirmek zorunda olan diğer ülkelere de bir nevi yaptırım uygulamak ve ticaret işlemlerinde gecikmelere yol açmak demek" derken özellikle Euro bölgesi ülkelerinin Rusya'yla olan yakın ticaretine vurgu yaptı.

Almanya ve Hollanda gibi ülkelerin ürettiği ürünlerin alıcıları arasında ilk sıralarda yer alan Rusya, aynı zamanda AB'nin en büyük ham petrol, doğalgaz ve katı fosil yakıt sağlayıcısı. Avrupa ülkelerinin Rusya'nın kaybı halinde bu ürünler için başka tedarikçiler bulması da oldukça zor.

Zaten Almanya'nın SWIFT hamlesine konusundaki çekincelerinin ardında da bu yatıyordu. Alman yetkililer SWIFT yasağının kendi ekonomilerine de zarar vereceğini ve Rusya'dan alınan gaz karşılığında ödeme yapılmasını imkânsız hale getireceğini savunuyordu. Almanya ve Hollanda kadar güçlü olmasa da Rusya'yla ticari ilişkilere sahip bir diğer Avrupa ülkesi olan İtalya da AB destekli bir telafi planı hazırlanması çağrısında bulunmuştu.

Hafta içi Telegraph'a konuşan bir AB diplomatı, "Herkesin Rusya'yla ilişkileri var. Bazılarımızın ilişkileri çok daha köklü. Bugün yanıtlamamız gereken soru şu: Bunun bedelini ödemeye hazır mısınız ve tarihin hangi tarafında yer almak istiyoruz?" demişti. Aynı gazeteye konuşan ikinci bir kaynak ise "Herkesten dayanışma bekliyoruz. Yani herkes bunu kabul etmeli ve savaşı durdurmak için gerekli bir paketin sonuçlarının yaratacağı yükü taşımaya hazır olmalıyız" ifadelerini kullanmıştı.

COVID-19 salgınının zirve yaptığı döneminde özellikle soya fasulyesi ve ayçiçeği yağındaki fiyat artışlarını hatırlayalım. Rusya ayçiçeği kompleksi olarak nitelendireceğimiz tohum, yağ, küspenin dünyadaki en büyük ikinci üreticisi ve aynı zamanda ihracatçısı konumunda. Böyle bir durumda böyle bir ticaretteki para akışının kesintiye uğraması Rusya’nın bu konudaki ticari partnerlerinin de işine gelmeyecektir. Hatta Türkiye açısından da böyle bir yaptırımın gündeme gelmesi çok istenmeyecektir; zira Rusya ile aramızda sadece doğalgaz alımı haricinde buğday, arpa, mısır gibi tarımsal ürünlerde de yılda 15 milyon ton üzerinde bir ithalat söz konusu. Dolayısıyla SWIFT tarafında kısıtlamaları içeren yaptırımlar, ABD ve NATO üyelerinin bu konudan zarar görmeden nasıl bir yöntem bulabilecekleri ile de çok yakından bağlantılı denebilir.

5) SWIFT YASAĞI UYGULANIRSA RUSYA NE YAPAR?

Taraflar üzerinde anlaşsa ve Rusya'nın SWIFT'e erişimi engellense bile sonuçlarının beklendiği kadar büyük olmayacağını düşününler de var. Zira günümüzde Rusya'nın elinde yaptırımların etrafından dolanmasını sağlayacak çok sayıda araç bulunuyor.

Örneğin ülkenin en büyük bankası olan VTB'nin genel müdürü geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamada, ödemeler için telefon, mesajlaşma uygulamaları ve e-posta gibi başka kanalları da kullanabileceklerini söylemişti.

Rus bankalarının, yaptırımlara destek vermeyen Çin gibi ülkeler aracılığıyla da ödeme alması da söz konusu.

Dahası Çin, kendi geliştirdiği Sınır Ötesi Bankalar Arası Ödemeler Sistemi (CIPS) ile SWIFT'e rakip olmaya hazırlanıyor. Bu bağlamda, Rusya'nın SWIFT'ten engellenmesi, CIPS kullanımının yaygınlaşmasıyla da sonuçlanabilir. Bu durumun ABD dolarının küresel rezerv para birimi statüsüne zarar verebileceği ve başta kripto paralar olmak üzere diğer alternatiflerin kullanımını yaygınlaştıracağı da öne sürülen endişeler arasında.

Diğer yandan Rusya'nın da SPFS adı verilen ve SWIFT'e alternatif olup olamayacağı tartışılan bir finansal mesajlaşma sistemi bulunuyor. Erkan, "SWIFT'ten çıkarılmak Rusya'nın ve aslında Amerikan finansal sisteminin denetiminden geçmek istemeyen diğer ülkelerin SPFS gibi alternatif bir sistemin içine girmeyi daha fazla değerlendirmesine yol açabilir" derken ABD'nin böyle bir durumda, SPFS'i seçen başka ülkelere de yaptırım uygulamayı değerlendirebileceğini söyledi.

SPFS ağını Çin merkezli CIPS ile entegre etme planları varken, Rus hükümeti de SPFS'yi Türkiye ve İran gibi gelişmekte olan ülkelere yaymak için görüşmelerde bulunuyor. 2019'dan bu yana, SPFS'yi Çin, Hindistan, İran'daki diğer ülkelerin ödeme sistemlerine ve ayrıca Ermenistan, Belarus, Kazakistan, Kırgızistan'ı içeren Avrasya Ekonomik Birliği (EAEU) içindeki ülkelere bağlamak için birçok anlaşmaya varıldı. Rusya, SWIFT'ten hariç tutulduğunda dünya çapında tali hasar kaçınılmaz olur. Ama daha da önemlisi, var olan alternatif ödeme sistemine ek olarak, SSCB döneminde olduğu gibi, Rusya ve Çin ekseninde bir para sistemi oluşturulacak. Batı pazarlarının (mal ve finans) kapatılmasıyla birlikte Rusya, Çin'e bağımlı bir devlet haline gelecek. Rus SPFS sisteminin Çin'in CIPS'si gibi sistemlerle ne kadar hızlı ve ne kadar kapsamlı bir şekilde entegre edilebileceği tam olarak bilinmiyor. ABD istihbaratı SPFS'nin uyum sağlama yeteneğini hafife almış olabilir. Aslında Rusya ve Çin başta olmak üzere birçok ülke ticari ilişkiler açısından da alternatif finansal sistem ödemesini entegre etme çabasındalar. Hatta birçok ülkenin yerel paralarla ticarete kayması da aslında sistemde dolar dolaşımını ve konvertiliteyi azaltma motivasyonunun işareti. Olay, yeni finansal sistem devinimi ya da birçok ülkeyi içine alacak finansal sistem krizi gibi sonuçlar doğurabilir. Kanımca, tüm ödeme sistemlerini ayırmak keskin bir bıçak etkisi yaratır. Böyle bir yaptırım sadece Rus bankalarının değil Batılı finansal sistem oyuncularının da işlerini ve ticari ilişkilerini zorlaştırır, alternatif araçlar üzerinden sistemdeki dolar dolaşımını azaltarak, yerel paraların dolara çevrilmesini de azaltır. Sonuçta, küresel ticarette hala hard currency kullanımı hâkim ve bu hard currency de aslında çoğunlukla dolar.

6) KRİPTO PARALAR NEDEN ENDİŞE YARATIYOR?

Uzmanlara göre, Rusya'da gittikçe hızlanan kripto para kullanımı, yaptırımların etkisini hafifletebilecek faktörlerin başında geliyor. Zira dijital para birimlerinin operasyonu standart küresel bankacılık alanının çok dışında. İşlemlerin kaydı blok zinciri olarak bilinen herkese açık bir dijital defter üzerinde tutuluyor.

ABD Hazine Bakanlığı'nın Ekim ayında hazırladığı yaptırımlar konulu raporda da bu konu gündeme gelmişti. Raporda yetkililer, "dijital para birimleri, Amerikan yaptırımlarının etkinliğini azaltma potansiyeline sahip" derken "kötü aktörlerin" varlıklarını geleneksel finans sistemi dışına kolayca taşıyabileceklerini vurguluyordu.

ABD'li uzman Ross S. Delston, CNN Business'a yaptığı açıklamada, "Eğer Ruslar kripto para dışındaki tüm para birimlerini bırakmaya karar verirlerse ki eminin bunu çoktan yapıyorlar, neredeyse tüm yaptırımları etkisiz hale getirebilmeleri mümkün" dedi.

Ancak kripto para varlıklarının dezavantajları da mevcut. Rusya bütün döviz varlığını Bitcoin gibi bir kripto para birimine çevirse bazı sorunlar yaşayabilir. Zira kripto para henüz ticarette kullanılmıyor. Dolayısıyla Rusya'nın en büyük ithalat kalemi olan gıdayı Bitcoin'le alması mümkün değil. Delston bununla ilgili olarak, "Dünyanın herhangi bir yerinde günün her anında dalgalanan kripto paralarla satış yapan bir gıda ihracatçısı var mıdır? Yoksa sattıkları malların karşılığını dolar olarak mi isterler?" diye konuştu. Delston Rusya'nın en büyük gelir kalemlerinden olan petrol ve doğalgaz ticaretinin de dolar üzerinden gerçekleştiğine dikkat çekti.

Bu noktada İran örneğine dönmek gerek. ABD İran'a çok uzun zamandır ekonomik ambargo uyguluyor. Ülkenin finans kurumları yaptırım altında. Burada üretilen ürünler üzerinde de ihraç yasağı var. Tahran'ın bu sorunu Bitcoin madenciliği ile çözdüğü öne sürülüyor.

Bir petrol üreticisi olan İran bunları yurt dışına satamadığından elinde bir enerji fazlası var. Kripto para madenciliği ise aşırı elektrik tüketen bir süreç. İran elindeki fazlayı bu alana aktarmış durumda. Analiz şirketi Elliptic'in raporuna göre, "Madencilik sürecinde enerji doğrudan kripto paraya dönüştürülüyor. İran'da yaşayan kripto madencilerine ödeme doğrudan Bitcoin'le yapılıyor. Bu Bitcoin'ler de ithal ürünler karşılığında yapılan ödemelere gidiyor". Elliptic raporuna göre piyasadaki Bitcoin'in yüzde 4,5'u İran'da üretiliyor. Bunun yıllık getirisi de 1 milyar dolara yakın.

ABD Başkanı Joe Biden Rusya'ya yönelik yaptırımlarda geri adım atılmayacağı konusunda oldukça net konuştu. Wall Street Journal'a konuşan ABD'li bankacılık sektörü uzmanlarına göre, ülke bankaları yaptırımlarla başa çıkabilecek durumda. Uzmanlar son sekiz yılda Moskova'ya uygulanan baskının yavaş yavaş artırılmasının sektörü bu günler için hazırladığını belirtiyor. Ancak tabloda bazı karanlık noktalar da var. Özellikle bankacılık işlemleri bağlamında karşı tarafta kimin muhatap alınacağı ve Rusya'nın düzenlemesi olası siber saldırılar kaygı yaratıyor.Gazeteye isim vermeden konuşan çok sayıda finans kurumu yetkilisi yaptırımlarla alakalı planlarının ne olduğunu net bir biçimde açıklamadı ancak birçok kaynak bilgisayar korsanlarının gerçekleştireceği misilleme saldırılarının büyük bir endişe kaynağı olduğunu belirtti. Gazeteye konuşanlardan biri, Biden yönetiminin bankalara verdiği şu bilgiyi de aktardı: Herhangi bir saldırı halinde hızlı yanıt verilebilmesi amacıyla çeşitli ABD kurumları arasında istihbarat paylaşımı yapıldı. Ancak bu yanıtın kapsamının ne olacağı konusunda detay bildirilmedi.

AVRUPA HAREKETE GEÇİYOR

Öte yandan Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline karşı siyasi ya da askeri manevra alanı son derece kısıtlı olan Avrupa Birliği, Moskova’yı ekonomik önlemlerle cezalandırma yolunu seçti. Önceki gece Brüksel’de bir araya gelen liderler kısa vadeden ziyade orta vadede Rus ekonomisine ciddi zarar verme potansiyeli taşıyan bazı yaptırımlar üzerinde anlaştılar. Brüksel yaptırımların etkisinden şüphe etmemekle birlikte bunların etkilerini adım adım göstereceği gerçeğini de gizlemiyor. AB, tek sektöre odaklanmak yerine yaptırımları geniş bir yelpazeye yaymayı tercih eden bir yaklaşım benimsedi. Bu çerçevede finans, enerji ve ulaştırma yaptırımların yoğunlaştırıldığı ana sektörleri oluşturdu. Liderler, AB açısından ‘çok hızlı’ olarak nitelenebilecek sürede yaptırımlar üzerinde anlaşsalar da çıkan sonucu bazı hassasiyetler şekillendirdi. Rusya açısından borçlanma maliyetlerini yükseltecek, enflasyonu arttıracak ve sanayiyi yıpratacak kararlar konusunda AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in yorumu, “Yaptırımlar Rus ekonomisi ve siyasi elitler üzerinde azami etki yaratacak” oldu.

ÖNCELİK FİNANS SİSTEMİ

AB’nin öncelikli hedeflerinden biri finans sistemiydi. Bu bağlamda, Rus bankacılık sektörünün yüzde 70’ini kapsayacak ve kamu şirketlerini de etkileyecek yaptırımlar devreye sokuluyor. Bazı Rus devlet kurumlarının sermaye piyasalarına erişimi kısıtlanıyor. Rus devleti ve hükümetinin AB sermaye ve finans piyasalarına, hizmetlerine erişimi frenleniyor. Rusya Federasyonu, hükümeti ve Merkez Bankası’na finans sağlamak yasaklanıyor. Bazı Rus bankalarının işlemleri dondurulacak. Rus vatandaşlarının AB bankalarında yüksek miktarda para bulundurmalarının önüne geçilecek. Bu konuda üst sınır 100 bin Euro olarak belirlendi.

ENERJİ DOLAYLI HEDEF

Enerji sektörü dolaylı yoldan hedef alındı. Bu çerçevede petrol rafinerilerinin iyileştirilmesinde, petrolün rafine edilmesinde kullanılabilecek ekipmanların satışı bloke edilecek. Enerji ihracatına ise doğrudan dokunulmadı. Bunun en önemli nedeni ise AB ülkelerinin Rusya’ya yönelik enerji bağımlılığı.

RUS HAVACILIĞINA DARBE

Ulaştırma alanında da havacılık sektörüne odaklanıldı. Rusya’nın mevcut uçak filosu yaptırımların ilk hedefi. Uçakların tamir ve bakımları açısından gerekli olan parçaların satışı yasaklanıyor. Bu adımın bünyesinde Airbus marka uçaklar da bulunduran ve yaşlanan bir filoya sahip Rus havacılık sektörünü orta vadede etkilemesi öngörülüyor.

TEKNOLOJİYE SINIRLANDIRMA

Rusya’nın ihtiyacı olan ileri teknoloji ürünlerine ulaşımı da bundan sonra mümkün olmayacak. Rusya’nın çipler başta olmak üzere ihtiyaç duyduğu önemli teknolojilere erişiminde sınırlandırmaya gidiliyor. Çifte kullanıma açık, başka bir deyişle hem sivil hem de askeri amaçlar için kullanılabilecek mallara ihracat kontrolü getiriliyor. Bu adım, elektronik ürünlerden lazerlere kadar yayılan bazı ürünler için geçerli olacak.

VİZE UYGULAMASI SERTLEŞİYOR

Rusya’ya yönelik vize uygulamaları da sertleştiriliyor. Bu adımın öncelikli hedefi ise Rus diplomatlar.

PUTİN VE LAVROV’A YAPTIRIM

Avrupa Birliği Dışişleri ve Güvenlik Politikaları Yüksek Temsilcisi Josep Borrell, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un birliğin yaptırım listesine alındığını ve Avrupa’daki mal varlıklarının dondurulacağını açıkladı. Brüksel’deki AB Bakanları toplantısının ardından açıklama yapan Borrell, “Başkan Putin ve Dışişleri Bakanı Lavrov, bu saldırganlığı destekleyen Duma’nın (Rus parlamentosu) geri kalan üyeleriyle birlikte yaptırım uygulananlar listesinde yer alacak” diye konuştu..

Listeye alınanların malvarlıkları donduruluyor ve Avrupa Birliği ülkelerine girişleri yasaklanıyor. AB, tercihini, çift ayaklı önlemin sadece malvarlıklarıyla ilgili kısmını aktive etmekten yana kullanıyor. Bu tercihte diyalog yolunun tamamen kapatılmamak istenmesi etkili oldu. (Hürriyet)