Gazete Vatan Logo
ArşivYazdığım şarkıların birilerini ağlatıp oynatmaması beni ilgilendirmez

Yazdığım şarkıların birilerini ağlatıp oynatmaması beni ilgilendirmez

Yazdığım şarkıların birilerini ağlatıp oynatmaması beni ilgilendirmez

Nil Karaibrahimgil, son albümü “Ben Buraya Çıplak Geldim” de dinleyeni kendi içine döndürüyor. Şarkılarında kendisiyle bile inceden dalga geçebilen Karaibrahimgil ile büyümesine yardımcı olan müzikal hayatını konuştuk...

Haberin Devamı

Nil Karaibrahimgil, çok güçlü bir albümle dinleyicisini selamladı. “Ben Buraya Çıplak Geldim” albümünde hayata daha varoluşçu yaklaşıyor. Nil Karaibrahimgil kendine katlanabilen kadınlardan. En absürd şarkısında bile kendi ile inceden dalga geçebiliyor. Giydiği kıyafetler ile “o, bu ne der?”i sorgulamıyor. İşte bu yüzden onu dinlediğimizde çocukça bir neşe kaplayabiliyor içimizi ya da acı çekmenin bile iyi bir şey olduğunu kavrıyoruz. “En güzel albümüm bu” dediği Ben Buraya Çıplak Geldim’i ve müzikal hayatını Nil ile konuştuk...

Ben Buraya Çıplak Geldim’e bir büyüme albümü diyebilir miyiz?
Her albümle değişmiş oluyorsun, söylediklerin ve söyleme biçimin degişiyor. Buna büyüme demek tartışılır. Ama gitgide olgunlaştığımı hissediyorum tabii ki. Süzgeçler daralıyor, süzülen şeyler daha rafine oluyor. Bence bu şarkıları güzelleştiren bir şey. Kullandığım akorlar ve söylediklerim farklı artık. İyi ki de öyle. En korkuncu kendini tekrar etmek.

Müziğinizde özgür bir tavır sergiliyor olma lüksüne sahipsiniz. Bunun en büyük avantajı nedir?
Müziğinde özgür bir tavır sergiliyor olmak... Başlı başına en büyük lüks zaten. Bugüne kadar şarkı yazarken onların beni zengin etmesini, ünlü etmesini beklemedim. İnsanları heyecanlandırsınlar, tercüman olsunlar bu bana yeter. Piyasanın kurallarına göre oynamıyorum. Jingle yazarken düşünürsün bu şarkı nasıl etki yaratsın diye ama şarkı yazarken kanatlarımı asla çıkarmam. İçimden kek tarifi vermek geliyorsa veririm. Birilerini ağlatıp, oynatmaması beni ilgilendirmez.

Ben Buraya Çıplak Geldim şarkısını ve klibini her izlediğimde kendimi daha güçlü hissediyorum. Şarkıların böyle büyüleri olması sizce neden kaynaklı?
Eğer şarkıyı ve klibini izleyip tek bir kişi bile, kendini güçlü hissediyorsa, ben bir işe yaramışım yaptığım şey boşa gitmemiş demektir. En mutlu olduğum anlar şarkılarımı dinleyenle senkron tutturduğum zamanlar. Yüce bir duygu ve tanrısal bir şey. Mesela sana duygu aktarmayı başardım. Bunu seni hiç tanımadan sadece şarkı söyleyerek becerdim, daha ne isterim...

‘En endamlı halim ve idealimdeki kadın, sahneye çıktığımda oluyorum’

Bir jenerasyonu büyüttünüz. Onlar konserlerinize geldiğinde nasıl hissediyorsunuz?
Onlar artık büyüdüler. Her birinin tek tek nasıl olgun birer kadın ve erkeğe dönüştüğünü yıllar içinde gördükçe bu “büyük bir yoldaşlık” diyorum. Beraber yürüyoruz ve beraber büyüyoruz. Çocukken sevdiğin birinden vazgeçmiyorsun. Ben Madonna’dan vazgeçtim mi, Sezen Aksu, Tori Amos’dan... Hayır. Tori Amos’u ilk dinlediğim akşam üstünü hatırlıyorum. 16 yaşındaydım. Arkadaşımın evindeydim. CD denen şey yeni yeni evlere giriyordu daha. Play’e bastı. ‘Me and a Gun’ı çaldı. “Sesleriniz, şarkı söyleme şekliniz benziyor” dedi. Ruh ikizimi, idolümü, işte o kadını bulmuş gibiydim. Sanki bir hazinenin üstüne basmıştım yanlışlıkla. Bugüne kadar yanında yürüdüm.
Hep de onunlayım.

Sahneye çıktığınızda nasıl bir kadın oluyorsunuz?
İdealimdeki kadın, hayalimdeki ben oluyorum ve ona dönüşüyorum. En güçlü, en endamlı halim o. Sanki sağ yumruğumdan gökyüzündeki bir kişi beni yenilmez bir deve dönüştürüyor. Göz göze geldiğim herkes kardeşim sanki. Hep beraber bağıra çağıra şarkı söyleyip dans ediyoruz. Daha delice bir tören bir şölen olabilir mi? Şaman ayinleri gibi... “Bütün Kızlar Toplandık”ı söylemeden inince sahneden bağırıyorum, “Kızlarrr” diye. Öyle bir çığlıkla cevap geliyor ki “Kalkın gidiyoruz” desem gelecekler gibi
hissediyorum. Çocukluk hayalimdi gerçek oldu. Çok şükür.

‘Aşık olduğumda ve kuzenlerimin yanında kendimi temiz hissediyorum’


Hayatta kendinizi en saf ve temiz hissetiğiniz an hangisiydi?
Ankara’da geçen çocukluğumda. Kuğulu Park’ta ayağımı kuğulara uzatırken... Aşık olduğumda. Bir de kuzenlerim Peri ve Aden’in yanındayken.

Albümün bitmiş hali elinize geçtiği zaman ne hissettiniz?“Bir tane daha yapmayı başardım işte” dedim. Üç yıllık delice uğraşılan bir yapbozun sonunda parçalar birleşti ve ortaya çıkan şey içime yüzde bin sindi. En güzel albümüm bu gibi geliyor şimdi.

Bu albüm sizin nasıl bir döneminizi anlatıyor?
Son üç yılımı. Bana uğrayan tüm duygulardan yakalayabildiklerimi koydum içine. Belki de yazdığım en varoluşsal şarkı bu albüm de; “Yürüdün Mü?” Şarkının tamamı soru. Sanki çok sevdiginiz biriyle yıllar yıllar sonra karşılaşıp, ona ‘Eee yolculuğun nasıl geçti bakalım?’ demenin şarkısı. Erkan Oğur da dinlese sever gibi geliyor bana.

‘Bazen iyi bir melodinin jingle şarkısı olmasına içim yanıyor’


Bir röportajınızda Brezilya’ya gittiğinizde hindistancevizine bile şarkı yazdığınızı söylemişsiniz. Müzik kariyeri ilerledikçe şarkı yazma gücü bu kadar kolaylaşıyor mu?
Brezilya’da her sabah kokonat suyu içmenin neşesiyle ona bir şarkı yazmıştım. İçinde kokonat suyunun ve orada olan bütün arkadaşlarımın adı geçen bir şarkı. Şarkıyı yazıp sahilde kokonat satan adama hediye ettim. Adı; “I Love You Coconut Juice” (Seni seviyorum kokonat suyu). Her şeye şarkı yazabilirim. Bazen eğlencesine çok saçma cümlelere ve konulara şarkı yazmamı istiyor arkadaşlarım. Bu bir hediye. Doğduğumda paketimden çıktı. Ben ona en iyi şekilde hizmet vermeye, teşekkür etmeye çalışıyorum. Her gün içimde başka melodiler geziniyor. Bazen bir jingle yazmam gerektiğinde o günkü melodinin o jingle’a gitmesine içim yanıyor. “Ah ne güzel şarkı olurdu bu melodiden” diyorum. Ama günlük süt gibi... O gün o vardı, ona gitti... Zaten her gün yazmam gerekmiyor. Bir ara düşündüm yazsam çok kötüyse atsam. Ama yapamadım henüz, belki stüdyom olunca.

Nasıl göründüğüm de önemli, çünkü ruh sergileme pazarındayım


Nedir sizin alışveriş kriterleriniz ya da mutlaka tercih ettiğiniz tasarımcılar kimler?

İçimi dışarıya çevirdiğini düşündüğüm her tür şey benim için gerekli. Çünkü ben bir ruh sergileme pazarındayım. Şarkılarım kadar nasıl göründüğüm de önemli. Aynı şeyi söylüyor olmalılar. Başka bir ülkede markete girdiğimde de ruhum hakkında bir işaret olmalı üstümde. Öyle rahat ediyorum. Nasıl biri olduğumu unutmamı da engelliyor.
Bu şehirden uzaklaştığınız zaman çantanızda mutlaka neler olur?
Kitap ve dudak nemlendiricisi. Bu ikisi olursa her yerde ayakta kalırım. Ha bir de cep telefonum her şeyim. Şarkılarımın demoları, beste fikirleri hepsi orada.

Müzik sizi eskisi kadar heyecanlandırıyor mu?
Hayatta beni en çok heyecandıran şey hep müzik oldu. Müzik yapabilmek de bonus oldu. Sahneye çıkıp söylemek şaheser oldu. Bitmez bir heyecan o. Hele güzel bir şarkı yazdığınızda, DNA’nın tüm sırlarını tek başına çözmüş, bir sır gibi saklayan bilim adamı gibi hissediyorsunuz. “Ah dünya bir bilse!” diyorsunuz. Yürürken açıklanması mümkün olmayan bir sırıtışla geziyorsunuz. “Kimse bilmez ama ben neler yaptım” diye.

‘Şarkılarımda aşık olan ve aşkıyla övünenim o yüzden ters açılar’

Müzikal anlamda tıkandığınız “Evet, boşuna bir çaba harcıyorum galiba” dediğiniz anlar hiç oldu mu?
Olmadı. Olmaz diye düşünüyorum. Woody Allen hiç ‘Writers block’ (yazarın tıkanması) yaşamamış. Ben de umarım yaşamam. Kendimi iyi besler ve saçmalamaktan utanmazsam benimle kalır.
Dinlemeye hâlâ doyamadığınız şarkınız hangisidir?
Hep en son yazdığım. Aslında şarkıları albüm yaparken o kadar çok dinliyorsunuz ki bir süre diyet yapmanız gerekiyor.

Eğlenceli şarkılar dışında insanın içine işleyen aşk şarkıları da yazıyorsunuz. Aşka sizce de ters açıdan mı bakıyorsunuz?
Çok aşığım demek ters açı aslında çünkü aşk şarkılarının çoğu “Sen benim aşkımı hak etmiyorsun, berbat birisin” diyor. Benimkiler öyle değil. Ben genelde aşık olan ve aşkıyla övünenim. Ama Vahdettin gibi sevgiliyle dalga geçen şarkılarım da var arada.

‘Türkiye’de herkes korkuyla ideolojisine sarılıyor, kolları gevşetmek toleransla mümkün’

Nil Karaibrahimgil olmak dünyanın en zor şeyi mi?Niye zor olsun canım, fena değil aslında eğlenirdiniz yani...

Çevrenizde yaratıcı insanların olması müzikal anlamda daha mı hırslı olmanızı sağlıyor?
Evet. Etrafımda işini iyi yapmak için her gün dağa biraz daha tırmanan insanlar olunca, “Durun bekleyin, ben de geliyorum” diye, kol bacak kaslarına asılıyorsun.

Türkiye’ye dair tek bir şey değiştirmek isteseydiniz o ne olurdu?
Toleransı baş tacı yapardım. Buradaki farklılıkların aslında zenginlik olduğunu ancak öyle görebilirdik. Herkes büyük bir korkuyla kendi ideolojisine sarılıyor. Bu kolları gevşetmek ancak toleransla mümkün.
‘İlk gittiğim konser Guns N'''''''' Roses’dı’
3Ergenlik idolüm Madonna ve Michael Jackson’dı.

Bad kasetimi ancak uyuyunca avucumdan alabilirdiniz. Sonraki dönemde de Guns and Roses, Doors, Pearl Jam ve Nirvana delisiydim.

* İlk gittiğim konser Guns N'''''''' Roses mıydı acaba... Sabaha karşı arkadaşlarımla sıraya girebilmek için iki gün ağlamıştım annemlere. Sonunda izni alıp, en önden izlemiştik. Axl ve Slash üstün insanlardı bana göre.

9 Eylül akşamı Kuruçeşme Arena’da olacak

Nil Karaibrahimgil, 9 Eylül akşamı Kuruçeşme Arena’da hayranları ile buluşacak. Ben Buraya Çıplak Geldim şarkısı aslında Rezan Tanyeli’nin ‘Pazarları Hiç Sevmem’ filmi için yazılıyor. Yönetmen filmdeki kıza bu şarkının uygun olmayacağını söyleyince şarkı yeni albüme kalıyor.