Gazete Vatan Logo
ArşivBacağımı açarak bir yere gelmedim!

Bacağımı açarak bir yere gelmedim!

Bacağımı açarak bir yere gelmedim!

'Sevgilimin işinde değil kendi filmimde oynuyorum'

Haberin Devamı

Yönetmen Aydın Bulut’un ilk uzun metraj filmi “Başka Semtin Çocukları” her gittiği festivalden ödülle dönen filmlerden. Filmde, aklınızdan geçenleri gözünüzle görüp, kulağınızla işitiyorsunuz. “Öteki İstanbul”u anlatan filmin hem yapımcılarından hem de oyuncularından biri olan Eyşan Özhim ile filmi ve kendisine yöneltilen eleştirileri konuştuk. Özhim, “Magazinciler sevgilimin işinde oynadığımı söylüyor. Hayır! Ben, kendi filmimde rol alıyorum” diyor.



Filmi yapım aşamasından beri biliyorsunuz. Ne oldu da bu projeyi başlatmaya karar verdiniz?
Aydın Bulut, Serkan Turhan ve ben bir film yapmak istiyorduk. Benim de yapımcılık alanında ilk işim, Aydın’nın ise ilk sinema filmi olacaktı. Elimizdeki senaryoları bir iki yere sunduk, bütçeleri çok yüksek olduğundan kimse kabul etmedi. Bizim de bir gün kafamız attı ve on sene evvel yazılmış bu senaryoyu çekmeye karar verdik. Ardından mekan olarak Gazi Mahallesi olmasında hemfikirdik.



Nasıl bir karakteri oynuyorsunuz?
Kuaförü canlandırıyorum. Çekim yaptığımız kuaförün sahibi de fiziksel anlamda bana çok benziyordu. Kostümcümüz de Gazi Mahallesi’nde yaşayan bir çocuktu. Bütün kostümleri orada yaşayan insanlara göre tasarladı. Benim yataktan kalkma sahnemde üstümde saten bir gecelik var. Kostümcüye dönüp, “Saten gecelik giymez ki bu kadın” dedim. Bana “Onlar sokakta sade giyinirler ama evlerinde kocalarına her zaman şık görünürler” dedi.


Gökdelenlerin arasında filmdeki gibi bir mahalle hayatı kaldı mı?
Ben de mahalle kızıyım. Sarıyer’de çok güzel bir mahallede büyüdüm. Cihangir’de oturmamdaki en büyük etken budur. Mahalle hayatını severim. Sitelerde de yaşadım, orada kimse kimseyi tanımıyor. Hastalansan çorba getiren yok. Sitede yaşarken çok üzgün hissettiğimde kapatıyordum kendimi, odama ağlıyordum. Burada öyle bir şey yok. Dışarı çıkar bir arkadaşımı görürüm. Kimseyi göremezsem benim tinerci çocuklarım var, onlarla sohbet ederim.


Para kazanmak için yapılan işler sanat değildir

Filmle ilgili şimdiden en ağır eleştiri “Cihangir’den bakarak başka bir semti nasıl kurtarıyorlar” yorumuydu. Neden böyle bir ön yargı var?
Filmimizin içinde Cihangir’de yaşayan hiçbir oyuncumuz yok. Bunları yazan kişiler durumun farkında olmayan insanlar. Filmdeki gibi birbirini dinlememiş kişiler. Ben de kızgınım duruma baktığında. 22 sene evvel oyunculuğa başladım. Üniversite olduğu için ara verdim. 22 sene sonra insanlar bana dönüp “Sevgilisinin işinde oynuyor” diyor. Hayır! Ben, kendi filmimde oynuyorum. Dört senedir Cihangir’de oturuyorum daha buradan bir tane iş gelmedi. Empati kurmak lazım bunu söylemeden önce. Nişantaşı’nda oturup da kalkıp buraya laf atmamak gerekiyor. Benim de Nişantaşı’nda oturacak param olsa ben de orada otururdum.


Filmin izleyicide nasıl bir etki bırakmasını istiyorsunuz?
Yeri geliyor ağlatıyor, yeri geliyor güldürüyor ama nefes almadan seyrettiriyor. Koltukta 15 dakika kalmanıza neden oluyor. Söylenilmeyen, konuşulmayan şeyleri konuşuyor film. Aklınızdan geçenleri gözünüzle görüp, kulağınızla işitiyorsunuz. Türk filmi gibi Türk filmi izleyip çıkıyorsunuz.


Türkiye’nin gerçeklerini insanlar yeniden mi konuşmaya başlayacak. Bunu mu diyorsunuz?
Benim sanattan algıladığım bir şey var ki, sanat tek başına hiçbir anlam ifade etmiyor. Para kazanmak için yapılan işler sanat değil bana göre.


En kaliteli işim ‘Başka Semtin Çocukları...’

Kutsal Damacana filmi sizce sanat değil mi bu durumda?
O da öyle... Para kazanılması gerektiren bir iştir ve onun yapımcısına para kazandırmıştır. Oyunculuk kariyerim açısından “Başka Semtin Çocukları” farklı bir durum.


Başka Semtin Çocukları ne kadar iyi bir filmse Kutsal Damacana da o kadar kötü bir film mi?
O dönem çok iyi bir sinema projesinde yer alacaktım. Bir sene boyunca iş almamamı söylediler, son dakikada erkek oyuncunun problemi çıktığı için onu da beni de değiştirmek zorunda kaldılar. İptal ettikleri gün “Kutsal Damacana”nın yapımcısı aradı. Ben de hemen kabul ettim. Kalitelidir kalitesizdir o tartışılır, ama o film sayesinde beni farklı bir kitle tanıdı. Bence de Recep İvedik çok kötüydü. Kutsal Damacana’da o et pazarlığı yapılmıyordu, insanlar içten bir komedi izledi. Türkiye’de çok fazla film çekilmiyor, bunun için filmleri izlemek gerekiyor. Ben de komedi filmi çekip, paraları kırıp ardından sanat filmi yapmayı bilirim. Hatta çok para kazanırsam sadece kendimin başrolünü oynadığı dönem filmi çekerim.



Bacağımı açarak bir yere gelmedim

Eskiden magazinde çok fazla görüyorduk sizi. Şimdi ise sanatınızın daha fazla ön planda olması o döneminizle ilgili rahatsızlık duyduğunuz anlamına mı geliyor?
Ben hiçbir zaman magazinin içinde olmadım. Onlar kendi kendilerine beni oraya çekmeye çalıştılar ama başaramadılar. Beni bilen insan sayısı değişmedi. Mesela Metin Arolat’ın klibinde giydiğim kısa şort yüzünden, beni yabancı sanıyorlardı. Beni tanıyanlar Eyşan Özhim’in bacağını açarak buralara kadar gelmediğini bilir. İnsanlar da benim bacak fotoğrafım var diye bu yazıyı okuyacaksa zaten okumasın. Çünkü halk sıkıldı et görmekten. Sinemada da aynı durum söz konusu. Komedi filmlerinde, saçma sapan konuşan aptal sarışanlara tahammülleri kalmadı.


Filmin galası Emek Sineması’nda ve biletli izleyicilerle oldu. Bu sizin tercihiniz miydi?
İstanbul Film Festivali’nde tek bir gösterimimiz vardı. Sadece yönetmeni çağırıyorlar ve izleyici ile soru cevaplık bir gösterim oluyor. Oyuncularımıza da o seans için bilet aldık ve filmin galasını gerçekleştirdik. Gösterime Arif Sağ’ı, Alevi derneklerinin başkanlarını çağırdık.


Film sırasında ne gibi aksilikler çıktı?
Benim kardeşimi oynayacak oyuncuyla ilk üç gün çalıştık, ardından olmadı ve üçüncü gün gitti. O dakikada Volga (Sorgu) ile çalışmaya karar verdik. Volga da Antalya Film Festivali’nde yardımcı erkek oyuncu ödülünü aldı. Benim yardımcımı oynayan Tuba Ünsal’dı, ikinci çekim gününde hastalandı ve bir ay kadar hastanede kaldı.


Çekim esnasında Gazi Mahallesi’nden nasıl tepkiler geldi?
Mahalleli bizi çok sevdi. Girdiğimiz anda tanıyorlardı. Her yerden meyveler, çaylar, börekler getiriyor ve bizi koruyorlardı. Oradaki genç grupların desteğini çok hissettik. Filmin sonunda kalabalık bir grup var. Onlar Gazi Mahallesi’nde yaşayan gençler... Hatta galaya da hepsi birden katıldı.






Sizin İçin Seçtiklerimiz