26 yıldır filmlere ve dizilere ev sahipliği yapıyor
Perihan Abla dizisinde Şevket’in evi, Gırgıriye’de Darbukatör Bayram’ın göbek attığı salon, Şekerpare’de Şener Şen’in müdavimi olduğu randevuevi burası... Beylerbeyi’ndeki tarihi konak son iki yıldır da Yaprak Dökümü dizisine ev sahipliği yapıyor
Yıllarca hamallık yaptıktan sonra baba yadigarı konaktan aldığı parayla geçinen İzzet Tuzcuoğlu, Türk sinema ve dizi dünyasına da çeyrek asırdır tanıklık ediyor: “Hülya Avşar kimseye yüz vermezdi. Müjde Ar üç kuruşun hesabını yapardı. Kadir İnanır ise işine çok saygılı.”
Diziler artık hayatımızın bir parçası oldu. Hangi karakterin evinde ne var, mutfağı nasıl döşenmiş ezbere bilir hale geldik. Neredeyse dizi evlerinin her metrekaresini tanıyoruz. İzleyiciler üzerinde büyük etki bıraktığı için yapımcılar çekime başlamadan önce aylarca mekan arayışına giriyor. Bu dizi çeşitliliği arasında öyle bir ev var ki, tam 26 senedir Türk filmlerine ev sahipliği yapıyor. Kimler konuk olmamış ki bu eve... Müjde Ar’dan Kadir İnanır’a, Kemal Sunal’dan Sevda Ferdağ’a, Hülya Avşar’dan Çağan Irmak’a... İsimler say say bitmez. Zira Perihan Abla, Gırgıriye serisi, Şekerpare, Darbukatör Baryam, İnce İnce Yasemince, Bir Demet Tiyatro, Çemberimde Gül Oya ve son olarak Yaprak Dökümü bu konakta çekilen dizi ve filmlerin sadece birkaçı...
Türk filmlerinin vazgeçilmez mekanı olan konağın sahibi İzzet Tuzcuoğlu yani nam-ı diğer Laz İzzet. Tuzcuoğlu’nun babası 1966 yılında Rize Sümerbank’tan emekli olunca soluğu İstanbul’da almış ve Şam’dan gelen bir Arap’ın Beylerbeyi’nde yaptırdığı konağı emeklilik ikramiyesiyle satın almış. Bir yıl tadilat yaptırdıktan sonra eşi ve 5 çocuğunu Rize’den getirtmiş. Gözü gibi baktığı konakta sadece 5 yıl yaşayabilmiş. İzzet Tuzcuoğlu da 1977 yılında Çaykur’da hamallık yapmaya başlamış. Ancak evi geçindirmekte oldukça zorlanıyormuş. 1981 yılında konağın kapısını bir prodüksiyon amiri çalmış ve “Bu evde film çekmek istiyoruz” demiş. Ancak Tuzcuoğlu ailesi bu teklife şiddetle karşı çıkmış ve “Biz Anadolu’dan gelmiş bir aileyiz. Ne sineması, bunlar ayıp şeyler” cevabını vermiş. Hal böyle olunca yönetmen Osman Seden, İzzet Tuzcuoğlu’nu ziyarete gelmiş ve “Bak oğlum, utanıyorsun ama bir gün aileler çocuklarının ellerinden tutup sana getirecekler ve ‘Bu çocukları artist yap’ diyecekler” demiş ve Tuzcuoğlu’nu ikna etmiş.
O günden sonra da Tuzcuoğlu için uykusuz günler başlamış. Zira gündüzleri evde sette çalışırken, geceleri de hamallık yapmaya başlamış. Bir de oyuncuya ihtiyaç olduğunda dizilerde rol almaya başlamış. Kartal Tibet ona çektiği dizilerde Bekçi İzzet rolünü vermiş: “Benim setteki görevim çalışanları kontrol etmek. Komşularım rahatsız olmasın diye elimden geleni yapıyorum. Çünkü bir gün onlar gidecek ama ben kalacağım. O nedenle senelerdir başlarında bekliyorum. Ancak bu kadar yönetmen ve oyuncuyla tanışmak benim hayatıma çok şey kattı. Şimdi oyunculuğu, yönetmenliği biliyorum.”
Konağın günlüğü 750 YTL
Tuzcuoğlu 10 sene önce emekli olmuş. Şu anda geçimini sadece evini kiraladığı setlerden aldığı parayla sağlıyor. Tuzcuoğlu, “Bu evin çok fazla masrafı var. Benim aldığım para evin masraflarına gidiyor. Bir dikili ağacım yok. Zaten iyi para kazansam 20 yıl hamallık yapmazdım. Konağı aylık olarak kiraya veriyorum. Tek günlük çekimlerde 750 YTL alınıyor. Şu anda Yaprak Dökümü dizisi çekiliyor ve aldığım para benim masraflarımı karşılıyor. Ancak bu işler her zaman aynı olmuyor. Ekonomik kriz ve deprem dönemini hatırlayın. Kimse yeni bir şey yapmıyordu. Herkes Kemal Sunal fimleri yayınlıyordu. O dönem çok zorlandım” diyor.
Amerika’dan konağı görmeye geliyorlar
İzzet Tuzcuoğlu geçmişin bugünden daha keyifli olduğunu söylüyor: “Eskiden evde tek bir soba vardı. Yapımcılar tek yemek gönderirdi. Hepimiz aynı sofrada oturur, ekmeğimizi, nefesimizi paylaşırdık. Oysa şimdi kalorifer var. Oyuncular boş zamanlarında odaya çekiliyorlar. Ne yemek isterlerse özel olarak geliyor. Bu durumda setten birinin gidip oyuncuyla samimi olması kolay olmuyor. Oyuncular genellikle telefonda konuşarak vakitlerini dolduruyor.”
Son iki yıldır reyting rekorları kıran Yaprak Dökümü dizisinin çekildiği konağın ziyaretçisi bitmiyormuş: “Amerika’dan, İtalya’dan, Almanya’dan, İngiltere’den burayı görmeye geliyorlar. Ben de gezdiriyorum. Burası Ferhunde’nin, burası Ali Rıza’nın odası diye... Bana ’Evin antik dokusundan çok etkileniyoruz. Diziye kendimizi kaptırmamızın nedenlerinden biri bu ev’ diyorlar. Bunları duyduğum zaman, ağlıyorum. Ziyaretçiler diziye ağlıyor. Ben ne yapayım? Ali Rıza’nın odası babamın, yatak odaları annemin, Leyla’nın odası rahmetli ağabeyimin odasıydı. Bir de dizide bazı diyaloglarda ailem aklıma geliyor. Mesela Hayriye, Ali Rıza’ya ’Evin çatısı akıyor ama para yok’ diyor. Bu konuşmalar annemle babam arasında da geçerdi.”
Erkeklere yüz vermezdi
Hülya Avşar erkek oyuncularla muhatap olmazdı. Salih Güney bir keresinde ona iltifat etti. ‘Bu adam ne diyor’ diye boş boş baktı. O çok anasının gözüydü.
İşine saygılıydı disiplini severdi
Kadir inanır ise işine saygılıydı. Çevresindeki insanların da birbirine saygı göstermesini isterdi. Biri bacak bacak üstüne atsa, hemen bir bakış fırlatırdı.
Üç kuruşun hesabını yapardı
Müjde Ar, şoförüne 10 YTL verip bir şeyler aldırsa hem para üstünü sorar, hem de neyi kaç liraya almış diye sorgulardı. Üç kuruşun hesabını yapardı.
Çok ciddi bir adamdı
Kemal Sunal ekranda çok komik bir adam ama sette kimseyle konuşmazdı. Odasına girer ’Burayı boşaltın’ derdi. Yüzü gülmezdi. Ciddi bir adamdı.




