Son yıllarda yapılan araştırmalar, düşük emisyonlu bölgelerin hava kirliliğini azaltmadaki etkinliğini gözler önüne seriyor. Belçikalı sağlık sigortası şirketi Mutualités Libres’in araştırma ekibi, hava kirliliğinin sağlık üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmanın yollarını araştırdı ve ilginç bulgulara ulaştı.
Christian Horemans, ekibin bir üyesi olarak, “Diyabet, kalp ve solunum sorunları için ilaçların kronik kullanımı, çalışmamızın 10 yılı boyunca neredeyse iki katına çıktı” dedi. Hava kirliliği, bu artışta önemli bir rol oynuyor. Horemans, “Halk sağlığı üzerinde önemli bir etkisi var, ancak aynı zamanda sağlık maliyetleri üzerinde de ciddi sonuçlar doğuruyor” şeklinde ekledi.
Araştırmalar, Brüksel, Anvers ve Gent’teki düşük emisyon bölgelerinin hava kalitesini önemli ölçüde iyileştirdiğini gösterdi. Bu bölgelerde, hava kirliliği, Belçika’nın diğer şehirlerine kıyasla daha hızlı bir şekilde azaldı. Özellikle partikül kirliliği ve nitrojen dioksit seviyeleri, bu alanlarda belirgin bir düşüş gösterdi. Ayrıca, hava kalitesindeki iyileşmenin etkilerinin sadece bu bölgelerle sınırlı kalmadığı, en az 5 kilometre uzağa kadar yayıldığı belirlendi.
İngiltere’de de benzer araştırmalar yapıldı. Bath Üniversitesi’nden ekonomi araştırmacıları, Londra’nın düşük ve ultra düşük emisyon bölgelerinin etkilerini inceledi. Bu bölgelerin uygulamaya konulmasının ardından Londra’da hava kalitesinde belirgin iyileşmeler kaydedildi. Prof. Eleonora Fichera, “Temiz hava politikalarının önemli sağlık ve üretkenlik faydaları sağladığına dair kanıtlar sunuyoruz” ifadelerini kullandı.
Özetle düşük emisyonlu bölgelerin sadece hava kalitesini iyileştirmekle kalmayıp, aynı zamanda halk sağlığını da olumlu yönde etkilediği aşikar. Bu tür uygulamaların, özellikle çocuklarımız ve gelecek nesiller için temiz hava sağlama açısından kritik önem taşıdığı unutulmamalı. Hava kirliliği ile mücadelede atılan her adım, daha sağlıklı bir toplum için büyük bir yatırım anlamına geliyor.

