Eskiden yaz, güneşiyle ve sıcağıyla heyecanla beklenen bir mevsimdi. Şimdi ise şehirlerde yaz, karabasan gibi üzerimize çöküyor. Betonlar daha çabuk ısınıyor, geceler bile serinlemiyor. Giderek daha fazla insan, sadece hava yüzünden hasta oluyor, hayatını kaybediyor. Ama bu durum herkesi aynı şekilde etkilemiyor.
Bazı evlerde klima çalışıyor. Başka evlerde ise pencere açmak bile yetmiyor. Teneke çatılar, ince duvarlar, havasız odalar… O evlerde yaşayanlar için sıcaklık artık sadece bir rahatsızlık değil, bir tehlike! Ve ne yazık ki, sıcak hava dalgaları daha da sıklaşıyor ve uzuyor.
35 DERECENİN ÜZERİNDEKİ ORTALAMA GÜN SAYISI BAZI ŞEHİRLERDE ÜÇE KATLANDI
Uluslararası Çevre ve Kalkınma Enstitüsü (IIED) tarafından yapılan genel bir değerlendirmeye göre, dünyanın en kalabalık 43 başkentinde 35 santigrat derecenin üzerinde geçen gün sayısı, 1994-2003 yılları arasında yıllık ortalama 1062 gün iken, 2015-2024 yılları arasında 1335 güne yükseldi.
Artış dünya genelinde görüldü ve 35 derecenin üzerindeki ortalama gün sayısı Roma ve Pekin’de ikiye, Manila’da (Filipinler'in başkenti) ise üçe katlandı. Madrid’de eskiden 25 olan 35 derecenin üzerindeki gün sayısı artık yılda ortalama 47! Nispeten serin bir iklime sahip olan Londra’da ise 30 derecenin üzerindeki gün sayısı ikiye katlanmış durumda…
Fosil yakıt tüketiminin neden olduğu küresel ısınma artık her sıcak hava dalgasını daha yoğun ve daha olası hale getiriyor. Aşırı sıcakların son otuz yılda milyonlarca insanın erken ölümüne neden olması muhtemel ve bu durumdan en çok etkilenenler, hızla büyüyen şehirlerdeki yaşlılar ve yoksullar.
IIED araştırmacısı Anna Walnycki bu konuyla ilgili çok güzel bir noktaya değindi: “Küresel sıcaklıklar, hükümetlerin beklediğinden daha hızlı artıyor. Uyum sağlanamaması, milyonlarca şehir sakinini kentsel ısı adası etkisi nedeniyle giderek daha rahatsız edici ve hatta tehlikeli koşullara mâhkum edecek.”
Walnycki’nin söyledikleri çok doğru. İster Londra’da ister Luanda’da (Angola’nın başkenti) veya Lima’da (Peru’nun başkenti) olsun, en çok etkilenenler muhtemelen en yoksullar olacak. Düşük kaliteli konutlar nedeniyle dünyanın güneyindeki düşük gelirli veya plansız topluluklar daha sert etkilenecek. Gezegenimizdeki şehir sakinlerinin üçte birinin gecekondu mahallelerinde yaşadığı da bilinen bir gerçek. Bu nedenle iklim değişikliği yani ‘yeni gerçeklik’, hükümetlerin birinci gündem konusu olmalı…
FOSİL YAKIT KAYNAKLI EMİSYONLAR AZALMIYOR DAHA DA ARTIYOR!
Fosil yakıt kaynaklı emisyonlar, Paris Anlaşması’nın öngördüğü 1,5 derece hedefini tutturmak için 2030’a kadar yüzde 45 oranında azaltılması gerekirken, ne yazık ki hâlâ artmaya devam ediyor. Bu artışın sonucu olarak, 2024 yılında dünyanın dört bir yanında rekor sıcaklıklar yaşandı. Muhtemelen 2025 yılı verileri de yeni rekorlarla tarihe geçecek.
Örneğin Japonya, temmuz ayında 41,2 dereceyle tarihinin en yüksek sıcaklığını gördü; 10 binden fazla kişi hastanelik oldu. Avrupa’da ise sadece haziran ve ağustos ayları arasında en az 16 bin 500 kişi aşırı sıcaklar nedeniyle hayatını kaybetti. Artık bu soruna karşı önlemler alınmalı ve gerekli hedeflere ulaşmak için adımlar atılmalı…

