Nasıl olsa geldik 80 yaşına... Her şeyi anlatalım da geride izimiz kalsın!

Son zamanlarda ünlüler dünyasında bir anı kitabı meselesidir gidiyor... Sinemanın iki efsane oyuncusu, Sylvester Stallone ile Michael Douglas'ın anılarını konu alan kitaplar okurla buluştu.

Stallone, The Steps: A Memoir (Basamaklar: Bir Anı) kitabıyla gündemin ilk sıralarını işgal etmişti birkaç haftadır.

 

Sonra da ardından Michael Douglas'ın anılarını kaleme aldığı One Helluva Ride adlı kitap geldi. O da hem meslek hem de özel yaşamına dair meraklıların kayıtsız kalamayacağı ayrıntılara yer vermiş kitabında.

 

Benim bu kitaplarla ilgili dikkatimi çeken bir ayrıntı var.

 

İKİSİ DE 'ELLERİNİ KORKAK ALIŞTIRMAMIŞ'

Şimdi...

 

Stallone 80 yaşında. Michael Douglas ise 82'sine geldi.

 

İşin aslını söylersek her ikisi de artık "yaşlı" adam statüsünde. Bunu kötü anlamda söylemediğimi de belirteyim. Onların yaşına gelip onlar kadar sağlıklı olmayı diliyorum kendim için ve herkes için.

 

Söylemek istediğim, bambaşka...

 

Bunca yıl yaşayıp hem özel hayatlarında hem de kariyerlerinde korkacakları bir şey kalmadığı için iki usta da ellerini daha doğrusu 'kalemlerini' korkak alıştırmamışlar, çeneleri açılmış ikisinin de.

 

Belki de gençlik yıllarında olsa asla değinmeyecekleri konuları gayet ayrıntılı bir şekilde anlatıyorlar.

Haberin Devamı

 

KÜÇÜK SYLVESTER İÇİN YÜREĞİM BURKULDU... AMA MICHAEL DEDİKODU AŞKIMI ATEŞLEDİ

Sylvester Stallone, yeterli sevgi görmediği anne ve babasına dair doğrusu okurken yüreğimi burkan ayrıntılara yer veriyor kitabında. Yetişkin olduğumda bile bana aşırı sevgi ve ilgi gösteren bir ailenin çocuğu olduğum için kendimi bir kez daha şanslı hissettim.

 

Babasından fiziksel şiddet gören, annesi tarafından da kendi deyişiyle hiç sevilmeyen küçük Sylvester'ın saçlarını okşamak istedim.

 

Ama doğrusu Michael Douglas'ın kitabı ise aslında dedikodunun ne kadar güzel bir "etkinlik" olduğunu hatırlattı bana. Çünkü Douglas, ilk karısı Diandra'yı defalarca, bıkmadan ve usanmadan nasıl aldattığını kelimenin tam anlamıyla "ballandıra ballandıra" anlatıyor kitabında.

 

Daha gençlik yıllarında annesinin arkadaşıyla yaşadığı yasak ilişkiyi, sonra üniversitedeki sevgilisi onu terk edince "acısını" onun arkadaşıyla nasıl giderdiğini, her sette nasıl da aşık olduğunu...

 

Doğrusu ilk karısı ve büyük oğlu Cameron'ın annesi Diandra Luker için de üzüldüm. Gerçi boşanırken Michael Douglas ona servet sayılacak bir nafaka ödedi aslında. Ama yine de 20 yılı aşkın süre durmadan aldatılmaya değip değmeyeceğini düşünmedim değil.

Haberin Devamı

 

SORUMLULUĞU DA BABASINA ATTI… AMAN NE RAHAT!
Hepsinin ötesinde Michael Douglas'ın, bu seri ihanetleri ve çok sayıda kadınla birlikte olması konusunda kendisi gibi ünlü babası Kirk Douglas'a bütün sorumluluğu yüklemesine de şapka çıkardım.

 

Çünkü Douglas'a bakarsanız, babası Kirk'ün ihanetleri yüzünden annesinden boşanması onda büyük bir travma yaratmış. O da yetişkinliğinde böyle seri halde ihanet ve dizi dizi aşkla bunun üstesinden gelmeye çalışmış.

 

Ruh sağlığı uzmanı değilim, belki de doğrudur.

 

Ama Michael Douglas'ın anılarını okudukça aklıma hep aynı soru geldi: Şimdi eski karısından çoktan boşandığı için ihanetlerini rahat rahat anlatıyor. Ama şimdiki karısı Catherine Zeta Jones'u da aldattı mı acaba? Aldattıysa kaç kere aldattı? Bir gün bunları da öğrenme şansımız var mı?

 

Dedim ya onun anıları bendeki dedikodu aşkını alevlendirdi.

Haberin Devamı

 

Görünüşe göre kendisinden 25 yaş genç karısı Catherine'den boşanmaya niyeti yok Michael Douglas'ın. O yüzden bu soruların yanıtını öğrenebileceğimi hiç sanmıyorum...

 

 

 

DİĞER YENİ YAZILAR