Doğanın kendisine güzellik, zenginlik, sanatsal yetenek gibi ayrıcalıklar verdiği insanlara saygım sonsuz... Zaten bu konuda yapacak fazla bir şey yok.
Ama okulda ya da iş hayatında ailesi ve tanıdıkları sayesinde ayrıcalık edinenlere kızarım... Hatta bu kızgınlığımı yüzlerine de söylerim. Sırf bu yüzden çok kalp kırdım. Bence daha da kötüsü çok da kalbim kırıldı.
Ne derler bilirsiniz "Birinin arkasından konuşmak yerine yüzüne söyleyin onunla ilgili düşüncelerinizi. Böylece gerekirse arkadan konuşmanızın yolu da açılır."
Çok politik bir davranış değil biliyorum üstelik bunun bedeli de kimi zaman ağır oluyor.
Bunu bir yana koyalım.
'AYRICALIKLI BEBEKLERE' MESAFELİYİM
Ne geçmişte ne de şimdi gösteri dünyasında yani müzik, sinema ya da tiyatro gibi alanlarda kariyer yapmak aklımdan bile geçmedi. O yüzden az sonra anlatacaklarım yanlış anlaşılmasın. Bu alanlarda isim yapanları kıskanmıyorum kısacası.
Sadece pırıltılı dünyada çoktan ünlü olmuş anne ve babası sayesinde kariyer yapanlara yani o moda deyimiyle "nepo bebeklere" Türkçe söylersek "ayrıcalıklı ünlü çocuklarına" yaklaşımım biraz mesafeli.
Elbette içlerinde yeteneğini ve tutkusunu genlerinden alan, o dünyanın içine doğduğu için kendine ünlü anne ve babası gibi yol çizen, bunun için çok çalışanlar var.
Mesela Nicolas Cage bilmez miydi gerçek soyadını yani Coppola'yı kullanmayı. Sonuç olarak Francis Ford Coppola gibi bir efsanenin yeğenine kim iş vermez sinema dünyasında.
Ama işte bazıları hakkında "Eğer annesi ya da babası o kadar ünlü olmasaydı, bunun yüzüne dönüp bakan bile olmazdı" diye düşünmeden edemiyorum.
Bunu söyleyen sadece ben değilim üstelik.
Alec Baldwin ile Kim Basinger'ın kızı Ireland Baydwin bile samimi şekilde itiraf etti bunu bir keresinde. Model ve oyuncu olarak kariyer yapan şimdilerde kendini sevgilisine, küçük kızına ve doğacak çocuğuna adayan Ireland "Annem ve babam ünlü olmasaydı kimse yüzüme bakmazdı" diyerek gayet net bir özeleştiri getirdi duruma.
KIZINA KAYIRMACILIK YAPTIĞINI KABUL ETTİ
Buna benzer bir samimiyeti Sylvester Stallone de sergiledi.
Başrol üstlendiği Tulsa King adlı dizide Jennifer Flavin ile evliliğinden doğan üç kızının en küçüğü olan Scarlet'in kendisi sayesinde oynadığını itiraf etti.
Üstelik bunu öyle güzel yaptı ki... "Tabii ki kayırmacılık var. Bir ebeveyn olarak çocuğuma yol açmak benim görevim" dedi Stallone. Sonrasında da bunu yapmanın her ebeveynin görevi olduğunu da saklamadı.
Özetle Stallone, 24 yaşındaki kızı Stallone'nin kendisi sayesinde o dizide oynadığını daha da ötesinde geçen yıl biri Mel Gibson diğeri Nicolas Cage olmak üzere iki ustayla aynı filmde kamera karşısına geçtiğini de söyledi.
Yine de Stallone kendince bir önlem de almış görünüşe göre. Kızı Scarlet'e kamera karşısında kendini gösterme şansı verdi, ona bu yolu açtı.
Söylediğine göre gerisi tamamen kızının yeteneğine ve başarısına bağlı olacak. Bunu da "Bu sektörde kızımın işinin kolay olduğunu söyleyeceklerdir. Belki de haklılardır.. Yine de geldiği noktada tutunmak tamamen kendi elinde" diye konuştu.
PEKİ YA GERÇEKTEN HAK EDEN BİRİ ŞANSI KAÇIRMIŞSA?
Böyle bakınca bu durumu aile şirketi olan bir babanın yerini oğluna ya da kızına bırakabilmek için onu geleceğe hazırlaması gibi düşünebiliriz... Ya da marangoz bir babanın zanaatını çocuğuna öğretmesine de.
İyimser düşününce aklıma bu geliyor.
Yine de diğer yandan gösteri dünyasında hele Hollywood'da kimlerin sırf ünlü bir soyadı olmadığı için hayallerine veda etmek zorunda kaldığını da unutmamak gerek.
Belki de sırf Scarlet'in soyadı Stallone olduğu için aslında ondan çok daha yetenekli biri onun oynadığı o rolleri alamadı.
Bilemem..
Tek bildiğim ne olursa olsun Scarlet gibi ünlü çocukları günün birinde Oscar bile kazansalar asla ciddiye alamayacağımdır.
Ki o ödüllerin de nasıl verildiğini meraklıları çok iyi biliyor zaten.

