Bütün bunlar bir yana...Bugün artık orta yaşlarını bile geride bırakmaya hazırlanan oyuncu, en çok da uzun bir bekleyişin ardından evlendiği karısına olan tutkulu aşkıyla biliniyor.Ona iki tane evlat veren karısı yıllar içinde kilo alsa da "Onun her kıvrımını ayrı seviyorum. Aşkına layık olmaya çabalıyorum" diyecek kadar da kendinden ve sevgisinden emin bir eş...Peki ya ünlü oyuncunun hayatında karısından başka çok önem verdiği, mutluluğu için elinden geleni fazlasıyla yaptığı bir başka kadın daha olduğunu biliyor musunuz? Üstelik bu konuda karısından da destek aldığını!SADIK KOCA VE HAYIRLI EVLÂTBirçok kişi karısına olan aşkını anlattığımızda Pierce Brosnan'dan söz ettiğimizi anladı zaten.Sinemanın en yakışıklı James Bond'larından biri olarak nitelendirilen Pierce Brosnan, ilk karısını yakalandığı hastalığa kurban verdi...Sonradan evlendiği Keely Shaye Smith ile de 2001 yılından bu yana mutlu bir hayat sürdürüyor. İki evladını da kelimenin tam anlamıyla bağrına basarak bugünlere kadar getirdi.Brosnan'ın en çok bilinen özelliği karısına olan büyük aşkı. Üstelik yıllar içinde kilo alan karısına olan aşkını sarsmaya da hiçbir şeyin gücü yetmiyor. Bu haliyle tam bir örnek koca ve aile babası Brosnan…Ama aynı zamanda onun başka bir özelliği daha var...Artık çoktan saçlarına aklar düşse de 71 yaşına gelse de kendine ait bir ailesi olsa da o tam bir "annesinin oğlu...ANNESİNİN GÖZÜNÜN İÇİNE BAKIYORÇünkü hayatında karısı Keely Shaye Smith'ten sonra canını bile verebileceği ikinci kadın annesi Mary May Smith.Yakın çevresinin de anlattığına göre Brosnan, 90 yaşındaki annesi Mary May Smith'in gözünün içine bakıyor.Onu tek başına büyüten ve bu sırada nice zorluklar yaşayan annesini hayatının geri kalanında refah ve hatta lüks içinde yaşatmak için yemin etmiş gibi Brosnan.Ünlü oyuncu geçtiğimiz günlerde annesi Mary May Smith ile el ele Londra'da sadece üyelerin girebildiği özel bir kulübe giderken görüntülendi.Bu da yakınlarının onun için söylediği "Annesini lükse boğmak, gönlünden geçen her şeyi gerçeğe dönüştürmek için elinden geleni yapıyor" sözlerinin de ne kadar doğru olduğunu bir kez daha gösterdi.ÇOCUKKEN ANNESİNE HASRET BÜYÜDÜElbette bütün bunlar Brosnan'ın ne kadar hayırlı bir evlat olduğunun göstergesi. Ama bunun ardında yatan bir neden de var.İrlanda'da dünyaya gözlerini açan Pierce Brosnan, küçücükken babası tarafından terk edildi ve annesi onu büyütmek için bütün gücüyle çalışmak zorunda kaldı.Anne ile oğul yıllar yılı birbirlerine hasret bile kaldılar. Annesi Mary May, hemşireydi ve çalışmak için oğlunu bırakıp İngiltere'ye gitmek zorunda kaldı.İşte bunun sonucu olarak da bugün milyon dolarlık bir serveti olan Brosnan, annesinin bir dediğini iki etmeden onu mutlu etmeye çalışıyor.AYRI GEÇEN YOKSUL YILLARIN ACISINI ÇIKARIYORAslında bir anlamda Pierce Brosnan, böyle yaparak hem yaşı epey ilerlemiş olan annesini mutlu ediyor hem de ondan ayrı geçirdiği yılların acısını çıkarmaya çalışıyor.Çünkü Brosnan henüz minicik bir bebekken babası onu terk etti. Annesi Mary May de hemşire olarak çalışıyordu ve bulduğu işin uzak olması nedeniyle oğlunu büyükannesi ve dedesine bıraktı. Kendisi İngiltere'ye gitti, oğlu da İrlanda'da kaldı.Yıllar boyunca annesinden uzakta kalan babasını zaten tanımayan Brosnan, bir köyde büyükannesi ve dedesiyle büyüdü.Onların ölümünden sonra hayat onun için daha da zorlaştı.Brosnan, bakılmak üzere bir pansiyona gönderildi. İngiltere'de çalışan annesi onu düzenli olarak ziyaret etse de minik Pierce orada bir dizi işçiyle birlikte yaşamak zorunda kaldı.KÜÇÜCÜK YATAĞI GÜN IŞIĞI BİLE GÖRMÜYORDUAnlattığına göre bir pansiyonda üç kiracıyla birlikte, üzerinde eski şilteleri bulunan demirden karyolaların olduğu uzun bir odada kalıyordu.Odanın en sonunda ise onun küçücük yatağı vardı. Yatağın etrafında da bir perde asılıydı. Diğer kiracılar işten döndüklerinde Pierce perdesini kapatırdı bu nedenle gün ışığını bile doğru dürüst göremezdi.Bu günlerin sonunda Brosnan'ın annesi bir kez daha evlendi.O da annesi ve üvey babasının yanına Londra'ya taşındı.LONDRA'DA SEYRETTİĞİ İLK FİLM JAMES BOND: ALTIN PARMAK OLDU1964 yılında Londra'ya taşındıktan sonra sinema salonunda seyrettiği ilk filmlerden biri James Bond: Altın Parmak oldu.O sırada kendisinin de bir gün oyuncu olacağını ve hatta aynı seride oynayıp "en yakışıklı James Bond' olarak tarihe geçeceğini hayal bile edemiyordu büyük olasılıkla.Brosnan, hemen oyuncu olarak çalışmaya başlamadı elbette. İlk profesyonel işini bir sirkte buldu... Görevi de ateş yutan canavar olmaktı!Okulu bıraktıktan sonra reklam filmlerinde oynadı. Sonra tiyatro deneyimi yaşadığı yıllar geldi. Akşamları faaliyet gösteren bir tiyatro grubuna katıldı. Gerisi de çorap söküğü gibi geldi...Önce tiyatro ardından sinema derken Pierce Brosnan da bugünlere kadar uzandı...Ama ilerleyen yıllara, sahip olduğu bütün şan ve şöhrete rağmen kendisini nice zorlukla büyüten annesini de hiç unutmadı.
İşte şimdi geçen yılın 1 Haziran günü dillere destan bir törenle evlenen genç çift, ilk bebeklerini kucaklarına aldı. Mutlu haber, ailenin resmi sosyal medya hesaplarından duyuruldu.KRAL VE KRALİÇE İLK TORUN SEVİNCİNİ YAŞADI: YENİ PRENSES GELDİ! Büyük olasılıkla tahmin ettiniz, Ürdün kraliyet ailesinden söz ettiğimizi...Kral Abdullah ile Kraliçe Rania'nın dört çocuğunun en büyüğü olan Veliaht Prens Hüseyin, geçen yıl Suudi Arabistanlı varlıklı bir aileden gelen Rajwa Alsaif ile hayatını birleştirdi.Prens Hüseyin ile Prenses Rajwa şimdi o görkemli düğünden sonra belki de hayatlarının en mutlu gününü yaşıyor. Çünkü ilk bebekleri bu sabah dünyaya gözlerini açtı. Bebeğin cinsiyetinin kız olduğu bilgisi de yapılan sosyal medya paylaşımlarında yer aldı.İlk torun sevincini yaşayan Kral Abdullah sosyal medya üzerinden aralarına yeni katılan minik bebeğin yarattığı sevinci satırlara döktü.'AİLEMİZİ AYDINLATTIN... ALLAH'A ŞÜKÜRLER OLSUN'Kral Abdullah sevincini "Bize ilk torunumuzu, bahşeden Allah'a şükürler olsun. Hüseyin'e ve sevgili Rajwa'ya kızlarının doğumu için tebrikler. Allah'tan onun iyi bir şekilde büyümesine ve anne babası için onu korumasına yardım etmesini dileriz. Ailemizi aydınlattın" satırlarıyla ifade etti. Açıklamanın sonunda "Büyükbaba" imzası da yer aldı.53 yaşında babaanne olan Kraliçe Rania da kendi sosyal medya sayfası üzerinden ilk torununa özel bir paylaşım yaptı.Rania mesajında "En büyük armağanı için Allah'a şükürler olsun... Değerli torunumuz Iman ile hayatımızı aydınlattın. Allah seni bizim için korusun. Hüseyin ve Rajwa'yı tebrik ederim. Allah hayatlarınızı bereket ve memnuniyetle doldursun."HALASIYLA AYNI İSMİ TAŞIYACAK Açıklamada bebeğe Iman adının verildiği bilgisi de yer aldı.Bu arada bu konuda ilginç bir ayrıntı da var... İlk kez baba olmanın heyecanını yaşayan Prenses Hüseyin'in kız kardeşlerinden büyük olanı da Iman ismini taşıyor.Böylece minik bebek babasının kız kardeşiyle yani halasıyla aynı ismi taşıyor olacak.Rajwa ve Hüseyin'in kızları Iman'ın doğuluyla dünyanın en iddialı giyinen stil ikonlarından biri olarak tanınan Kraliçe Rania, henüz 53 yaşında babaanne oldu. 2022'DE NİŞANLANDILARKral Abdullah ile Kraliçe Rania'nın, ikisi kız, ikisi erkek dört çocuğunun en büyüğü olan Veliaht Prens Hüseyin ile Rajwa Al Saif Al Hüseyin'in nişanı 2022 yılında ilan edildi.Kraliçe Rania, kendi Instagram hesabından da mutlu haberi paylaştı. Gelinini, kızları Prenses Iman ve Salma'dan ayırmadığını belirtip ondan "üçüncü kızım" diye söz etti.O ilk duyuruda Rajwa'nın, Kraliçe Rania'ya fiziksel olarak gerçekten de kızı kadar benzemesi dikkatlerden kaçmadı.Bu arada küçük bir not... Ürdün kraliyet ailesi bu duyurunun ardından büyük kızları Prenses Iman'ın da Jameel Alexander Thermiotis ile nişanlandığını duyurdu.Zaten geçen yıl önce mart ayında büyük kızları Prenses Iman'ı evlendirdi Abdullah ile Rania. Ondan iki ay sonra da haziranda bu kez ilk göz ağrıları Hüseyin ile Rajwa dünya evine girdi.30 YIL SONRA İLK GÖRKEMLİ DÜĞÜNBu düğünün aile için farklı bir önemi vardı. Çünkü Hüseyin ile Rajwa, Kral Abdullah ile Kraliçe Rania'nın tam 30 yıl önce evlendiği haziran ayını düğün için seçti.Çift, oğullarından tam 30 yıl önce 10 Haziran'da yine dönemine damga vuran bir törenle evlenmişti.Prens Hüseyin ile Prenses Rajwa'nın düğünü de ondan hiç geri kalmadı. Hollanda, İngiltere, Danimarka, İspanya, Nepal, Norveç, İsveç, Brunei gibi ülkelerin kraliyet ailesi temsilcileri törene katıldı. Onların yanı sıra uluslararası üst düzey devlet görevlileri de iki gencin mutluluğuna tanıklık etti.O gün önce Hüseyin ile Rajwa'nın nikahı kıyıldı. O törende Hüseyin askeri üniforması içindeydi. Rajwa ise bedenini saran asimetrik, sade ve şık bir gelinlik giydi.Duvağı da başının üzerine Ürdün kraliyet ailesine ait bir taçla yerleştirildi.BİR DE KUTLAMA YEMEĞİ VERİLDİBunun ardından ise konuklar için bir resepsiyon verildi. O anlarda da Hüseyin bu kez ortama uygun bir takım elbise giydi.Gelin Rajwa ise beyaz renkte kabarık etekli bir elbise tercih etti. Rajwa'nın bu elbisesi ise düğünün en çok konuşulan konularından biri oldu. Bazıları kıyafeti çok beğenirken bazıları fazla abartılı bulduğunu belirtti.Öyle ya da böyle Hüseyin'in eski bir okul arkadaşı tarafından tanıştırılan çift dünyanın gözü önünde evlendi. Bu görkemli düğünün üzerinden 10 ay geçtikten sonra da çiftin ilk bebeklerini beklediği haberi geldi. Sonunda o bebek de dünyaya geldi.DÜĞÜNDEN SEKİZ AY SONRA BÜYÜK BİR ACI YAŞADIMutluluğa gölge düşüren olay ise Rajwa Al Saif'in babasının hayata veda etmesi oldu. Rajwa Alsaif, düğününden sekiz ay sonra, büyük bir acıyla sarsıldı. Genç kadının babası Halid Bin Musaid bin Saif bin Abdulaziz Al Saif, 71 yaşında vefat etti. .Acı haber, Ürdün kraliyet ailesinin resmi internet sitesinde duyuruldu. 18 Şubat'ta yapılan duyuruda Al Saif ailesiyle birlikte Ürdün kraliyet ailesinin de üç gün boyunca yas tutacağı belirtildi.KAYINPEDERİ İÇİN PAYLAŞIM YAPTIPrenses Rajwa'nın kocası, Ürdün Veliaht Prensi Hüseyin de kendi Instagram sayfasından kayınpederine saygı duruşunda bulundu.2022 yılında Rajwa ile nişanlandığı gün kayınpederine sarılırken çekilen fotoğrafını paylaştı Hüseyin.Ardından da "Derin bir üzüntü ve kederle, sevgili kayınpederime veda ediyoruz. Onun nezaketini, cömertliğini ve dürüstlüğünü her zaman hatırlayacağız" diye yazdı. İş insanına rahmet, ailesine ve yakınlarına da sabır diledi.Dünyaya gelen bu ilk bebek sayesinde Prenses Rajwa da büyük acısını biraz olsun hafifletmiş oldu.Hüseyin'in iki kız kardeşinden büyük olanı da Iman adını taşıyor. Prenses Iman geçen yıl mart ayında Jameel Alexander Thermiotis ile hayatını birleştirmişti. Bir başka deyişle Ürdün kraliyet ailesi 2023 yılında iki tane büyük düğüne ev sahipliği yaptı. Kral Abdullah ile Kraliçe Rania'nın iki büyük çocuğu evlenip yuvalarını kurdu. Çiftin, biri kız diğeri erkek iki küçük çocuğu ise henüz bekar.
İşte bunlardan biri olan ünlü şarkıcı Celine Dion, Paris 2024 Olimpiyat Oyunları'nın açılış gecesine damgasını vurdu.Yıllardır kesin bir tedavisi bulunmayan Katı Kişi Sendromu adlı hastalıkla mücadele eden Dion, sonunda hayalini gerçekleştirdi ve Olimpiyat Oyunları'nın açılış töreninde uzun bir aradan sonra ilk kez hayranlarının karşısında şarkı söyledi.56 yaşındaki Dion, bu şekilde tam 4 yıl aradan sonra ilk kez sahneye de çıkmış oldu.HASTALIĞINI YILLARCA KAMUOYUNDAN GİZLEDİÜnlü şarkıcı aslında başına gelenleri 2022 yılında bir sosyal medya paylaşımıyla duyurdu. Ama sonradan, hastalıkla mücadelesini konu alan I Am: Celine Dion adlı belgeselde katı kişi sendromu'na yakalandığını yıllar önce öğrendiğini, bunu kamuoyundan gizlediğini de itiraf etti.Celine Dion'un Paris Olimpiyat Oyunları'nın açılış töreninde sahneye çıkacağı bir haftadır konuşuluyordu. Her ne kadar bu sürpriz gizli tutulmaya çalışılsa da günler önceden bilgi dışarı sızdı.Yine de hayranları son ana kadar bir terslik olabileceğini düşünüp nefeslerini tutarak onun sahneye çıkacağı anı bekledi. Sonunda hem Dion'un hem de yıllardır ona hasret kalan hayranlarının büyük buluşması gerçekleşti.BEYAZLAR İÇİNDE SAHNEYE ÇIKTIÇok özlediği sahneye yeniden kavuşan Dion, Eiffel Kulesi'nin tepe noktasından hayranlarıyla buluştu. Ünlü şarkıcı o özel gece için üzeri parlak simlerle süslü açık renk bir elbise tercih etti.Dior imzasını taşıyan elbisesinin içinde eline mikrofonu aldı ve ünlü Fransız şarkıcı Edit Piaf'ın Hymne a l'amour (Aşka Övgü) adlı şarkısını seslendirdi.Aslında bu unutulmaz şarkının sözleri bir anlamda Celine Dion'un mesleğine duyduğu aşkın ve hastalığına karşı verdiği savaşın da bir sembolü gibiydi..."Mavi gök üzerimize yıkılabilir/ Ve orada yeryüzü de çökebilir/ Umurumda olmaz/ Seviyorsan beni, umurum değil tüm dünya" sözleriyle bir anlamda milyonda bir kişide görülen hastalığına da meydan okudu Celine Dion.O SÖYLEDİ, HAYRANLARI AĞLADIBir umut onun sahneye çıkmasını bekleyen hayranları da Dion görünür görünmez hem onun sesiyle kendilerinden geçti hem de sosyal medyada yorum yağdırdı.Birçok hayranının ortak bir itirafı vardı: Celine Dion şarkı söylüyor ve ben ağlıyorum..."Celine Dion'un yakalandığı Katı Kişi Sendromu, kasları etkileyen kişinin hayat kalitesini düşüren bir hastalık. Bu hastalıktan ses telleri de etkileniyor. Bu durum da Dion'un yeniden sahnelere dönmesi konusunda endişe yaratmıştı.Onun ise en büyük hayali son bir kez de olsa sahneye çıkıp şarkı söylemekti. Dion, hastalığını kamuoyuna duyurdu sosyal medya paylaşımında bu konuya da değinmişti...Ünlü şarkıcı "Tek bildiğim şey şarkı söylemek... Hayatım boyunca hep yaptığım ve yapmayı en sevdiğim şey bu. Sizi o kadar özledim ki... Sizin için sahnede olmayı... Performanslarım sırasında her zaman yüzde yüzümü veririm. Ama şu andaki durumum sadece bu kadarına izin veriyor" diye konuşmuştu.KAMERA KARŞISINDA ATAK GEÇİRDİCeline Dion'un katı kişi sendromu adlı hastalığıyla mücadelesi bir belgesele de konu oldu.Orada kamera karşısına geçen Dion hem duygu ve düşüncelerini, hastalığın hayatını nasıl etkilediğini hem de hastalığının zor yanlarını bütün samimiyetiyle açıkladı.Hatta hastalığının yol açtığı ataklardan biri kameralar tarafından kayıt altına bile alındı.I Am... Celine Dion adlı belgeselin bu çarpıcı anlarında 56 yaşındaki ünlü şarkıcı nefes almak için zorlanırken görülüyor. Bütün kasları işlemez hale gelen Dion'un çektiği acı gözlerindeki bakışlardan bile belli oluyordu.Dion, nöbet geçirirken belgeselde birlikte çalıştığı kamera ekibi sessizce çekimi sürdürdü. O sırada tıbbi yardım ekibi de ünlü şarkıcıyı rahatlatmak için elinden geleni yaptı. O anlarda Dion'un gözlerinden süzülen yaşlar da dikkatlerden kaçmadı.Belgeselin yönetmeni Irene Taylor için de ünlü yıldızın nöbet geçirdiği anları çekmek hiç kolay bir karar olmamış söylediğine göre.Bu konuda şunları anlattı Taylor: " Dion çok hızlı bir şekilde nöbet geçirmeye başladığında bunu çekip çekmemeyi düşündüm. Sonra çekime devam etmeye karar verdim. Çünkü güçlü sesiyle bilinen şarkıcı, bana her ne olursa olsun çekim yapmam için izin vermişti.Onun bu ani kararıyla Celine Dion'un yıllardır mücadele ettiği hastalığının en kötü anları da ortaya çıkmış oldu.'KOŞAMAZSAM YÜRÜRÜM... YÜRÜYEMEZSEM SÜRÜNÜRÜM'Hareketlerini hatta ses tellerini bile etkileyen hastalığına rağmen Celine Dion, mücadelesini bırakmamakta kararlı. En büyük hayali ise yine sahneye çıkabilmekti. Son bir kez bile olsa!Bu konuda belgeselde "Kendimi hala sahnede şarkı söyleyip dans ederken görüyorum" diye konuştu Dion."Bilirsiniz ben her zaman bir B planı ve bir C planı bulurum. Eğer koşamazsam yürüyeceğim, eğer yürüyemezsem sürüneceğim. Ama asla durmayacağım" diyerek ne kadar kararlı olduğunu gözler önüne serdi.Sonuç olarak 2024 Paris Olimpiyat Oyunları'nın açılışında da her ne kadar net bir tedavisi olmasa da hastalığına "kanının son damlasına kadar" meydan okuduğunu gözler önüne serdi ünlü şarkıcı.ATLANTA OLİMPİYATLARI'NIN AÇILIŞINDA DA ŞARKI SÖYLEMİŞTİBu arada küçük bir not.Bu, Celine Dion'un bir olimpiyat açılışında ilk sahneye çıkışı değil. Bundan yıllar önce, 1996 yılında, henüz gencecik bir kızken de Atlanta Olimpiyat Oyunları'nın açılışında sahneye çıktı.Orada da The Power of the Dream (Düşlerin Gücü) adlı şarkıyı seslendirdi.Stiff Person Sendromu (Katı Kişi Sendromu Nedir?): İlerleyici katılık ve sertlik ile karakterize kaynağı belirsiz ve nadir bir nörolojik hastalık. Sertlik öncelikle gövde kaslarını etkiler ve spazmların da birlikteliği ile vücutla ilgili deformitelerle sonuçlanır. Kronik ağrı, bozulmuş hareketlilik genel belirtilerdir. Spazmlar şiddetli ve öngörülemeyen bir şekilde ortaya çıkabilir ve bazen kemikleri dahi kırabilecek seviyeye ulaşırlar. Hastalar bazen ses ve dokunmaya çok duyarlı hale gelirler ve bu durumlar spazmları tetikleyebilir. Hastalığın kesin mekanizması belirgin değildir. SPS hastalarının, nadiren genel popülasyonda görülen glutamik asit dekarboksilaz antikorlarına sahip olduğu tespit edilmiştir. Bu antikorların hastalığın nedeni olduğu düşünülüyor.
Sinema dünyasında bunun çok çarpıcı bir örneğini sergileyen bir çift var...Tanışmalarından çok kısa bir süre sonra aniden evlenen, bu süreçte üç tane kız çocuğu sahibi olan Demi Moore ile Bruce Willis gibi.BOŞANMAK BİLE ARALARINDAKİ BAĞI KOPARMADI1987 yılında evlenen Demi Moore ile Bruce Willis 2000 yılında yuvalarını dağıtma kararı aldı. Ama ondan sonra da birbirlerinin hayatından hiç çıkmadılar.Demi Moore, Ashton Kutcher ile evliyken de Bruce Willis, kendisinden genç model Emma Heming ile evlendikten sonra da.Özellikle de Willis'in önce afazi sonra da frontotemporal demans hastalığına yakalanmasının ardından eski eşlerin yakınlığı, birbirlerine desteği daha da arttı.İşte bunun ardındaki sebep de ortaya çıktı.'SENİ ASLA BIRAKMAYACAĞIM' DİYE YEMİN ETTİİnternetteki Radar adlı internet sitesinin haberine göre Demi Moore, yıllar önce Bruce Willis'i hiçbir zaman terk etmeyeceğine yemin etti... Aradan geçen zaman içinde de bu sözüne sadık kaldı.2022'de, Hollywood filmlerinin vazgeçilmez yıldızı olan Bruce Willis'in bilişsel yeteneklerini etkileyen afazi hastalığına yakalandığı ailesi tarafından açıklandı.Kısa bir süre sonra da ünlü oyuncuya frontotemporal demans teşhisi konuldu. O zor günlerde de eski eşi Demi Moore hep onun, şu anda evli olduğu Emma Hemin ve ondan dünyaya gelen iki küçük kızının yanındaydı.Radar adlı internet sitesine konuşan eski çifte yakın bir kaynak bu konuda "Demi her koşulda onun yanında kalacağına yemin etti. Bruce, zorlu hastalığıyla mücadele ederken Demi'nin kalbi sızlıyor" diye konuştu.EŞİ EMMA'YA YARDIMCI OLMAYA ÇALIŞIYORAynı kaynağa göre Demi Moore, bu yeminine sadık kalmak için Willis'in bakımında şu anki eşi Emma Heming'e de destek oluyor.Yine Radar adlı siteye konuşan kaynakların söylediğine göre Demi Moore, zamanın akıp geçtiğinin farkında. Bu yüzden de mümkün olduğunca eski eşinin yanında olmaya ve hastalığıyla mücadelesinde ona ve karısı Emma ile bu evlilikten dünyaya gelen iki küçük kızına yardım etmeye çalışıyor.Demi Moore ile evliliğinden Rumer, Tallulah ve Scout adında üç tane yetişkin kızı olan Willis'e geniş ailesi kol kanat geriyorARTIK KELİMELERLE DEĞİL, BAKIŞLARIYLA KONUŞUYORBirçok unutulmaz filmde hafızalara kazınan performanslar sergileyen Willis'in sağlığı ise giderek bozuluyor. Son duruma göre Willis artık neredeyse hiç konuşmuyor. İsteklerini çevresindekilere bakışlarıyla ifade etmeye çalışıyor.Durum böyleyken Demi Moore de haftada en az bir kez eski kocasını ziyaret edip onunda vakit geçiriyor.Bruce Willis'in kariyerini bitirmesine neden olan hastalık teşhisini almasından sonra başta eşi Emma Heming olmak üzere bütün geniş ailesi onun yanında yer aldı.Bir sevgi çemberiyle kuşatılan oyuncunun hayatını kolaylaştırmak için elinden geleni yapıyor herkes.KÜÇÜK ANLARDAN BÜYÜK MUTLULUKLAR ÇIKARIYORLARArnold Schwarzenegger'ın eski eşi Maria Shriver'ın Sunday Paper adlı yayın organına konuk olan Emma Heming "Bütün aile birlikte zaman geçirmek için Bruce'un yanında yer alıyor. Hissedilen büyük acıya ve yasa rağmen onunla birlikte mutlu anılar biriktirmeye çalışıyor" dediHeming, büyük ailenin her fırsatta bir araya geldiğini ve hayatın küçük mutluluklarından büyük sevinçler çıkarmakta ustalaştığını da sözlerine ekledi.Heming, kocası Bruce Willis'in hastalığı sırasında eski eşi Demi Moore'un gösterdiği desteğe minnettar olduğunu da saklamadı.TANIŞTIKLARI YIL EVLENDİLERDemi Moore ile Bruce Willis, 1987 yılında bir film galasında tanıştılar. O dönemde Moore, nişanlı olduğu Emilio Estevez'den ayrılmıştı.Daha o ilk karşılaşmada ikisinin de kalbinde şimşekler çaktı. Zaten kısa sürede sonra da romantik ilişkileri başladı.Aynı yıl tanışmalarından kısa bir süre sonra da Moore ile Willis, hayatlarını resmen birleştirdi. Bu da doğaçlama bir şekilde oldu.Bir gün Las Vegas'ta bir yerde otururken Willis "Sanırım seninle evlenmeliyiz" dedi. Moore önce bunu şaka sansa da sonunda gerçek olduğunu anladı. Tabii ki hemen gidip evlendiler.TORUN SEVİNCİNİ YAŞADILARBu ani nikahtan bir yıl sonra da ilk kızları Rumer dünyaya geldi.Bu arada belirtelim ki şu anda 35 yaşında olan Rumer pantneri Derek Richard Thomas ile birlikte bir kız bebek sahibi oldu. Bruce Willis ile Demi Moore da ilk torun sevincini yaşadı bu şekilde.Ardından 1991 ve 1994'te de diğer kızları Scout ve Tallulah dünyaya gözlerini açtı. Ama çiftin evliliği 2000 yılında sona erdi. Buna rağmen dostlukları sürüyor.Willis, 2009 yılından bu yana Emma Heming ile evli. 69 yaşındaki aktörün 46 yaşındaki karısı, hastalık teşhisinin ardından "Kocamın sağlığının benimkinden önce bozulabileceğini biliyordum. Ama bunun bu kadar erken olacağını düşünmemiştim" diye konuşmuştu.Willis, Demi Moore ile evliliğinden dünyaya gelen büyük kızı Rumer sayesinde ilk kez dede olma sevincini de yaşadı. Eski çiftin bir kız torunu var.
Özellikle de belli bir yaşa gelen çocukları varsa insanın, ölen eşin ardından yapılan bu evlilik kimi zaman onları mutsuz eder, kalbini kırar.Böyle durumlarda yeniden evlenen ebeveyniyle bir daha görüşmeyen, onu defterinden tamamen silen çocuklar bile çıkar. Tıpkı ünlü şarkıcıya olduğu gibiEŞİNİN ÖLÜMÜNDEN ALTI YIL SONRA YENİDEN EVLENDİÜnlü İngiliz şarkıcı, şarkı sözü yazarı ve besteci Paul Young, 1987 yılında evlendiği üç çocuğunun annesi Stacey Smith'i 2018 yılında kaybetti.Yakalandığı hastalığa yenilen Smith, hayata gözlerini yumduktan sonra da geride kalan ailesi için hiçbir şey aynı olmadı.Ünlü şarkıcı Paul Young da elbette uzun süre eşinin yasını tuttu. Ama hayat onun karşısına ilerleyen yıllarda sevebileceği bir kadını çıkardı.Sonuç olarak da 68 yaşındaki şarkıcı, eşinin ölümünden sonra gönlünü kaptırdığı 56 yaşındaki Lorna Young ile önce nişanlandı. Geçtiğimiz cuma günü de Londra'da kıyılan resmi nikahla hayatını onunla birleştirdi.ÇOCUKLARI MUTLU GÜNÜNDE ONU YALNIZ BIRAKTIPaul Young, belki de hayatının sonbaharında bulduğu yeni aşkı ve kurduğu yuva nedeniyle mutluluktan uçuyordu.Fakat altı yıl önce kaybettiği eşi Stacey ile olan evliliğinden dünyaya gelen çocuklarından bir tanesi bile onun nikahına katılmadı.Young ile Stacey Smith'in kızları 36 yaşındaki Levi, 29 yaşındaki Layla ile oğulları 27 yaşındaki Grady ve Stacey'in başka bir ilişkisinden dünyaya gelen ama Young'ın yanında büyüyen 12 yaşındaki Jude nikaha katılmadı.Babalarının mutlu gününde dört çocuğunun yokluğu ise dikkatlerden kaçmadı elbette.Kendileri resmi olarak bir açıklama yapmadı ama Paul Young'in bir arkadaşı İngiliz basınına verdiği demeçte "babalarının yeniden evlendiğini görmenin, bu dört çocuk için dayanılması zor bir durum" olduğunu söyledi.ONLAR HALA ANNELERİNİN YASINI TUTUYORSöz konusu arkadaşı "Çocuklar hala annelerinin ölümü nedeniyle derin bir yas tutuyor. Paul'u yeniden evlenirken görmek onlar için çok acı olurdu. Bu yüzden de uzak durdular" diye konuştu.Paul Young'ın arkadaşı görüşünü şöyle ifade etti: "Böylesine büyük bir olayda eğer katılsalardı bütün gözler onların üzerinde olacaktı. Hala annelerinin yasını tuttukları için bu durum onlar için fazla olurdu."Ünlü şarkıcının yakın arkadaşı, hem Paul Young'ın hem de evlendiği Lorna'nın çocukların bu kararına anlayış gösterdiğini de sözlerine ekledi.Paul Young'ın ailesinden biri de dört çocuğun her ne kadar nikah törenine katılmasalar da evlerinde düzenlenen bir kutlamada yeni evlilere mutluluk dileklerini ilettiklerini belirtti.EVLİLİKLERİNE ARA VERİP SONRA YİNE BİR ARAYA GELDİLERAslına bakılırsa Paul Young ile eşi Stacey Smith'in ilişkisi de öyle sıradan değildi. Eski çift çalkantılı bir evlilik yaşadı.Paul ile Stacey, 1987'de evlendiler. 20 yıllık bir birlikteliğin ardından 2016'da bir ayrılık süreci yaşadılar. O sırada üç tane çocukları olmuştu.Stacey, Paul Young ile ayrılık sürecinde iş insanı Ilan Slazenger ile kısa bir ilişki yaşadı. O sırada da Jude adını verdikleri bir oğulları dünyaya geldi.Fakat Paul Young ile Stacey Smith, bu ayrılığın ardından tekrar bir araya geldiler.Staçey'in başkasıyla olan ilişkisinden dünyaya gelen Jude'u da ailesinden dışlamadı Young. Kendi deyimiyle ikinci kez bir araya geldiklerinde kalabalık bir aile oldular.Fakat ilişkilerine ikinci şansı verdikleri sırada Stacey beyin kanserine yakalandı ve 2018 yılında da hayata veda etti. Onun ölümünü de Paul Young sosyal medya hesabından duyurdu.
Bir zamanlar Brangelina olarak anılan eski çiftin evliliklerinden bile daha uzun süren hesaplaşmaları bitmek bilmiyor.Olayın bu kadar uzamasının nedenlerinden biri boşanmanın ve ardından gelen yasal sürecin sadece Jolie ile Pitt arasında yaşanmayıp çiftin çocuklarının da işin içine karışması.Şu ana kadar Jolie ile Pitt'in üçü evlatlık, üçü biyolojik altı çocuğundan beşi, annelerinin yanında yer aldıklarını, babaları Pitt'i artık hayatlarından tamamen çıkarmak istediklerini çoktan dünya aleme duyurdu bile.BABALARININ SOYADINI REDDETTİLERAngelina Jolie ile birlikte yaşayan çocuklar sırayla babaları Pitt'in soyadını reddetmekle işe başladı.Önce Zahara okulundaki bir etkinlikte kendini "Ben Zahara Marley Jolie" diye tanıttı. Ardından ikizlerden Vivienne, annesiyle birlikte çalıştığı Broadway müzikalinin kadrosuna adını Vivienne Jolie olarak yazdırdı.Ama en ciddi adım çiftin ilk biyolojik çocuğu Shiloh'dan geldi.Geçtiğimiz mayıs ayında 18 yaşına giren Shiloh, kendine avukat tutup babasının soyadını kullanmamak için dava açtı. Genç kız son alarak bu konuda isteğini yasal olarak çabuklaştıracak başka bir adım daha attı.GAZETEYE İLAN VERDİ... HEDEFİ SONUCU HIZLANDIRMAKJolie ile Pitt'in aşklarının ilk meyvesi olarak anılan ve daha dünyaya gelmeden milyonlarla ölçülen bir kitleyi peşinden sürükleyen Shiloh, Los Angeles'ta yayınlanan bir gazeteye ilan verdi.Genç kız bu ilanıyla artık babasının soyadı olan Pitt'i kullanmak istemediğini beyan eden bir dava açtığını ve dilekçe verdiğini duyurdu.Shiloh'nun bunu yapmasının nedeni ise basit. İsim değişikliği söz konusu olduğunda gazeteye verilen bir ilan, yasal sürecin sonuçlanmasını hızlandırıyor.Jolie ve Pitt'in ilk biyolojik çocuğunun isteği Shiloh Nouvelle Jolie Pitt olan adının bundan böyle Shiloh Nouvelle Jolie olarak anılması ve bunun yasal olarak onaylanması.18 YAŞINA GİRER GİRMEZ İLK İŞİ BU OLDUShiloh, geçtiğimiz mayıs ayında 18 yaşına girdikten yani artık reşit olduktan sonra ilk iş olarak babasının soyadını kullanmamak için yasal adımlar atmıştı.Genç kızın babasına karşı attığı bu adımla ilgili mahkeme dokümanlarını, internetteki TMZ adlı site ele geçirdi.Son dönemde dans konusundaki yeteneğini gözler önüne seren videolarla konuşulan Shiloh'nun bu isteği, babası Brad Pitt'in çocuklarıyla bozulan ilişkilerini düzeltmek istediğinin duyulmasından hemen sonra geldi.HİÇBİR KARDEŞİ BU KADAR CİDDİ BİR ADIM ATMADIAslına bakılırsa Shiloh'nun kız kardeşleri Zahara ve Vivienne de arka arkaya görev aldıkları bazı etkinliklerde Jolie Pitt olan soyadlarının ikinci kısmını kullanmamaya başlamıştı. Bu da onların babalarına olan bir tepkisiydi.Ama ikisi de bu konuda resmi bir başvuruda bulunmadı. Bu tür bir davranışı sergileyen ilk kardeş Shiloh oldu.Hatta babalarıyla aralarının iyi olmadığını artık herkesin bildiği Maddox, Pax Thien ve Zahara da Shiloh kadar kararlı bir davranış sergilemedi.Angelina Jolie ile Brad Pitt'in Etiyopyalı evlatlık kızı 19 yaşındaki Zahara Jolie Pitt, okuduğu okulda düzenlenen bir etkinlikte kendini "Merhaba, Ben Zahara Jolie" diyerek tanıtmış, babasının soyadını kullanmamıştı.ALTI ÇOCUĞU BİRER BİRER ONDAN YÜZ ÇEVİRİYORGeçen yıl meydana gelen bu olayın ardından yakın zamanda da annesi Angelina Jolie'nin Broadway'de sahneye koyduğu The Outsiders adlı yapımda sahne arkasında çalışan 15 yaşındaki Vivienne Jolie Pitt de aynı davranışı sergiledi.Oyunda görev alanlar listesine adını Vivienne Jolie olarak yazılmasını istedi.Geçen yıl bir zamanların Brangelina'sının altı çocuğundan biri olan Vietnamlı Pax Thien'in sosyal medya paylaşımı da kelimenin tam anlamıyla ortalığı ayağa kaldırmıştı.20 yaşındaki Pax Thien, Brad Pitt'den 'Dünya çapında bir pislik' olarak söz etmişti.Jolie'nin daha Brad Pitt ile evlenmeden önce ailesine kattığı ilk evlatlık çocuğu Kamboçyalı Maddox'un da babasıyla iyi geçinemediğini artık bütün dünya biliyor.22 yaşındaki Maddox, daha boşanmanın ilk dönemlerinde bu mücadelede annesinin yanında yer aldığını belli etmişti.İKİZLERDEN KNOX ŞİMDİLİK SESSİZHenüz reşit olmayan Vivienne hariç, eski çiftin diğer çocukları 18 yaşını geçtiği halde Shiloh gibi Pitt soyadının çıkarılması için resmi yola başvurmamıştı.Bu yüzden de Angelina Jolie ile Brad Pitt'in ilk biyolojik çocuğunun bu adımı şaşkınlık yarattı.Annesi ile babası arasında bitmek bilmeyen boşanma savaşında şu ana kadar aldığı tavır bilinmeyen tek kardeş olarak Vivienn'in ikizi Knox Leon kaldı.Shiloh'nun soyadından Pitt kısmının çıkarılması için mahkemeye başvurması ise birçok kişi için büyük bir sürpriz oldu.Çünkü yıllardır Shiloh'nun annesine asilik yaptığı, hatta kimi zaman babasıyla yaşamak istediğini söylemesi magazin dünyasında konuşuluyordu.ARTIK TARİHE KARIŞAN AŞKIN İLK MEYVESİShiloh Nouvelle, 27 Mayıs 2006'da Namibya'da dünyaya gözlerini açtı. O dönemde aşklarıyla çok konuşulan Jolie ile Pitt'in ilk biyolojik çocuğu olduğu için de daha annesinin karnındayken milyonlarca kişinin ilgi odağı oldu.Doğduktan sonra Shiloh'nun anne ve babasıyla çekilen fotoğrafları 4.1 milyon dolara satıldı. Ayrıca bebekken annesi ve babasıyla bir mumya heykeli de yapıldı.
Gecikmiş tatilde de içi içini yedi. Eve döndüklerinde ise kitlenin büyüdüğünü fark etti. Bu kez doktora koştular. Yapılan tetkiklerden sonra kötü haber geldi: Meme kanserine yakalanmıştı.Sonra tedavi süreci başladı. Yaşadıklarını, çektiği zorlukları, kısacası hayatıyla ilgili her ayrıntıyı sosyal medya sayfasından paylaştı genç kadın.Ve aradan geçen zorlu ayların sonunda sağlığına kavuştu. Şimdi ikinci evlilik yıl dönümünü bir türlü gönül rahatlığıyla balayı bile yapamadığı kocasıyla birlikte kutluyor. Kısacası hastalığı yendi, şimdi onun için aşk zamanı geldi!İKİNCİ YIL DÖNÜMÜNE ÖZEL KUTLAMAÖyküsünü böyle kısaca anlattığımız bu genç kadın, İngiltere'de yayınlanan Strictly Come Dancing adlı yarışmayla tanınan Amy Dowden'ın ta kendisi.33 yaşındaki dansçı Dowden, hastalığı yüzünden Ben Jones ile evliliğinin ve balayının keyfini çıkaramadı.Ama kendisi ve ailesi için zorlu geçen sürecin ardından hastalığı yendi, sağlığına kavuştu. Şimdi Ben Jones ile birlikte çıktığı romantik tatilde de ikinci evlilik yıl dönümünü kutladı Dowden.Hastalığı süresince kimi zaman evinden, kimi zaman hastane odasından sosyal medya paylaşımları yapan Dowden bu kez tatilde çekilen pozlarına yer verdi Instagram sayfasında.EVLİLİĞİN İLK YILINDA ZORLU BİR SINAVDAN GEÇTİLERDowden, eşiyle birlikte havuzda çekilen bir pozunu paylaşıp "Tatil modundayız" diye yazdı. Sonra da düğün günü görüntülenen mutlu anlarından bir derleme hazırladı. Orada da kocasına olan sevgisini ifade edip tedavi sırasındaki desteği için teşekkür etti.Satırlarına "İkinci yıl dönümümüz kutlu olsun" diyerek başladı Dowden. Ardından da "Evlilik hayatımız boyunca çok şey yaşadığımızı söylemek doğru olur sanırım. Ama sana sonsuza kadar minnettarım" diye sürdürdü satırlarını.Amy Dowden, tedavi süresince kocası Ben'in kendisini olumsuz düşüncelerden kurtarmak için çok çabaladığını belirtip daha sorunsuz bir yıl geçirme konusundaki dileğini ifade etti. Sonra da kocasına "Seni daha çok seviyorum" diye seslendi.MUTLU HABERİ ŞUBAT AYINDA VERMİŞTİ: 2023 yılının nisan ayında kansere yakalandığını öğrenen Amy Dowden, bu yılın şubat ayında da sosyal medya üzerinden mutlu haberi verdi. Yapılan testlerin ardından hastalıktan temizlendiğini mutluluktan yüzünün ışıldadığı bir pozu eşliğinde paylaştı. Sonra da şu satırlara yer verdi: " Hastalığın belirtisi kalmadı... Duymayı hayal ettiğim sözler. Bugüne kadar elde ettiğim en büyük başarı..."BEŞ YIL BOYUNCA KONTROL ALTINDA OLACAKDowden, önümüzdeki beş yıl boyunca hastalığının tekrarlama olasılığı bulunduğunu belirtse de yine de her şeye değdiğini satırlarına ekledi.Tedavinin en zorlu bölümünde hastalığı yendiğinin kendisine söyleneceğine hiç inanmadığını belirtti genç kadın.Yine de sonunda iyileştiğini yazan Amy Dowden, tedavisi süresince bakımını üstlenen sağlık görevlilerine minnettar olduğunu da ekledi.Amy Dowden, önümüzdeki beş yıl boyunca düzenli olarak kontrolden geçeceğini ve tedavisinin süreceğini satırlarına ekledi.BİR KAMPANYA FARKINDALIK YARATTIAslına bakılırsa Dowden'ın sağ memesindeki kitleyi keşfetmesi de bu konuda düzenlenen bir kampanya sayesinde oldu.Kampanyanın etkisiyle kendi memelerini hiç kontrol etmediğini fark etti. Sonra da sıkı bir kontrol yaptı ve hayatını kurtaran o keşifte bulundu: Sağ memesinde bir kitle vardı.O ilk anda şoke olduğunu anlatan Dowden yine de doktora gitmeden bir süre önce kitleyi kontrol altında tuttu. Fakat kitlenin büyüdüğünü fark edince de soluğu doktorda aldı.Acil bir şekilde tetkiklerden geçtikten sonra da Dowden'a o kitlenin şüpheli olduğu söylendi. Anlattığına göre en kötüsüne hazırlanması konusunda uyarıldı.Yapılan biyopsinin ardından genç dansçının meme kanseri olduğu kesinleşti. Aynı göğsünde bir kitle daha bulundu. Söylediğine göre, kendisine haberi veren doktora sorduğu ilk şey ise ne zaman dans pistlerine dönebileceği oldu. 'BU KADAR GENÇ YAŞTA BEKLEMİYORDUM'Genç dansçı, Hello dergisine verdiği röportajda başına gelenler konusunda şunları söylemişti geçen yıl: "Bu tür şeylerin sizin başınıza geleceğini asla düşünmezsiniz. Daha 32 yaşındayım ve bu yaşta meme kanseri olabileceğimi düşünmemiştim. Annem meme kanseri olmuştu ama daha ileri yaşlarda 50'lerindeydi. "Amy Dowden, hastalığı boyunca yaşadıklarını sosyal medya hesabından paylaştı. Sonunda sıra hastalıktan kurtulduğunu duyurmaya geldi.Dowden şimde gelecekteki hayatına büyük bir umutla bakıyor.
Bu "ders gibi" olayın kahramanı da 2011 yılından bu yana "masal prensesi" olarak anılan Kate Middleton oldu. Hayatın sert gerçeklerini hatırlatmak, yıllardır kusursuz yaşadığı düşünülen bu genç kadına düştü.Ülkesinin gelecekteki kralı ile evlenip ona üç çocuk doğuran, o tahta geçtiğinde de kraliçe olmaya hazırlanan 42 yaşındaki Kate Middleton, önce bu yılın başında ayrıntısı kesin olarak açıklanmayan bir karın ameliyatı geçirdi.Ortadan kaybolduğu için öldüğü bile ileri sürüldü. Mart ayında da bir video aracılığıyla kanser tedavisi göreceğini açıkladı. O arada zaten Kral Charles da daha önce kansere yakalandığını duyurmuştu.Her şeye muktedir olduğu düşünülen İngiliz kraliyet ailesinden gelen bu haberler, daha önce onlarla hiç ilgilenmeyenler için bile son derece sarsıcı oldu. Ama milyonları etkileyen kişi Kate Middleton'dı hep.HALA GİZEM PERDESİ TAM OLARAK KALKMADIDünyanın dört bir yanında seveni kadar sevmeyeni de olan Galler Prensesi, gündemdeki bütün konuları geride bıraktı. Hakkındaki iddialar birbirini kovaladı.Sonunda geçen haziranda, tam altı ay gözlerden kaybolmasının ardından aile için çok önemli bir etkinlikte, Trooping The Colour'da kamuoyu karşısına çıktı.Beyazlar içinde her zamankinden daha zayıf ve kimi zaman gizleyemediği şekilde yorgundu. Ama Kral'ın doğum gününde, kocası William, çocukları George, Charlotte ve Louis ile birlikte yüzüne yine o bildik gülümsemesini yerleştirdi, görevini yerine getirdi. Sonra belirsiz bir süreliğine yeniden sessizliğe gömüldü.Kendi sosyal medya hesabından yaptığı açıklamaya göre, yaz aylarında, doktorlarının onayıyla sağlığı el verdiği sürece zaman zaman bazı etkinliklere katılacak.Durum böyle ama Galler Prensesi Kate Middleton ile ilgili bir dolu bilinmez daha var... "Karın bölgesi" diye geçiştirilen operasyonun ayrıntısı, kanserin hangi türüne yakalandığı, nasıl bir tedavi uygulandığı... Bütün bunlar hala birer büyük sır!Belli ki ne kendisi bu konuda ayrıntılı bilgi vermek istiyor ne de İngiliz kraliyet ailesi. Sadece olasılıklar konuşuluyor.YİNE DE BİR İPUCU GELDİAma Kate Middleton ile ilgili olarak başından beri çok merak edilen bir ayrıntıyla ilgili beklenmedik bir ipucu geldi. Bu da altı aydır gerçekte neler olup bittiğini merak edenleri biraz olsun rahatlattı.Olayların başına dönersek...17 Ocak 2024 günü Kensington Sarayı, Galler Prensesi Kate'in karın bölgesinden planlı bir ameliyat geçirdiğini ve iki hafta süreyle hastanede tedavi göreceğini, nisan ayına kadar görevlerine dönmeyeceğini açıkladı.Öğleden sonra saatlerinde gelen bu açıklama büyük heyecan yarattı. Çünkü hastalığın da operasyonun da ayrıntısı bilinmiyordu. Üstelik normal bir ameliyat için iki hafta hastanede kalma süresi ve üstüne aylarca evde dinlenmek uzun ve abartılı bir süreydi.Kate'in Londra'da ailesinin başka bazı üyelerinin de yıllardan beri tedavi gördüğü The Clinic'te kontrol altında olduğu açıklandı. Ama işte bu duruma kimse inanmadı.ÜÇ ÇOCUĞU HASTANE ZİYARETİNE HİÇ GÖTÜRÜLMEDİKocası William sadece bir kez Kate'i ziyaretten çıkarken objektiflere takıldı. Ama Kate'in annesi, babası, kardeşleri daha da önemlisi çocuklarından hiçbiri onu bir kez bile ziyarete gitmedi.O dönemde ortada dolaşan söylentiler de aldı başını gitti. Bunlardan birine göre Kate'in yakınları basının ulaşamayacağı başka bir kapıdan girip çıkıyordu.Bir başka söylentiye göre Kate gerçekte ameliyat falan olmamıştı. Ruhsal bunalım geçirmişti ve belirtilen hastanede değil bambaşka bir yerde tedavi görüyordu.KENDİSİNİ HASTA YATAĞINDA GÖRMELERİNİ İSTEMEDİİşte gelen ipucu bu konuyla ilgili...Yılların tecrübeli kraliyet yazarı Kate Nicholl, Galler Prensesi'nin üç çocuğunun gerçekten de annelerini hastanede ziyaret etmediğini söyledi. Bunun nedenini de açıkladı yazar.Onun söylediğine göre üç çocuğunun Kate'i hastanede hiç ziyaret etmemesi bilerek tercih edilen bir durumdu.Galler Prensesi, yaşları 10 ile 6 arasında değişen çocuklarının kendisini öyle hasta yatağında tüpler ve monitörlerle çevrili bir şekilde görmesini istememişti.Bunun yerine doktorlarının uygun gördüğü zamanlarda George, Charlotte ve Louis ile görüntülü konuşmalar yapıyordu.Bir kaynağın Vanity Fair dergisine söylediğine göre Kate ile William'ın çocukları annelerini ameliyattan sonra en kötü haliyle hiç görmedi.Bunun yerine sıradan günlük hayatlarını sürdürdüler. Söz gelimi Kate hastanede tedavi görürken büyük oğlu George başka bir okula karşı rugby maçında mücadele ediyordu.ARDINDAN DAHA KÖTÜSÜ GELDİSonunda Kate, operasyonun etkilerini atlattı ama onu daha kötü bir sürpriz bekliyordu.İlk açıklamada kanser şüphesi bulunmadığı belirtilse de ameliyat sonrası yapılan tetkiklerde Kate'in türü açıklanmayan bir kansere yakalandığı ortaya çıktı.İki aylık suskunluğun ardından yayınlanan videosunda da önleyici kemoterapi tedavisi göreceğini açıkladı Kate.O videoda da vurguladığı gibi bu durumun çocuklarını etkilemesini istememişti Galler Prensesi. O yüzden de haberi uzun süre kamuoyundan hatta çocuklarından gizlemişti.Yaşları küçük olan üç kardeşe annelerinin hastalığı uygun bir dille açıklandıktan sonra halka da duyuru yapılmıştı.AİLENİN MODERN ÇAĞLARDAKİ EN BÜYÜK GİZEMLERİNDEN BİRİHer ne kadar Kate, aylar sonra Trooping the Colour etkinliğinde halkın karşısına çıkmış olsa da onun hastalığı üzerindeki sır perdesi net olarak aralanmış değil.Görünüşe göre bu da İngiliz kraliyet ailesinin modern tarihe ait sırlarından biri olarak kalacak. Eğer belli bir süre sonra biri ya da belki Kate'in kendisi çıkıp tüm gerçeği açık açık anlatmazsa!