Rusya krizi tırmandırıyor!Krizi tırmandırdıkça Suriye’de varlığını biraz daha artırıyor ve uzun vadeli yerleşik senaryolarını filme çekiyor. Ve pay masasına daha güçlü oturuyor!Putin, yapay krizlerin gölgesinde farklı oyunlar peşinde...Türkiye’de kamuoyu ve sanayicinin tek endişesi ise Rusya’nın bir sabah gazı kesip kesemeyeceğidir!Enerji Bakanı Berat Albayrak ise dün piyasaları ve kamuoyunu rahatlatan açıklamalarını yaptı.Bakan Albayrak açıklamasında Türkiye’nin B planının hazır olduğunu ve kriz ihtimallerine karşılık gerekli bütün tedbirlerin alındığını belirtmesiyle yeniden ülkemizdeki iş dünyası ve kamuoyu rahat bir nefes aldı.***Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Katar ve Türkmenistan ziyaretleri de B Plan’ına hazırlığın deliliydi.Putin ise krizi tırmandırmaya devam ediyor!Ülkesindeki gelişimlerin sürükleyici unsuru olan enerji kaynaklarını bir tehdit unsuru olarak kullanma stratejisine devam edişine ise şaşırmıyoruz! Çünkü bu kozunu hemen her ülkeye uyguluyor!“Savaşmak yerine başka yaptırımlar veya zorlamalar” politikası büyük devletlerin pazarlık masasında en küstahça kullandıkları kozudur!Ve dünya siyasetine de etkisi büyüktür.***Yeni dünyanın en büyük vazgeçilmezleri arasında ilk sırayı alan enerji ve internet global ekonomiyi ayakta tutan en önemli iki faktördür!İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünyada büyük önem kazanan enerji kaynakları üzerine dayalı global bir ekonomi ve pazar kurulmuştur.Ve Soğuk Savaş yıllarının ise en büyük silahı, enerjidir!Rejimler ve sistemler değişebilir ama değişmeyen tek şey; enerji pazarındaki agresif pazarlıklardır!Lakin, enerji kaynakları üzerine oturan ülkelerde ise enerji güvenliği gittikçe tehlikeye ve terörist örgütlerin kontrolüne giriyor!***Rusya ile ayrıcalıklı bir dostluk ilişkisinden buraya gelişimiz şimdi her geçen gün farklı bir noktaya doğru gidiyor!Ama unutulan büyük bir gerçek var, o da Türkiye artık üzerinde oturduğu Gücün farkında ve kimseye de “eyvallah” etme niyetinde değil!İsrail gerginliğinin faturasındaki rakamlar büyüdükçe Türkiye gerçeğini nasıl anladıysa, Rusya’da anlayacaktır!Uçak krizini turizm, inşaat ve eğitim gören gençlere fatura ederek Suriye’ye yerleşen Rusya’nın enerji diplomasisi ile dış politikasını sıfır toleransa indirgemeye kalkıştığında Türkiye’nin de büyük kozları elbette vardır!Bunların başında da 1936 yılında imzalanan Montreux Anlaşması’na bağlı Boğazların Kapatılması’dır!Öteki taraftan ise Rusya Kurbanlık Koyun gibi masaya yatırılan Suriye konusunda ABD ile anlaşıyor gibi.Ve asıl savaş satrancı şimdi başlıyor!
Ülkemizin güneydoğusunda adeta cinnet hali yaşanıyor!Ve sınır boylarımızda...Kentlerde huzura kurşunlar sıkılıyor.Barikatlar kuruluyor.Ve hendekler kazılıyor...Kendilerini tutunamayanlar kervanına dahil edebilmek ve dünya kamuoyuna gösterebilmek için her tür gizli oyuna kapılarını açan PKK ve siyasi uzantıları evi içerden yakmaya çalışıyor!Yangın yerine döndürülen bu ülkenin bütün enerjisi yangın söndürmekle geçiyor.Yaralarımızı saramadan ve harabe kentlerimizi yeniden yapamadan her gün bir yangına gidiyoruz!***Jön Türkler hareketiyle Osmanlı Devleti’ne adeta dinamit koyup parçalayanların ve tasfiye edenlerin aynı oyunu devam ediyor.Yüzyıllık bir oyunla yüzyıllık bir yalnızlığa mahkum edilmişiz!Ve kırk yıldan beri de Jön Kürtler hareketiyle ve ırkçılık oyunlarıyla bizi birbirimize bir daha düşürmek, bölmek ve parçalamak istiyorlar!Üçe bölünen Irak ve kaça bölündüğünü bilemediğimiz Suriye, Libya ve Mısır yanardağ gibi...Ve ne zaman patlayacağı belli değil!***1950’lerde Demokrat Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi içerisinde örgütlenen siyasi Kürt hareketi Demirel’in Adalet Partisi’nde daha da güçlendiler.Ve Özal döneminde kendilerine daha güçlü bir yer bulan hareketin oyuncuları Ak Parti içerisine yerleşerek daha da önemli bir yer tuttular!Siyaseti öğrendiler ve hareketi siyasallaştırdıklarına inandıkları günden itibaren bağımsız vekil senaryolarından vazgeçip parti kurdular...Açılıp kapanmalardan sonra bugüne geldiler!Menderes, Demirel, Özal ve Erdoğan’ın tek amacı asgari müştereklerde bütün farklılıkları birleştirmek ve bir arada mutlu yaşayabilmek için bunlara geçit verdiklerine inanıyoruz.Birlik ve beraberliği yeniden inşa etmek, terörü bitirmek ve bölgeyi kalkındırmaktan başka amaçları da yoktu.Ama bu dört partinin şemsiyesi altında masumiyeti oynayanlar günü geldiğinde yani yağmur bittiğinde ve güneşi gördüklerinde kendi yollarını çizdiler!***Bir dağ kadar koynumuzda sakladığımız ihanetlere yenik düşüyoruz!Ve sürekli oyalanıyoruz, inandırılıyoruz ve pusulara düşürülüyoruz.Her kalleşliğin ipi uzaklarda bir yerde.Ve biz hala ipin ucundakileri bulamıyoruz.Ucundakiler yıllardan beri birleşerek büyürken biz ayrılarak büyümeye çalışıyoruz.Bir gün herkes kendi ateşinde yanacak ama kimse farkında değil!Ne kurşun sıkanlar, ne hendek kazanlar ve ne de taş atanlar!Lakin, sağ duyunun ve bölgedeki yürekli insanların bu oyunu bozacağına da inanıyoruz.Ve siyasi iradenin...Büyük bir doğumun sancılarını çekiyoruz.Güzel günlerin geleceğini de biliyoruz.Ağladıkça değil güldükçe...
Ankara’nın gündemi dar sokaklar gibi...Her köşe başında bir dosta rastlıyor ve buruk bir hikaye dinliyoruz!Ve herkes kendince haklı.Otel lobilerinde kimilerinin başarılı, kimilerinin mağdur, iflas ve tükenmişliklerine dair bilinmeyen hikayeler dinliyoruz.Ve hikayelerin ardından herkes kendince bir adalet istiyor!Kavgası da eksik olmuyor.Sevinçlere yığınla ortak bulunuyor ama acılara ortak bulabilmek zor!Velhasılı Ankara’da “eski”meyeceksin...Eski Bakan, Vekil, Bürokrat, Genel Müdür olmayacaksın!Sürekli “yeni” olmalısın...Yeni Türkiye’nin soğuk bir yüzü ve gerçeği!Bir şeyler artık değişmeli bence...***Ankara demek Devlet demek hala!Dar sokaklar hala arka bahçesi...Ve adeta labirent gibi birbirleriyle zincir gibi bağlanmış evrak bürokrasisi içinden yıllarca çıkamayanların hikayeleri hala aynı...Yasalar, kanunlar değişiyor ve her şey şeffaflaşıyor güya... Lakin, aynı yasaya kırk farklı yorum hikayesi dinliyoruz hala!Ve bürokrasinin üst noktalarına genç yaşlarında yükselenler siyasetin rüzgarıyla savrulmuşlar dar sokaklara.Dar sokaklarda daracık dünyalar ve aşırı istekler...Ve inzivaya çekilen değerli adamlar değerli yalnızlıklarıyla baş başa kalmışlar!Adam öğüten büyük bir değirmen gibi...Eşyaya dair ne varsa her şey pahalı ve insan artık bir kaynak ve gittikçe ucuzluyor!İnsan artık sadece maddi bir maliyet olarak geçiyor bilançolarda ve muhasebe defterlerinde!***Dar sokaklar arasında daracık güç koridorlarında ve küçük odalarda adalet dağıtılıyor hala!Yıllarca süren davalar...Ve rafa kaldırılmış ya da raftan inmeyi bekleyen sayısız projelerin hikayeleri anlatılıyor hala!Birbirinin kurdu olmuş insanlar, birini çiğnemeden, birine baş eğmeden bir yere gelinemiyor hala!Oyun içinde bin bir gece oyunları ve masalları anlatılıyor hala!Ve dar sokakların sisli bulvarında kurulan tuzaklar.Kurulan pusuya düşülmesi beklenen saatlere gebe bırakılan nice güzel insanlar kendi darağaçlarına yürüyor hala!***Birileri birileri için diyor ki daha ne istiyor ki, makam arabası, kırmızı plakası, koruması ve sekreteri ve dahi odası var!Başka ne istiyor ki?Ve birileri için devlet görevi hiç değişmeyen simgelerden ibaret hala!Birileri için diyorlar ki, emekli maaşı var, evi, arabası var!Kimse kimsenin devlet ve millet için yaptıklarını, projeleri, stratejileri anlatmıyor!Velhasılı öncelikler sıralamasının birinci sırasında; vatan, millet, memleket düşürülmüş!Kim nereye geliyor kim nereye seçiliyor, kim kimin adamı ve kim nereye bakıyor sorularına cevap aranıyor dar sokaklarda!Gemi unutulmuş herkes kamarasının dizaynı peşinde!Duygusal beklentiler öncelikler sıralamasında Kurtlar Vadisi gibi daima birinci sırada...
Rus uçağının düşürülmesinin ardından Putin ve ekibinin diplomatik kanalları kapatıp direkt ekonomik yaptırımlara başlamasını anormal bulmuş ve bütün yazılarımızda bu stratejinin altında Matruşka oyunun olabileceğine dikkat çekmiştik...Çünkü, Rusya adeta böyle bir olayı bekliyormuş gibi davrandı!“Sırtından hançerlenen” kendileri değil, aksine Türkiye’dir...Ve Suriye’de gücünü artırabilmek için mağduriyet gerekçesini oluşturmak ve Türkiye’ye küresel iftiralar atma projesini devreye sokması gerekiyordu...Ve bugüne kadar yaşanılanlar bize projeyi hayata geçirme konusunda önemli bir başarı elde ettiklerini gösteriyor...ABD ve Batı’nın “Irak’ta kimyasal silah var” gerekçesine benziyor.Daha sonraları, bunun bir senaryo olduğunu öğrendik ama artık Irak işgal edilmiş, Saddam ve muhalif kanat çökertilmiş ve yeniden dizayn oyunu bitmişti!Ve ne gariptir ki, kimyasal silahlar hala bulunamadı!***Ve NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, “Rus askeri varlığının en kuzeyden Akdeniz’e kadar önemli ölçüde yapılandığını görüyoruz. O bölgede de (İskandinav ve Baltık ülkeleri) Türkiye’de gerçekleşene benzer beklenmedik olaylardan kaçınmalıyız” diye konuşması bir oyunun varlığını doğruluyor!Rusya’nın sivilleri bombalaması, Suriyeli muhalifleri hedef alması, Türkmen Dağı’nda katliam yürütmesi, PYD’yi de yanına alarak Cerablus’u hedeflemesi gibi konular da kapalı kapılar ardında masaya yatırılması, Rus pilotun, havacılık kuralları gereği ‘uyarıyı duymadım’ bahanesinin olmadığından da hareketle NATO’da üst seviyelerde görev yapan sivil ve askeri kesim arasında son dönemde tek bir sorunun dillendirildiği ise dünya basınına sızdı...***Ve “Acaba Rusya, stratejik hedefleri için bir uçağını feda mı etti?” sorusuna cevap aranıyor!Türkiye dışında diğer NATO ülkelerinin sınırlarını da şimdiye dek yüzlerce kez ihlal eden Rusya’nın tacizkar tutumu, hem NATO hem de ABD’ye mesaj olarak algılanıyor.Suriye’de Rusya ile bazı konularda ortak menfaat güden NATO’nun, Moskova’nın güç gösterisi halinde, süren gerilimi çatışmaya dönüştürmesi ise an meselesi.Kısacası, Rusya Matruşka siyasetini savaş oyunlarına yansıtmasını iyi biliyor ama başta Türkiye ve NATO dahil herkes bunun bir tezgah olduğunu da çok iyi biliyor!
Rusya ıslık çalarak fırtına çıkartacağını zannediyor!Türkiye ise eşitsizliğin bedelini ödüyor.Alabildiğine var gücüyle üzerine yüklenilen basınç kampanyasının gizli oyunlarına yenik düşmemeye karşı direniyor hem de son yüzyıldan beri...Bilinmelidir ki, bu ülke savaşa girmekten değil, cam fanusun kırılmamasına özen gösteriyor.Lakin, bu hassasiyeti anlamamakta ısrar edenler ne kadar fay kırıklıklarımız varsa hepsini tetikleyebilecek mayınları döşemeye devam ediyor!Ve komşuluk hukukunu bir olayda çizip atan ve masayı devirmeye çalışan Rusya, diplomatik hattı dahi kapatarak büyük bir kabalık sergiliyor!***Düşen uçağın domatesle, patlıcan ve biberle ne ilgisi var?Fuara giden iş adamlarıyla ne bağlantısı var?Rusya’da eğitim gören Türk öğrenciler, turist olarak giden vatandaşlarımız ve inşaatlarda alın teriyle çalışan işçilerimizin ne suçu var?Neredeyse, Sibirya’ya kürek mahkumu olarak gönderecek!Ülkeler arasında ebedi dostluğun olmadığını biliyorduk ama komşuluğa ve insanlığa sığmayacak kadar kabalığın yapılabileceğini de hiç tahmin etmiyorduk!***İnsan inanmakta zorlanıyor!Dünya edebiyatına Savaş ve Barış adlı eseri kazandıran Tolstoy, Suç ve Ceza’yı yazan Dostoyevski, Ölü Canlar’ı yazan Gogol ve Puşkin, Turgenyev gibi daha nice ünlü Rus yazarı dünya okudu, anladı ama galiba Ruslar hariç!Adeta savaş çıkartabilmek için bahane arıyor!Ve sanki her şeyi önceden planlamış gibi hareket etmeye devam ediyor!Dış politikada sıfır sorun politikasına bizim inanmamız yetmiyormuş, karşı tarafın, komşularımızın da buna inanması gerekiyor!Israrla bizi Batı’nın ve Amerika’nın kucağına iten ve fabrika ayarlarına döndürmeye çalışan Arap, Rus ve diğer ülkeler kötü bir oyun oynadığının farkında değil.Rüzgârlı saatler bu ülkenin gündeminden hiç eksik olmuyor...Kendi derdimizle bir gün baş başa dahi kalamadık...Ülke derdiyle dertlenmekten kendimize gelemedik...Ahir zaman alametleridir bunlar, dalga misali tam bitti derken bir başka dalga vuruyor kıyılarımıza...***Gelecek uzun sürer derler...Ve devlet yönetimi de büyük sorumluluk ister.Mussolini, Hitler, Saddam, Kaddafi gibi diktatör liderler en büyük kötülüğü kendi halklarına ve ülkesine yaptığını bilmeyen kaldı mı?Sıfır sorun, çözüm süreci ve aşırı faize karşı ve ülke yönetiminin çift başlılığına son verebilmek için Başkanlık ve yeni bir anayasa politikalarında ısrar eden Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve kadrosunun samimiyetine sonsuz inanıyoruz...Ama karşı tarafın samimiyetine ise asla inanmadık!İnanmıyoruz...Ve herkesin bir hesabı var lakin Allah’ın da bir hesabı olduğunu diğerleri bilmiyor galiba!Rüzgârlı saatler yerini fırtınaya bırakmaya görsün yeter ki!O zaman kimlerin nereye savrulacağını tahmin dahi edemiyoruz!Olası bir üçüncü dünya savaşı dünyanın sonu olur, bu gerçeğin de kimse farkında değil!
Rusya lideri Putin krizi derinleştiriyor!Ve “Türkiye’nin IŞİD’den petrol alıyor” diyerek küresel bir iftira ortaya atıyor.Cumhurbaşkanı Erdoğan ise bu iftiralara Paris’te karşılık vererek ve büyük bir rest çekerek son noktayı koyuyor;- İspat edildiği anda ben bu makamda durmam, ama Putin’e diyorum ki; sen bu makamda durur musun?Küresel düzeyde olmayan bir olayı savaş krizine dönüştürerek kamuoyunun desteğini almaya ve içindeki krizi başka bir olaya odaklama oyunu oynayan Putin, ekonomik çöküş zincirinin ilk domino taşları sayılan bir çok sektörü devireceğinin farkında dahi değil!1945 yılından 1989 yılına kadar süren Soğuk Savaş dönemine belki de geri dönmek isteyen Putin’in tutumu gösteriyor ki, Berlin Duvarı’nın yıkılışından hiç de memnun değil.***Duvarın yıkılmasıyla küresel piyasaların agresif bir tehditkâr oyuncusu olan Rusya, yerini her geçen gün gittikçe belirsiz, başıboş bir sisteme bırakıyor.Enerji kaynaklarını tehdit olarak başka ülkelere karşı kullanan Rusya, kendi içerisindeki iş dünyasına da ağır bedeller ödetiyor.Entelektüel kadroları ise göçebe durumunda...Teknoloji ve finans dünyasını bir türlü demokratikleştirmeyen ve enformasyon devriminin büyük bir parçası sayılan piyasaları bir dakikada isyanların, savaşların ve hatta iftiraların eşiğine getirerek vahşileştirici bir oyun kuran Putin, çatışmayı önleyici bir lider görüntüsünden daima uzak durarak ülkesindeki ekonomik krizin faturasını daha da ağırlaştırıyor!***Bölgesel terörü küreselleştirmeye gayret ederek ne kadar uzak görüşlü olduğunu belgeleyen Putin, zafer fırsatlarından kendisini sıyırıp ve sınırlayıp ülkesinin çıkarlarına aykırı davranmayı da sürdürüyor!Dengesiz bir politika izleyerek güç gösterisi oyunlarıyla kendisine yeni rant oluşturabilmenin kavgasını veriyor!Bölgede, Türkiye’nin istikrarlı bir ülke konumu başkalarını sürekli rahatsız ediyor!Türkiye kendisine bilinçli olarak atılan iftiralarla oyalanmaya ve masumiyetini ispat etme oyunu ve Güneydoğu bölgemizde PKK’nın terör saldırılarıyla oyalanmaya çalışılırken, küresel güçler başka bir senaryoyu hayata geçirmek üzere...***IŞİD veya DAEŞ başkalarının para ve silah desteğiyle kurulmuş bir örgüt olduğunu bilmeyen kaldı mı bilemiyoruz ama S.Arabistan, Katar, ABD ve İngiltere dahil bütün Batılı ülkelerin kullandığı bir örgüt haline çoktan geldi bile...Örgüt, yaptığı katliamlarla ve Türkmen köylerine yaptığı vahşi saldırılarla aslında bölgeyi bölmek ve yönetmek isteyen ve hatta sınırlarımıza paralel bir Kürdistan’ın kurulmasına yardımcı oluyor!Kerkük, Musul’u da içine alan ve Akdeniz’e açılan Kürdistan’ın kurulması halinde ne diyor İsrail?Diyor ki; Kürdistan kurulursa bunu tanıyan ilk ülke ben olacağım!ABD ise projeyi daha yavaş harekete geçirmek istiyor ve K. Irak’ı Barzani kontrolünde otonom bir bölge yapmayı düşünüyor. Suriye’nin parçalanmasıyla da daha büyük bir otonom devlet kurmayı arzuluyor!***Türkiye’yi devre dışı bırakarak dünya piyasalarına petrol, gaz götürebilmek için yeni bir enerji yolu veya diğer adıyla kontrollü yeni ve büyük bir Kürdistan kurabilmek için Suriye parçalanıyor!Türkiye ise bize göre Esed gibi eli kanlı liderin gitmesini ve ülkenin toprak bütünlüğünün korunmasını ve sınırlarımızda oldu bittiye getirilmek istenen bu devletin kurulmasına karşı çıkarak küresel efendilerin hesabını bozuyor!Rusya’nın derdi ise Esed değil.Pay kapma yarışında ısrarla masaya oturmak istiyor!Ve Türkiye’yi bölgeden tecrit etmek için bize göre küresel efendiler Rusya’yı bir adım öne itiyor!Küresel efendilerin oluşturduğu savaş ve terör krizinin bize anlattığı tanıdık seyirin geçmişe ait defterlerinde buna benzer binlerce senaryo var.Türkiye’nin ise artık tanıdık karşılıklar vermek yerine ezber bozan bir stratejisinin oluşu ise bazı küresel efendileri agresifleştiriyor.
Rusya’ya ait savaş uçaklarının sınırımızı ihlal etmesinden sonra yaşananları Pravda Gazetesi küstahça ve evrensel basın ilkelerini çiğneyen bir yayıncılık örneği sergiledi...Bir millete küfür ve hakaret eden Pravda’nın bu yayınlarını gazeteciliğin hiç bir yanına sığdırabilmek mümkün değil.Ve bizim basın ise Putin’in Türkiye’yi tehdit sözlerini manşete çekmekle meşguldü!Pravda’nın küstahlığı karşısında körler oyunu oynanıyordu.Ve ülkede kaos çıkartarak, piyasalara ekonomik korku salmaya çabası sarfediliyordu!Ve kendini beğenmiş o meşhur yazar ise, Rus uçağının düşürülme kararını kimin verdiğine dair merakı internet haber sitelerine haber oluyordu.“Rus uçağını düşürme kararının pilotlara bırakılacağına ihtimal vermiyorum. Ya Genelkurmay Başkanı ya da siyasi irade verdi.” diyerek siyaseti ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı projeye dahil etmek istiyordu yine!***O meşhur yazar madalyonu çevirip kendine şu soruyu soramıyordu;- Türkiye hava savasını sürekli ihlal eden Rus pilotlar kafasına göre mi takıldı yoksa Rusya Genelkurmay Başkanı ya da siyasi irade mi verdi?Tuzak soruları ne hikmetse kendi ülkesine yöneltenler neredeyse Rusya için ağıt yakacaklar!Unutmayalım ki, Putin ve ekibi KGB kökenlidir ve savaş psikolojilerine hiç de yabancı değildir. Atılacak her adımın geri dönüşümünü de çok iyi hesaplamasını bilmektedirler.Türkiye’nin tavrının da ne olacağını bilmeyecek kadar saf değiller.O halde Rus uçakları sınır ihlalini ısrarla neden yaptı?Ve diplomatik kanalları kullanmak yerine hemen sert yaptırımlar ve tehdit içeren mesajlar neden verildi?Daha önemlisi bizler Rus uçağını olduğunu da bilmiyormuşuz!Demek ki büyük bir tuzak için her şeyi planlanmış.***Nasreddin Hoca’nın yorgan kavgasına benzemesin bu iş!Aşağıda iki kişi savaşırken amaç Hoca’yı yatağından kaldırmak ve yorgana konmak!Türkiye elbette egemenliğini korumak uğruna müdahale etme hakkı vardır!Lakin, oyun içinde oyun mu var? Sorusunu sormadan da rahat edemiyoruz!* Türkiye bir savaşa mı çekilmek isteniyor?* Petrol fiyatlarının yukarı çekme oyunu mudur?* Coğrafyayı savaş meydanı haline döndürmek midir?* Silah tüccarlarını zengin etmek midir?* Bölgeyi Türkmenlerden temizlemek midir?* Türkiye’nin kalkınmasını ve bölgede güçlü bir aktör olmasını engellemek midir?***Yığınla soru işaretleri var.Dileriz ki, ülkemizin istihbarat kuruluşları bu psikolojik savaşların ve hamlelerin perde arkasını görüyordur.Bu ülkenin sınırları dışında mazlum milletlere ve insanlara, akrabalara sahip çıkma hakkımız elbette vardır. Ve sınırlarımızın yol geçen hanı olmayacağına dair kararlı ve dik duruşa da ihtiyaç vardır.Ama bize kurulmuş bir tuzaksa?Ruslar daha önce de bir savaş uçağımızı düşürmüş ve pilotlarımızı şehit etmişti. Üstlenmese de biliyoruz ki o uçağımızı Rusya düşürdü!O günkü amacı neyse bugün de kendini vurdurarak aynı amacına kavuşmuş gibi. Çünkü, yaşanan gelişmelere bakılırsa Rusya dünden hazırmış bu duruma.Anlatmaya çalıştığımız tek şey tuzağa düşmemektir!
Kim bırakmış ki tarih boyunca bizi rahat!Ve sakin...Avrupa, Amerika, İngiltere, İsrail ve Rusya dahil hemen her yerde Müslüman düşmanlığını körüklüyor, Paris’teki terör gerekçesine sığınarak!Belçika’da yaşananları endişeyle izliyoruz...Amerika’da göçmen yasası hazırlıkları kapıda bekleyen büyük bir felaketin başlangıcı...Kendileri dünyanın her yerine gidecek ama Müslümanlar engellenecek.Modern dünyanın özgürlük anlayışı işte böyle bir şey!Sorulması gereken o kadar yığınla soru var ki.Medeniyetin merkezinde bu insanlara ne oldu da bu hale gelindi!***Irak’ta ve Suriye’de kentlere bomba yağdırırken Paris’te halk ayaklanacaktı ve hesap soracaktı.“Paris’ten Sevgilerle” yazılan bombaların aşağıda sinek avlamadığını bilecekti.Binlerce insanın ve çocuğun hayatını söndüren ve kentleri yıkan ve yakan düzenin sorumsuzluğuna direneceklerdi.Ve bu katliamların elbette geri dönüşümün de ağır olacağını haykıracalardı.İslam coğrafyasını yüz yıldan beri mayın tarlasına çevirenler bunun karşılığında gelecek tehlikenin ihtimalini hesaplayacaktı.Ve bu ülkeleri karıştıranlar...Silahlandıranlar, coğrafyayı terörize edenler ve terör örgütlerini kuranlar ve besleyenler kendi halklarının geleceğini düşünecekti!***Avrupa’nın merkezinde bu insanları eğitimden uzak tutarak, cahil bırakarak ve hizmet sektöründe kullanarak modern köleliği kurduklarını zannedenler bugün ne kadar yanıldıklarını hala da anlayabilmiş değil!Ve hatadan dönmek yerine adeta Haçlı Seferlerini yeniden başlatabilmenin planlarıyla hala meşgul olmaktalar.Ve dünya büyük bir ölüm meydanı.Denizler cellatların büyük bir havuzu.Ağaçların dahi fısıldaşamadığı ve kırk ayrı yola düşürülmüş ve bölünmüş, düşman edilmiş Müslümanlar iki ateş arasına sıkıştırılmış!Bir yerlerden patlayacağı belliydi!***Batılılar kendi aralarında hiç savaşmıyor.Neden?Bu gerçek hala kimseyi gafletten uyandırmaya yetmiyor!Haçlı ruhu; Nuh’dan, Musa’dan, İbrahim’den ve İsa’dan ve Resul-i Ekrem’den beri devam ediyor.Ve Geylâni’siz, Gazali’siz ve Bağdâdi’siz kalan ve izlerinin silindiği İslam coğrafyası çöl bedevilerinin, Batılı efendilerin uşaklarına ait ve kara cahil ve eşkiya ruhlu insanların bataklığından kendini kurtaramaz durumda.İslam’ın orjinaline tahammül edemeyenler sahtekarlaştırdıklarıyla ve reformistleriyle, satın aldıklarıyla, iktidara taşıdıklarıyla, bedevi aşiretleriyle, uyduruk mezhepleriyle, lükse düşürdükleriyle ve şeyhleriyle, örgütleriyle, krallarıyla varacakları yerin böylesine bir bataklık olacağını bilmeleri gerekiyordu.Bu stratejiden vazgeçilmediği müddetçe büyük bir savaşın eşiğine gelinmiş demektir!