Gezegenimiz uzun bir zamandır 1800’lerin sonlarına kıyasla yaklaşık 3 derecelik bir ısınma yaşıyor. Bunun en büyük nedeni de insan faaliyetleri… 1,5 derecelik bir artış bile Grönland ve Antarktika’nın erimesinde pay sahibi olacak.
Örneğin Durham Üniversitesi’nden buzul bilimci Prof. Chris Stokes, “Isınmayı 1,5 santigrat dereceyle sınırlamak büyük bir başarı olacaktır; ancak bu, deniz seviyesinin yükselmesini durdurmayacaktır” diyor. 2015 Paris İklim Anlaşması’nda dünya ülkeleri, küresel sıcaklık artışını 2 derecenin altında tutma konusunda anlaştı. Ancak 1,5 derecenin güvenli olduğu düşüncesi, bilim insanları tarafından uzun süredir eleştiriliyor.
Yeni yayımlanan bir çalışmada ise 125 bin yıl önceki sıcak dönemlerde önemli erimelerin yaşandığına dair kanıtlar sunuluyor. Ayrıca, günümüzdeki karbondioksit seviyelerinin benzer olduğu dönemlerde deniz seviyeleri 10-20 metre daha yüksekti. Mevcut gözlemler de erime hızının arttığını gösteriyor.
Prof. Jonathan Bamber, “Batı Antarktika ve Grönland’da oldukça dramatik değişimler yaşanıyor” diyor. Bu sözleri ciddiye almak gerekiyor. Öte yandan bilgisayar modelleri de deniz seviyesinin artışının yavaşlamadığını, aksine hızlanabileceğini öngörüyor. Bu noktada, insan kaynaklı ısınmanın erime üzerindeki etkileri ve buzul tabakalarının tepkileri kritik bir öneme sahip.
Northumbria Üniversitesi’nden Prof. Andy Shepherd ise bu araştırmanın iklimimizin geçmişteki durumuyla benzerlik taşıdığını ve bunun kıyı toplulukları için yıkıcı etkileri olacağını vurguluyor. Günümüzde, mevcut gelgit çizgilerinin bir metre yakınında yaklaşık 230 milyon insanın yaşadığı tahmin ediliyor.
Deniz seviyesindeki artışın, yüzyılın sonuna doğru yılda bir santimetre veya daha fazlasına ulaşması durumunda, zengin ülkeleri bile zorlayacak bir durum ortaya çıkabilir. Prof. Bamber, bu seviyeye ulaşıldığında büyük bir kara göçüne tanık olabileceğimizi belirtiyor. Geleceğimizi kurtarmak için çabalamaktan vazgeçmemeliyiz; her bir adım, deniz seviyesinin yükselmesine karşı atılmış önemli bir mücadele…

