Son yıllarda deniz kirliliğiyle ilgili endişe verici veriler, küresel deniz taşımacılığının çevresel etkilerini yeniden gündeme taşıdı. Yeni yapılan bir çalışmaya göre 2014-2019 yılları arasında dünya genelindeki gemilerden 90 bini aşkın petrol sızıntısı tespit edilmesine rağmen, yalnızca 474’ünün yetkililere bildirildiği ortaya çıktı.
Uydu görüntüleri ve bilimsel analizlerle desteklenen bu bulgular, bizlere denizlerdeki petrol kirliliğinin büyük ölçüde gizli kaldığını ve çoğunlukla herhangi bir cezai yaptırımla karşılaşılmadığını gösteriyor.
Bu sızıntıların çoğu da gemilerin dengede kalabilmek için sintine boşaltımı adı verilen bir işlem sırasında gerçekleşiyor. Sintine, geminin en alt kısmında toplanan, makine yağı ve toksik maddelerle karışmış pis suyun biriktiği yer. Bu su, eğer düzgün arıtılmazsa, doğrudan denize bırakılıyor.
Denizciler genelde bu arıtma işleminin zaman aldığını ve masraflı olduğunu belirtiyor. Zaman kaybı ve liman ücretleri gibi nedenleri de hesaba katarsak ya ayırıcı sistemler devre dışı bırakılıyor ya da çalışmayan sistemler umursanmıyor. Sonuç mu? Gözle görülmeyen ama uydulardan izlenebilen devasa bir kirlilik!
İTALYA BÜYÜKLÜĞÜNDE SIZINTILAR
Guardian ve Watershed Investigations tarafından denizcilik ve deniz taşımacılığı sektörüne dair dünyanın en eski ve en saygın yayınlarından biri olan Lloyd’s List’ten elde edilen rakam, bu sızıntıların yüzde 20’sinin (90.411) gemilerden kaynaklandığını ve yaklaşık İtalya büyüklüğünde olduğunu, ayrıca nakliye rotalarıyla örtüşen 21 yüksek yoğunluklu sızıntı kuşağının bulunduğunu ortaya koydu.
Buna karşılık, yüzde 2’si petrol platformları ve boru hatlarından, yüzde 6’sından biraz fazlası ise okyanus tabanındaki doğal petrol sızıntılarından kaynaklandı. Geri kalanı ise kara kaynaklarından veya kimliği belirsiz gemilerden kaynaklandı.
Geçtiğimiz mart ayında yayımladığı rapora göre ise AB sularında kullanılan uydu sistemlerine rağmen potansiyel sızıntıların yarısından azı kontrol ediliyor. Kontrol edilenlerin ise yalnızca yüzde 7’sinde kirlilik doğrulanıyor.
Bu da bize, yüksek teknolojiye rağmen, denetimlerin hâlâ yetersiz ve dağınık olduğunu gösteriyor.
Peki tüm bu süreç nasıl bir tehlikeye ortaya çıkarıyor? İnsanların sağlığı etkileniyor, biyolojik çeşitlik ve balık stokları yavaş yavaş yok oluyor. Yani bu sadece bir çevre meselesi değil; gelecek nesillerin gıda güvenliği tehlike altında!

