10. eşleşmede ilk kez bir Türk takımı bir Hollanda temsilcisini eledi. Bu tarihi bir zaferdir. Bravo Beşiktaş'a...Avrupa kupalarında uzun zamandır hat-trick yapan bir golcüyü de hatırlamıyorum. Bravo Demba Ba'ya ve onu getirenlere.BEŞİKTAŞ, ilk maçın verdiği skor avantajının ötesinde tutuk başladı. Tur için en az 2 gole ihtiyacı olan Feyenoord'un daha atak oynayacağını hesaplayan Biliç, yarı sahasında rakibe alan vermeyen bir anlayış ile bekleyip hızlı hücum ile golü hedefliyordu. İlk 25 dakika bu düşüncesini sahaya yansıtamayan Beşiktaş, topa da sahip olamadı.TAKIM SAVUNMASI?GERÇEĞİ MUSTAFA-Demba Ba ile 4-4-2 düzeni ile oynamak orta alanda tüm yükü Atiba-Veli ikilisine bıraktı.Beşiktaş'ın gole kadarki bölümde bocalamasının nedeni buydu.MUSTAFA'NIN pres ile kazandığı top ve Demba Ba'nın golü takıma büyük bir özgüven kazandırdı. Golden sonra daha etkili oynayan Beşiktaş, bu turu kendisine getiren gerçekten hiç vazgeçmedi: Takım savunması... Disiplinli ve üst düzey yardımlaşma ile oynayan Beşiktaş'ta dün top rakipte iken saha içinde çalışmayan, görevini yapmayan oyuncu yoktu. Yenilen golde Franco, bu kadar kolay çalım yememeliydi.DEMBA Ba ilk maçında hat trick ile taraftarı selamlarken çalışkanlığı ile da alkışlandı. 2. golde yaptığı aldatıcı koşu çok iyiydi. Ancak golü hazırlayan Olcay sıra dışı işler yaptı. Ancak topu kullanma ve sahip olma konusunda siyah-beyazlıların ciddi sorunları var. Oğuzhan'ın yokluğunun da bunda etkisi büyüktü.ORTA SAHA ŞART BEŞİKTAŞ'IN 1 numaralı önceliği topu iyi kullanan, oyun kuruculuk meziyetleri ile bezenmiş pas kalitesi yüksek deneyimli bir futbolcu transferi olmalı. Pas akıcılığı ve devamlılığı arzu edilen düzeyde değil. Usta bir orta saha oyuncusu takımın kalitesini belirgin bir şekilde arttıracaktır. Beşiktaş, transferde doğru hamleyi yaparsa bu Demba Ba ile ve potansiyeli yüksek genç oyuncuları ile büyük hedeflerine koşabilir.
Kendisini fazlasıyla ispat etmiş bir santrfor. Adaptasyon problemi yaşamazsa gol krallığı için en güçlü adaylardan biri olabilir. Henüz 31 yaşında ve yıllardır Trabzon'un aradığı nitelikte önemli bir isim.TRABZONSPOR, geçen yıl da iyi bir kadroya sahipti. Bazı bölgelerde ciddi eksikler vardı. Sezonun devamında hem ligi hem de Avrupa'yı bir arada götüremediler. Ama yine de birer birer bakınca iyi oyunculara sahip bir ekip vardı. Zaten bunu UEFA Avrupa Ligi'nde de kanıtladılar.VahId Halilhodzic'in gelişi Trabzonspor'a büyük bir hava kattı. Hem kenti hem de camiayı tanıyor. Son derece deneyimli bir futbol adamı. Dünya Kupası'nda da özgüven tazeledi. Cezayir'e oynattığı futbolu bütün dünya beğendi.GENÇLERLE tecrübelileri harmanlayabilecek deneyime sahip, otoriter bir hoca. Ancak yeniden oluşturulan takımı oturtması zaman alır. Neresinden bakarsak bakalım bu sezon iddialı bir Trabzon izleyeceğiz. Halilhodzic'le birlikte Malouda kendi kalitesini sahaya yansıtabilirse bir başka büyük transfer de Fransız futbolcu olur.CARDOZO kendisini fazlasıyla ispat etmiş bir golcü. Özellikle bitiriciliği mükemmel. Topu ceza sahasına getirdikten sonra kaleye yüzü dönük topla buluşursa son derece tehlikeli bir silah. Trabzon'a uyum sağlayıp mutlu olursa büyük katkı sağlar. Henüz 31 yaşında ve yıllardır Trabzonspor'un aradığı nitelikte önemli bir golcü.ADAPTASYON konusunda problem yaşamazsa Süper Lig’de gol krallığı için en güçlü adaylardan biri olur. Bordo-mavili takıma ve ligimize büyük heyecan katar. Avrupa kupalarında da Trabzonspor'u hedeflerine taşıyabilir.MEDJANİ KATKI YAPARMEDJANI, Cezayir Milli Takımı'nda Brezilya'da iyi bir performans ortaya koydu. Vahid Halilhodzic'in isteğiyle alındı. Boşnak teknik adam kendisini en iyi tanıyan kişi. Bu transferin günahı da sevabı da Halilhodzic'e ait. Umuyoruz ki katkı sağlayacaktır.İDEAL SOL BEK İSHAKİSHAK Doğan'a gelince.. Geçen yıl Kardemir Karabük’te oynadığı futbolla büyük beğeni kazandı. Sol ayağını iyi kullanan, temposu yüksek istikrarlı bir oyuncu. Bir sol bek için ideal bir hücum performansı ve savunma yeterliliği var. Zaten bu çizgisi onu Milli Takım'a kadar taşıdı.
BURADAN başlayalım. Feyenoord kötü ama sakın kimse bu galibiyeti küçümsemeye kalkmasın. Türk takımları tarih boyunca 1 tane Hollanda takımını eleyemedi.BİLİÇ'İN hakkını verelim. Bu takıma oyun disiplini ve takım savunmasını çok iyi öğretti. Dün gece Rotterdam'da 50 bin kişi önünde 77. dakikadaki bir korner dışında tek pozisyon verilmez mi? Vermediler. Bravo Beşiktaş'a! 90+5'teki gol de penaltıdan.OLGUN ve organize bir takım vardı sahada. Herkes görevini çok iyi yaptı. Aksayan yoktu. Ancak Atiba kelimenin tam anlamıyla bir harikaydı. Kusursuzdu demek bile abartılı olmaz.PEDRO ve Ersan çok soğukkanlıydılar. Necip, çok güçlüydü ve iyi bir maç çıkarttı. Kerim çok yol katetmiş. Oynaya oynaya deneyim ile güven kazanacak ve daha iyi olacak. Fizik gücü yetersiz ve topla çok oynuyor ama zaman Kerim'in en iyi dostu.MUSTAFA, golü bir kenara bırakırsak çok faydalı oynadı, çok çalıştı. Yıllar sonra umuyoruz ki beklenen patlamayı nihayet yapacaktır. Veli'nin katılması, Oğuzhan'ın kıpırdaması, Demba Ba'nın hazır olması Beşiktaş'ı güçlendirecektir. Dünkü skor harika. En azından Avrupa Ligi garanti gibi.ALDANMA, İŞİNE BAKAMA yine de lig şampiyonluğu ve Şampiyonlar ligi iddiası için 3-4 takviye şart. Şayet 'Bu takım yeterli, transfer yapmayalım' denilirse büyük bir yanılgı olur. 2 yeni transferi bile oynatmaya gerek kalmadan Beşiktaş deplasmanda kazandı.TAKIM savunması iyi, skor harika. Tur için fazlasıyla yeter. Ancak siyah-beyazlıların hücumda pozisyon üretemediği gerçeğini de görmek lazım. İlk gol kornerden geldi, 2. Mathijsen'in pas hatası ve Boulahruz'un kendi kalesine attığıyla.Feyenoord’un sadece adı vardıFEYENOORD'UN saygın bir adı, büyük bir mazisi, harika bir stadı ve çok iyi taraftarı var. Ancak takımın oyuncu kalitesi düşük ise tüm bunlar hiçbir işe yaramıyor. Kadrosundaki en önemli 4 oyuncunun ayrılmış olması zaten genç olan takımın belini bükmüş durumda. DÜN de yazdım; Beşiktaş, tüm zaaflarına ve eksiklerine rağmen Feyenoord'u eler diye.FEYENOORD, Indi, Janmaat, Pelle ve De Vrij'in gitmesi ile beklentilerin de ötesinde güç kaybetmiş. Beşiktaş'ın disiplinli takım savunması ve baskısı karşısında bırakın pozisyonu, etkili bir atak bile yapamadılar. FUTBOLDA her şey var. Ancak dünkü Feyenoord'u gördükten sonra Beşiktaş tur kapısını açıp içeri adım bile attı diyebiliriz. Tebrikler Karakartal'a.
ÖNDER Özen, Beşiktaş için bir şanstı. Görev süresi boyunca yoğun bir mesai harcadı. Kulübün futbol konusunda ciddi bir organizasyon sorunu var. Önder Özen bu organizasyonu kuracak olan kişiydi. Aslında önemli bir yapı da oluşturdu. Fakat özellikle futbol takımının işleyişine hakim olamadı. Gerek Biliç'le, gerekse de futboldan sorumlu yönetilerle frekansı tutmadı. Uyum içinde çalışamadılar. Halbuki Beşiktaş kurumsal bir yapıya sahipse Önder Özen'in dediği olmalıydı.ÖZEN, hatalar yapmadı mı? Tabii ki yaptı.. Ancak hem futbolu hem futbolun business kısmını hem de uluslararası transfer pazarını bilen kulüpteki tek sorumlu oydu. Ayrıca da para, şöhret ve mevki peşinde olmadı. Şu kadarını söyleyeyim; Önder Özen, konuşursa Beşiktaş kulübünde çok şey değişir, dengeler sarsılır. Ancak konuşmayacaktır.YALÇIN BÜYÜK SKANDALYALÇIN Ayhan konusunda yaşananlar da büyük bir skandal. Profesyonellik ve vicdani açıdan nereden bakarsanız bakın kabul edilemeyecek bir durum. Bir kulüp düşünün, bir tane mi iyi giden bir şey olmaz. 'Piyasaya yeni forma çıkardık’ diyorlar.. Milan'ın 3 yıl önceki forması. Transferi ellerine yüzlerine bulaştırdılar. Oyuncuyu kampa çağırıp, bir gün sonra geri yolluyorlar. 'Kurumsalız' diyorlar ama amatör kulüp gibi yönetiyorlar.ÖZEN bıraktıktan sonra belki en azından daha kolay kararlar verilir. Tok seslilik, farklı fikirler, farklı fikirlerle oluşan ayrımcılık ortadan kalkar. Transferde ve diğer konularda daha hızlı kararlar alınabilir.BEŞİKTAŞ büyük kulüptür. Kişiler gider, kalıcı olan kurumlardır. Hiç kimse vazgeçilmez değildir. Önemli olan güçlü ve doğru organizasyon oluşturabilmektir. Beşiktaş yoluna devam edecektir.
Arjantin akılcı bir taktik ile ve doğru strateji ile oynadı finalde. Bugüne kadar en iyi yaptığı işi yaptı. Alan vermeden savundu, kendi sahasında bekledi. Orta alanda kazandığı toplar ile de hızlı çıkıp gol aradı, pozisyo buldu. Özellikle Higuain gibi bir golcünün Kroos’un kafa pasındaki ikramı reddetmesi Arjantin’in oyun planı açısından önemliydi. Arjantin, Brezilya ve Portekiz’in düştüğü hataya düşmedi. Almanya gibi bir takım karşısında çıkıp oyun üstünlüğünü alamazsanız, tempoyu yükseltemezsiniz, topa da daha fazla sahip olamazsınız.Plan tuttu, pozisyonlar da geldi ama Arjantin penceresinden eksik olan goldü...Maç öncesi Khedira’nın sakatlığı ile sarsılan Almanlar orta alanda Tunus kökenli oyuncunun yokluğunu aradı. Karşılaşma boyunca oyun üstünlüğünü elinde tutan Almanlar kendi standartlarının altında gol pozisyonu üretti. Bunda Klose’nin etkisizliği de önemli bir etkendi.İLK BOŞLUKTAN GOL ÇIKTIAlmanlar disiplinli ve organize Arjantin savunmasını açmak için herşeyi denedi ama yay civarından az şut attılar. Buldukları elverişli anlarda da etkili şutlar çıkmadı. Uzatmada oyunun genel seyri devam etti. Almanya oyunu sürekli forse etti ama yine de kupaya uzanacak net pozisyon uzatmada Palacio ile Arjantin’den geldi. Almanya zorlaya zorlaya sonunda golü buldu. Arjantin savunması ilk kez bu kadar boşluk bıraktı ve Götze dar açıdan golü buldu.Dünya Kupası’nı kollektif olarak daha güçlü olan kazandı. Almanya turnuvanın tartışmasız en iyi ve komple takımıydı. Onlar kazandı. Savunmanın zaferi olmadı. Futbolun zaferi oldu. Arjantin’de başta Garay ve Mascherano olmak üzere tüm savunma kusursuz bir performans ortaya koydu. Ancak bu kadar direncin ve özverinin üstüne Messi’nin süper yeteneklerine de ihtiyaçları vardı. Hep bir yerde sahneye çıkacak diye bekledik. Çıkmadı.LIONEL MESSI BİR MARADONA DEĞİLBöyle büyük bir finalde Messi'den daha fazlasını beklemek herkesin hakkı. Sıradışı yetenekleri ile hiç tartışmasız dünyanın en iyi futbolcusu. Ama maalesef Maradona'dan sonra gelmiş geçmiş en iyi 2. futbolcu Messi. Aradaki fark yetenek farkı değil, liderlik vasıfları ve sorumluluk alıp onu taşıma farkı... Maradona daha lider ve daha cesurdu.
ALMANYA paramparça etti, 30 dakikada Brezilya'yı sahadan sildi. 5-0 oldu, 7-8 de olabilirdi. Almanya'nın gücü, kalitesi ortada. Asıl fiktiv ve sürreal olan Brezilya idi. Turnuvanın başından beri Hırvatistan'ı ve Kolombiya'yı hakem kıyağı ile yendiler. Meksika ve Şili'yi yenemediler. Ev sahibi avantajını antipatik ve sert bir oyun ile iyi kullandılar. İttiler, kaktılar, faul yaptılar, vurdular kendilerini yere attılar ama Neymar dışında hiç futbol oynamadılar. Ev sahibi olmasalar gruptan bile zor çıkarlardı.SÜPER GÜÇ ALMANYAALMANYA -skorlara bakmayın- turnuvanın başından beri en kolay pozisyon üreten takımı. Bayern Münih patentli, Mesut ve Khedira destekli süper bir güç. 30'uncu dakikadan sonra artık finali düşünmeye başladılar. 5-0 olmasında psikolojik faktörler nasıl etken ise 5-0'dan sonra 8'e 9'a gitmemesi de yine psikolojik...HİNT FİLMİ GİBİ KARİYERSADECE Hint filmlerinde görülebilecek tuhaf bir kariyer ile inanılmaz yerlere gelen Scolari ise modern futboldan bihaber olduğunu gösterdi. Böylesine tarihi bir fark ve hezimette en büyük pay sahibi olan Scolari'dir.ALMANYA 8'inci kez finalde. Rakibi kim olursa olsun bu futbolun yarısı bile oynarsa favori. Ancak Hollanda çıkarsa Van Gaal bir Scolari değil ve Almanlar'ın işini güçleştirebilir. Arjantin ise savunmada yine disiplinli bir şekilde kapanıp Messi ile sonucu değiştirmeye çalışacaktır."Böylesine tarihi bir hezimetteki en büyük pay Scolari'nin."
ARJANTİN çok görkemli bir futbol oynamıyor ama tüm maçlarını kazanarak Dünya Kupası’nda yarı finale kaldığına göre demek ki birçok şeyi doğru yapıyor.TAKIM savunması konusunda son derece disiplinliler. Top rakipte iken sahayı çok iyi bir şekilde parselliyorlar ve doğru pozisyon alıyorlar. Topu kazandıktan sonra da sakin ve olgun bir şekilde Lionel Messi'nin önderliğinde rakibin boşluklarını ve hatalarını arıyorlar.BELÇİKA bir çok özel oyuncuyu kadrosunda barındıran bir ekip. Ancak dün karakter koyamadılar. Yeterli agresiflikleri yoktu. Gerçek kalitesinin çok altında bir Hazard beklentileri karşılayamadı. Oyuna hareket katan tek isim De Bruyne idi. O da yetmedi. Belli ki ABD, Belçika'yı fiziksel olarak çok yormuş. O maçın ardından toparlanamamışlar.Bu genç ve potansiyelli kadro 2 yıl sonraki Avrupa Şampiyonası'nda daha iddialı olabilir. 4 stoperden oluşan savunma hattında kanat bekleri hücuma derinlik katamıyor. Topu hızlı dolaştıran bir Belçika yoktu ve bu da agresiflik dışındaki en önemli ikinci sorunları idi.SAVAŞAN KAZANIYORDÜNYA Kupası’nda 'tutku' anahtar kelime ifadesini kullanmıştım. Kalite bir yana daha çok isteyen ve yüksek konsantrasyon ile oynayıp savaşanlar bir yerlere geliyor. Arjantin'de Lionel Messi tabii ki büyük bir silah ama takımdaki diğer önemli isimler de Messi'ye yardımcı olmalı. Dün Higuain sahneye çıktı. İsviçre karşısında da Di Maria...ARJANTİN’DE?stoperler Demichelis ve Garay hatasız bir maç çıkardılar.
ALMANYA demek en kötü yarı final demek... Yine başardılar... Hem de hiç zorlanmadan. Duran toptan Mats Hummels ile buldukları skor avantajını maç boyu iyi kullanan Almanya, kendi temposunun ve kalitesinin altında kalmasına rağmen yarı final vizesini aldı.MAÇIN yerel saatle 13.00'te, sıcak bir havada oynanması kaliteyi olumsuz etkiliyor. Adı büyük olan maçın beklentilerin altında bir tempoda oynanmasının en büyük nedeni de buydu.FRANSA, golü kalesinde erken gördükten sonra kısa süreli bazı bölümlerin dışında etkili olamadı. Özellikle ikinci yarıda beraberlik için gereken baskıyı oluşturamadı. Orta alanda oynayan Cabaye, Matuidi ve Pogba güçlü ve tempolu oyuncular ancak kreatif değiller. Fransa'nın bu kadrosunda -Ribery yokken- ciddi bir yaratıcılık eksikliği var. Durum böyle olunca da beceri isteyen işleri yapmak sadece Valbuena'ya kalıyor. Teknik Direktör Deschamps, takımı özellikle son bölümde hiç reaksiyon gösterememesine rağmen değişiklik yapmakta geç kaldı.2010 MODEL ALMANYAALMANYA tutuk bir gününde olmasına rağmen kazandı ve özellikle de ikinci yarı net fırsatları Schürrle ile değerlendiremedi. Löw, Klose'ye santrfor pozisyonunda görev verip, takımın en golcü oyuncusu Müller'i sağ kanatta kullanmayı tercih etti. Dünkü Almanya, büyük ölçüde 2010'un takımı idi.Özellikle de Hummels, Schweinsteiger ve Khedira iyi futbol oynadılar. Mesut Özil yine kendi kalitesinin altında idi. Almanya gibi hücumda son derece hareketli ve kolay pozisyon üreten bir takım dün bu kupada üretkenlikten en uzak maçını oynadı. Bu durum biraz da Klose tercihinden kaynaklandı.BİR daha bu kadar durağan bir Almanya izlemek pek de mümkün görünmüyor. Almanlar mutlaka vites yükseltecektir. Ancak savunma güvenliği konusunda ciddi sorunlar yaşıyorlar. Gerek açık alanda gerekse de yerleşik ve kalabalık iken güçlü bir savunma oyunları yok. Yarı finalde bu sorunla yüzleşebilirler.