Gazete Vatan Logo
YaşamSebze ve meyvedeki büyük tehlike

Sebze ve meyvedeki büyük tehlike

Sebze ve meyvedeki büyük tehlike

Doç. Dr. Nuh Boyraz'dan vatandaşlara pestisit uyarısı

Haberin Devamı

Selçuk Üniversitesi Ziraat
Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Fitopatoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Nuh
Boyraz, "Bekleme süresi 14-15 gün olan ilaçlar verilip, akşam hasat edilerek
soframıza gelen ürünler var bu ülkede. Pazara gelen üründe pestisit (zirai
ilaçlar) denetimi yok" dedi.

Boyraz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, zararlı böcek ve hastalıklarla
zamanında, doğru mücadelenin büyük önem taşıdığını söyledi.

Hastalıklara karşı kimyasal ilaç kullanımının, üreticinin en son
başvurması gereken bir yöntem olduğunu belirten Boyraz, "Avrupa ülkelerinde ürün
yetiştiriciliğinde kimyasal ilaçlama yöntemine en son başvurulurken Türkiye’de
ise tam tersi bir durum söz konusu" dedi.

Üreticilerin, gerekli bütün tedbirleri aldıktan sonra, hastalık ve
zararlı böcekler, üründe ekonomik düzeyde bir kayba neden olacaksa, o zaman
ilaçla savaşı önerdiklerini anlatan Boyraz, ilaçların bilinçsiz kullanılmasının,
insan sağlığını olumsuz yönde etkilediğini ifade etti.

Bazı kimyasal ilaçların, hastalığı önlemesi için ürün üzerinde belli bir
süre kalması gerektiğini, ancak ürünün bekleme süresi olan ilaç atıldıktan hasada
kadar geçen sürenin dikkate alınmadığına dikkati çeken Boyraz, şunları
kaydetti:

"Kimyasal madde kalıntılarının önlenmesi için kontrol ve denetim
mekanizmaları oluşturulması lazım. Ürünü, bekleme süresi 14-15 gün olan ilaçlar
verilip, akşam hasat edilerek soframıza gelen ürün var bu ülkede. Çünkü, pazara
gelen üründe pestisit denetimi yok. Biz dış ülkelere ürün gönderirken bunun
denetimini yapıyor ancak kendi ülkemizde bu ürünlerin denetimini yapmıyoruz. Dış
ülkeler, pestisit kalıntı analizleri yapmadan ülkesine mal almıyor. Çünkü benim
insanım değerli diyor ve kendi laboratuvarlarında yaptıkları analiz değerlerini
dikkate alıyorlar."

Üründeki bazı ilaç kalıntılarının yıkama ve kabuk soyma yöntemiyle de
temizlenemeyeceğini dile getiren Boyraz, "Bazı ilaçlar sistematiktir. Bu ilaçlar
bitki öz suyuna geçer ve ürünün yıkanması veya kabuğunun soyulmasıyla
temizlenmez. İnsan vücuduna giren ilaçlar, dolaşım sindirim ve sinir sistemlerini
etkileyerek, kronik zehirlenme, kanser, üreme ve anormal doğumlar gibi ciddi
sorunların ortaya çıkmasına neden olabiliyor. Ayrıca, kimyasal ilaçlar, zamanında
ve yerinde kullanılmazsa, yer altı sularını kirletmekte, etraftaki faydalı böcek,
arı ve diğer canlılara zarar vermektedir" diye konuştu.

-Nasıl önlenir-


Doç. Dr. Boyraz, meyve ve sebze hallerine pestisit kalıntı analiz
laboratuvarların kurulmasının gerekli olduğunu, burada ürünlerin, günübirlik
kalıntı analizlerinin yapılmasının gerekli olduğunu bildirdi.

İhracata yönelik firmaların danışmanlık sistemiyle çalıştıklarını ve bu
sistemin tüm çiftçilerin uygulaması gerektiğini açıklayan Boyraz, "Kalıntı
nedeniyle her hangi bir sorun olursa bunun sorumlusu bu danışmanlık şirketi
olması gerekiyor. Böylece çiftçiler de bilinçli bir üretim yaparlar" dedi.

Üreticinin de, sağlıklı tohum kullanması, dayanıklı çeşitlerin
kullanılması, dengeli gübreleme yaparak kalitenin artacağını hem de verimin
yüksek olacağını anımsatan Boyraz, kimyasal ilaçlamanın alternatifleri arasında,
kültürel, fiziksel, hukuksal mücadele yöntemleri de olduğunu söyledi.

Bitki hastalıklarının çoğunun dış ülkelerden geldiğini savunan Boyraz,
şöyle devam etti:

"Özelikle dış karantina uygulamalarının çok sıkı olması lazım. Mesela
domatesteki tuta hastalığı domates güvesi dediğimiz ülkemize yeni giren bir
zararlı. Patatesteki kanser hastalığı nedeniyle Niğde ve Nevşehir bölgesinde
150-200 bin dekarlık alanda patates üretilemiyor. Bu hastalığın görüldüğü
tarlalarda üretim yasaklandı. Bu tür hastalılar, 2000 yılına kadar ülkemizde
yoktu ama dış ülkelerden gelen tohumlardan girdi.