Sebahat Tuncel serbest bırakılmıştı
.
MUSTAFA Balbay ve Mehmet Haberal ile ilgili olarak savcıların tahliye istemlerinin reddi yönünde görüş bildirmesi Sebahat Tuncel ile 12 Haziran’da seçilen 9 tutuklu vekilin hukuki durumu arasında fark olup olmadığı konusunda yeni bir tartışma yarattı. PKK üyeliği suçlamasıyla açılan davada tutuklu iken 22 Temmuz 2007 seçimlerinde İstanbul’dan bağımsız milletvekili seçilen Tuncel, seçimden sadece 2 gün sonra, 24 Temmuz’da tahliye edilmişti. Tuncel tahliye olduğunda 8 aydır tutuklu yargılanıyordu.
Tahliye gerekçesi değişti
İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi, Tuncel’in mazbatasını almasını tahliye için yeterli görmüştü. Mahkeme, tahliye gerekçesini ilk önce “milletvekili dokunulmazlığını” düzenleyen Anayasa’nın “Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclis’in kararı olmadıkça tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz ve yargılanamaz” şeklindeki 83. maddesi hükmüne dayandırmıştı. Ancak daha sonra Başsavcılık mahkemeye başvurarak bu maddenin devamında yer alan “seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olmak kaydıyla Anayasa’nın 14. maddesindeki durumlar bu hükmün dışındadır” düzenlemesi doğrultusunda tahliye gerekçesinin değiştirilmesini istedi. Mahkeme de tahliye gerekçesini “kaçma şüphesinin kalmadığı” biçiminde değiştirdi. Mahkemenin yaptığı bu yorum, seçilen tutuklu Ergenekon ve KCK sanıklarının durumunu doğrudan etkiliyor.
14’üncü madde yorumu
Çünkü mahkemenin yaptığı yorumla Anayasa’nın 14. maddesindeki “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz” hükmüne göre, seçilmeden önce devlete karşı işlenen suçlar dokunulmazlık kapsamında yer almıyor. Bu yorum doğrultusunda sanıklar vekil seçilse de haklarındaki dava sürüyor ve tutuklama kararı kendiliğinden kalkmıyor.
Katalog suç tartışması
Ergerekon savcıları, tahliyelerin reddini isterken Anayasa’nın 14. maddesinin yanı sıra iki tutuklu vekile isnat edilen suçların CMK’nın 100. maddesinde belirtilen katalog suçlardan olmasını gerekçe gösterdiği belirtildi. CMK’nın 100. maddesinde devlete karşı işlenen suçlarda “tutuklama nedeninin var sayılabileceği” yolunda hüküm yer alıyor. Burada mahkemenin mutlaka tutuklama kararı vermesi kuralı yer almıyor ancak diğer suçlara göre tutuklamanın daha kolay verileceğine ilişkin mahkemelere bir yetki veriliyor. Savcıların “katalog suç” gerekçesine karşın Sebahat Tuncel hakkındaki suçlamanın da katalog suçlar arasında yer aldığı halde tahliye edilmiş olması soru işaretlerine neden oluyor.
Tek fark istenen cezalar
Tuncel ile Ergenekon, Balyoz ve KCK sanıkları arasında hukuken fark yok. Tuncel gibi 12 Haziran’da seçilen 9 vekil de “devlete karşı işlenen suçlar” kategorisinde yargılanıyor. Balbay ve Haberal arasında hukuken tek fark istene ceza miktarında çıkıyor. Balbay hakkında iki kez ağırlaştırılmış müebbet ve 34-58 yıl arası hapis isteniyor. Haberal içinse 2 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 22.5 yıla kadar hapis talep ediliyor. MHP’den seçilen Balyoz sanığı Engin Alan ise 10 ila 20 yıl arasında hapisle yargılanıyor. KCK sanıkları hakkında ise ağırlaştırılmış müebbet ile çeşitli hapis cezası isteniyor. Sebahat Tuncel ise 15 yıla kadar hapis istemiyle yargılanıyordu. Ancak istenen cezaların farklılığı tutukluluk açısından bir fark yaratmıyor.










