O Emniyet Müdürü'ne cevap verdi!

Başbakan Erdoğan, grup toplantısında gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu
Erdoğan, “Dağda ölen terörist için de ağlıyorum” diyen Emniyet Müdürü’ne sert çıktı. Başbakan söyleminin milliyetçi olmasını eleştirenlere de hodri meydan dedi: “Evet açıkça söylüyorum, bu milliyetçi söylem”. Başbakan anadilde eğitim öğretim isteyenlere de “Yok öyle bir şey” diye seslendi.
Başbakan Erdoğan partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada isim vermeden Diyarbakır Emniyet Müdürü’ne “Sen kendi işine bak” mesajı verdi:
EL ELE OLAMAYIZ: Türkiye’nin terör belasından bir an önce kurutulup, barış ve huzur içinde yoluna devam etmesi hedefinden zerre kadar sapmadık. Burayı özellikle vurguluyorum; elinde silah olan, kan döken, can alan, tehdidi, tedhişi yöntem olarak benimsemiş hiç kimseye en küçük müsamahamız yoktur, olamaz. Eline silah alıp masum insanları katleden teröristlere karşı ’iyi çocuklardı’ açıklamasını yapan, katilleri masum, terörü mazur göstermeye çalışan hiçbir anlayışa prim vermedik, vermeyiz ve onları da savunamayız. Onlarla da el ele olamayız.
AĞLAMAYIZ: Evlatlarımızı katleden ve bu mücadeleler esnasında ölen terörist için de ağlamadık, ağlamayız. Bunun da çok açık, net söylüyorum; bu bizim hem insani hem vicdani görevimizdir de. Bunu böyle bileceğiz. Bunu böyle bilmeye de mecburuz. Biz kalkıp bazı şeylerle, birilerini memnun etmek için bazı ifadeleri kullanamayız. Yerimizi iyi bileceğiz. Siyaseti bırakın siyasetçiler yapsın. Herkes kendi görevini yapacak. Terör örgütüyle mücadelemiz hukuk ve demokrasi içinde aynı kararlıkla devam edecektir. Burada bu mücadelede bütün ölenlerimiz bizim ağlama sebebimizdir. İşte biz onun için diyoruz ki ‘anaların gözyaşı dinsin’ diyoruz. ‘Biz anaların gözyaşına dinsin’ diye haykırırken analarımızın gözyaşına kimsenin gözyaşı ilave etmesine hakkı yoktur. Burayı da çok iyi bilmemiz lazım.
HEPSİNİ BİZ YAPTIK: Dağa çıkışları durdurmak, örgütün kandırarak dağa götürmeye çalıştığı çocukları kazanmak için her türlü sosyal projeyi hayata geçirdik, geçirmeye devam ediyoruz. Güneydoğu ve Doğu Anadolu bölgesinde Cumhuriyet tarihinde bizim yaptıklarımız benzer en ufak bir şey oldu mu? Ne yapıldıysa biz yaptık. Ret, inkar, asimilasyon politikalarını ortadan biz kaldırdık. ‘Kürt’ kelimesini ağzına alamayanların olduğu bu ülkede ’Kürt kardeşlerimiz’ ifadesini ağzına alan ilk iktidar biz olduk. Bu mudur asimilasyon, ret ve inkar politikası soruyorum sizlere? Anamuhalefet partisi bunları yapabildi mi, yapamadı.
MİLLİYETÇİ SÖYLEM: Örgütün piyonu haline gelen ölüm makinelerine karşı devletin kahhar (yok eden) yüzünü göstermekten çekinmiyoruz. İnsanımızın can güvenliğine kastedenleri etkisizleştirmek için gereken bütün adımları da atıyoruz. Bugünlerde şen şakrak oynayan bazı gazeteler benim bu açıklamalarımdan sonra hemen şunu tabii söyleyeceklerdir; ‘Erdoğan’dan milliyetçi söylem...’ Evet bu milliyetçi söylem ise milliyetçi... Bunu da açıkça söylüyorum. Çünkü artık onlar da benim ezberim oldu, biliyorum. Her zaman ifade ediyorum; bir kez daha tekrarlıyorum, biz Türkiye’nin bütün sıkıntılarını, sorunlarını milletimizle birlikte çözdük. Kürt kardeşlerimizin sorunlarını da başka hiçbir yerle değil, bizatihi onlarla birlikte çözeceğiz.
KCK: BDP belediyelerinin olduğu il, ilçe, beldelerdeki kardeşlerime sesleniyorum; güllük gülistanlık yerlerde mi yaşıyorsunuz, yoksa pislik içinde mi yaşıyorsunuz? Sizi insan yerine koyup da hizmet veren yerel yönetim anlayışı var mı, yok. Niye? Çünkü onların derdi başka. Biz yapılan tahsislerin nasıl değerlendirildiğini de çok iyi biliyoruz. KCK operasyonu denilen olayları da benim Kürt kardeşlerimin çok iyi bilmesi lazım. KCK operasyonlarının nedeni, Kürt kardeşlerimizin hakkını, hukukunu farklı yerlere çeken, gönderen yönetimlere karşı yapılmıştır. Bunlar çok açık net ortada. Belediye başkanları, belediye başkanlığı yapmıyor zaten. Yanlarına gönderilmiş olan malum elemanlarla yönetiliyor belediyeler. Bunları çok iyi bilmemiz lazım.
YOK BÖYLE BİR ŞEY: Bölücü terör örgütünün kendine göre bazı istismar başlıkları var. Biz o başlıklara da gelmeyiz. Nedir? Anadilde eğitim, öğretim. Yok böyle bir şey. Bizim ülkemizin resmi dili Türkçe’dir. ‘Bu bir haktır’ iddiasında bulunanlara sesleniyorum; bu bir hak değildir, öğrenmesi haktır, onları öğretmek, onun zeminini hazırlamak da bizim görevimizdir. Bunu da yaptık. Buyurun; okullarda Kürtçe’yi seçmeli ders olarak getirdik. Üniversitelerde aynı şekilde bölümler açtık, buyursunlar öğrensinler. Konuşmak cezaevlerinde yasaktı... Bunları biz yaptık. Bu adımları attık. Yani belediyenin içinde sadece müdürün kapısına, Kürtçe müdür demenin bir anlamı yok. Onu halk görmüyor, bilmiyor.
TAHRİK: Yaptırdığımız kamuoyunun araştırmalarının neticeleri elimizde. Kimseyi aldatmaya gerek yok. Şu anda seçmeli Kürtçe dersine başvurularla ilgili rakamlar ortada. Benim Kürt kardeşim de bazı gerçekleri biliyor. Bugün Avrupa’da bu işin tahrikini yapan ülkelerde, Türkçe azınlık hukukuna tabi olduğumuz halde bize Türkçe orada anadil olarak verilmiyor eğitim-öğretimde.
Düşenlerin çoğu Sünni
Erdoğan konuşmasında Suriye politikası için de CHP’ye şöyle yüklendi:
Siz amerika’nın karşısında el pençe divan duran adamlarsınız. Sığ derede yüzmekte zorlananlar engin denizlere açılmaya cesaret edemezler.
Türkiye cumhuriyeti gölgesinden korkanların değil, yedi düvele meydan okuyanların omuzlarında yükselmiştir.
CHP zihniyetinin zihin dünyasında Şanlıurfa, Hatay gibi Esed yönetiminin saldırısına maruz kalan yerler, acaba vatan topraklarından sayılmıyor mu?
Türk dış politikasının belirlenmesinde hiçbir zaman mezhep konusu etkili olmamıştır. ‘Arap Baharı’ diye ifade edilen süreçte, yönetimden düşenlerin çoğu Sünni idi.










