Gazete Vatan Logo

Çelik de uyardı

‘TSK’da biri yanlış yapmışsa tüm ordu hedef alınmamalı’

Çelik, “Bir siyasetçi yanlış yaptığı zaman, o siyasi kadroyu, partiyi tüzel kişiliği itham etmek ne kadar doğru değilse TSK içinde birisi yanlış yaparsa oradan hareket ederek tüm orduyu itham etmenin, TSK’yı hedef almanın da doğru olmadığını düşünüyorum” dedi.

ANKARA - AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, Ak Parti Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısının ardından açıklamalarda bulundu ve gazetecilerin sorularını yanıtladı. Çelik, şöyle dedi:

SEÇİM ZAMANINDA: Kimse yanlış bir yorum yapmasın. 2011’de ve zamanında milletvekilliği genel seçimi yapılacaktır. Toplumu bir beklenti içerisine sokmaya gerek yok. Piyasaları kararsızlığa itmeye gerek yoktur.

AÇILIMA DEVAM: Demokratik açılım süreci Türkiye’de demokrasimizin standardı, gelişmiş batı ülkelerinin seviyesine çıkıncaya kadar ve terör bitinceye kadar devam edecektir. Gelişmeler tekrar masaya yatırılmış ve süreçlerle ilgili olarak Ak Parti’nin kararlılığı bir kez daha vurgulanmıştır.

OLAY YARGIDA: (Gözaltındaki askerlerin serbest bırakılmasına ilişkin soru üzerine) Netice itibariyle bu mesele yargıya intikal etmiştir. Şu anda yargının el attığı, incelediği bir meseledir. Bunun üzerine çok fazla spekülasyon yapmanın da çok anlamlı olmadığını düşünüyorum.

CUMHURBAŞKANI’NA KATILIYORUM: (Gül’ün ’Ölçüsüz suçlamalar var. Özellikle TSK’ya karşı. Bu çok rahatsız edici’ sözlerinin hatırlatılması üzerine) Her kurum içerisinde gerek eylemi, gerek söylemi itibariyle yanlış yerde duran, yanlış yapan insanlar olabilir, ama o şahısların hatalarından hareket ederek topyekün o kurumları suçlamanın, onları itham etmenin, onlara toptancı yaklaşmanın ben de hakkaniyetle bağdaşmadığını ve hukukla bağdaşmadığını düşünüyorum. Biliyorsunuz suçların kişiselliği prensibi hukukun temel prensiplerinden biridir. Bu siyaset içerisinde de olabilir, medya içinde de olabilir, iş dünyasında da olabilir, yargıda da olabilir. Bir siyasetçi yanlış yaptığı zaman veya bir parti içerisindeki siyasetçi yanlış yaptığı zaman o siyasi kadroyu, partiyi tüzel kişiliği itham etmek ne kadar doğru değilse TSK içerisinde birisi yanlış yaparsa oradan hareket ederek tüm orduyu itham etmenin, TSK’yı hedef almanın da doğru olmadığını düşünüyorum. Bu yönüyle, Sayın Cumhurbaşkanı’nın açıklamalarına ben de katılıyorum.

ÖĞRENİLMİŞ ÇARESİZLİK: Psikolojide, “öğrenilmiş çaresizlik” kavramı vardır. Birçok siyasi kadro gibi hükümetimiz asla öğrenilmiş çaresizlik içerisinde olmadı. Ak Parti üst düzey yöneticileri ve camiası bugüne kadar asla karamsar olmadı. Kötümserler sadece tünelin içindeki karanlığı görür. Romantik iyimserler sadece tünelin ucundaki ışığı görür. Ama realist iyimserler, gerçekçi iyimserler hem tünelin karanlığının farkındadır hem tünelin ucundaki ışığı görür, hem de gelmesi muhtemel olan treni hesaba katar. Ak Parti romantik bir iyimserlik içerisinde hiçbir zaman olmadı, olmayacak. Türkiye’nin geleceği ile ilgili olarak iyimseriz.

Başbakan’dan MYK’ya ‘Safahat’ hediyesi...

BAŞBAKAN Erdoğan, dün partisinin MYK üyelerine Mehmet Akif Ersoy’un Safahat adlı eserini yeni yıl hediyesi olarak verdi. Erdoğan, Safahat’ın ilk sayfasında yer alan şiirini ‘çok seviyorum’ diyerek okudu: “Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem/Dili yok kalbimin; ondan ne kadar bizarım/Oku; şayed sana bir hisli yürek lazımsa/Oku; zira onu yazdım, iki söz yazdımsa.”

Demokrasilerde tartışma olur

ÇELİK, Ak Parti’nin MYK toplantısından sonra yaptığı açıklamada şöyle dedi: “Türkiye’de bazı konularda tartışmalar varsa bu hür bir medyanın, hür bir siyasetin olduğunu gösterir ve bu tartışmaları gerilim olarak değerlendirmek doğru değildir. Zaman zaman bunlara gerilim ve gerginlik ifadesi yakıştırılınca, bu kelimelerle bu tartışma tanımlanınca halkımızın yaşama sevincini kırabiliyoruz, karamsarlığa sevk edebiliyoruz. Türkiye’nin gerçek anlamda bir hukuk devleti olması için, demokrasisinin standartları yüksek bir ülke olması için, çoğulcu bir anlayışın benimsendiği ve şeffaflığın hakim olduğu bir ülke olması için kendi meselelerimizi bizim medeni insanlar ölçeğinde tartışmamız gerekiyor. Türkiye’de olup biten tartışmaları da bu çerçevede değerlendirmemiz gerekiyor.”

Haberin Devamı