Bu haber en çok Adanalıları üzecek! Uzmanlar uyarıyor: Hem paranız hem de sağlığınız gidiyor

Adana'da yaşamak özellikle yaz aylarında, termometrelerin 40 derecenin üzerine çıktığı sıcak günlerde bir hayli zor oluyor. Birçok Adanalı öğle saatlerinde güneşin kavurucu etkisinden korunmak için iç mekanlarda kalmayı tercih ediyor. Ancak uzmanlardan Adanalıların canını sıkacak açıklamalar geldi. İşte detaylar...
Adana'da etkisini artıran kavurucu sıcaklar nedeniyle vatandaşlar deniz ya da havuzlarda serinlemeye çalışıyor. İç mekanlarda olanlar ise klima ile sıcak ve bunaltıcı havanın etkisini azaltmak istiyor. Evde, ofiste, arabada ,alışveriş merkezinde, kafelerde ve restoranlarda kısacası hemen her yerde hayatı konforlu hale getiren klimalar özellikle Adana gibi sıcak bölgelerde yaz aylarının vazgeçilmezi oluyor. Ancak uzmanlar uyarıyor.

İLK ETKİLENEN SOLUNUM YOLLARI
Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Özgür Karacan şu ifadeleri kullandı:
"Yazın ortamların ısısını düşürmek amaçlı klima kullanımı çok yaygın. Ancak klimanın doğru kullanılmadığı taktirde solunum sistemi fizyolojisine yani normal solunum sistemi sağlığına olumsuz etkileri var. Solunum sistemi belirli bir atmosferik sıcaklıkta çalışan bir sistem. Klimayla kapalı ortamlarda ısı aşırı derecede düşürüldüğünde ( 20 derecenin altı) solunum sisteminin koruyucu örtüsü dediğimiz mukoza zarar görür. Mukozanın aşırı soğuğa maruz kalması bu örtüde çatlaklara ve koruyucu özelliğinin kaybına sebep olur. Buna bağlı olarak klima ile uzun süre temas da hastalıklara bir eğilim ortaya çıkıyor. Normal olarak o örtü koruyucu olması gerekirken çatlak oluşup kuruduğunda mikroorganizmalar buradan içeriye girebilir ve insanlar daha sık klimaya bağlı olarak üst solunum yolu enfeksiyonu dediğimiz virüslerin oluşturduğu tabloyla karşılaşabilir."
Uzun süre klima çalışan ortamlarda bulunmak pek çok hastalığa da davetiye çıkartabiliyor. Adana^da klima nedeniyle doktora başvuran kişilerin sayısı yaz aylarında artıyor.
Karacan, "Klimaların soğutma sistemi kullandıkları sıvı rezervuarlarda mikroorganizmalar olabilmektedir. Klimalar o sulu sistemlerin içerisine yerleşen, çoğalan mikroorganizmaların dışarıya dağılımına neden olur. Sadece klimayla ilişkili lejyoner hastalığı denilen hastalıklar oluşabilmektedir. Klimanın sulu sisteminde çoğalan ve klima özelliği dolayısıyla dışarıya çıkan organizmaları insanlar soluyarak Legionella denilen mikroorganizmanın oluşturduğu lejyoner hastalığı denilen hastalığa maruz kalabilirler." diye konuştu.
Adana gibi rekor sıcaklık seviyelerinin görüldüğü kentlerde yaşayan vatandaşlar yaz aylarını klima kullanmadan geçiremiyor. Peki hastalıklara yol açmadan sağlıklı bir şekilde klima kullanmak mümkün mü?

Yapılacak küçük değişikliklerle klimanın zararlarından korunmamın mümkün olduğuna vurgu yapan Uzmanı Doç. Dr. Özgür Karacan klimaların şartlara uygun olarak sık sık temizlenmesi gerektiğine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
"Filtrelerinin mutlaka bakımı yapılmalıdır. Temizlenmemiş filtrelerde her türlü mikro düzeydeki alerjik olabilecek protein yapılar, alerjik polen yapıları ya da ev içerisinde kedi, köpek gibi hayvanların oluşturduğu yapılar klima tarafından çekilir. Filtreler temizlenmediği ve toplayıcı özelliğini tam tersi yayıcı özellik haline getirdiği için alerjik hastalıklar artabilmektedir. Temizliği ve bakımı zamanında yapılmayan klimalar enfeksiyon ve alerjik hastalık kaynakları olabilmektedirler. Biliyorsunuz araçlarda da uygulanan klima sistemleri var. Evlerin klimaları var. Ama bir de plaza gibi kapalı ve büyük ortamlarda, iş yerlerinde kullanılan genel klimalar var. Özellikle büyük iş yerlerinde kullanılan genel merkezi klimalar bakımları iyi yapılmazsa kalabalık iş ortamlarında bahsettiğimiz mikrooroganizmaların, alerjik yapıların yayılması hızlanır. Kişiler hem enfeksiyonlarla hem de alerjik etmenlerle karşılaşabilmektedir. Yine arabalardaki polen filtresinin, arabalardaki filtre bakımının yıllık düzenli yapılması şart. Araçlarda klima çalışırken arada bir pencereyi hafif aralamak doğal hava akışını sağlamak gerekir.
KLİMA CEP YAKIYOR
Klima sadece sağlığı değil aynı zamanda ekonomiyi de etkiliyor. Kışın ödenen ısınma giderlerinin yerini yazın da serinlemek için harcanan paralar dolduruyor. Peki klimaları nasıl kullanırsak tasarruflu kullanmış oluruz.
Yaz aylarının gelmesiyle birlikte klima kullanımı artarken, uzmanlar hem enerji tasarrufu sağlamak hem de cihaz ömrünü uzatmak için doğru kullanımın önemine dikkat çekiyor. Enerji verimliliği açısından klimanın 24–26 derece arasında çalıştırılması önerilirken, ortamın yalıtım durumu ve kullanım alışkanlıkları da tüketimi doğrudan etkiliyor.
Uzmanlar, özellikle öğle saatlerinde klima çalışırken kapı ve pencerelerin kapalı tutulması, perde ve güneşliklerin kullanılması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, cihazın filtrelerinin düzenli olarak temizlenmesi ve yıllık bakımının ihmal edilmemesi gerektiği belirtiliyor.
Klimanın sürekli düşük derecelerde çalıştırılmasının gereksiz enerji tüketimine yol açtığını ifade eden yetkililer, fan veya enerji tasarrufu modlarının tercih edilmesiyle faturaların ciddi oranda düşürülebileceğini söylüyor.
Doğru kapasitede klima seçiminin de önemine işaret eden uzmanlar, her odaya uygun BTU değerinde cihaz tercih edilmesinin hem konforu hem de tasarrufu artıracağını belirtiyor.
Enerji Verimliliği Uzmanı Dr. Selin Yılmaz şu ifadeleri kullanıyor:
“Klima kullanımında en önemli unsurlardan biri doğru sıcaklık ayarını yapmak. 24–26 derece ideal aralıktır. Bu sayede hem konfor sağlanır hem de enerji tüketimi minimize edilir. Ayrıca düzenli filtre temizliği ve bakımlar cihazın verimli çalışmasını destekler. Gereksiz yere düşük sıcaklıkta çalıştırmak hem elektrik faturalarını yükseltir hem de cihazın ömrünü kısaltır.”






