MHP lideri Devlet Bahçeli'den Ahmet Şık'a sert tepki: Yeri gazi Meclis değil parmaklıklardır

AA |  08 Haziran 2021 Salı - 10:46 | Son Güncelleme : 08 06 2021 - 12:55

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında konuştu.
Bahçeli, "Türkiye devleti katil olsaydı bulunduğun yer mezarlık olurdu. Yeri gazi Meclis değil parmaklıklardır. Dokunulmazlığını kaldırıp adalete teslim etmeyecek miyiz?" dedi.


MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Çevre ve Şehircilik  Bakanlığınca açıklanan "Marmara Denizi Eylem Planı"nı desteklediklerini  belirterek, "Siyasi partilere düşen öncelikli görev bu meseleyi istismar  etmemektir. Siyasi rant hesabına tevessül gibi bir yanlışa da hiç kimse  düşmemelidir." dedi. 
 
Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada,  "İnsanın içinde doğduğu çevre yine insanın hayat boyu ayrılmaz bir parçası,  koruyup gözetmesi mecburi olan ortak bir hazinesidir. Çevresiz insan, insansız  çevre yalnızca fantastik masalların konusudur. Yaşadığımız hayat masal değildir,  nitekim insan-çevre ilişkisinin rasyonel temelde birbirinden soyutlanması  imkansızdır." diye konuştu.
 
Hem insanın hem de çevrenin ihtiyaçlarını aynı anda merkezine koyan  fikri ve siyasi arayışların bir noktadan sonra gerçekçi öneri ve önermelerin  cümle kapısını araladığını ifade eden Bahçeli, çevre sorunlarının sadece çevre  kirliliği veya çevrenin bilinçsizce kullanımı olarak değil, toplumsal, siyasal,  ekonomik, kültürel ve ahlaki boyutları olan karmaşık sorunlar yumağı haline  geldiğini vurguladı.
 
Marmara Denizi'nde Mart ayından itibaren baş gösteren deniz salyası  istilasının çevre üzerinde bir kez daha fakat daha kararlı, daha dürüst, daha  derinlikli düşünmeye yol açtığını kaydeden Bahçeli, bir çevre felaketiyle karşı  karşıya olunduğunu söyledi.
 
MHP'nin parti programında çevre konusuna ayrı bir ehemmiyet  verildiğine işaret eden Bahçeli, "Bu kapsamda temiz ve sağlıklı bir çevrede  yaşamanın her insanın temel haklarından birisi olarak gördüğümüzü özellikle  vurgulamak isterim. Bizim düşüncemize göre, çevre sorunlarını, kalkınma-çevre  ikilemi yerine, akılcı bir koruma, kullanma ve geliştirmeyi öngören  sürdürülebilir kalkınma modeliyle aşmak mümkündür." değerlendirmesinde bulundu.
 
Çevre politikasının esasının da, gelecek nesillere temiz, yaşanabilir  doğal ve kültürel değerleri korunmuş bir çevrenin intikalinin oluşturduğunu  belirten Bahçeli şöyle devam etti:
"Ülkemizin bütüncül bir çevre politikasıyla maruz kaldığı risk ve  tehditleri en aza çekeceği inancındayız. Kıyı, deniz, akarsu, göl, yapay göl ve  diğer sulak alanların çevresi ile eko sistemlerin tamamını bütünlük içinde ele  alan kıyı planlaması ve yönetim sistemi uygulanmalıdır. Su, hava, toprak ve  denizi birlikte değerlendiren entegre çevre politikaları geliştirilmelidir.  Ayrıca biogüvenlik ve genetiği değiştirilmiş organizmalar konusundaki tehlikeleri  bertaraf etmek maksadıyla tarım, çevre ve teknoloji politikaları eşzamanlı  uygulanmalıdır. Bizlere düşen asıl görevlerden birisi de çevre duyarlılığını  tesis etmektir. Yatırım projelerinin yer seçiminde çevre duyarlılığıyla birlikte,  çevre dostu teknoloji kullanımı özendirilmeli, hukuki çerçeveye  kavuşturulmalıdır. Bilhassa Marmara Denizi'ne akan derelerin ıslahını yapmakla  birlikte, Orta Avrupa ülkelerinden gelen atıkların nehirler üzerinden Karadeniz'e  taşınmasını önlemek amacıyla muhatap ülkelerle mutabakat sağlanmalıdır.Şu  gerçeğin altını çizmenin yanında, mutlak surette de kabul etmek zorundayız; kirli  bir denizin çevresinde sağlıklı bir hayat kurulamayacaktır. Bir zihniyet  değişikliğine refakat eden çevreyle uyumlu bir hayat şartlarını da inşa etmek  durumundayız."
 
Kalıcı ve kuşatıcı bir çevre bilinci yerleştirmenin herkesin  sorumluluğu olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Tahrip olmuş bir doğa, talan edilmiş  bir medeniyete, talih kuşuna hasret kalmış bir insanlığa davetiyedir.  Sürdürülebilir bir hayat ve ekonomik gelişme hedefi çevrenin yıkımıyla değil,  imarı ve ihyasıyla gerçekleşmelidir. Çevreyi dikkate almayan her atılımın, her  adımın, her çabanın sonuç itibarıyla faturası ağır olacak, kazandırdığından çok  daha fazlasını kaybettirecektir." yorumunu yaptı.
 
Ekolojik hassasiyet ve çevre etiğinin ilkelerine azami ölçülerde  uymanın hem bugüne değer yükleyeceğini hem de gelecek nesillere yaşanabilir bir  dünya bırakılmasına destek vereceğini kaydeden Bahçeli, "İnsanın kendisi ve  içinde yaşadığı toplum ve doğayla kurduğu ilişkileri düzenleyen, bu suretle  insanın çevreye bakışını belirleyen kurallar manzumesi olan çevre etiğinin saygı  ve sorumluluk kavramlarını pekiştirmesi güvenli ve sağlıklı bir hayatın bize göre  formülüdür. Bizim milliyetçilik anlayışımızda çevrecilik ana eksenlerden  birisidir. Çevre demek insanlığın çehresi, medeni olmanın çağrısı demektir. Çevre  demek aynı zamanda vatan demektir." ifadelerini kullandı.
 
Çevreye hürmetin çağın şifrelerini çözmenin, huzurlu ve mutlu bir  hayatın ilk şartı olduğunun altını çizen Bahçeli, "Sahillerimizi işgal eden deniz  salyasıyla mücadele konusunda alınacak tedbirlere, uygulanacak politikalara  samimiyetle destek vereceğimizi, bu ağır sorundan ülkemizin ve deniz canlılarının  kurtarılması hususunda yapılan ve yapılacak her çalışmanın yanında duracağımızı  kararlılıkla ifade ediyorum. Geçtiğimiz pazar günü Çevre ve Şehircilik Bakanı  tarafından açıklanan ve 21 başlıktan oluşan eylem planını, bugünden itibaren 7/24  esasıyla Marmara Denizi’ndeki deniz salyasını temizleme seferberliğini yürekten  destekliyoruz. Geldiğimiz bu aşamada, siyasi partilere düşen öncelikli görev bu  meseleyi istismar etmemektir. Siyasi rant hesabına tevessül gibi bir yanlışa da  hiç kimse düşmemelidir. Çünkü deniz salyası belasını yenmek için sabır ve  sağduyunun rehberliğinin yanı sıra, el birliğine, güç birliğine ve hedef  birliğine ileri düzeyde ihtiyaç olduğu da asla unutulmamalıdır." diye konuştu.
 
Bahçeli, partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, çevre  etiği ne kadar önemliyse, siyasi etik kurallarının da o kadar önemli olduğunu  ifade etti.
 
Siyasi etik yasasının süratle ve mutabakatla çıkarılmasını ümit  ettiklerini dile getiren Bahçeli, siyasetin, kör bir cendereye sıkıştırılmadan  centilmenlik içinde yapılması gerektiğini söyledi. Bahçeli, "Siyasette idara  tamamdır, müdara da tamamdır ama dubaraya yer olmamalıdır. Ne var ki dubaracı  yüzler siyasette çok faal ve çok fazladır. Geçmişine sırt dönüp çıkarlarının  peşine düşenlerin görünürlüğü artmıştır. Devletin en üst makamlarında görev  alanların mahremiyetlerine emanet olan konuları ulu orta konuşmaları, dün  birlikte olduklarını bugün karalamaya çalışmaları münafıklık alametidir." diye  konuştu.
 
Türkiye'de başbakanlık yapmış bir kişinin, kendisiyle birlikte mezara  gitmesi gereken sırları döküp saçmasının, devletin kimlerin elinde kaldığına  bariz bir delil olduğunu söyleyen Bahçeli, şöyle devam etti:
"Ketumiyet yoksa karakter yoktur. Gizlemesini bilmeyenin yönetmesi  mümkün değildir. Serok Ahmet böyle biridir. Gelecek Partisi'nin yöneticilerine  tavsiyem şudur; bu serokun yanında sakın konuşmayın, aman ha sır verme gafletine  düşmeyin, dil ile düğümlenenin diş ile çözülemeyeceğini aklınızdan çıkarmayın.  Keza aynı şey selamsız Babacan için de geçerlidir.
 
Kanuni Sultan Süleyman dönemi vezirlerinden olup Mısır'a vali olarak  tayin edilen ancak bir süre sonra padişaha isyan ederek kendisini sultan ilan  eden hain Ahmet Paşa gibileri zamanında teşhis edilerek devlet ve siyaset hayatı  onlara tümden kapatılmalıdır. Serok için deniz bitmiş, filikası su almıştır.
 
Zillet ittifakının asıl ve yedek kadrosunu teşkil eden, özellikle  davası ve devası olmadığı gibi gelecekleri de mefluç siyasi parti başkanlarının  gündeme yansıyan iddia ve itirafları, esas itibariyle düşünce namusu açısından  yüz kızartıcı utanç vesikasıdır. Demokrasinin hakim olduğu ülkelerde muhalefet  partileri, birbiriyle çelişir gibi görünen iki ayrı tavır ve davranışı aynı anda  göstermekle sorumludur. Bir yanda iktidarı eleştirirken diğer yandan da rejime ve  ülkeye muhalefetten kaçınmak durumundadırlar. Demokrasinin bekası, iki ucu keskin  bıçak gibi parlayan bu hassasiyete yakından bağlıdır. Biz bu hassasiyete 'milli,  ahlaki, ilkeli ve sorumlu muhalefet anlayışı' diyoruz ve herkesi buna uymaya  davet ediyoruz. Gerçi serok ve devasızların diğer zillet ortaklarıyla birlikte  buna riayet etmeyeceklerini de peşinen tahmin ediyoruz."
 
"Zillet ittifakı, siyasetini Türkiye'ye karşı konuşlandırmıştır"
Devlet Bahçeli, siyasetin bir savaş hali, dost ve düşman kamplarının  hamulesi olmadığını belirterek, Türkiye'nin en önemli sorununun, siyasetin kendi  içinde yaşadığı açmazlar ve sancılı travmalar olduğunu ifade etti.
 
Bunun asıl nedeninin siyaset yaptığını zanneden bir kısım zevatın  gerçekte siyasetsizliğin içine gömülmesi olduğunu dile getiren Bahçeli, "CHP'nin  hali tamı tamamına budur. Nitekim zillet ittifakı, siyasetini Türkiye'ye karşı  konuşlandırmıştır. Teessüfle ifade etmek isterim ki organize suç şebekelerine,  terör örgütlerine, yeminli Türk düşmanlarına sözcülük yapan, onların iftiralarına  taşeronluk eden köksüz ve kişiliksiz bir muhalefet anlayışı karşımızdadır.  Ülkemizdeki muhalefet iktidarı düşürmek için vatanı bile düşürmeye hazırdır.  Ancak bu vatan düşmeyecek, Türkiye yenilmeyecek, Türk milleti zillete boyun  eğmeyecektir." dedi.
 
CHP ve İYİ Parti'nin siyasi iradesinin güdümlü olduğunu, rotalarını  temelsiz isnatların, Türkiye karşıtlarının tezlerinin, küresel senaryoların ve  emperyalist oyunların belirlediğini söyleyen Bahçeli, şöyle konuştu:
"CHP ile İP'in gizli ve kaprisli ortağı HDP, 2023 yılında yapılacak  Cumhurbaşkanlığı Seçimi konusunda ortak aday çıkarmanın ciddi bir seçenek  olduğunu açıklamıştır. Cumhur İttifakı'na karşı güç birlikteliğinin başarılı  olacağı iddiaları bölücü ağızların kesintisiz propagandası haline dönüşmüştür.  HDP, CHP ile İP'i çoktan kafeslemiş, üzerlerine de kilidi vurmuştur. Bunların  ayağa kalkmaya mecalleri kalmamıştır. HDP'nin bir eşbaşkanı seçimlerde iş  birliğinin kaçınılmaz hale geldiğini söylemek suretiyle cesur adımlara ihtiyaç  olduğunu ifade ederken aslında bir plan çerçevesinde konuştuğunu ihsas etmiştir.  Şu anda kamuoyunu hazırlama süreci devrededir. PKK'dan aldığı talimatlarla  siyasetini belirleyen HDP'nin, CHP ile İP'i bir karara zorlaması, gizli saklı  ilişkilerden sıyrılma telaşı son zamanlarda iyice yoğunlaşmıştır. İP Başkanı'nın  2023 seçimlerinde HDP ile resmi ittifaka karşı çıkması aralarındaki rol  paylaşımında kendisine verilen görevin telaffuz gayretinden başka bir şey  değildir."
 
Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, HDP’nin  kapatılma süreciyle, "bölücü milletvekillerinin dokunulmazlık dosyalarının  görüşülmesinin tavsadığını" ifade etti.
 
Ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, Anayasa Mahkemesi  tarafından iade edilen HDP’nin kapatılmasını esas alan iddianamenin  eksikliklerini gidererek beklenen davayı dün tekrar açtığını anımsatan Bahçeli,  "HDP’nin eylemleri, devletin bağımsızlığına, ülkesi ve milletiyle bölünmez  bütünlüğüne, insan haklarına aykırı bulunmuştur. Bu bölücü partinin hemen hemen  tüm organları, üyeleri ve teşkilatları vasıtasıyla suç işlediği, işlenmesini  tahrik ve teşvik ettiği somut delillerle belirtilmiştir. Bundan sonra bütün  gözler Anayasa Mahkemesine çevrilecektir. Bu mahkemenin iddianameyi ikinci kez  iade seçeneği de kalmamıştır. Türkiye, vatan topraklarında ve sınır ötesinde  teröre karşı kazanmış olduğu muazzam üstünlüğü TBMM’de kaybedemez, hiç kimse de  bu kayba hizmet edemez." değerlendirmesinde bulundu.
 
HDP’nin kapatılmasının artık hukukun konusu olduğunu, bu kanlı ve  karanlık sayfanın açılmamak üzere kapatılması gerektiğini söyleyen Bahçeli,  "Bölücü milletvekillerinin dokunulmazlık dosyalarının TBMM’de görüşülüp karara  bağlanması neden gecikmektedir? Suçu tevsik edilmiş PKK’lı milletvekilleri  adaletin önüne ne zaman çıkarılacaktır? Maşeri vicdanın huzur bulması için daha  neyi bekliyoruz? İhanetin bedelini ödeteceksek ne duruyoruz? Şayet bölücülüğün  hesabını soracaksak, şayet hukuk devletinin varlığını göstereceksek gün bugündür,  melanetin yeri bağımsız Türk mahkemelerinde kurulan sanık sandalyesidir." diye  konuştu.
 
"Bu aşağılık tiplere tahammül edemeyiz"
"TİP’li bir milletvekilinin 'bu devlet katil, bu devleti yıkmamız  gerekiyor, evet Türkiye Cumhuriyeti devleti katil bir devlettir.' iftiraları  karşısında ne yapacağız? Bu hainin dokunulmazlığını kaldırıp doğruca adalete  teslim etmeyecek miyiz?" diye soran Bahçeli, şöyle devam etti:
"Düşünebiliyor musunuz, böyle bir alçak TBMM’de bizimle aynı havayı  teneffüs ediyor. Devlete 'katil' diyen bu soysuz, devletin her imkanından  istifade ediyor, hazinesinden maaşını alıyor. HDP’lilerin fütursuzluğundan  cesaret alan bu suçlu bilmelidir ki Türkiye Cumhuriyeti katil olsaydı, bugün  bulunduğu yer TBMM değil, mezarlık olurdu. Bunlara müsamaha gösteremeyiz. Bu  aşağılık tiplere tahammül edemeyiz. İktidarı zayıflatacak her türlü politikayı,  bu iktidarın azı dişlerini çekecek her şeyi meşru gören bu bölücünün layık olduğu  yer Gazi Meclis’in çatısı değil, demir parmaklıkların arkasıdır. Bununla birlikte  HDP’li bölücü milletvekillerine gereği hukuk sınırları içinde derhal  yapılmalıdır. HDP, terörizmin siyaset ayağıdır. HDP, terör örgütünün Meclis’e  sızmış nifak uşağıdır. HDP’nin kapatılması, siyasetten, demokrasiden kaydının  silinmesi hepimizin, özellikle Anayasa Mahkemesinin namus borcudur. Hemen hemen  her gün şehit veriyoruz. Cami avlularından kahramanlarımızı uğurluyoruz.
 
Terörle mücadeleyi her saha ve zeminde kararlılıkla icra ediyoruz.  Terör örgütünün sonu gelmiş, topyekün imhası için sayılı günler kalmıştır. Üst  düzey terör baronları başarıyla yok edilmektedir. Kırmızı listede kim varsa  sırayla kafası koparılmaktadır. Geçen pazar günü, terör örgütü PKK’nın Mahmur  genel sorumlusu 'Doktor Hüseyin' kod adlı terörist Selman Bozkır’ın muazzam bir  operasyonla etkisiz hale getirilmesi bunlardan birisidir. Sincar, Kandil, Mahmur,  Gara ve diğer tüm terör sığınak ve kaynak alanları Allah’ın izniyle hainlerden  köşe bucak temizlenecektir. 24 Temmuz 2015 tarihinden bugüne kadar 18 bin 140  terörist, kahraman güvenlik güçlerimizin eşsiz ve emsalsiz müdahalesiyle etkisiz  hale getirilmiştir. Türk Silahlı Kuvvetlerimizle övünüyoruz. Kahraman  polislerimizle, fedakar güvenlik korucularımızla iftihar ediyoruz. Terörün  yaktığı ihanet ateşi ya sönecek ya da yakanları kavuracaktır. Numune de olsa,  HDP’li sözde bir siyasetçinin kalkıp da şehitlerimize rahmet dilediğine şahit  olanınız var mıdır? PKK’nın kanlı saldırılarını kınayan bir HDP’liyi göreniniz,  duyanınız olmuş mudur?
 
Yüreği Türk milletiyle bir olmayan parti görünümlü bu bölücü örgütün  TBMM’de bulunması hak mıdır, hukuk mudur, helal midir? Cevabını ben vereyim, ne  haktır, ne hukuktur, ne de helaldir. Bilakis vebaldir, cinayettir, tarihi  haklarımızın inkarıdır. Demokrasi, bebeklere kurşun sıkmanın gerekçesi olamaz.  Sandıktan çıkan oylar hıyanetin zırhı görülemez. Gören varsa, Türk milletiyle  gönül bağı kalmamış demektir. Eşkıyanın fermanını dağda yırttık, aynısını TBMM’de  de yapmalıyız. Hiçbir siyasi mülahaza Türkiye’nin istikbalinden daha önemli  değildir. Hiçbir siyasi düşünce istiklal haklarımızdan, milli birlik ve beka  kararlılığımızdan üstün olmayacaktır. İnsanımızı yaşatacağız, bu sayede devlet  yaşayacak."
 
"Mahmur’a çakalım kahramanlık beratını"
Mahmur Kampı’nın, mülteci kampından öte, "terörist ikmal merkezi"  olduğunu belirten Bahçeli, Mahmur Kampı’nın mahvı ve mağlubiyetinin terör  örgütünün kaynağını kurutacağını söyledi.
 
Bahçeli, "Kandil’e dikelim bayrağı, Sincar’a vuralım yumruğu, Mahmur’a  çakalım kahramanlık beratını." dedi.
 
Güvenlik güçlerinin operasyonuyla layığını bulan terörist Selman  Bozkır’ın malum akıbetinin ABD’nin Birleşmiş Milletler nezdindeki büyükelçisini  rahatsız ettiğini dile getiren Devlet Bahçeli, "Sözünü ettiğim büyükelçi, Mahmur  Kampı’ndaki sivilleri hedef alacak herhangi bir saldırının uluslararası hukukun  ihlali olacağını sosyal medya hesabından dile getirmiştir. Hain Bozkır’ın  bertaraf edilmesinden de derin bir endişe duymuştur. Peki Mehmetlerimiz şehit  edilirken de aynı endişe halini yaşamış mıdır? Masumlara saldırılırken de  insanlık değerleri aklına gelmiş midir?" sorularını yöneltti.
 
PKK’nın Irak’ın kuzeyindeki kampları geri cephe olarak kullandığı çok  açıkken, bu sözlerin hem değersiz hem de densizlik olduğunu ifade eden Bahçeli,  "Diğer tüm anlaşmazlık içeren konu başlıkları bir yana, ABD’nin PKK/YPG’yi 'kara  gücü' olarak değerlendirmesi müttefiklik hukukuna sürülmüş baldıran zehridir.  Terör örgütüyle iş birliği yapan bir ülkenin uluslararası hukuka vurgu yapması  sadece aldatmadır. ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın, Suriye’nin işgal  altındaki petrol tesislerini koruyan PKK/YPG’li teröristlere mayıs ayı içinde  sıhhiye desteği verildiğini açıklaması korkunç bir çarpıklıktır. Bu tablo tam bir  rezalet, tam bir çürümüşlüktür." diye konuştu.
 
PKK/YPG’ye sıhhiye desteği vermenin, silah yardımı yapmanın, parasal  imkanlarla sırtını sıvazlamanın, Türkiye’ye kast etmenin başka bir tanım ve  tasviri olduğunu vurgulayan Bahçeli, "Sayın Cumhurbaşkanımız, Brüksel’de  yapılacak NATO Zirvesi’nde ABD Başkanı Biden’e müttefiklikle bağdaşmayan skandal  gelişmeleri, terör örgütüyle kurulan yakınlığı inanıyorum ki anlatacak, yanlıştan  dönmesi konusunda milletimizin mesajlarını yüzüne söyleyecektir. Terör bir  insanlık suçudur. Teröre destek insanlık suçuna ortaklıktır." dedi.
 
Geçen hafta Burkina Faso’nun kuzeyindeki bir köye düzenlenen terör  saldırısında 200’e yakın insanın katledilmesinin, çok sayıda ağır yaralının  bulunmasının esasen insanlığın müşterek sorunu olarak görülmesi gerektiğini dile  getiren Bahçeli, "BM Genel Sekreteri’nin bu vahşete 'alçaklık' demesi terörizmle  mücadelede cılız ve gelip geçici itirazlara yeni bir ilavedir. Artık uluslararası  toplum terörizme karşı kuvveden fiile geçmeyi başarmalıdır. Burkina Faso’daki  terör dehşetinin, PKK/YPG saldırılarından ne farkı vardır? Terörle mücadelede  bütün ülkeleri bağlayacak ve sorumluluk altına sokacak küresel düzeyde siyasi ve  hukuki bir eylem planı geliştirilmelidir. İhtiyaçları karşılamaktan hızla  uzaklaşan NATO’nun, yeni işlevlerinden birisi de terörizme karşı tam saha pres  olmalıdır." değerlendirmesinde bulundu.
 
"Türkiye Cumhuriyeti, 2023’e terör belasını yenmiş olarak  kavuşacaktır. Amacımız budur, arzumuz budur, mücadelemiz buna yöneliktir." diyen  Bahçeli, bu hunhar musibeti söküp atma hususunda muhteşem bir devlet  kararlılığının ve millet inancının olduğunu söyledi. Bahçeli, "Başaracağız,  ihanetin kalbine mızrağı saplayacağız." dedi.
 
"Doğal gaz keşfinden memnuniyet duyuyoruz"
Hafta sonu Afyonkarahisar’ın Sinanpaşa ilçesine bağlı Güney  Beldesi’nde yapılan yerel seçim sonuçlarının yöre insanına, seçilen belediye  başkanına ve belediye meclis üyelerine hayırlı olmasını dileyen Bahçeli,  "Tekraren ifade ediyorum, Türkiye’nin erken seçim diye bir gündemi yoktur. CHP ve  yedekleri boş arayışlardan vazgeçmelidir. Cumhur, geleceğine sahip çıkacaktır.  Cumhur, tarihi haklarına sahip çıkacaktır." dedi.
 
Cumhur İttifakı’nın milletin hizmetkarı, büyük Türkiye’nin de mimarı;  Cumhur İttifakı’nın pazarlık değil milletin nazarlık ittifakı olduğunu belirten  Bahçeli, "Yüzümüz de yüreğimiz de sonuna kadar Türk milletine dönüktür." diye  konuştu.
 
Fatih Sondaj Gemisi’nin Sakarya Gaz Sahası’ndaki Amasra-1 kuyusundan  135 milyar metreküplük doğal gaz keşfi yapmasından memnuniyet duyduklarını dile  getiren Bahçeli, "Böylelikle Karadeniz’deki toplam gaz keşfimiz 540 milyar metre  küpe ulaşmıştır. Milletimize hayırlı olsun diyorum." ifadelerini kullandı.
 
Ayrıca Polonya’da düzenlenen Para Atletizm Avrupa Şampiyonası’nda  Türkiye'ye haklı gurur yaşatarak başarılar kazanan sporcuları da kutlayan  Bahçeli, "Çok yaşayın çocuklar, nice zaferlere imza atmanızı temenni ediyor,  sizlerden bunu bekliyorum." dedi.

ETİKETLER

MHP Bahçeli Devlet