İlk dersten sonra ailesinin yanına koştum: Bu çocuğun müzik kulağı bir mucize!

Instagram’da gezinirken bazen keşfette karşımıza çıkıyor, bazen Tarkan’ın bir hikayesinde. Bazen de Mabel Matiz’in bir paylaşımında rastlıyoruz kendisine… Özellikle son döneme damga vuran ve 20 milyon izlenmeye yaklaşan “Umrumdışı” videosuyla sosyal medya kullanıcılarının odağı haline gelen ses vokalisti ve Instagram fenomeni Hakan Çakır, mesleğine dair bilinmeyenleri anlattı…
Hakan Bey, sizi sosyal medya paylaşımlarınızdan klasik opera disipliniyle yetişmiş bir pedagog ve vokal koçu olarak tanıyoruz. Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Opera-Şan çıkışlısınız ve Yıldız Teknik Üniversitesi'nde akademik kariyerinize devam ediyorsunuz. Sanatçı kimliğinizin yanı sıra eğitimci kimliğinizle de öne çıkıyorsunuz. Bildiklerimizin ötesinde, Hakan Çakır kimdir? Kendinizden kısaca bahseder misiniz?
Aslında sade ve sakin bir hayatı olan, evcimen biriyim. Çocukluğumdan beri içimde hiç bitmeyen bir merak duygusu var. Sürekli öğrenmeye, araştırmaya ve keşfetmeye tutkuyla bağlıyım. Onun dışında doğayı ve hayvanları çok seviyorum. Kalabalıklardan ziyade kendi alanımda olmayı seviyorum ve o sessizliğin içinde kendimi yenilediğimi düşünüyorum açıkçası. Öğrenmek, keşfetmek, yaşamın, hayatın içindeki ayrıntıları fark edebilmek benim için çok değerli…
“BİLGİYİ FİLDİŞİ KULELERDEN ÇIKARMAK İSTEDİM”
Akademik donanımınızı konuşturarak yaptığınız ses analizlerini sıradan bir dinleyicinin de anlayabileceği sadelikte aktarıyorsunuz. Bunun takipçilerinizle kurduğunuz iletişime katkısı şüphesiz. Bu benim aklıma analiz ve aktarım sürecinizin, yani aslında sosyal medyaya dahil olma amacınızın "öğreticilik" gibi bir temele dayandığını düşündürüyor. Asıl motivasyon kaynağınız nedir? Bu işe neden ve nasıl başladınız?
Başlangıçta motivasyonum akademik bilgiyi o fildişi kulelerden çıkarıp, herkesin anlayabileceği bir dille insanlara ulaştırmaktı diyebilirim. Ancak sosyal medyadaki yolculuğum biraz daha doğal bir şekilde başladı. İlk başlarda amacım sadece öğrencilerimle yaptığımız derslerden kesitleri, müzikal çalışmalarımızı ve yaşadığımız tatlı, eğlenceli anları paylaşmaktı. Zamanla takipçilerimden kendi seslerini analiz etmem yönünde yoğun mesajlar gelmeye başladı. Takipçi sayım henüz azken elimden geldiğince herkese bireysel olarak yardımcı olmaya çalışıyordum ve çok güzel geri dönüşler alıyordum. Ancak kitle büyüdükçe herkese birebir dönüş yapabilmek imkânsız hale geldi.
Ben de daha geniş bir kitleye ulaşabilmek ve insanların merak ettiği konulara cevap verebilmek adına tanınan isimleri ve performansları analiz etmeye başladım. Analizleri yaparken yalnızca ne olduğunu söylemekle kalmayıp, neden olduğunu ve dinleyicinin bundan ne öğrenebileceğini de anlatmaya başladım. Sanırım eğitimci kimliğim asıl burada devreye girdi. Takipçilerimin soruları, merakı ve aldığım geri dönüşler zaman içinde içerik üretme biçimimi şekillendirdi.
“HİÇ TANIMADIĞIM İNSANLAR DAHA ÇOK DESTEK OLDU”
Takipçi sayınız arttıkça herkesin mesajına yanıt vermenin imkansızlaşması çok doğal tabii. Ama hala etkileşim halinde olduğunuzu söylemek de mümkün…
O konuda da bazı eleştiriler alıyorum. Doğrusu sosyal medya sürecime başlarken yakınlarımdan pek destek görmedim. Hiç tanımadığım insanların, yakın çevremin büyük bir kısmından daha çok destek olduğunu söyleyebilirim. Dolayısıyla hiç tanımadığım insanlardan gelen o güzel yorumları cevapsız bırakmak bana saygısızlık gibi geliyor. Ve onlara bir minnet hissediyorum dolayısıyla. O yüzden elimden geldiğince etkileşim kurmak istiyorum.
Özellikle öğrenciniz küçük Mabel Matiz olarak görülen Mert Yan ile yaptığınız paylaşımlar, sosyal medya kullanıcıları tarafından büyük bir ilgiyle karşılanıyor. Hatta Mabel Matiz'in bile kayıtsız kalamadığı bir arkadaşımız Mert... Büyük bir yıldız olacağı aşikar, sizin de onun parlamasındaki payınız tabii... Peki siz bu işe başlarken, böyle bir ilgiyi ve başarıyı bekliyor muydunuz?
Mert benim için gerçekten çok özel bir çocuk. İlk dersteki yönlendirmelerime verdiği yanıtlar bile o kadar özel bir yetenekle karşı karşıya olduğumu hissettirdi ki bana… İlk dersimizi yaptık Mert'le. Koşa koşa ailenin yanına gidip “Bu çocuğun müzik kulağı bir mucize!” dediğimi hatırlıyorum.
Mert gerçekten inanılmaz bir yeteneğe, muazzam bir algıya ve bedensel farkındalığa sahip bence. Bu işte sadece müzikal yetenek de yeterli değil. Ritim duygunuz harika olabilir, müzikal kulağınız çok iyi olabilir. Fakat algınız iyi değilse ya da bedensel farkındalığınız iyi değilse devamı gelmiyor. Hepsine sahipti Mert. Doğru teknik ve yönlendirmelerle de birlikte gerçekten çok güzel gelişti ve benim için çok keyifli oldu Mert'in gelişimini izlemek.
Beklenti kısmına gelince, yola çıkarken çocuklarla çalışmanın sosyal medyada dikkat çekme potansiyelinin yüksek olduğunu öngörmüştüm. Çocuklarla vokal çalışmak yetişkinlerle çalışmaktan çok daha farklı bir uzmanlık ve hassasiyet gerektiriyor. Sesleri ve bedenleri gelişim sürecinde olduğu için çok daha dikkatli çalışılması gerekiyor. Bu nedenle çocuklarla çalışan vokal koçlarının sayısı da doğal olarak daha sınırlı. Dolayısıyla sosyal medyada çocukların vokal gelişimini profesyonel bir bakış açısıyla sunan içeriklerin de ciddi bir boşluğu olduğunu düşünüyordum. Böyle bir boşluğun olduğunu gördüğüm için bu boşluğu doldurarak hem fark yaratmak hem de doğru bir rehberlikle bu riski avantaja çevirmek istedim.
Ama dürüst olmak gerekirse, bu potansiyeli görsem de sürecin bu kadar hızlı büyüyeceğini ve bu kadar kısa sürede bu kadar büyük kitlelere ulaşacağımızı ben de tahmin etmiyordum. Biraz beklentimin ötesinde oldu o kısmı. Şu an 20 milyona gidiyor video. Dünyanın her yerinden insanlar yazıyorlar. İnanılmaz bir ilgi var.

Pedagoji, vokal koçluğu sürecinizde ne kadar yer kaplıyor? Her eğitimcinin pedagoji eğitimine sahip olması gerektiğini düşünüyor musunuz? Bu alandaki bilgi birikiminiz sizin işinizi kolaylaştırma ya da zorlaştırma gibi bir etkisi var mı?
Çok güzel bir soru bu bence. Pedagoji vokal koçluğumun bence tam merkezinde yer alıyor. Çünkü ses eğitimi yalnızca insanlara ses egzersizi yaptırıp sesini geliştirmekten ibaret değil. Kişinin sesini, bedenini, öğrenme biçimini, özgüvenini birlikte ele almayı gerektiren bir disiplin aslında. Bu nedenle yalnız vokal koçlarının değil bütün eğitimcilerin pedagojik bir temel eğitimi almış olmasını önemsiyorum. Çünkü insanız ve duyguyla iş yapıyoruz. Yanlış bir teknik ses sağlığını olumsuz etkileyebilir fakat yanlış bir pedagojik yaklaşım kişinin özgüvenini ve şarkı söyleme tutkusunu ciddi biçimde zedeleyebilir.
Pedagoji konusundaki bilgi birikimimin işimi kesinlikle kolaylaştırdığını düşünüyorum. Bir öğrencinin yaşadığı güçlüğün altında teknik, fiziksel, öğrenmeye ilişkin ya da psikolojik faktörlerden hangilerinin rol oynayabileceğini daha hızlı fark etmemi ve buna göre doğru yaklaşımı belirlememi sağlıyor. Zorlaştırdığı tarafı ise sorumluluk bilincini artırması. Bilginiz arttıkça ayrıntılara olan hassasiyetiniz de artıyor. Her öğrencinin aynı yöntemle ilerleyemeyeceğini, kişinin ses özelliklerine, öğrenme biçimine ve ihtiyaçlarına göre daha kişiselleştirilmiş bir yaklaşım gerektiğini bildiğiniz için süreç üzerinde daha fazla titizleniyorsunuz.
Sizce herkes, doğru eğitimle şarkı söyleyebilir mi? Müzik, doğuştan gelen bir yetenek midir? Sesiyle profesyonel olarak ilgilenmek isteyen genç bir yeteneğe verebileceğiniz önerileriniz var mı?
Bence, geliştirilebilir düzeyde müzik kulağı olan herkes doğru eğitim ve yönlendirmeyle şarkı söyleme becerisini geliştirebilir. Ancak herkesin aynı seviyeye ulaşacağını ya da herkesin profesyonel bir şarkıcı olabileceğini söylemek doğru olmaz. Çünkü müzikte doğuştan gelen bazı bireysel farklılıklar var; müziksel işitme, ritim algısı, sesin fiziksel özellikleri, koordinasyon ve öğrenme hızı gibi. Ancak bunların önemli bir kısmı eğitim, doğru çalışma ve deneyimle ciddi ölçüde geliştirilebilir.
Sesiyle profesyonel olarak ilgilenmek isteyen genç kardeşlerime en büyük önerim; sabırlı olmaları ve ses sağlığını her şeyin önüne koymalarıdır. Şarkı söylemeyi bir anlık 'popülerlik' arayışı olarak değil, bedenlerini tanıdıkları uzun bir yolculuk olarak görsünler. Özgün ses renklerini koruyarak doğru bir eğitmenle çalışmaları ve kulaktan dolma bilgilerle seslerini zorlamamaları en kritik noktalar bana göre.











