‘Kıbrıs kürtaj cenneti olur’

Türkiye’de kürtajın yasaklanırsa KKTC’nin bir numaralı kürtaj merkezi olacağı öne sürülüyor..
. Kıbrıslı uzmanlar, “Türkiye’de kürtaj yasaklanırsa, merdiven altına inecek, kadın ölümleri artacak ve sağlıksız koşullarda kürtaj uygulanacak. Bu illegal koşullarda kürtaj yaptırmaktan kaçınanlar Kıbrıs’ı tercih edebilir” diyor...
Yasa taslağı hazırlanırken, yasakla birlikte kürtajın sona ermeyeceği, kadınların farklı alternatifleri gündeme getirebileceği konuşuluyor. KKTC de bu seçeneklerden biri olacak gibi görünüyor. Bu tahmini yapan ise iki Kıbrıslı doktor. Lefkoşa Doğuş Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Şevket Alptürk, Türkiye’ye yasak gelmesiyle birlikte KKTC’nin kürtaj merkezi olabileceğine dikkat çekiyor: “Kıbrıs’ta 10 haftaya kadar kürtaj yasal.
Kişi 18 yaşını doldurmuş ise kendi rızasıyla, doldurmamış ise vasisinin isteği ile istenmeyen gebeliği sonlandırabiliyor. Evli ise de kocasından izin gerekiyor. Tüp bebek merkezlerimizi Türkiye’den talep çok bunun nedeni Türkiye’de yasal olmayan bazı tüp bebek uygulamalarının Kıbrıs’ta yasal olması. Donasyon, yani evli çiftlerin kendisine ait olmayan sperm ile tüp bebek yöntemi Türkiye’de yasak, Kıbrıs ve bir çok Avrupa ülkesinde bu uygulama yasaldır. Bu nedenle çiftler Kıbrıs’ı tercih eder. Bu nedenle Türkiye’de kürtaj yasaklanırsa, merdiven altına inecek, kadın ölümleri artacak ve sağlıksız koşullarda kürtaj uygulanacaktır. Bu illegal koşullarda kürtaj yaptırmaktan kaçınanlar Kıbrıs’ı tercih edebilir. Ben kürtajı korunma yöntemi olarak tercih edilmesine karşıyım, kişi ‘gebe kalırım ve kürtaj olurum diyorsa’ bu doğru değil. Kıbrıs’ta sağlık hizmetleri ekonomiktir. Bütün doğum klinikleri ve hastanelerde kürtaj yasaldır. Türkiye kürtaj için mutlaka bize gelir.” Kıbrıslı Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Verda Tunçbilek de aynı görüşte: “Yasal sınırlar içindeyse Kıbrıs’ta yapılabilir. Kıbrıs’ta kürtaj hep serbestti. 10 haftayı geçen gebeliklerde tıbbi gereklilik varsa rapor gerekiyor kürtaj için yoksa 10 hafta yasaldır. Kıbrıs’ta kürtaj operasyonu, devlet hastanelerinde sadece ölü bebek ya da düşük durumunda yapılıyor. Doğum kontrol yöntemi olarak aile planlaması çerçevesinde yapılmıyor. Şimdiye kadar Türkiye’den kürtaj için gelen yoktu. İnşallah kimse gelmez, keyfi yapılan kürtaj tıp etiği açısından doğru değil.”
‘Kürtaj 12 Eylül oldubittisi’
ANKARA - Sağlık Bakanı Recep Akdağ, ”Dünya Sigarasız Günü” ödül programına gelişinde çoğunluğunu kadın olan basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Akdağ, “Bilimsel heyetlerle ve uzmanlarla konuyu tartışacağız, daha sonra Bakanlar Kurulumuza götüreceğiz ve bunların ışığında ileri adımlar atacağız. 4 hafta bizim ortaya çıkardığımız bir konu değil. Kim çıkardı, neden tartışıyor bilmiyorum” dedi. Akdağ, Başbakan Erdoğan’ın da kendisinin de “yaşam hakkından yana” olduklarını vurguladı ve şunları söyledi: “Eğer kürtaj, sadece annenin ya da bebeğin sağlığıyla ilgili bir durumdan dolayı yarın serbest bırakılacaksa, bütün bu tartışmalar böyle bir yere doğru giderse, o zaman belli sıkıntılarla doğan çocukları elbette devlet sahipsiz bırakmaz, bırakmamalıdır. Türkiye’de kürtaj konusu bir 12 Eylül yasası olarak darbeden sonra, bir oldubittiye getirilmiştir. Bütün dünyada kürtaj meselesinin geniş biçimde tartışıldığını biliyorsunuz. Elbette tartışacağız. Tartışan bir Türkiye istiyoruz. Demokratik bir ülkeye bu yakışır. Sayın Başbakanımız da ben de yaşam hakkından özellikle yanayız. Kadının seçim hakkını savunanlar da var. O zaman bu tartışma devam edecek ve bunu sağlıklı bir biçimde sonlandıracağız.”
İLAHİYATÇILAR BÖLÜNDÜ
‘120 güne kadar kürtaj caizdir’
Prof. Dr. Beyza Bilgin (İlahiyat uzmanı): Fıkıhçılar bunu daha önce tartışmıştır ve 120 günde karar kılmışlardır. Kuran-ı Kerim’de insanın yaradılışıyla ilgili ayetler var ‘Secde suresi’nin 7. ayetinden itibaren yaradılış anlatılır, anne karnındaki safhaları anlatılır. Anne karnında önce görünmeyecek kadar küçüktür, sonra görünmeyecek kadar bir et parçasıdır ve sonra da Allah buna ruh üfler. Ruh üfleyince kürtaj sınırı da başlıyor. Ruh üflenmeden önce bebek anne karnında bitkisel hayattır ve 120 gündür. Bu sürede kürtaj yapılabilir. Ama kürtaj 120 gün dolmadı, ruh da üfendi diye keyfi yapılamaz. Bu dönemde annenin ve çocuğun yararına sayılan kürtaj dinen caizdir, ondan sonrası katle girer.”
‘Rahme düştüğü anda canlıdır’
Kadriye Erdemli (İstanbul Müftü Yardımcısı): “Rahme düşen her çocuk canlıdır, bunun tahliyesi cana kıymaktır ve dinen de günahtır. Ruh üflemesi soyut bir kavramdır. Bazı kitaplarda bu bilgiler var çağımız çok modern ve her şey ilmi verilerle tespit ediliyor. Her canlının yaşama hakkı var. Dinen doğum kontrol yöntemlerinin mahsuru yoktur fakat kürtajı doğum kontrolü olarak kullanmak çok büyük günahtır. Anne rahmine düşen çocuğun yaşama hakkı vardır. Ceninin hakları vardır. Ne zaman ki annenin hayati tehlikededir, ya da düşük yaparsa o zaman kürtajla alınır. Diyelim ki çocuk sakat, ona da yaşam hakkı vermek lazım. Çocuğun engelli olup olmadığına bakılmaz yaşam hakkına bakılır.”
ALO FETVA: ‘Asırlardır kürtaj cinayettir diyoruz’
Diyanet İşleri Başkanlığı’nın “ALO Fetva” hattı da vatandaşdan gelen kürtaj sorusuna “asırlardır kürtajın cinayet olduğunu söylüyoruz” şeklinde cevapladı. Alo Fetva” hattını yanıtlayan din görevlisi kürtajın dinen hiçbir şekilde izni olmadığını söyleyerek şu açıklamayı yaptı: “Başbakan’ın dediğini zaten yıllardır söylüyoruz, kendisi şimdi söylüyor ama. Kürtaj dinin konusudur. Başbakan bunun siyasetini yapar yapmaz bilemeyiz ama kürtaj dinen haram ve bir cinayet. Bebek anne karnına girdiği andan itibaren o artık bir canlı, kalp atışlarını bile dinliyordunuz. Adam öldürme, insan öldürme nasılsa bu da öyledir.”










