Seçimden sonra AB’yi unuttular
.
AKP’NİN Venedik kriterleri savunmasına karşı AKPM’nin 2002 yılı kararı ve AİHM’in RP kararı ile yanıt veren Başsavcılık, kapatma kararının Venedik kriterlerine uygun olacağını ise şöyle savundu: “AKP’nin eylemlerinin şeriat devletine gider yolu açmaya yönelik olduğu ve su yolda takiyye yapıldığı açıktır. Şeriatın şiddet unsuru içerdiği (cihat) ve Avrupa kamu düzenine aykırı olduğu AİHM’in RP kararlarıyla da ortaya konulmuştur. Şeriatın içerdiği şiddet de dikkate alındığında AKP’nin eylemlerinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Venedik ilkelerine aykırılığı açıkça ortaya çıkmaktadır.”
AB’YE YANIT: Refah örneği anımsandığında AB’den gelen tepkilerin yerinde olmadığı görülecektir. Benzer söylemler RP davası sırasında da söylenmiş ancak AİHM kararında bunlar etkili olmamıştır. AB’nin yargı kurumu AİHM, RP kararında, laikliğin Türkiye’deki demokratik sistemin korunması için gerekli olduğunu vurgulamış, laikliğe ilişkin yasa ve uygulamaları Avrupa kamu düzenine aykırı görmemiş, Türkiye’nin tarihsel, hukuksal deneyimleri gözetildiğinde bir takdir marjının olduğunu vurgulamıştır.
AB’YE SIRT ÇEVİRDİ: AKP’nin savunmasındaki kapatılma halinde AB ile müzakerelerin sonlanacağı iddiası siyasi tarihin gerçekleri düşüncesi ile bağdaşmaz. Türkiye’nin AB müzakereler süreci AKP döneminde başlamamıştır. AKP, AB sürecini laikliğe aykırı faaliyetlerde bulunmak için AB müzakere sürecini kendi gelişimine engel kurumları tasfiye etmek ve etkisizleştirmek için kullanmıştır. Seçimlerden kuvvetlenerek çıkınca da AB’ye sırt çevirmiş ve ideolojik aslına dönerek Milli Görüş çizgisinde yoğunlaşmıştır.










