Kılıçdaroğlu'ndan yeni iddialar
.
CHP lideri Kılıçdaroğlu, Kürt meselesi çözümünde “kıyıları” işaret etti: Uzlaşmaya en yakın kesim de Türkiye’nin aydınları, okumuşu, yazmışı ve üniversite mezunu insanlardır. Sosyal demokrat bir parti olarak ana odağımız insan ve var olan sorunları çözmek de CHP’nin görevidir
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’nun “Kürt sorununu kıyılar çözer” yönündeki açıklasına destek verdi. CHP lideri dün Habertürk Televizyonu’nda soruları yanıtladı.
CHP’nin 15. Olağanüstü Kurultayı sonrası tartışmaları değerlendiren Kılıçdaroğlu, “Biz bir siyasal partiyiz, biz bir aileyiz. Ailenin içinde bu tür tartışmalar olabilir ama bunu bir kızgınlığa, bir intikama dönüştürmek doğru değil” dedi.
KAVGA OLMADI: Kılıçdaroğlu, bazı gazetelerde çıkan “Gürsel Tekin ile Süheyl Batum arasında yumruklaşmaya varan kavga oldu” haberleriyle ilgili ise şöyle konuştu: “Gerçekten biz de merak ediyoruz, ama ortada hiçbir şey yok. Ne yumruklaşma var, ne kavga. Ama birileri bu tür haberleri üretiyor. MYK üyelerini atarken hiç kimseyle konuşmadım. Listeyi tamamen kendim belirledim.
KATKIYI KIYILAR YAPAR: CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’nun VATAN’da çıkan, “Kürt sorununu kıyılar çözer” açıklamasını da değerlendiren Kılıçdaroğlu, öteden beri bu sorunun toplumsal uzlaşmayla çözüleceğini, toplumsal uzlaşma için de önce silahların susması gerektiğini söylediklerini anımsatırken, sorunun tartışılması ve tartışma sonunda toplumsal uzlaşmanın çıkması gerektiğini belirtti. Uzlaşmaya en yakın kesimin Türkiye’nin aydınları, okumuşu, yazmışı ve üniversite mezunu insanları olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, sosyal demokrat bir parti olarak ana odaklarının insan olduğunu, var olan sorunları çözmenin de CHP’nin görevi olduğunu ifade ederek, “Bu çıkış noktamızdan yola çıktığımızda göreceksiniz, doğudaki de batıdaki de kuzeydeki de güneydeki de makul bir tartışma zemininde toplumsal uzlaşma sağlayarak güzel ülkemizi bağımsız, özgür, bayrağı altında yaşayan çağdaş bir norma kavuşturabiliriz, önümüzde hiçbir engel yok, kıyılar buna en büyük katkıyı yapar” diye konuştu.
KAYNAŞMAMIZ LAZIM: Türkiye’nin üniter yapısı emperyalizme karşı savaşarak Türk-Kürt-Çerkez gibi ayrımlar yapılmadan kuruldu. Daha fazla kaynaşmamız lazım, bölünmek değil. Bunu yapmamız gerekiyor. Onun için eğer demokratik özerklikten ayrılma diye söz ediliyorsa bu doğru değil. Ama siz özerkliği bir siyasal özerkliğe dönüştürürseniz bu doğru değil, bizim üniter yapımıza aykırıdır. Eskiden aynı apartmanda oturan komşular birbirlerininin etnik kimliğini sorgulamazken birbirlerinin etnik kimliğini sorgular hale geldi. Ben o dönem şunu söyledim: ‘Yurttaşlarımız iliklerine kadar ayrışma sürecinin tehlikesi içine girdiler’ diye. Bu tabloyu yaratan Sayın Başbakan’dır.
NEDEN KÜRT DEMİYORUM: Kürt sorunu da diyebilirsiniz. Ama benim Kürt sorunu demememin temel nedeni şu; etnik bazda olaya eğilirseniz, olayı yanlış algılamış olursunuz. Sadece Kürt sorunu olmasının ötesinde bir olay var o bölgede. Onun içinde Kürt sorunu da var, ekonomik kalkınmazlık da var. Orada sadece Kürtler yaşamıyor ki. Başka etnik kimlikte, inançta olan insanlarımız da yaşıyor. Kaldı ki sadece o bölgede Kürtler yaşamıyor ki. En büyük Kürt kenti İstanbul. Etnik temelli bir tanımlamanın şık olmadığını, inanç temelli bir tanımlamanın şık olmadığını, bunu bir siyasetçinin özenle kullanmaması gerektiğini söyledim. Her seferinde kalkıp o insanları sanki toplumun farklı bir parçasıymış, farklı parçaya farklı çözüm üretmek gerekirmiş gibi ayrışma temelli bir yaklaşımın çok doğru olmadığına inanıyorum.
UNAKITAN ŞİMŞEK’TEN BAŞARILIYDI: Eski Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın siyasetten çekilme kararını doğru buluyorum. Eleştirilerin büyük bir kısmı onun bakanlığından önceki yaşamıyla ilgiliydi. Ticari ilişkileriyle ilgiliydi. Ama Maliye Bakanlığı görevini başarıyla götürdü. Yani Sayın Mehmet Şimşek’ten daha başarılı bir Maliye Bakanıydı.
‘Kayseri’de savcının eşi belediye çalışanı’
Kılıçdaroğlu, “Kayseri Belediyesi’ne yönelik iddialarınızın devamı gelecek mi?” sorusu üzerine, şöyle dedi: “Bu defter incelendi mi, incelenmedi. Niye incelenmiyor? Bu defterde yazılanlar doğru mu yanlış mı, niye soruşturulmuyor. Bizim istediğimiz bu. Şimdi biz o savcıya soruyoruz; sen bu defteri niye görmedin? Bu mühür belediyeden alınırken niye alındı? Bu kişinin ifadesi var 26 sayfa, 12’sini niçin hiç soruşturmadın? 26 iddiadan 12’sine niye hiç bakmadın sen. O savcının eşi neden Kayseri Anakent Belediyesi’nde çalışıyor? Mahkeme dosyalarının tamamı elimizde, bir bankanın kasasına koyduk. Niye durduruyoruz biz orada, çünkü biz Kayseri’yi biliyoruz. Niye Mülkiye Müfettişi gönderilmiyor? Çünkü Mülkiye Müfettişi gönderilse, özür dilerim ama bütün bu pislikler ortaya çıkacak Kapatamazlar çünkü, namuslu bir adam oraya gittiğinde bütün bunları orada görecek.”
Yakup Erikel’den 300 bin TL’lik tazminat davası
Kayseri Büyükşehir Belediyesi’ndeki rüşvet iddiaları sırasında adı geçen Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın avukatı Yakup Erikel, CHP tüzel kişiliği, Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve milletvekili Şevki Kulkuloğlu aleyhinde 300 bin TL’lik manevi tazminat davası açtı. Erikel ayrıca Kılıçdaroğlu ve Kulkuloğlu hakkında da “hakaret ve iftira” suçlarından suç duyurusunda bulundu. Erikel, dava dilekçesinde, siyasi tartışmalara isminin karıştırılması yüzünden güç durumda kaldığı için dava açtığını savunarak hakkında ileri sürülen “sahte vekalet kullandığı, konaklama masraflarının Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nca karşılandığı, dosyaları kapatmak için Kayseri’ye gittiği yönündeki” açıklamaları dava konusu ettiğini belirtti.
Kılıçdaroğlu ve Kulkuloğlu’nun TBMM kürsüsünü, siyasi güçlerini ve medya gücünü kullanarak, kendisini mağdur duruma düşürdüklerini ileri süren Erikel CHP’nin sitesinde yayınlanan konuya ilişkin belgelerin de mahkeme kararıyla kaldırılmasına karar verildiğini anımsattı. Erikel şöyle devam etti:
“Oysa ben bu olayda sadece adı geçen Hacı Ali Hamurcu’nun vekili olarak avukat sıfatıyla vekaletname ve tevkil belgesi sunarak Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde müvekkil ile birlikte yargılamaya katıldım, davayı takip ettim. Avukat sıfatından başka hiçbir sıfat kullanmadım. Ben avukatım. Kamu hizmeti sunuyorum. Sayın Kılıçdaroğlu beni davet ederek bilgi talep edebilirdi. Ben de müvekkil avukat gizliliği dışındaki konularda kendisini bilgilendirirdim. Almış olduğum eğitim, terbiye, ahlak, hukuk ve demokrasi anlayışı bunu gerektirir.”










