Balyoz sanıklarının yakınları isyan etti!
Babalık, kocalık hakkını kimse onlardan alamaz
Mahkeme hapis cezası verdiği tüm Balyoz sanıklarını, babalık ile kocalık haklarını kullanmaktan da mahrum etti. Dava sürecinin başından beri desteklerini çekmeyen sanık yakınları, hapis cezaları kadar bu karara da büyük tepki gösterdi..
Balyoz duruşması kararları arasında belki de en tartışma yaratanı, sanıkların tutuklu kaldıkları süre boyunca ‘babalık ve kocalık’ sıfatının verdiği haklardan mahrumiyetleri oldu. Daha soruşturmanın başladığı andan itibaren babalarının, eşlerinin yanında olan ve desteklerini esirgemeyen sanık yakınları ise hapis cezalarında olduğu gibi bu hükme de isyan etti. En büyük tepkilerden biri de dava başladığı günden itibaren hep babasının yanında olan emekli orgeneral Çetin Doğan’ın kızı Pınar Doğan’dan geldi. Pınar Doğan, karara şu sözlerle tepki gösterdi: “Bu gerçek bir mahkeme değil. Burada insanlar grubu oturup tamamen hukuk dışı ve keyfi karar veriyor. Ne söylediklerinin ne de verdikleri ceza kararının hükmü yok. Karşımızda mahkeme yok. Bu kararlara gülüyorum, bizim açımızdan yeni bir şey yok. Babalık hakkı kararını da ciddiye almıyorum. Tarih bu kararın altına imza atanları hak ettikleri yerde değerlendirecek. Sanıkların yedi sülalesini de toplatmaya karar verdik deseler de şaşırmazdık. Kararların altına imza atanlar gerçek anlamda mahkeme değil. Babamla benim arama girecek bir duygusallık içinde değilim, işlenen hukuk katliamını dehşetle izliyorum. Bundan sonra uluslararası platformda bu hukuksuzluğu ifşa edeceğiz.”
Bizim için hükümsüz
Ergin Saygun’un kızı Ece Saygun da ‘Babalık ve kocalık hakkı mahrumiyeti’nin kendisi için geçersiz bir hüküm olduğunu söyledi: “O madde benim için hükümsüz. Ben mahkemeyi tanımadığım için bu karar da hükümsüz. Benim babam değil mi artık diye ağlayan küçük kızlar, çocuklar vardı. Tüm gruplar için bu hükmü tek tek okudular. Beni babamdan uzak tutacak ne bir hukuk ne de bir tane insan evladı var. Kocalık ve babalık sıfatı bambaşka bir şey. Mahkeme bu hükmü okuduğunda çok sinirlendim. Tam bir nefret ve intikam cümlesi bu. İçeride yarısı kadar çocuk vardı. Böyle bir şeyle cezalandırmak düşman hukuku uygulandığının da hükmü. Babamla benim arama kimse giremez, girenin alnını karışlarım.”
İnsanlık dışı bir karar
Balyoz davasında 18 yıl hapis cezası alan emekli Tümamiral Cem Gürdeniz’in eşi Rengin Gürdeniz, kararı duydukları anda şoke olduklarını belirterek şöyle dedi: “Şaşkınım, üzgünüm, kırgınım. Her türlü duyguyu bir arada yaşıyorum şu an. Bu kadar haksız ve hukuksuz bir yargılamadan sonra zaten böyle haksız ve hukuksuz bir karar çıkabilirdi. Eşlerimiz hakkında 15-20 yıl istenirken bir anda müebbet kelimesini duyduk. Şoke olduk. Eksik teşebbüsten 18 yılı duyduk. Duyduklarımıza inanamadık duruşmada. Bir de anladığımız kadarıyla cezayı daha da artırmak istemişler ama hukuk elvermediği için artıramamışlar. Böyle bir vicdansızlık, hukuksuzluk ancak özel yetkili mahkemelerde olurdu. Kaldırılmış, kapatılmış bir mahkemeyi devam ettirirseniz sonuç böyle olur. Lime lime olmuş bir garabet bu. Bir de hapis cezaları yetmezmiş gibi babalık ve kocalık hakkından mahrum ettik dediler. O da şuymuş; biz istersek onaylarını bile almadan onları boşayabiliyormuşuz. Çocuklarımız da babalarını reddebiliyormuş. İnsanlık dışı bir karar. Sanki intikam gibi. Dün duyduklarıma hala inanamıyorum.”
Sonuna kadar eşimin yanındayım
18 yıl hapis cezasına çarptırılan Orgeneral Bilgin Balanlı, sonuna kadar eşinin arkasında olduğunu söyledi: “Üzgün değiliz, sanal bir hükümdür eşlerimizin tasfiyesi başladığından itibaren bu kararlar verildi. Bu bir psikolojik bir savaş. Türkiye Cumhuriyeti’ne bu karar hiç yakışmadı. Kimse sesimizi duymadı bu süreçte. Bilgin Bey ile 41 yıllık evliyim. İki hakimin lafı ile kimse benden bu evlilik hakkı alamaz. Biz canımızı veririz babamız için. Sonuna kadar eşlerimizin arkalarındayız. O hakimler eve gidince nasıl çocuklarının yüzüne baktılar nasıl eşlerine sarıldılar?”
Belgeler sahte
Emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın damadı Dani Rodrik, Washington Post gazetesine yazdığı “Türkiye’nin düşük adaleti” başlıklı makalede, mahkemenin verdiği kararları eleştirdi. Dünyanın sayılı ekonomistleri arasında gösterilen, Harvard Üniversitesi öğretim üyesi Rodrik “suni” bir yargı sürecinin ardından verilen kararlarla 300’den fazla subaya hapis cezası verildiğini belirterek, Türkiye’deki mahkemelerin, “hangi siyasi görüşte olduğu fark etmeksizin tüm hükümet karşıtlarını cezaevine göndermek için fazla mesai yaptığını” ifade etti ve şunları yazdı: “Savcılık, o dönemde zanlılar tarafından üretildiği iddia edilen CD’lerde bulunan imzalanmamış belgeleri kaynak göstererek darbenin 2003 yılında planlandığını öne sürdü. Ancak belgelerin üzerindeki son kayıt tarihleri 2002-2003 olarak görünse de, belgelerde ilk kez Microsoft Office 2007’de kullanılmaya başlayan bazı fontlar ve diğer özellikler bulundu. Dolayısıyla belgelerin bu yazılımın piyasaya çıktığı 2006 ortasından önce hazırlanmış olması mümkün değil. En tehlikelisi de mahkemenin belgede sahtecilikle yaptığı açık ortaklık.”
Asıl kendi vicdanlarını müebbete soktular
Emekli Orgeneral Çetin Doğan’ın eşi Nilgül Doğan, dün Kadıköy’de katıldığı eylemde kararı protesto etti: “Onların aldığı mahkumiyeti, bir onur madalyası olarak göğsümüzde taşıyacağız” dedi ve ekledi: “Üzülerek belirtmeliyim ki 2 seneyi aşkın süren özel yetkili ceza mahkemelerinin kararı aslında Türk hukuk tarihinin çöplüğüne gömülecek kadar utanç verici bir karar. Atatürk’ün devrimleriyle aydınlattığı ışıl ışıl yollara taş döşüyorlar. Onlar aynı zamanda kendi vicdanlarını da müebbete soktular.”
‘Amca’ dediğim için utanıyorum
Önceki gece CNN Türk’e bağlanan emekli Oramiral Özden Örnek’in yönetmen oğlu Tolga Örnek, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ve 2002-2004 yılları arasında Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini yürüten Orgeneral Aytaç Yalman’ı eleştirdi: “Benim için bugün TSK’nın bittiği gündür. Bunun için çalışıldı, tabut kalktı ve bugün de son çivi çakıldı. Kişisel olarak üzüldüğüm bir şey var. Bu davanın seyrini değiştirecek ve bu kadar uzamasını engelleyecek eski Genelkurmay Başkanı ve eski Kara Kuvvet komutanı vardı. İkisine de amca dediğim için utanıyorum ve ömür boyu da utanacağım. Onlar kendileri gelip, tanıklık yaparak, kendileri isteyerek bu davanın bu aşamalara gelmesini engelleyebilirlerdi. Sanıklar bunu istedi ama mahkeme reddetti. Ama kendileri gelip engelleyebilirlerdi. İkisi de bunu yapmadı. İkisi de Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ve Türkiye’ye ihanet ettiler.”
Babalık ve kocalık hakkından mahrumiyet ne demek?
Mahkemenin verdiği kararın ne anlama geldiğini sanık avukatlarından Hüseyin Ersöz şöyle açıkladı: “TCK 33 maddesinde 5 yılın üstünde hapis cezası almış olanlara babalık ve kocalık sıfatının kazandırdığı haklardan mahrumiyet veriliyor. Bu madde, mahkumun aile reisliğini artık yapamıyor olduğunu ve elinden alındığını söylüyor. Velayete sınırlandırmalar getiriyor. Ailenin iç işlerine karışarak birtakım engellemeler koyuyor. Suç işleyen kişinin ailesine bir takım zarar vermesini engellemek için alınmış tedbir ama bu dava yanlış böyle bir kararı almak için. Burada zaten eşler ve çocuklar babalarının yanında.”










