Yeni doğan bebek çetesine ağır darbe! İş birliği yaptıkları hastaneler ortaya çıktı, Bakan Tunç: 22 şüpheli tutuklandı
İstanbul'da, 112 Acil Çağrı Merkezi'nde çalışan kişilerle ortak hareket ederek, bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden olan çetenin lideri Fırat Sarı’nın, YouTube üzerinden yayınlanan bir programa katılarak yenidoğan bebekler hakkında açıklamalarda bulunduğu ortaya çıktı. Öte yandan Yenidoğan çetesinin lideri Fırat Sarı ile Çorlu Reyap Hastanesi hemşiresi Bahar Kanık’ın fezlekelerle ortaya çıkan telefon konuşmasında bebek ölümleriyle adeta dalga geçmeleri kan dondurdu. İddianamede ise; çetenin şeması, çete üyeleri, hangi hastanelerle işbirliği yaptıkları ve nasıl bebek ölümlerine neden oldukları ayrıntılı şekilde anlatıldı. 'Yenidoğan' çetesiyle ilgili konuşan Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, "İnsanlıktan nasibini almamış kişiler bunlar. Gerçekten canice ve kabul edilemeyecek bir çete. Biz bunun her zaman peşinde olduk ve olacağız. Yanlış uygulamalara izin vermeyeceğiz." dedi. Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Yenidoğan çetesi soruşturmasındaki yeni gelişmeyi duyurdu. Bakan Tunç, "Bugüne kadar gözaltına alınan 47 şüpheliden 22’si tutuklanmıştır." ifadelerini kullandı.

Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı Örgütlü Suçlar ve Terör Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma sonucunda hazırlanan fezlekenin gönderildiği Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı 494 sayfalık iddianamesini tamamladı.
İddianamede, şüphelilerin, hastaların mevcut durumlarını olduğundan daha ağır göstererek, olması gerekenden daha uzun süre yatışlarını sağlayarak SGK'den yüksek ücret tahsil ettikleri, bazı hasta yakınlarından fazladan para alınarak maddi çıkar elde edildiği ve karın çoğunluğunun sağlık çalışanı olan örgüt üyesi şüphelilerle paylaşıldığı belirtildi.
ŞÜPHELİLERİN AMACI BEBEKLERİN İYİLEŞMESİ DEĞİL MADDİ KAZANÇ
Hastane sahipleri ve başhekimlerin örgüt hiyerarşisine dahil olmamakla birlikte örgüte yardım ederek maddi çıkar sağladıkları ifade edilen iddianamede, şüphelilerin yaptıkları bu işlemlerle yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde elde edilen kazancı 3-4 katı artırdıkları kaydedildi.
Bebek hastaların, uygun sağlık hizmeti almasını sağlayacak hastanelere sevki yerine şüphelilerin seçtiği örgüt adına karlı görünen hastanelere yatırıldığı anlatılan iddianamede, bu noktada esas amacın bebeklerin sağlık durumunun iyileştirilmesi değil maddi açıdan en fazla kazanç elde edilmesi olduğu kaydedildi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İstanbul'daki 'Yenidoğan çetesi' soruşmasında gözaltına alınan 47 şüpheliden 22'sinin tutuklandığını ve yargılama sürecinin devam ettiğini belirtti. Tunç ayrıca, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nda görevli Cumhuriyet Savcısı'nın tehdit edilmesi hakkında Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan 8 şüpheliden 5'inin tutuklandığını açıkladı.
Bakan Tunç, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "İstanbul'da bazı özel hastanelerin yeni doğan bakım ünitelerinin kiralanarak insani ve uygun olmayan koşullar nedeniyle bebek ölümlerinin meydana geldiğine yönelik CİMER'e yapılan başvurular ve İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü'nün ihbarı üzerine Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nca 21 Mayıs 2023 tarihinde soruşturma başlatılmış, bu kapsamda bugüne kadar gözaltına alınan 47 şüpheliden 22'si tutuklanmıştır. 47 şüpheli hakkında 16 Ekim 2024 tarihinde iddianame hazırlanmış ve 22'si tutuklu bulunan bu şüphelilerle ilgili yargılama süreci devam etmektedir" dedi.
Bakan Tunç ayrıca, "Diğer yandan Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nda görevli Cumhuriyet Savcısı'nın tehdit edilmesi hakkında Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmış, gözaltına alınan 8 şüphelinin 5'i tutuklanmış ve 3'ü hakkında adli kontrol kararı verilmiştir. Bu soruşturma da çok yönlü ve titizlikle devam etmektedir" ifadelerini kullandı.

Bebek hastaların, uygun sağlık hizmeti almasını sağlayacak hastanelere sevki yerine şüphelilerin seçtiği örgüt adına karlı görünen hastanelere yatırıldığı anlatılan iddianamede, bu noktada esas amacın bebeklerin sağlık durumunun iyileştirilmesi değil maddi açıdan en fazla kazanç elde edilmesi olduğu kaydedildi.
Şüphelilerin incelenen dijital materyallerinde "kötü hasta değerleri, iyi hasta değerleri" gibi şablonlar bulunduğu dile getirilen iddianamede, şüphelilerin çoğu zaman hastaların kan değerleri ve enfeksiyon olup olmadığı gibi hususlarda gerçekte bir tetkik veya tahlil yapmaksızın kendi gözlemlerine göre bebeği iyi veya kötü olarak kategorize ettikleri, raporların şablon olarak tek elden hastane dışındaki merkezden yazıldığı kaydedildi.

İddianamede, şüpheliler arasında geçen telefon konuşmalarına da yer verildi. Örgüt elebaşısı şüpheli doktor Fırat Sarı ve özel hastanede çalışan acil tıp teknisyeni şüpheli Hakan Doğukan Taşçı arasında hasta sevkleri ve denetim hakkında yapılan görüşmede, Taşçı'nın Sarı'ya "Erişkin yoğun bakıma denetime gelinmesi halinde, ruhsatın ve kuvözlerin değişmesi gerektiğini, panelin fazla olduğunu, monitörün bulunmadığını, yoğun bakım içerisinde bir çok eksiklik ve usulsüz işlemin olduğunu" söylediği iddianamede yer aldı.

Reyap Hastanesindeki bebek hastaların takibini yürüten şüpheli hemşire Mehtap Sayar'ın şüpheli Hasan Basri Gök'le yaptığı telefon konuşmasında bebek hastanın tedavisinin uygun olmayan koşullarda gerçekleştirildiği anlatılan iddianamede, konuşma içeriğinde şüpheli Gök'ün "Mehtap çocuğu öldür elli satürasyonlu çocuk mu olur." dediği, Sayar'ın ise "Öldüreceğim de öldürsem de bir dert biliyorsun yani" dediği aktarıldı. İddianamede, tedavi yöntemlerinin usulüne uygun değil örgüt faaliyetine hizmet edecek şekilde yapıldığı değerlendirildi.
Şüpheli doktor Şeyhmus Çelik'in hastanede olması gerekirken gitmediği, denetim olması ihtimaline karşı özellikle sabah hastanede bulunması gerektiğinin söylendiği anlatılan iddianamede, şüpheli Gıyasettin Mert Özdemir'in şehir hastanesinden kabulünü yaptığı bebeği, maddi menfaat karşılığında anlaşmış olduğu Fırat Sarı'nın hastanelerine yönlendirdiği kaydedildi.

İddianamede yer verilen örgüt tutanağı ve örgüt şemasında, Medisense Sağlık Hizmetleri Şirketi sahibi şüpheli Fırat Sarı'nın ve şirket çalışanı olarak görülen şüpheli İlker Gönen'le birlikte Özel Hastaneler Yönetmeliğinin "Binanın hastane olarak kullanılan kısmında hiçbir suretle başka amaca yönelik iş yeri bulunamaz ve hastane içerisinde bir bölüm başka bir amaçla faaliyet göstermek üzere üçüncü kişilere kiralanamaz veya herhangi bir şekilde devredilemez." maddesine muhalefet ettiği belirtildi.
Şüpheli Sarı'nın, İstanbul'da birçok özel hastanenin yenidoğan yoğun bakım ünitesini işletmek amacıyla aldığı, kendisine bağlı sağlık çalışanlarını bu hastanelerin yenidoğan birimlerine yerleştirdiği aktarılan iddianamede, örgüt elebaşısı şüphelilerin, 112 Acil Çağrı Merkezi ambulans şoförü Özdemir, hasta sevklerini yapan şüpheli Fehmi Alperen, il dışı hasta sevklerini yapan şüpheli Serdar Yüksel ve o dönemde Esenyurt Belediye Başkanlığı Sağlık Hizmetlerinde çalışan şüpheli Renas Kılıç aracılığıyla devlet hastanelerinde ya da farklı özel hastanelerde doğup tedavisinin yoğunluktan dolayı başka hastanelerde yapılması uygun görülen bebek hastaları, kurmuş oldukları suç örgütü sayesinde keşfettikleri anlatıldı.
Şüphelilerin, anlaşmalı oldukları hastanelere tedavi yöntemleri uygun olup olmadığına bakılmaksızın bebekleri aldıkları, hayatın olağan akışına aykırı olacak kadar hastanede uzun sürelerde kalmasını sağladıkları anlatılan iddianamede, SGK'den yüksek miktarda ödeme alınmasını neden olarak kamu kurumunu zarar uğratan şüphelilerin aynı zamanda uygun tedavi yöntemleriyle tedavi olamayan bebeklerin ölümüne sebebiyet verdikleri kaydedildi.

İddianamede, ölen bebeklerin ailelerinin ifadelerine de yer verildi. Soruşturma kapsamında ifadesi alınan Hakan H., eşinin hamilelik sürecinde bir hastaneye gittiğini, ancak doğum aniden başladığında doktorlarının bel fıtığı sorunu yaşadığı için başka bir hastaneye gittiklerini söyledi. Gittikleri hastanede yeni doğan yoğun bakımı servisinde yer olmadığı cevabını alan Hakan H. özetle şunları anlattı: “112’ye bildireceklerini ve müsait hastane bakacaklarını söylediler. Yaklaşık yarım saat sonra Bağcılar’daki özel bir hastaneden bizi kabul ettiklerini söylediler. Hastanenin özel ambulansı gelerek bizi aldı. Hastaneye vardığımızda bizimle ilgilenen bir doktor yoktu. Sadece ebe vardı. Sabaha Barış Y. isimli doktor eşimi muayene etti ve sezaryen doğum gerektiğini söyledi. Hamileliğin henüz 25. Haftası olduğu için bebeğin daha gelişimini tamamlamadığı bu yüzden anne karnından bir iğne yapacaklarını söylediler” dedi.

Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu, yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:Yanlış uygulamalara izin vermeyeceğiz. İnsanlıktan nasibini almamış kişiler bunlar. Her türlü önlemi alıyoruz. Suçlular tutuklandılar. Bunların içinde sağlık çalışanları olduğu gibi sağlık dışında çalışanlar da var. Mayıs 2023'te ihbarla başlayan bir süreç. Adli süreç devam ediyor. Gereği yapılıyor. Biz sağlık çalışanları olarak elimizden geleni yapıyoruz. Toplumda sanki cezasızlık algısı oluşturulmak isteniyor, böyle bir şey yok.

Şüpheli Fırat Sarı'nın elebaşısı olduğu suç örgütünün Akabe Sağlık Tesisleri AŞ'ye ait özel Avcılar Hospital Hastanesi, Özel İstanbul Şafak Sağlık Hizmetleri AŞ'ye ait Özel Avrupa Şafak Hastanesi ve Özel İstanbul Şafak Hastanesi, Medilife Sağlık Hizmetleri ve Yonca Sağlık Hizmetlerine bağlı Özel Bağcılar Medilife Hastanesi ve Özel Beylikdüzü Medilife Hastanesi, Refik Arslan AŞ'ye bağlı Özel Bağcılar Şafak Hastanesi, Beymed AŞ'ye ait Özel Birinci Hastanesi, Doğamed AŞ'ye ait Özel Doğa Hospital Hastanesi, Reyap AŞ'ye ait Özel Reyap İstanbul Hastanesi ve Çorlu Reyap Hastanesi, Ekip Sağlık AŞ'ye ait Özel TRG Hospitalist Hastanesi, Esenler Güney Hastanesi ve Silivri Kolan Hastanesi'nin yenidoğan yoğun bakım ünitelerini kiralayarak işletmesini devraldığı ve söz konusu hastanelerden tamamında doktorlar yerine hemşirelerin sağlık hizmeti sunduğu aktarıldı.
21 ŞÜPHELİ BEBEK ÖLÜMLERİNDEN SORUMLU TUTULDU
İddianamede, şüpheliler Fırat Sarı ve İlker Gönen'in 10 kez "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi", "nitelikli dolandırıcılık", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve 11 kez uygulanmak üzere "resmi belgede sahtecilik" suçlarından toplamda 177 yıl 6 aydan 582 yıl 9'ar aya kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.
Şüpheli Gıyasettin Mert Özdemir hakkında ise "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi", "kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi", "kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık", "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" ve "resmi belgede sahtecilik" suçlarından 180 yıldan 589 yıl 9 aya kadar hapis istendi.

Aralarında doktor, hemşire ve sağlık görevlilerin de bulunduğu 18 şüpheli hakkında da bebeklerin ölümüne ilişkin "kasten öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi" suçundan 10 ila 437 yıl 6 ay arasında hapis cezası talep edildi.
Diğer şüpheliler hakkında da benzer suçlardan hapis cezaları öngörülen iddianamede, ayrıca, malen sorumlu olarak belirtilen hastaneler ve hastanelerin bağlı olduğu şirketler lehine "dolandırıcılık" suçu işlenerek maddi menfaat temin edildiğinden, tüzel kişilere özgü güvenlik tedbiri uygulanması, hastanelerin ve şirketlerin kapatılıp mal varlıklarına el konulmasına karar verilmesi talep edildi.
İddianame, gönderildiği Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesince değerlendiriliyor.
Yenidoğan çetesinin lideri Fırat Sarı’nın eski görüntüleri de ortaya çıktı. Çetenin elebaşı olduğu ileri sürülen Fırat Sarı'nın YouTube'da yayınlanan Kadınca TV'nin yayınına katıldığı, "Yenidoğan Nedir?" konusunun işlendiği programda soruları yanıtladığı ortaya çıktı.
BEBEKLERİN HAYATLARIYLA BÖYLE DALGA GEÇMİŞLER
Öte yandan Yenidoğan çetesi lideri Fırat Sarı ile Çorlu Reyap Hastanesi hemşiresi Bahar Kanık'ın telefon konuşmaları da ortaya çıktı. Telefon konuşmaları kan dondurdu.
"Ben gelinceye kadar ölmesin ha"
"Sarıkaya'nın (bebeğin adı) fişini çekeceğim he gelmezseniz,- Haha dedemin fişi"
"Tüh Halime'yi de bugün bekleyecektik bak."
Fırat Sarı, "Prematüre bebek nedir, tam anlamıyla tanımını yapar mısınız?" sorusuna şu yanıtı veriyor:
"Ortalama 40 hafta ama biz literatürde 37 haftanın altını prematüre olarak tabir ediyoruz. 37 haftanın altında doğan bebekler, işte şu an 21-22 haftaya kadar bebekler bile yaşatılabiliyor. 24 hafta, 28 hafta, 30 hafta doğan bebekler, erken doğan bebekler prematüre oluyor."

CNN TÜRK İstanbul Haber Müdürü Nihat Uludağ, canlı yayında şu ifadeleri kullandı:Bir - iki senelik soruşturmadan bahsediyoruz. Peki bu çete nasıl bir faaliyet yürütmüş? Hastanelere gidip demişler ki, yenidoğan ünitesini bize verin biz siz kara geçirelim demişler. Peki nasıl kara geçiriyorlar? Ambulans şoförlerini ayarlamışlar; normalde daha kapsamlı bir hastaneye gitmesi gereken bebekleri bile ambulans şoförleri almış bu çetenin ele geçirdiği yenidoğan ünitelerine götürmüşler. 19 tane hastaneden bahsediyoruz.

Bu çok önemli. Bu dosyada adı geçen isimlerin ben inanıyorum ki, göreve başladıkları andan itibaren bütün işlemleri şaibeli ve kuşkuludur. Ben de bu amaçla dün sosyal medyada bir çalışma yaptım. Kendim bir araştırayım dedim, bunlar kim? Nasıl böyle insanlar olabilir, nasıl böyle doktorlar olabilir?

Sümeyra isimli bir hanımefendi 'Benim oğlum 2018 ekim sonunda Esenyurt'taki ... hastanesinde doğdu' diyor. 6 sene öncesinden bahsediyoruz. 'Ciğerine su kaçmış denilerek doktor Fırat Sarı tarafından yoğun bakıma alındı, 1 hafta yoğun bakımda kaldı. Doktora kalsa 3-4 gün daha kalması gerekiyordu ama biz imza verip çocuğu çıkarttık' diyor. Aslında Sümeyra Hanım bebeğinin hayatını kurtarmış.

Sağlık Bakanlığı, hastanelerin faaliyetleri hakkında başlatılan inceleme sonucunda hukuki yaptırımları devreye aldıklarını açıkladı. Sağlık Bakanlığı'nin X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, sağlık alanında illegalite ve kötü uygulamalara izin verilmeyeceği belirtilerek, "Kamuoyunda “yenidoğan çetesi” adıyla bilinen, bebek acil hastalarını önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden oldukları ve haksız kazanç elde ettikleri belirlenen kişilerle ilgili olay, Mayıs 2023’te İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü ve Emniyet Müdürlüğü iş birliğiyle yürütülen bir operasyonla tespit edilmiş, cezai işlemler yapılmış ve konu adli makamlara iletilmiştir.Sağlık Bakanlığımız tarafından söz konusu hastanelerin faaliyetleri hakkında başlatılan inceleme sonucu hukuki yaptırım süreçleri devreye alınmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı olarak özveriyle görevini yerine getiren, insanların hayatını kurtaran ve şifa dağıtan sağlık çalışanlarımızın insanlık dışı davranışlarda bulunan kişiler sebebiyle töhmet altında kalmasına izin vermeyeceğiz.Yargıya intikal etmiş sürecin sonuna kadar takipçisi olacağız." ifadelerine yer verildi.



