Tarzım günüme göre değişir şık da olurum bohem de...
Türkiye güzellerinden eski manken Emel Acar önce moda tasarıcımcılığına el attı,
Türkiye güzellerinden eski manken Emel Acar önce moda tasarıcımcılığına el attı, beğeni topladı... Ardından da Home Store mağazalarını satın alıp iş kadını oldu. Kendi adını taşıyan haute couture tasarımlarını ve Home Store ilkbahar-yaz koleksiyonunu TOÇEV yararına düzenlediği bir defileyle tanıtan Acar iddialı: “Bir kadın hem şık hem de çok doğal ve salaş hatta hippi tarzında da giyinebilir. Ben de öyleyim, koleksiyonlarımı da buna göre belirlerim.”
* Home Store nasıl gidiyor?
Çok iyi gidiyor, bayilerimiz çoğalmaya başladı... Kriz dönemini de atlattık. Bütün dünya etkilendi, biz de aşmaya başladık.
* Tarzı nedir Home Store’un?
Hem feminen hem doğal, aynı zamanda marjinal de olabilen, şık ama bir yandan spor da giyinebilen bir kadın Home Store kadını... Çok geniş yelpazeye dayanan çeşitli koleksiyonlarımız var. Bütün kadınları düşünüyoruz. Dolayısıyla Home Store kadını tek bir tip değil. Klas giyinen, bohemken şık da olabilen bir kadın aynı zamanda.
* Sanki bu sezon daha doğal bir koleksiyon görüyorum...
Doğal ve rahat olabilmek önemli. Alternatifli giyinmeyi sevenlere yönelik ürünler var. Mesela bir takım elbisemiz var ki gece de giyilebilir; pantolonu başka bir bluzla giyebilirken, ceketi jeanlerle gündüz de kullanabilir.
*Kendi tarzınızı mı yansıtıyorsunuz?
Evet ben de tek tip giyinmiyorum. Bohem de oluyorum hippi de, salaş da olabiliyorum ama bazen iş kadını da oluyorum. Günlük moduma göre değişiyor. Home Store da bu yüzden benim tarzım diyebilirim.
Yumuşak başlı bir patronum kalbimin sesini dinlerim
* İş kadınlığına alıştınız mı? Eğitiminiz de hazır giyim üzerineymiş...
Her şeyin bir bedeli var hayatta. Şu an burada bulunuyorsam çok enerji sarf edip çalışıyorum demek ki... Bir şekilde tırmalamam lazım ve ben bunu yaptığıma inanıyorum. İşimi çok seviyorum dolayısıyla bu enerjim işime de müşterilere de yansıyor. İş kadını olmak, hem üretici, hem tüketici olmak çok güzel bir şey.
* Yorucu mu, stresli mi? Siz nasıl bir yöneticisiniz?
Tabii ki her işte olduğu kadar sıkıntı ve stres oluyor ama bir yönetici ya da patron iyi niyetliyse, duyguları da çalışanlarına bir şekilde yansıyor ve çalışanları da öyle oluyor. Ben biraz yumuşak bir insanım. Bağıran, agresif yapıda değilim. Dolayısıyla çalışanlarım da öyle. Yeri geliyor çok sıkılıyoruz, üzülüyoruz ama yeri geliyor gülüyoruz; sonuçta her şey akıyor. Ben çocuklarım ve evimle de çok ilgileniyorum. Programlı olduğum takdirde hiçbir problem yaşamıyorum.
* İşte duygularınızla mı ilerliyorsunuz?
Evet duygularımla, kalbimin sesini dinliyorum.
* İşinizle çocuklarınız arasında kalsanız hangisine daha çok zaman ayırırsınız?
Çocuklarımı seçerim. Onlar her şeyden önce gelir. Oğlum 13 yaşında kızım 10. Onlar da benimle beraber büyüdü. Yurt dışına ürün seçmek için gittiğimde, oğlum ve kızım da geliyor; yardımcı da oluyorlar. Artık bebek değiller, destek veriyorlar.
* Nasıl bir annesiniz?
İyi niyetli bir anneyim. Biraz tatlı-sertim. Her şeye “evet” demiyorum. Çocuk yetiştirmede en önem verdiğim şey dürüst olmayı öğretmek. Çocuklarımı karşıma alıp konuşurum. Hem konuşurum hem çok gezdiririm ki görsünler. Türkiye’nin sadece İstanbul’dan ibaret olmadığını görsünler. Çok insan görmelerini istiyorum ki biraz insan analizi yapsınlar, insan tanısınlar. Ama en önemli şey dürüstlük, iyi niyetlilik. Zaten bunlar olduğu takdirde gerisi gelir.
Zayıflamak için vücudunu beğendiğiniz bir kadının fotoğrafını dolabınıza asın
* Fit olmak için özel bir beslenme programınız var mı?
Diyet yapamam ama doğru yemek yerim. Pazar günleri çok yerim ama hafta içi dengeli, normal yiyorum. Tabağıma yiyeceğim kadar alırım. Bunlara dikkat ederseniz... Bir de dolabınıza çok beğendiğin bir kadının fotoğrafını yapıştırın. Her gün ona bakın. Ben dolabıma yapıştırmasam da Cindy Crawford’u çok beğenirdim. Eskiden onun fotoğraflarına çok bakmışımdır... Bunu yapsınlar. Beğendikleri bir vücudun resmini dolaplarına yapıştırıp her gün ona bakarak “Bu kadın gibi olmak istiyorum” diye kendilerine telkinde bulunsunlar. Spor yapsınlar, bu şekilde kendilerini motive ederlerse başarılı olurlar. Böyle başarılı olan çok arkadaşım var.
* Oyunculuk da yapmıştınız, yeniden olabilir mi?
Olamaz. İşim, evim, çocuklarımla geçen hayatımın içinde set çok zor. Birkaç reklam teklifi geldi aklıma yatmadı ama iyi bir projede reklam filmi olabilir.
Yaşımız ilerledikçe Erdal’la birbirimizin değerini anladık zorla kimseyi tutamazsın
* Evlilik nasıl gidiyor, eşiniz de size destek oluyor, değil mi?
Çok destek veriyor, Erdal destek vermeseydi bu kadar başarıyı elde edemezdim. Sonuçta Home Store’u satın almak ikimizin karar verdiği bir şeydi. Tek taraflı düşündüğümüz bir şey değildi. Ne zaman ki bana güvendi ve benim arkamda oldu, ben de yoluma başarılı bir şekilde çıktım ve devam ediyorum. Dolayısıyla çok yardımı var. Maneviyat olarak da... Zaten esas o önemli, çok iyiyiz maşallah...
* Olgunlaştınız mı? Fırtınalı zamanlarınız da oldu, nasıl aştınız?
16 sene oldu... Zorla hiç kimseyi, hiçbir şekilde tutamazsınız. Bazı şeyler olup bitti... Şimdi mutlu bir ailem var. Aile olmak çok önemli. Bir yuvayı yıkmak bir anda olabilecek bir şey, önemli olan yuvayı yapmak. Sağlam temelleri olmalı, düzgün bir şekilde sağlam temeller attığınız takdirde, dünyanın en güzel şeyi aile. Yaş ilerledikçe de birbirimizin değerini daha iyi anladık.
Pilates yapmak vücudu daraltıyor, yüzme ise vücudun şeklini değiştiriyor
* Yılları durdurmuş gibisiniz... İki doğum yaptınız, nasıl bu kadar incesiniz?
Aslında benim enerjimle ilgili bir şey, herkesin yaptığı şeyleri yapıyorum herkesin yediği şeyleri yiyorum, yurt dışından bir şey getirip kendime uygulamıyorum. Enerjimle ilgili, mutluluğumla alakalı... Bunun üzerine de spor yapıyorum, yüzüyorum, pilates yapıyorum. Sabah erken kalkıyorum, akşam erken yatıyorum. Kremlerimi düzgün kullanıyorum.
* Hangi sporları yapıyorsunuz?
Her türlü sporu denedim aslında, yoga da pilates de... Çok sporcu bir kişiliğim var. Aslında iki hamileliğimde de 32 kilo aldım. Ama azmederseniz her şeyin üstesinden gelirsiniz... Diyorlar ki “Ay nasıl böyle oluyorsun?” Ben sabah 7’de kalkıp yüzüyorum. Soruyorum karşı tarafa “Sen yapıyor musun?” “Ay ben yapamıyorum, beceremiyorum” diyor. Yapamazsan, beceremezsen o zaman bu nasıl oluyor diye şaşırmayacaksın. Tabii genetik olarak da şanslıyım belki ama ben de çok kilo almıştım.
* En çok hangi sporun faydasını gördünüz?
Yüzme... Pilates de süper! Pilates’le daralıyorsun ama yüzmede gözle görülür bir şekilde vücudunun şekli gerçekten değişiyor. Bir sırt sakatlanması yaşadım omuriliğimde bir sorun oldu, yüzme ona da çok iyi geldi. Her gün bir saat yüzüyorum. At da bindim, 1.20 engelli atlıyordum. Çok güzel de bir atım vardı ama birden bir korku geldi ata binmeyi bıraktım.




