Gazete Vatan Logo
ArşivSherlock Holmes’un gizemini Karadenizli “Deli Bal” çözüyor

Sherlock Holmes’un gizemini Karadenizli “Deli Bal” çözüyor

Sherlock Holmes’un gizemini Karadenizli “Deli Bal” çözüyor

Karadenizlilerin “hem zehir, hem ilaç” diye nitelendirdikleri “deli bal” kilit bir rol oynuyor...

Haberin Devamı

Son dönemin popüler filmlerinden birisi olan Sherlock Holmes’ta, Karadenizlilerin “hem zehir, hem ilaç” diye nitelendirdikleri “deli bal” kilit bir rol oynuyor... Alternatif tıpta mide ağrıları, bağırsak hastalıkları, şeker hastalığı ve hipertansiyon tedavisinde kullanılan, ancak bir çay kaşığından fazla yenilmesi durumunda zehirlenmeye, tedavi edilmezse ölüme dahi yol açabilen “deli bal”ın bir ilginç yönü de, “tarihte kullanılan ilk biyolojik silah” olması...

Karadeniz’de bin 800 metre yükseklikteki ormanlık alanlarda yetişen, bazı rahatsızlıklara iyi gelen, ancak bir kaşıktan fazla yenildiğinde zehirlenmeye, hatta ölümlere dahi neden olabilen “deli bal”, ünlü bir Hollywood filmindeki “gizem” oldu... Başrollerini Robert Downej Jr. ve Jude Law’ın paylaştığı Sherlock Holmes, keyifli bir film olmasının yanı sıra, bir anlamda Türkiye’de çok tanınmayan “deli bal”ın adını da dünyada duyuruyor... Sherlock Holmes ve yardımcısı Doktor Watson, idam edildikten sonra dirilen Lord Blackwood’un gizemini çözmeye çalışıyorlar. Sonuçta, Sherlock Holmes, Blackwood’un nabzının geçici süreliğine durmasına neden olanın, “deli bal” olduğunu anlıyor. Asılmadan önce Blackwood bu baldan yemiş, deli bal, nabzını geçici bir süre durdurunca, öldü sanılmıştı. Sherlock Holmes, bu geçici ölümün sırrını, “Deli Bal, Türkiye’de Karadeniz bölgesinde yetişir, uyutur ve nabzı düşürür” sözleriyle açıklıyor.

Özünde 1800 metrede yetişen orman gülü var
fazla alındığında ölüme neden olabiliyor


“Deli bal”, alternatif tıpta mide ağrıları, bağırsak hastalıkları, şeker hastalığı ve hipertansiyon tedavisinde kullanılıyor. Ancak günde bir çay kaşığından fazla yenilmesi durumunda zehirlenmeye, tedavi edilmezse ölüme yol açabildiği için “hem ilaç, hem zehir” olarak nitelendiriliyor. Deli Bal, Karadeniz bölgesinde 1800 metreden yükseklerde yetişen orman gülünden (sarı renkte çiçek açan Azelea pontica L. ve kırmızı çiçekli Rhodedonderon ponticum L. bitkilerinden) öz emen arıların ballarından oluşuyor. Orman gülü özündeki “grayanotoksin” maddesi, vücuda fazla alındığında zehirlenmeye neden oluyor. Vücuda alındıktan en geç 2 saat sonra kan basıncı, tansiyon ve kalp atış hızı, normal değerlerin çok altına düşüyor. Kişide çok şiddetli tansiyon düşmesi olursa, ölüme kadar varabilen sonuçlara neden olabiliyor. Zehir vücuttan atıldığında, hayati değerler normale dönüyor ve geride zehri ele verecek bir iz kalmıyor. Zehirlenme belirtileri balı yedikten 30 dakika ile 2 saat sonra mide bulantısı, kusma, şiddetli tansiyon düşüklüğü, kalp ritminin 60’dan aşağı düşmesi ve beyne yeterli kan gitmemesine bağlı olarak hastanın bayılması şeklinde olabiliyor. Deli bala bağlı zehirlenme, terleme, sersemlik, çift ve bulanık görme, tükürük bezlerinin fazla çalışması durumu olarak açıklanıyor. Hastalarda kalpte hiçbir elektriksel aktivitenin görülmemesi gibi durum da görülebiliyor. Uygun destek ve tedavi genellikle başarılı sonuç veriyor. Bal zehirlenmesinde alınan balın miktarı ile ilişkili olarak hafif semptomlardan, hayatı tehdit eden ciddi semptomlara kadar geniş bir semptomlar zinciri görülebiliyor.

Tarihteki ilk biyolojik silah Grek ordusuna karşı kullanıldı

Deli Bal’ın pek bilinmeyen bir özelliği de tarihteki ilk biyolojik silah olması...
M.Ö 401 yılında Karadeniz bölgesinden geçen Grek ordusundaki askerlerin birçoğunun bu baldan zehirlendiği, Atinalı Xenofhon tarafından, Anabasis (Sefer) isimli eserinde şöyle anlatılıyor: “Bu köylerde onları şaşırtan bir tek şeyle karşılaştılar, birçok kovan vardı ve bu kovanlardaki peteklerden bal yiyen askerler kustular, ishal oldular ve içlerinden hiç biri ayakta duramıyordu. Az yiyenler kör kütük sarhoş olmuş insanlara, çok yiyenlerse azgın çılgınlara, hatta can çekişen insanlara benziyorlardı. Bu durumda birçoğu bozgun sonrasındaymış gibi yere serilmiş büyük bir umutsuzluk başlamıştı.
Ertesi gün kimsenin ölmediği görüldü ve sarhoşluk yaklaşık bir gün önce başladığı saatte geçti. Üçüncü ve dördüncü gün müshil almış gibi bitkin düşmüş halde ayaklandılar.”
Deli Balın, M.Ö 67’de Kral Mithradates IV tarafından Kuzeydoğu Anadolu’da Pompeyin ordularına karşı kullanıldığına dair de iddialar var.

Başdanışman, Yunanlı tabip Kateus’un tavsiyesi üzerine, ilerleyen Romalıların yolu üzerine içi deli bal ile dolu petekler yerleştirilmiş ve taktiksel bir geri çekilme yapılmış. Bu baldan yiyen Romalılar, bitkin düşerek kolayca etkisiz hale getirilmiş.

Sağlık Bakanlığı ’Deli Bal’ uyarısı yapmıştı

Deli Bal zehirlenme vakaları artınca, Sağlık Bakanlığı bu konuda uyarı yapmıştı. Bakanlık uyarısında, “Günümüzde Deli Bal, Karadeniz bölgesinde alternatif tıp ilacı olarak kullanılmaktadır. Bu balın bir çay kaşığından fazla yenilmesi zehirlenmelere neden olmaktadır. Bu zehirlenme, bal yendikten birkaç dakika veya bir saat sonra ortaya çıkmaktadır. Tükürük artışı, kan basıncında ve nabızda belirgin düşüşe neden olmaktadır. Grayanotoksin, direkt kalbe etki eden bir zehirdir. Şuur kayıplarına, kaslarda gevşemelere neden olmaktadır. Kişide çok şiddetli bir tansiyon düşmesi olursa, ölüme kadar varabilen sonuçlar doğurabilir. Yaşlılarda, çocuklarda daha tehlikeli olabilmektedir” demişti.

Balın faydaları

Prof. Ahmet Maranki “Kozmik Bilgiler Işığında Şifalı Bitkiler” adlı kitabında bal için şunları belirtiyor: Balın kalitesi arının uğradığı bitkilere göre değişir. Dağlardan ve ağaçlardan alınan balın, boş alanlarda alınan bala göre üstünlüğü vardır. Balda B1, B2, B3, B4, B5, B6 ve C vitaminleri vardır. Kalsiyum fosfor, potasyum, kükürt, sodyum klorür ve magnezyum gibi mineraller içerir. Ayrıca bakır, iyot, demir, magnez ve çinko bol miktarda bulunur. Balın yüzde 70’lik kısmı doğrudan kana karışmaktadır. Bunun yanında balın içinde her türlü mikrobun üremesini engelleyen birçok madde vardır. Bunun sayesinde bal, uzun yıllar boyunca bozulmadan kalır. Bal, vücudun erken yıpranmasını engelleyen bir besindir. Sinir bozukluğu nedeniyle uyuyamayan insanların sinirlerini teskin eder. Mide ülserine faydası vardır. Damarları genişletip, yüksek tansiyonu düşürür. Kalbi kuvvetlendirir ve çarpıntıları giderir. Bal, kalbin her tarafının bol kanla beslenmesini sağlar. Karaciğerin en iyi dostlarından birisidir. Karaciğerin kendi kendini tamir etmesine imkan tanır. Bronşit, gastrit, romatizma, mide ve oniki parmak bağırsağı ülseri, kansızlık gibi birçok hastalıklara şifadır. Balın içerisinde hangi çiçeğin poleni ve miktarı fazla ise, bal o bitkinin karakterize özelliklerini gösterir. Deli Bal ise tansiyonu düşürür. Bir şeker kaşığından fazlasını yemek sakıncalıdır.