Sevişme sahneleri bir ihtiyaç
Şanslıyız, üremek için aşkla birleşiyoruz mayoz bölünmüyoruz
Bu hafta vizyona giren Usta, kadın erkek ilişkilerine, tutkularıyla sevdiği kadın arasında kalan bir adamın çerçevesinden bakıyor. Daha önce Nazım Hikmet’i canlandıran Babam ve Oğlum’da milyonları gözyaşlarına boğan Yetkin Dikinciler başrolde olduğu filmde bol bol sevişiyor. Yetenekli oyuncu cesur sahneler için de iddialı konuşuyor: “Devrim yapmak için zeminin hazır olmasını bekleyemezsiniz. Devrimi yaparsınız. İnandığınız sahnelerde oynarsınız. Ben de hazırmışım ki bu sahneyi çektim.”
Aşk sizin için nasıl bir şey?
Yaşam sevinci veren, büyüleyen bir şey. Büyü sözcüğünü de özellikle kullanıyorum. Aslında biz tabiatın bizden istediğini yerine getiriyoruz, birleşmek, üremek, yeni nesiller ortaya çıkarmak. Ve ne mutlu ki bunu aşk denen bir büyüyle yapıyoruz. Zaten tabiat bize istediğini yaptırtıyor. Kadın ve erkeği bir araya getiriyor. Erkek döl veriyor, kadın rahminde taşıyor onu ve yeni bir can çıkıyor ondan. Şanslıyız yani, iyi ki mayoz bölünmüyoruz.
Aşık olduğunuzda nasıl bir ruh haline bürünüyorsunuz, nasıl hissediyorsunuz?
Ayağım yerden kesiliyor. Kendimi güzel hissediyorum, kendimi daha yakışıklı daha sağlıklı hissediyorum. İyi hissediyorum yani.
Şu an birine aşık mısınız?
Hayır.
Aşık olacağınız kadında ne ararsınız, nasıl olmalı?
Aşık olacağım kadının beni araması gerek. Çok ciddiyim. Beni arayacak, ben de onu arayacağım. Birbirimizi arayacağız. Ama telefonla değil. Daha çok arayacağız, daha çok keşfetmeye çalışacağız. Ve bunu göze alacak biri olmalı. Bana sabır göstermeli. Davranışlarıma değil, beni anlamak için an be an içime girip, orada yolculuk yapmaya cesaret edebilecek birini ararım. Çünkü aynısını ben de yapmak isterim.
Aşk gerçekten de çok büyük bir sabır, aynı zamanda da cesaret mi istiyor?
Sabır yoksa aşk yoktur zaten. Sabır ve cesaret ön koşuldur aşkta.
Filmde Doğan Usta nasıl biri?
Eskişehir’de yaşayan, küçüklüğünde pilot olmayı hayal edip koşullar elvermeyince otomobil tamircisi olmuş bir adam. Aynı zamanda çocukluğundaki hayalinden hiçbir zaman vazgeçmemiş; “Ben kendi şartlarımla kendi uçağımı yaparım” diyor, hayalcilikle suçlanıyor. Zaten en zor şey bir hayalin peşinden giderken sevdiklerimizi de buna inandırmaktır. İşte Doğan bu zorluğu yaşıyor. Karısıyla bu tutkusu paylaşılabilir bir şey mi? Ya da aşkı için tutkusundan vazgeçmek zorunda mı? Doğan hep bunlarla uğraşıyor.
Sevdiği kadınla da sık sık çatışıyor, değil mi?
Her hayatta olduğu gibi bir şeyin yolculuğuna çıktığımızda ona şahit olanları bir ikna sürecine gireriz. Mutlaka onları da inandırmak zorundayız.
Tutkularınız ve bir kadın arasında kalsanız?
Biz arzu nesnesine dönüştürüyoruz bazı şeyleri, gerek bir uçak tutkusunu, gerek sevdalımızı. Yani en kıymetlimiz olsun istiyoruz, en kıymetlisi olmak da istiyoruz. Ama kendimizden vazgeçmek istemiyoruz. Kendimizden vazgeçmeden başkasıyla olabiliyorsak denge kurulur. Çünkü karşımızdakinin kendiliğini de önemsiyoruz. Birbirini değiştirmeye çalışan değil, birbirini farklılıklarıyla kabul eden iki ruhla verimli bir buluşma olabilir.
Sizi hayallerinizden vazgeçmenizi gerektirecek zorlukta bir kadına aşık oldunuz mu hiç?
Bir kadına aşık olmak için zor, kolay diye bakmıyor insan. Aşık oluyor, sonra katlanıyor zorluklarına. Bir şeyin zor olduğunu hissedersek, yani canımızı sıkacak bir zorluk olursa zaten orada aşk yoktur. Aşk canınızın sıkılmadığı yerdir. Aşk bir şeyden korkmadığınız zaman dilimidir. Hiçbir şeyden çekinmediğiniz bir mekandır aşkın mekanı.
Arada aşk varsa eğer, birinin sahip olduğu tutku diğeri tarafından da paylaşılabilir mi?
Zaten bizim filmimizin de cevabı bu. Bir yerde tutku, diğer yerde aşk varsa bu nasıl dengelenir?
Bu filmde cesur sevişme sahneleri de dikkatleri çekiyor. Cesur sahneler filmin önüne geçebiliyor. Sizce bu filme haksızlık mı?
Bir haksızlık olduğunu düşünmüyorum. İnsanların ihtiyacı var diye düşünüyorum. Film hakkında bu şekilde haber yapanların halkın buna ihtiyacı olduğunu varsayıyorum. Doğru da olabilir. Evet cinsellik bir ihtiyaçtır ama filmin sadece bir sahnesini alıp bunun üzerinden haber yapmak ne kadar ihtiyaç bilmiyorum.
Türk sineması cinsellik konusunda cesur mu? Cinselliğin hâlâ büyük tabu olduğu toplumumuzda, seyirci cinsellik görmeye açık mı?
Devrim yapmak için zeminin hazır olmasını bekleyemezsiniz. Devrimi yaparsınız, zemin ona göre oluşur. Siz inandığınızı yaparsınız, inandığınız filmi çekersiniz, inandığınız sahnelerde yer alırsınız. Ben de bu anlamda hazırım. Ben hazırmışım ki bu sahneyi çektim. Bunu izleyecek seyirci var, onlar hazır olacaklar ki izleyecekler. Benin seyirciyi hazırlamak gibi bir görevim yok. Sanat önde gider. Gelen varsa peşinden gelir.




