İstanbul’un moda merkezi olması için 40 fırın ekmek yenmesi lazım
Öner Evez, dünyaca ünlü yabancı modelleri Türkiye’ye getiren, Milano Moda Haftası’nın açılış defilesini yapan ilk Türk koreograf.
İstanbul Fashion Week kapsamında yaptığı defilelerle yine tüm dikkatleri üzerine çekti. Irina Shayk ve Dita Von Teese’in çıktığı defilenin koreografisi de kendisine ait. Sanılanın aksine dünyaca ünlü modellerle çalışmanın hiçbir zorluğu olmadığını belirten Evez, “İstanbul dünyanın moda merkezi demek için henüz çok erken” diyor.
Koreograf olmaya nasıl karar verdiniz?
Kendimi bildim bileli, kıyafetlere ve dekorasyona meraklıyımdır. Küçükken mahallenin kızlarını toplar onlara kıyafet dikerdim. Evlenecek olan yakınlarımız çeyiz alışverişine benimle çıkardı. Çünkü çok zevk sahibi olduğumu düşünürlerdi.
Üniversitede ne eğitimi aldınız?
İşletme eğitimi aldım yani ilgi alanımdan farklı bir bölüm okudum. Ama moda alanındaki isteğim, araştırmacı ruhum beni çok ileriye taşıdı. Ben Milano Moda Haftası’nın açılış defilesini yapan ilk Türk koreograf oldum. Herkesin bana söylediği tek bir şey var. O da “Öner sen yurt dışında bu işi yapıyor olsaydın köşklerde otururdun” oluyor.
Onları dinleyip niye yurt dışına çıkmadınız?
Geç kaldım. Şu an yurt dışına çıkmam için birçok şeyi riske atmam gerek.
n Fashion Week’i nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu yıl düzenlenen de dahil olmak üzere Fashion Week’lerin hepsini çok başarılı buluyorum. Ama Fashion Week daha bir bebek. Daha da güzel ve kaliteli olması için bütün markaların ve tasarımcıların destek vermesi gerekiyor.
Dita ile çalışmak çok kolay; saçını ve makyajını kendisi yapıyor
Irina Shayk ve Dita Von Teese’in podyuma çıktığı defilenin de kareografisi size ait. Dünyaca ünlü isimlerle çalışmak zor mu?
2000 yılından bu yana dünyaca ünlü isimlerle çalıştığım için çok şanslıyım. Örneğin, Naomi Campbell’ı Türkiye’ye getiren ilk kişiyim. Naomi’nin ardından Monica Cruz’u da getirttik. Alessandro Ambrassio ile birlikte çalıştık. Bu gelen kişilerle arkadaşlığımız ve dostluğumuz hâlâ sürüyor. Dünya çapında isim yapmış insanlarla çalışmak dışarıdan bakıldığı kadar zor değil. Sonuçta onlar da senin benim gibi bir insan. Tek dikkat edilmesi gereken nokta, konumlarına göre davranmayı bilmek. Irina’nın podyuma çıktığı defilenin konsepti mezuniyet dönemiydi. Yeni neslin mezuniyet kıyafetlerini anlatan bir saç ve makyajla podyuma çıkılmıştı. Irina da ne kendisine yapılan makyaja ne de kendisine uygulanan saç şekillerine müdahalede bulundu.
Basında Dita Von Teese’in kaprisli olduğunu dair açıklamalar yapıldı.
Öyle bir durumun söz konusu olmadığını içtenlikle söyleyebilirim. Onunla çalışmak hiç zor değil. Dita saçını ve makyajını kendisi yapıyor. O günde saçını ve makyajını yaptı, smokinini giydi ve podyuma çıktı. Her şeyiyle tepeden tırnağa çok farklı. O, birçok tasarımcıya ilham veren bir isim. Dünyaca ünlü Dolce Gabanna markası, Dita Von Teese’den ilham alarak tasarımlarını ortaya çıkardığını açıkladı. Dolca Gabanna, Dita’yı bir dönem kadını olarak görüyor.
Zeynep Erdoğan ve Yıldırım Mayruk favorim
Fashion Week’te bu yıl genç tasarımcılar ön plandaydı. Yeni tasarımcılardan kimleri beğeniyorsunuz?
Zeynep Erdoğan’ı çok beğeniyorum. Onun dışında da çok genç ve yetenekli tasarımcılarımız var arkadan gelen. Bu noktada önemli olan genç tasarımcıları desteklemek ve onların çağa ayak uydurmasını sağlamak. Genç tasarımcıların dışında ise Hakan Yıldırım’ı, Cengiz Abazoğlu’nu ve büyük duayenlerden de Yıldırım Mayruk’u çok beğeniyorum. Bütün bu değerler kendi imkanları ve çabalarıyla bir yerlere geldiler. Bulundukları yeri fazlasıyla hak ediyorlar.
Fashion Week’te hangi defilelerin kareografilerini yaptınız?
Fashion Week’te medyada en çok ses getiren defilelerin koreografilerini ben yaptım. Bu da tabii vizyonla ilgili. Önemli olan organizasyonu yaparken markaya bir şey katmak. Sadece mankenlerin yürüyüşlerini belirlemiyorum. Müzikle de mankenlerin saçları ve makyajlarıyla da ilgileniyorum.
Türk ve yabancı tasarımcılar arasında ne gibi farklar var?
Yabancı tasarımcılar birkaç sezon öncesini çalışıyorlar ancak Türkler için bu, çok yeni bir şey. Biz genelde, o sezon neyse onu ya da en fazla bir sonraki sezonu çalışıyorduk. Tabii bu ve benzeri farkların temelinde yurt dışında çok fazla defile yapılması da önemli bir rol oynuyor. Bizde artık sayılı defile yapılırken, adamlar pek çok defile düzenliyor. Yani sektörün geneliyle ilgili bir durum. Bir de bizim mankenler yabancılara göre çok kalın malesef.
Tuğçe Kazaz yurt dışına açılmak için geç kaldı
Türkiye’de kulislerde manken kavgası devam ediyor mu?
Artık kulislerde kavga olmuyor. Kuliste kavga eden mankenler, televole dönemlerinde kaldı. Defileler azaldı ve artık ünlü modellerimiz kalmadı. 1990’dan 1996’ya kadar yapılan her defilede, kullandığımız her manken ünlü bir isim olurdu. Ama artık durum böyle değil. Son yıllarda defilelerde ünlü mankenlerden çok, isimsiz mankenler yer alıyor.
Hangi modelleri beğeniyorsunuz?
Tülin Şahin... Tülin Şahin çalışması çok kolay bir model. Çok kaliteli ve kendi reklamını gayet güzel yapabilen bir isim. Reklam yapması için sansasyonel olmasına da gerek yok. Yeni nesillerden ise çizgisini bozmayan isimleri beğeniyorum. Örneğin, Selda Car.
Türkiye’de dünya çapında bir model çıkma şansı var mı?
Çok zor. Kendim beğendiğim için söylemiyorum bana kalırsa bir tek Tülin Şahin bu yolda ilerliyor. Yurt dışındaki ajanslarla çalışmaları var. Çeşitli kampanyaların modelliğini yapıyor. Tülin’in dışında Tuğçe Kazaz’ın bir şeyler yapmaya çalıştığını düşünüyorum. Ama bana kalırsa Tuğçe yurt dışına açılmak için çok geç kaldı. Bundan 10 sene önce yurtdışına açılsaydı her şey çok farklı olabilirdi. Bu bir kilometre işi. Yurt dışında ne kadar çok defileye çıkarsanız ve ne kadar Avrupa standartlarına uygun olursanız o kadar başarılı olursunuz.
İstanbul sizce dünyanın moda merkezi olabilir mi?
İstanbul’un moda merkezi olması için daha 40 fırın ekmek yenmesi gerekiyor. Açıkça söylemek gerekirse, moda alanında Türkler olarak henüz çok gerideyiz. Bildiğiniz gibi Fransa modanın başkenti niteliğinde. Ancak İtalya, moda işine o kadar çaba göstermiş ve emek harcamış ki... O nedenle şu an birçok ülkeden çok ileride. Bu alanda ilerlemek bizim elimizde. Bizim yabancılara oranla bir çok avantajımız var. Birçok kültürün birleştiği bir ülkede yaşıyoruz ve çok pratik düşünüyoruz. Yabancıların ise akılları bizim kadar çabuk çalışmıyor. Evet, kabul ediyorum çok gelişmiş teknolojileri var ama bizim kadar enerjik ve istekli değiller.




