Hayatın ritmini yavaşlatan oyun Şems... Unutma...
Oyundaki aşk günümüzdekilerden çok daha yüce
Tiyatro sahnesinde bir hikayeci ortaya çıkar ve bütün zamanların en büyük düşünürlerinden biri olan Mevlana"nın ruh ikizi Şems"in cinayetinden yola çıkarak değişen hayatları anlatmaya başlar. Özen Yula"nın yazıp yönettiği “Şems... Unutma...”da, Şems"in kaybolmasının ardından altı kişinin hesaplaşmasını anlatıyor. Tasavvuf inancını bambaşka bir açıdan gösteren oyun, lirik anlatımını müzikal yapısı ile destekliyor.
Oyunun kadrosunda Yetkin Dikinciler, Sema Keçik, Teoman Kumbaracıbaşı ve Jehan Barbur var. Mevlana"nın oğlu Alaeddin rolünde 24"üncü kuşaktan Mevlana"nın torunu olan Sinan Tuzcu, aşık olduğu Kimya Hatun"u canlandıran Beste Bereket ve
Özen Yula ile bu derin hikayenin detaylarını konuştuk...
* Özen Yula "Şems... Unutma..." oyununda yer almanızı neden istedi?
Sinan T.: Özen’in bu metni oyun yapmak istediğini hep duyuyordum. Bir şekilde Özen’le karşılaştık. Ve oyundaydım.
Özen Y.: Dört yıl önce Yetkin ve Jehan"ın oyunda olacağı kesindi. Sahnede beğendiğim arkadaşlarımı buldum. Onlarla bağlantıya geçtim.
Beste B.: Mesnevi benim başucu kitabım. Sinan’da Mevlana’nın 24’üncü kuşak torunu. İçinde müzik olması ise beni fazlasıyla içine dahil etti. Bende şarkı söyleme duygusu çok şiddetle var. Oyunda iki şarkı seslendiriyorum. Sahnede gayri resmi bir tarihe, sivil tanıklık ediyorsunuz. Mevlana ve Şems"i görmeseniz de hikaye onların etrafında dönüyor. Şems"in ölümünden sonra parçalanmış insanları izliyoruz. Bende ölmüş bir karakteri oynuyorum, Kimyâ Hatun.
* Oynadığınız karakterlerin içindeki savaş neden kaynaklı?
Sinan T.: Babasının evlatlığına aşık oluyor ve babası evlatlığını Şems’le evlendiriyor. Alaeddin Kimyâ"ya meyilli olduğu için evden kovuluyor. Kendini ilk kaybetme anı bu. O dönemde Mevlana gibi bir zatın evinden kovulan oğlu olmak çok fena bir şey. Oyunun sonu bir tek Alaeddin için trajik oluyor. Anlayacağınız oyundaki aşk günümüzdekinden çok yüce.
Özen Y.: Alaeddin öldüğünde Mevlana cenazesine gitmiyor. Kimyâ"da genç yaşta ölüyor. Sistemin kurbanı olmaları için yeterince neden var.
Beste B.: Alaeddin’e gönül bağı olmuş ama Mevlana demiş ki "Şems"le evleneceksin." Kesinlikle boyun eğmek zorunda kalmış. Hayalet olarak geliyor olması yarım kalmış işini tamamlamak için. Ne sevdiği adama kavuşabilmiş, ne de Şems"le bir hayat yaşayabilmiş.
Sinan T.: Oyunda tasavvufun belli katmanları anlatılıyor. Esas vurgulanan, bu coğrafyada resmi ya da gayri resmi bize öğretilen birçok şeyi unutuyor olmamız. Ölülerimizi ve düşünürlerimizi unutuyoruz. Sadece boş hikayeler olarak kalıyor onlar. Bu bir cinayete tanıklık aslında. Bu coğrafyada düşüncülerinden dolayı öldürülmüş insanları unutmak istemiyorum ben.
2 Ebru sanatçısı canlı performans sergiliyor
Şems... Unutma..., müzikal bir oyun. Müzikler oyunda rolü bulunan Jehan Barbur"dan. Beste Bereket, "1 saat 30 dakika boyunca lirik bir metinle seyirciyi baş başa bırakmak zor. İnsanı biraz tokatlayacak bir metin akarken tamamen müzik ve sahnelediğimiz koreografi o yapının içinde akıp gidiyor" diyor. Ayrıca seyirci canlı bir ebru performası ile karşılaşıyor. İki Ebru sanatçısı canlı performans sergiliyor, dansçılar, perküsyon ustaları da oyundaki yerini alıyor. Özen Yula, "Oyuncuların üzerine ebru desenleri düşüyor. 10 adet ebru tablosu ortaya çıkıyor. Şems ve Mevlana ise dansçılar tarafından gösteriliyor. Sadece süliet olarak varlar" diyor.
Birden hayatın akışına geri dönmemiz zor
Şems fikri oyuncuların hayatlarından kolay kolay çıkacak gibi durmuyor.
Sinan Tuzcu, "Hayatta kullandığınız ritmin, 1/2 yavaş hareket ediyoruz. Prova bittiğinde hemen hayatın normal akışına dönemiyorsunuz. Çünkü 4-5 saat boyunca yavaş hareket ediyoruz. ‘Hadi bitti’ yapamıyorsun, bünye kabul etmiyor. Bu karakteri kafama takmayayım gibi bir durum olmuyor. 3 aydır bununla yaşıyoruz. Başka türlü çözebilmende mümkün değil. Fizyolojik olarak da mümkün değil. Minüsküs hastası bir adamım. Bir yandan da 1 saat 40 dakika dizlerimin üzerinde duruyorum. Bunu nasıl yapabildiğime dair bir fikrim yok. Doktor bunun mümkün olmadığını söylüyor ama oluyor."
Hiç kusura bakmasınlar sahnede iyiyiz
Beste Bereket: Bazen bedeninde ya da ruhunda iz bırakacak işler yapıyorsun. Bu da onlardan biri. Benim için bu oyun çok zor. Yavaş tempoda olmam çok zor. Çile dolu bir süre oldu. En kolay Yetkin Dikinciler içindi. Normalde de sakin ve yavaştır.
Sinan Tuzcu: Provalarda yarım adım fazla attık diye kavga çıktı. Oyunu dışarıdan izlesem, ben bunu hayatta yapamam derim. Mütevazi olamayacağım bu konuda. Elimizden geleni yapıyoruz demeyeceğim. Hiç kusura bakmasınlar bayağı iyiyiz sahnede.
Özen Yula: Susmayı oynamak zordur. Burada susma anlarını da oynadıkları ve iyi oynadıkları bir durum var. Nereye ve nasıl baktıkları önemli. Birçok ipucu nasıl baktıklarından çıkıyor. Seyirci onları kaçırabilir. İki kere izlediğinde daha farklı şeyleri fark edebilir. Hikayecinin hayal olan Beste’yi gördüğü bir an var. Sadece Alaeddinin gördüğü hayal kadını hikayeci de görüyor. Seyircinin bunu algılayabilmesi için çok dikkatli olması lazım.
Hiç kıpırdamadan durup, susmak bir meziyet...
Sinan Tuzcu: Sahnede Yetkin ve Teoman oynarken hiç kıpırdamadan durmak zorundayız. Susmak bu oyunda meziyet.
1 saat 30 dakika put gibi duruyoruz. Bu durum seyirciyi bambaşka bir yere götürüyor. Sahnede, sahnesi olmayan oyuncular oradan ayrılmıyor.
Özen Yula: Işıklarla boyandıkça heykel gibi oluyorlar. Bu biraz karmaşık bir yapı. Seyircinin birkaç kere izleyebileceği ve her birinde farklı bir şey yakalayacağı bir oyun. Bunu kurmaya çalıştım.




