Dedelerimin sarayına ancak turist olarak giriyorum
Son Osmanlı Padişahı Vahdeddin’in beşinci kuşak torunu Neslişah Evliyazade, “Tarihin Arka Odası” adlı programda ünlü tarihçi Murat Bardakçı ve İlber Ortaylı ile geçmişi masaya yatırıyor
Aile üyelerinin tarih derslerinde sıkıntı çektiğini söyleyen Evliyazade, büyük dedesi Vahdeddin’e vurulan “Vatan haini” damgasını silmek için bir de kitap yazıyor. Dolmabahçe ve Yıldız Sarayı’nın önünden geçerken karmaşık duygulara kapıldığını anlatan Evliyazade, dedelerinin yaşadığı saraylara ancak turist olarak girebildiğini belirtiyor.
Neslişah Evliyazede, son Osmanlı Padişahı Vahdeddin’in soyundan geliyor. Vahdeddin’in beşinci kuşak torunu olan 30 yaşındaki Evliyazade, Kanal 1 ekranlarında her pazar yayınlanan “Tarihin Arka Odası” programında Murat Bardakçı ve İlber Ortaylı ile geçmişe ışık tutuyor. Aile tarihini çok iyi bilse de genel tarih konusunda yeterli bilgisi olmadığını söyleyen Neslişah Evliyazade, program öncesinde sürekli kitap okuyarak bu açığı kapatmaya çalıştığını anlatıyor.
n “Tarihin Arka Odası” programına dahil olma fikri nasıl ortaya çıktı?
Murat Bardakçı’yla çok eskiden tanışıyorduk. Sultan Vahdeddin hakkında ciddi araştırmalar yaparak bir kitap çıkarmıştı. Vahdeddin’in vatan haini olmadığını kanıtlarla gösteren güzel bir kitaptı. Program yapmaya karar verdiklerinde “Tarihi çok renksiz anlatmayalım, sohbet şeklinde olsun” diye düşünmüşler. Haklılar çünkü insanlar okulda da tarih dersini çok sevmez. Bir süre sonra konsantrasyon bozulur ve dinlemek istemezsiniz. Bardakçı ve Ortaylı da programa renk katacak birini arıyorlarmış, bana teklif ettiklerinde çok mutlu oldum.
n Program için önce Aysun Kayacı’ya teklif götürülmüş, sonra onun tarih bilgisi yeterli olmadığı için sizi tercih etmişler. Bu söylentiler doğru mu?
Hiç öyle bir şey olmadı, zaten Aysun Kayacı tarih okuyor. Elbette onlar kadar bilgisi yoktur ama bilgisi yeterli değil diye bir konuşma asla olmadı. Sadece tanışmak istemişler, o sırada akıllarına ben gelmişim. O haberlerde Aysun Kayacı hakkında yanlış bilgiler yazıldı.
n Sizin tarih bilginiz nasıl?
Ah sormayın! Kendi soyumla ilgili bilgilerim yeterince var ama geniş bir tarih bilgim yok. O yüzden çok tedirgindim. Sürekli okuyorum, kitapçılara gidiyorum, kitap seçerken Murat Abi’yi “Bu kitabı alayım mı” diye aradığımda bana “Kaç yaşına geldin, o kitabı hâlâ okumadın mı” diyerek bağırmaya başlıyor. Böylesine bilgili iki adamın yanında kendimi çok zorluyorum ve bundan memnunum. Çünkü bir ayda hiç öğrenme fırsatım olmayacak şeyler öğrendim. Murat Abi benim tarih okumamı istiyor, sanırım bu konuda eğitim alacağım.
n İkisi de zor ve tarih bilgisi olan insanlar, onlarla nasıl baş edebiliyorsunuz?
İkisini de eskiden tanıdığım için kolayca iletişim kurabiliyoruz. Ama kızdıklarında ya da sert konuştuklarında hiç alınmıyorum. Tarih bilgimin çok yetersiz kaldığı zamanlar oluyor ve o zaman Murat Abi hiç affetmiyor, ama ben gücenmiyorum. Çünkü kendilerine büyük saygım var ve bilen biri olarak buna hakları olduğunu düşünüyorum.
n Programlara nasıl hazırlanıyorsunuz?
Murat Bardakçı bir konu belirliyor, sonra bana “Bu konuyu araştır” diyor. Kaynak da göstermiyor. Ben bütün bir hafta boyunca internet başında ve kitapçılarda gezinerek sürekli okuyorum. Toplantılar yapıyoruz ama öyle büyük yardımlarda bulunduklarını söyleyemem. Bugünkü programımız İstanbul mimarisi üzerine olacak. Murat Abi’ye tam olarak ne konuşacağız diye sorduğumda, “Bilmiyorum bakarız” dedi gitti. Ben şimdi hatim indiriyorum. (Gülüyor)
n Program esnasında sorun yaşıyor musunuz?
Bilmediğim yerlerde elbette susuyorum ama kızıyorlar, lafa girmemi, sözlerini kesip istediğimi söylememi bekliyorlar. Ancak onlar kadar konuya hakim olmadığımdan konuşmamım doğru olmadığını düşünerek susuyordum. Ama artık ben de konuşur oldum.
n Sultan Vahdeddin’in torunu olmak sizde nasıl bir duygu yaratıyor?
Dolmabahçe ve Topkapı Sarayı’nın önünden geçerken garip bir his kaplıyor içimi. Düşünsene dedelerim o saraylarda oturmuş ama ben içeriye bir yabancı, bir turist gibi giriyorum. Sonra anneannemin doğduğu Yıldız Sarayı’na girdiğim zaman da kendimi garip hissediyorum.
n Sultan soyundan gelmek insanlarda “zengin” imajını uyandırıyor, siz de durum nasıl?
Maalesef öyle bir zenginlik durumumuz yok. Hanedandan gelen paramız vardı onu da yedik bitirdik gibi bir durum söz konusu değil. Haneden mensupları hep iyi okutulmuşlardı. Erkekler de kadınlar da sıkı bir eğitimden geçmişler. Üç yabancı dil bilemeleri zorunluymuş. Ancak o dönemde yurtdışına sürgüne gönderildiklerinde bütün mal varlıklarını bırakmak zorunda kalmışlar. Sultan Vahdeddin’in tabutuna haciz konmuş, düşünün yani... Bugün şehzade olup tuvalet temizleyenler var... Bizim için çok zor değildi, çünkü anneannem arı gibi çalışmış, annem de ona çekmiş, ben de öyleyim.
n Vahdeddin’in hain olma halini düşündüğünde nasıl değerlendiriyorsunuz?
Böyle bir şey yok. O dönemi düşünürsek; Osmanlı çöküyor, padişahlık sırası mecburen Sultan Vahdeddin’e geliyor, tahta oturmak zorunda. Etrafında bir tane iyi adam olmaz mı, herkes kuyusunu kazmaya başlıyor. Damat Ferit bile her konuda onu yalnız bırakıyor... Çok şansız bir padişahmış...
Soner Yalçın’ın ‘Sabetaist’ tezini çürüteceğim
Vahdeddin’in torunu olmaktan mutluluk duyduğunu söyleyen Neslişah Evliyazade, ailenin üyelerinin tarih dersleri sırasında sıkıntı çektiğini anlatıyor: “Sultan Vahdeddin’i vatan haini olarak tanıtanları hiç umursamıyoruz. Biz ailece bunun gerçek olmadığını zaten biliyoruz. Sadece okul zamanı ailenin tüm üyeleri tarih derslerinde zor anlar yaşamıştır. Benim öğretmenim çok anlayışlı olduğundan bu konunun üzerinde hiç durmamıştı. Ama annem o kadar şanslı olmamış. Sultan Vahdeddin’in Atatürk’ü çok sevdiği ve ona ‘Paşam’ dediği ailede bilinen bir gerçektir.”
Soner Yalçın’ın Evliyazadeler hakkında öne sürdüğü “Sabetaist” tezini çürütmek için kitap yazdığını söyleyen Evliyazade yazara biraz kırgın olduğunu da belirtmeden edemiyor: “Soner Yalçın, Efendi adlı kitabını yayımlamadan önce benimle bağlantıya geçerek ‘Evliyazadelerin yaşamı hakkında kitap yazmak istiyorum’ dedi. Ben de babamla temasa geçerek ve yoğun mesai harcayarak kendisine yardım ettim. Kitap bir çıktı ‘Evliyazadeler aslında sabetaydır’ diyor. Babam çok üzülmüştü, ama şimdi ben bir kitap yazarak Soner Yalçın’ın tezini çürüteceğim. Kitabım çıktığında bunu göreceksiniz. Neyse iyi para kazandı o kitaptan.”
At sevgisi aileden geliyor
Ailedeki herkesin atlarla ilgisi olduğunu söyleyen Neslişah Evliyazade, küçük yaşlarından beri ata bindiğini anlatıyor: “Atları ve at binmeyi çok severim. Bu zaten bir aile geleneğidir. Babamın dedesi Nejat Evliyazade Türkiye Jokey Kulübü’nün kurucusudur.Hal böyle olunca ailedeki herkes atla tanışmış, sevenlerin özel ilgi alanı haline gelmiş. Babam profesyonel olarak at binmiyor, daha çok çiftlikte at binmeyi tercih eder. Beni ve kız kardeşim Mesude’yi atlara yöneltti. Ancak kardeşim atları sevemedi. Bendeki yerleri ise çok özel. Maslak’taki Atlı Spor Kulübü’nde sürekli ata biniyorum ve yarışmalara katılıyorum. İki atım var ve onlarla ilgilenmek için gün aşırı buraya geliyorum.”




