Bu dükkânın her yerinde yaşanmışlığın kokusu var
Mankenler arasında vintage ve ikinci el elbise dükkanı sahibi olma modası yayılıyor. Ece Sükan’dan sonra manken-oyuncu Ahu Yağtu da bu rüzgara kapılanlardan. Küçük Bebek Caddesi’nde açtığı Second Chance Boutique’de geçmişin izini taşıyan kıyafetler satıyor. Gelirinin yüzde 15’ini ise ANAÇEV’e bağışlıyor
Çocukluk hayali balerin olmakmış Ahu Yağtu’nun. Ancak uzun boylu olduğu için konservatuvara kabul edilmemiş. O da soluğu mankenlik kursunda almış. 14 yaşında Gaye Sökmen’le tanışmış ve hayatı değişmiş. İlk iş olarak İzmir’den İstanbul’a taşınmış. Hem mankenlik yapmış hem de okula devam etmiş.
21 yaşına geldiğinde oyuncu olmaya karar vermiş ve Şahika Tekand’ın oyunculuk kursuna gitmiş. Ardından da Akademi İstanbul’da eğitimini tamamlamış. İlk olarak Biri Bizi Gözetliyor yarışmasının sunucusu olmuş, sonra da Uzaktan Kumanda, 90-60-90, Savcının Karısı, 29-30 ve Komiser Nevzat dizilerinde oyunculuk yapmış. Bir yandan da çeşitli dergilerde styling ve moda editörlüğü görevini sürdürmüş. Son zamanlarda da tüm mesaisini Nurkan Leventoğlu’yla birlikte Küçük Bebek Caddesi’nde açtığı “Second Chance Boutique” adlı ikinci el dükkanına harcıyor. Second Chance ikinci şans demek. Ahu Yağtu her kıyafete ikinci bir şans verilmesi gerektiğine inanıyor ve butiğin açılma öyküsünü şöyle anlatıyor: “Ben hikayesi olan kıyafetleri seviyorum. Hayatım boyunca marka merakım olmadı. Tam tersi, babaannemin kıyafetlerine ve objelerine çok ilgi duydum. Onları giydim veya taktım. O nedenle ikinci el dükkanı benden kopuk bir durum değildi. Arkadaşım Nurkan Leventoğlu ile tarzlarımız aynı olduğu için birlikte butik açmaya karar verdik.”
u 150 YTL’ye kiralık elbise
Butikte yok yok. Birbirinden ilginç şapka, ayakkabı, kemer, takı, maske, şemsiye, kürk, elbise, iç çamaşırı, mayo, bikini bulmak mümkün. Ama daha çok 1950, 60, 70 ve 80’li yılların izleri hakim. Dükkana geçmişin ve yaşanmışlığın kokusunun hakim olduğunu bu nedenle de insanların içeriye girdiğinde geçmişi yaşadığını söylüyor Ahu Yağtu. Giysilerin, takıların çantaların neredeyse dükkanda üst üste durduğunu belirten genç oyuncu istenilene ulaşmak için biraz çaba sarfetmek gerektiğini söylüyor: “Dükkanda belli bir düzen yok. Bu da merak uyandırıyor. Butikte vintage, ikinci el ve yeni mallar satıyoruz. Sadece Türkiye’den değil, Amerika, İngiltere, Almanya, Belçika ve Hollanda’dan da mallar topluyoruz. Bir de konsinye olarak kıyafetlerini bize getirenler var. Onlar genellikle markalı ürünler oluyor. Mankenler, oyuncular, müzisyenler ve öğrenciler bizi tercih ediyor. Ayrıca günlüğü 150 YTL’ye elbise kiralıyoruz. Butiğin en ucuz ürünü 5 YTL’lik tişörtler, en pahalı kıyafetimiz ise 1400 YTL’lik bir gece elbisesi.”
Second Chance Boutique’in en önemli özelliği ise gelirinin bir kısmının Anadolu Çağdaş Eğitim Vakfı’na (ANAÇEV) bağışlanması. Yağtu bir butik açarken eğitime de katkıda bulunmak istemiş. O nedenle ANAÇEV’le anlaşmışlar. Sistemleri ise basit. İnsanlar eski kıyafetlerini vakfa bağışlıyor. Vakıf içlerinde satılabilecek olanları Yağtu’nun butiğine gönderiyor. Yağtu da satılan kıyafetlerin gelirinin yüzde 15’ini vakfa bağışlıyor. Böylece bağışlanan kıyafetlerin geliriyle çocukların eğitim masrafları karşılanıyor.
u Ece’nin butiğini beğeniyorum
Ece Sükan’dan sonra Ahu Yağtu’nun da vintage butiği açması “Mankenler arasında bir trend mi?” diye düşündürüyor. Ancak Yağtu buna şiddetle karşı çıkıyor: “İki manken butik açtı diye trend olmaz. Ece ve ben vintage ve ikinci el tarzını kavramış insanlarız. Ancak dükkanlarımız birbirinden çok farklı. Ece sadece vintage satıyor ve özel ürünleri getiriyor. İçeride yeni bir butik havası hakim.”
Ahu Yağtu bu işin en keyifli kısmının ise kıyafetlerin hikayelerini anlatmak olduğunu belirtiyor: “Bağış olarak gelen kıyafetlerin hikayesini dinliyorum. Satarken de müşterilerime bunları anlatıyorum. Yaşadığım en ilginç olay ise, bir bağışçının kıyafetini verirken neredeyse ağlamasıydı. Bana kıyafeti verirken ‘Bu benim şanslı elbisem. Aslında hiç vermek istemiyorum. Ama dolapta da mahvolacak. Siz en iyisi alın’ dedi. Astı suratını ve gitti. Kıyafeti hemen ardından satıldı.”=
1970’lerin elbiseleri satılıyor
“İkinci el kıyafetlerin de modası olur mu?” demeyin. Zira Ahu Yağtu modanın hayatın her alanında olduğunu söylüyor: “İkinci el kıyafetlerde eski ve yeninin kombinasyonuna rağbet var. Mesela yurtdışında tamamen 1950’lerin kıyafetleriyle gezen birisini görebilirsiniz. Ama Türkiye’de birisi öyle gezse deli derler. O nedenle burada drapeli, kumaşı iyi, ipek ve alacalı bulacalı olmayan ürünler satılıyor. Ama en çok 1970’li yılların romantik havasını taşıyan uzun ve çiçekli elbiseler satılıyor. Bu yıl bir de 1980’lerde hakim olan omuzları vatkalı ve dar elbiseler moda olacak.
Babaannemin elbisesine değer biçemiyorum
Mağazanın en eski tarihli parçalarının 1930’lu yıllardan kalma binici pantolonu ve gece elbisesi olduğunu söyleyen Ahu Yağtu şuları anlatıyor: ”Onlar sadece sergileniyor, satılmıyor. Ancak benim favorim 1970’li yıllardan kalma bir damatlık. Bunu o yıllarda Yusuf Kenan adında bir terzi dikmiş. Bir başka ilginç giysi, arkadaşımın babaannesinin gelinliği. 1975 yılında Paris’te dikilmiş. Dükkanda Filiz Akın’ın Türk filmlerinde giydiği bir elbise de var. Tabii sadece başkalarından eşya toplamadık. Babaannemin saf ipekten bir gece elbisesi var ki, ona paha biçemiyorum. Çünkü benim için manevi değeri çok yüksek.




