Geçenlerde okudum sarı renk “Geçiciliği” ifade ediyormuş.Taksilerin geçici plakanın ve bir sürü hayatımızda kısa süre tuttuğumuz şeyin renginin sarı olması bir tesadüf değilmiş yani. Ben buradan şu sonuca vardım, erkeklerin sarışın kadına ilgi duyup evlenmek için esmerleri seçtikleri rivayeti de aslında psikolojik olarak bu temele dayanıyor sanki. Sarı olsun geçici olsun!
Şok Mag
Nedir bu ŞokMag diye bütün hafta soranlar oldu. Bilmeyenlere özet geçeyim. Ben evde eğlenirken bir akşam, şu dergiler ve sattırmak zorunda olan kapakları mevzusuna takıldım kaldım. Çarpıcı başlık atılmalı, en afilli fotoğraf konulmalı ve piyasaya sürülmeli. Peki 75 milyona dayanan ülke nüfusunun kaçı dergi alıyor
15-20 bini. Derginin içeriğinden çok da aklımız da kalan hep kapakları oluyor. Önemli bir moda dergisine televizyon eleştirileri yazan arkadaşım dergide yazmayı bırakınca şöyle demişti “Sadece kapak önemli bu piyasada aylık dergiyse mevzu bahis içeride kimse ne yazdığımı hatırlamıyor bile.” İşte ben de Şok Mag’i yarattım. Tamamen eğlenmek için. Şok Mag sadece kapaktan ibaret, sadece benim instagram ve twitterımda olan günlük bir dergi, ama istediğim günler çıkıyor öyle her gün de değil. Üstelik cool göründüğüne de bakmayın, Türkiye’nin en paçoz dergisi. Sloganımız da “Türkiye’nin en pez dergisi” PEZ yani paçoz demek. Attığım başlıklar şimdiden sosyal medyada fenomen oldu bile. Vallahi sıkıldım artık kalıp işlerden, ben biraz da eğlenmek istiyorum kardeşim...
Buğra Gülsoy ve Özge Özpirinççi’den aşk masalı...
Yakında Fox TV’de bu ikiliyi izlemeye başlayacağız. Şu sıralar New York’ta dizinin ilk bölümünü çekiyorlar. Vallahi şu kadar sürelik ömrü sanat hayatımda bir New York’ta hadi bilemedin o kadar uzağa gitme bir Paris’te çekilen dizide oynayamadım. Varsa yoksa köyler, kasabalar ya da trafik cehennemi İstanbul’un ücra semtleri. Bu bir övme değil kıskançlık yazısıdır. Özge bana oralardan bir magnet olsun bir hippi şapka olsun getirmezsen vallahi darılırım, Buğra, sende 5. Caddeden sosisli getir, vallahi haberlerinizi okurken canım çekti, hadi canım sevaptır.
Refik Anadol
Müthiş bir yetenek, dünyada yaptığı işlerle ayakta alkışlanıyor, üstelik ne topçu ne popçu o sanat yapıyor ve en zorundan işin içine yazılım teknolojilerinin, rakamların girdiği digital sanat. Benim de üniversite sınıf arkadaşımdı, sonra ben artistlik işlerine dalınca o aldı başını yürüdü, Lozan Ünivesitesinin Santral İstanbul’da kurduğu yaz okulunda programında bir de utanmadan hocam oldu. Sınıf arkadaşı ben, çoluk çocuk ve artistlik işleriyle uğraşırken o kendini o kadar donanımlı yetiştirdi ki Refik Anadol yaptığı videolar ve enstelasyonlarla kat ettiği yolda dünyanın sayılı çağdaş sanat otoriteleri tarafından ayakta alkışlanmaya başladı. Son olarak Los Angeles flarmoni orkestrasının açılışı için Edgar Varese’in Amerikaya geldiğinde ürettiği ilk eserin görselleştirmesini yaptı. Konser açıldığında orkestrayla başlayan müzik müthiş bir video enstelasyonuyla birlikte hareket etmeye başladı. Orkestra şefinin vücut hareketlerini Microsoft’un yeni piyasaya çıkardığı 3 boyutlu derinlik algılayabilen kamerası ile kaydedip özel bir yazılımla birleştiren Refik, şef ve orkestra üyelerini de bu enstelasyonun bir hikayesi haline getirdi. Bu ismi bir kenera not edin kısa bir süre sonra Refik Anadol’un çağdaş sanat alanında yarattığı etkileri konuşuyor olacağız.
Sarışının adı esmerin tadı...
Haberin Devamı

