Tuba Ünsal

Tuba Ünsal

-

Okyanusta pasaklı geçen 9 ay...

Tekne yarışlarına ilgim pek olmasa da Volvo Ocean Race’i bir süredir takip ediyorum. Aylarca aileden, insandan, doğru düzgün yemekten, içmekten, seksten yoksun bi şekilde okyanusta yol almak kadar dikkatimi çeken bir diğer şey de yarışçıların yanlarına almalarına izin verilen sadece 3 kıyafet olması. Dolabım aklıma geliyor ve içime afakanlar basıyor düşünün sadece 3 kombin hakkınız var, 3 don, 3 tişört, 3 mont, 3 pantolon ve geçirilen 9 ay ve her limanda bekleyen sevgililerle geçirilen ilk gece öncesi mutlaka gidilmesi gereken bir hamam... Yarışların Abu Dhabi ayağında bulundum ve anladım ki bu iş hakikaten çok zor.

Tek ihtiyacımız olan şey Musto!

Böyle bir hayatınız varsa şu hayatta ihtiyacınız olan tek şey Musto. Musto bir materyal, düşünün ki kar kış yağmur çamur içinde geçen 9 ayınız var ve yanınıza alacağınız kıyafetlerin özellikle de ayakkabının materyali çok önemli. Musto adında bir materyal kullanılıyor ve havada karada size hiçbir şey olmuyor. Düşünün ki eskiden kazak ve ceketle yol alan yelkenciler bu teknolojik kumaş sayesinde artık daha az üşüyorlar ve ıslanıyorlar. 1825 yılında ilk kez üretilen Clarks marka ayakkabılar benim bildiğim ilk çölde kullanmak için yapılmıştı ve Çöl Botu adıyla efsaneleşen desert boots çocukluğumdan beri 2 numara büyük alınıp yıllarca giydirilirdi bana. Meğer Clarks Volvo Ocean Race için bu Musto materyalini uygulayıp tekne ayakkabıları da üretmiş. Ayakkabılar hem çok tarz hem de fonksiyonel. Clarks’ın musto kumaşıyla geliştirdiği teknolojik ayakkabılar da çok enteresan, yanlarında bulunan kanallarla suyu alıyor ve anında dışarı çıkarıyor. Bence İstanbul’ a özel model üretsin Clarks, yağmur yağınca taşan kanalizasyonlarda taşan sulara basan yurdum insanı böbrekleri üşütüp sistit olmasın diye giysin bu ayakkabıları devam etsin yoluna. Bence çok iyi fikir!



YARIŞAN İLK TÜRK TAKIMI ALVİMEDİCA

Bu yarışa katılmak fiziksel olarak da maddi olarak da çok zor. Geçtim pis kıyafetler ve neredeyse haplar ve konserveyle yaşamayı bir de 15 milyon lira civarı bir paranız olması gerekiyor. Bu sene ilk kez türk bir takım yarışa katıldı. Alvimedica kalp kuşatıcı damar stentleri, şişen kateter, tanı ve yol gösterici kateter üreticisi bir firma. 2007 yılında İsveç ve Danimarka’da yaşayan Türk iş ve bilim adamları tarafından kurulmuş. Bu genç yarışçılardan oluşan takım bu zorlu yarışta nasıl bir derece alır bilemiyorum ama yarışa katılan ilk Türk takımı olarak ilelebet havaları olacaktır.



DUBAİ’YE GEÇİŞ

Yarışlar bittikten sonra kendimizi attık Dubai yollarına. Kaymak gibi otoyolda 1 saat 40 dakikada vardık Dubai’ye. Buralarda kullanılan Ferrarilere Lamborginilere kurban olayım, hakediyorlar sonuna kadar. Dubai girişinde ilk karşıma çıkan Burj Khalife binası oldu. 123 katlı yarısı bulutların arasında bu binayı zaten Dubai’nin neresine gitseniz görmemeniz imkansız. Dubai’de geçirdiğimiz 2. gün de direk tepesindeki Atmosfer bara çıktık ve Allah’a en yakın olduğumuz yer yüzü mekanında dualarımızı ettik secretlarımızı yaptık ve kulaklarımızın uğultusuyla şahane bir manzara karşısında takıldık. İnsan o kadar tepeye çıkınca yerle gök arasındaki kombinasyonunu kaçırıyor, sanki uçaktayız ve gidiyoruz bir yerlere...

Haberin Devamı



MEDENİ DUBAİ

Dubai’ye laf eden artık karşısında beni bulur. Canım kardeşlerimin artık onları gittiği her yerde anlatan Tuba ablaları var. Hiçbir Arap ülkesinde rastlamadığım bir medeniyet var burada. Sokaklar pırıl pırıl, mermerden yapılmış sokak gördünüz mü hiç, ben gördüm Dubai’de. Her yer şıkır şıkır aydınlatılmış, kocaman led ekranlarda dönen reklamlarla ve çöle kurulmuş binalar ve alışveriş merkezleriyle Las Vegas kadar ihtişamlı bir yer Dubai. 4 saat uçarak 30 derece sıcaklığa ulaşmanız da cabası. Plajlar gayet eğlenceli ve berrak... Bana bugüne kadar kışın gidilecek sıcak yer sorduğumda burnumun dibindeki bu şehri sevmeyeceğimi idda eden tüm arkadaşlarımla da dönüşte görüşmeyi kestim.

DİĞER YENİ YAZILAR