Lider yok

26 Kasım 2013

Zirvedeki rakipleri olan F.Bahçe, G.Saray ve Trabzon’un 3 puan, Kasımpaşa’nın ise 1 puan çıkarması nedeniyle Konya maçı Beşiktaş için daha da önem kazanmıştı. Beşiktaş, bunun bilincinde sahaya çıktı, istekli ve arzuluydu. Bu istek ve arzu da ilk yarıda 3 golü getirdi. 3 golün yapılışı da atılışı da büyük keyif verdi. G.Töre’nin Olcay’a harika ortası, Olcay’ın ayak içi gol vuruşu; 2. golde Olcay’ın güzel ortası, G.Töre’nin Almeida’ya adeta ‘al da at’ dercesine verdiği kafa pası ve 3. golde de pozisyonu kendi yaratıp güzel bir şutla Oğuzhan’ın Konya ağlarını havalandırması... Gerçekten 3 golün de yapılışı ve atılışı da birbirinden güzeldi.Bu yarıda konuk ekip Konya 3. golü kalesinde gördükten sonra bile hiçbir şekilde Beşiktaş’a gol atmayı düşünmedi ki, bu 45 dakika benim bu sezon seyrettiğim en kötü Konya’ydı.2. YARIDA HER ŞEY DEĞİŞTİ Herkes ikinci yarıda bu moralle Beşiktaş’tan daha iyi futbol ve goller beklerken Beşiktaş, bekleneni değil beklenmeyeni yaptı. İlk yarının aksine daha çok golü isteyen bir Konya vardı sahada. 47’de golü buldular. Ondan sonraki 10 dakika içinde de 2 net gol pozisyonu... Eğer atabilselerdi çok daha farklı bir maç izlerdik. Beşiktaş’ta takım panik halindeyken ‘neler oluyor arkadaşlar’ diyerek derleyip toparlayacak bir lider yok. Çıkar mı bu kadronun içinden? Bence çıkmaz.İkinci yarıda takım oyunu oynamayan, rakipten daha az pozisyon bulup daha çok pozisyon veren bir Beşiktaş izledik. Beşiktaşlı futbolcular şunu iyice kafasına sokmalı ki; maç 45 dakika değil, 90 dakikadır. İlk yarıyı 3-0 da, 4-0 da önde bitirsen de ‘maçı kazandık’ havasına girmeyeceksin. Özetle Beşiktaş bu maçı kazandı ama hiçbir Beşiktaşlı’nın ikinci yarıdaki futboldan mutlu olduğunu düşünmüyorum. Haftaya 11 maçtır kaybetmeyen F.Bahçe gibi bir rakiple oynayacaklar. Oradan puan ve puanlar çıkarması dün ikinci 45 dakikadaki futbolla mümkün değil. Ama unutumamalı ki; Beşiktaş, F.Bahçe karşısında böyle kötü bir futbol da oynamaz.

Devamını Oku

Alışıyoruz

20 Kasım 2013

Milli Takım 5 günde yaptığı 2 maçı da galibiyetle tamamladı. Rakiplerimiz nasıldı? Gerçek şu; hem Kuzey İrlanda hem de Belaruslu futbolcular, bizim oyuncularımızın yeteneğinin ve kalitesinin yanına bile yaklaşamaz. Ama rakip kim olursa olsun kazanmak çok güzel. En azından kazanma alışkanlığı yapar. Ben çok uzun zamandan beri Milli Takım’ın bırakın böyle özel maçlarda, resmi maçlarda dahi bu kadar istekli, hırslı ve kazanma arzusuyla dolu olduğunu görmemiştim. Bence bu tablo kazanmak kadar önemli. Dünkü karşılaşmada canımı sıkan Belarus’un defansımızın arkasına atılan toplarla yakaladığı gol pozisyonlarıydı. Beceriksizliklerinden atamadılar ama her takım Belarus değildir. Yediğimiz golde önce Caner Erkin, sonra Bilal Kısa üst üste çalım yedi. Milli Takım düzeyinde böyle kolay çalım yiyip rakibe kolay pozisyon vermemeliler. Fatih Terim mümkün olduğu kadar genç oyunculara şans veriyor. Gençler bunun kıymetini mutlaka bilmeli ve şanslarını iyi kullanmalılar. Solda Olcay Şahan, sağda Gökhan Töre çizgiye gitmeyi değil, içeriye katetmeyi seviyorlar. Böyle olunca ceza sahasına orta çok az geliyor. Böylece forvetlerin de yapacağı çok fazla bir şey olmuyor. BRAVO SANA ARDA TURAN!Ve Arda.. Ona ayrı bir paragraf hatta sayfa açmak gerekir. Yeteneğinden söz etmek ayıp olur. Dün yeteneğinden çok, oynama iştahını gördüm. Anladığım kadarıyla Fatih Terim bundan sonra Arda’yı çizgide değil, ortada oynatacak. Yani zamanında Hagi’yi oynattığı gibi. Arda sol çizginin hakkını verdiği gibi, dün orta sahada serbest oynamanın karşılığını da verdi. Önce bir topuk hareketi, sonra direkten dönen bir aşırma vuruşu var ki 3-4 gole bedeldi. Burak’ın attığı golde de yaptığı nefis ortayla galibiyette büyük pay sahibiydi. Bravo Arda Turan. İlk golümüz de çok güzeldi. Arda’nın Caner’e mükemmel pası, Caner’in körü körüne değil göre göre Umut’a çıkardığı top ve Umut Bulut’un golü... Umut’un yaptığı gol vuruşunu kimse küçümsemesin. Hiç de kolay bir vuruş değildi.Kocaman bir bravo da Milli Takım’ı bıkmadan usanmadan destekleyen Mersinli ve civar illerden kalkıp maçı izlemeye gelen futbolseverlere. İşte Milli Takım taraftarı böyle olmalı...

Devamını Oku

Haydi hayırlısı

16 Kasım 2013

Bizler diyoruz ki; yapılanma, Terim diyor ki; reform. Hoca haklı. Kim gelse diyoruz ki yapılanma ama yapılanma olduğu falan da yok. Terim doğup büyüdüğü şehir olan Adana’da 5+2 yıllık sözleşme imzaladı. Terim’in memleketinde bu sözleşmeye imza atması TFF Başkanı Yıldırım Demirören ve yönetiminin ona çok büyük bir jestiydi. Maça geçmeden önce şunu söylemek istiyorum; Terim’i veya Demiröreni’i sevmiyor olabilirsiniz. Ama bu isimleri sevmiyorsunuz diye Milli Takım’ın kaybetmesini istemek ayıptır. Daha da ileri giderek söylüyorum, utanç vericidir. O takım hepimizin takımı. Bu da nereden çıktı diyebilirsiniz? Anlayan anlamıştır... Oyuna gelince, kazandık. Peki keyif verdi mi milli takım? Valla ben kazanmamıza rağmen pek keyif almadım. Terim’in felsefesi şu: “Kazanmak yetmez, kazanırken keyif de verin.” Dün kazanmasına rağmen Terim keyif almış mıdır? Bence hayır. Zamanla olacak. Nereden biliyorsun Ömer? Biliyorum çünkü Terim’le hem çok kazandık hem çok keyif aldık. SELÇUK İNAN’I ARADIM!Dün sadece kazandık. Çok çabuk oynamalıyız. Dikine değil, enine oynuyoruz. Katı defans yapan Kuzey İrlanda’yı çözmenin tek yolu kanatlar mı? Kanatlardan oynadık mı? Hayır. Arda’yı maçın başında kanatlarda gördüm. Bilmiyorum Terim böyle mi istedi. Arda kanatlarda daha etkili. Burak Yılmaz’a kimse gol atmayı öğretmesin. Zaten biliyor. Burak’a öğretilmesi gereken bu kadar ofsayta düşmemesi.Golde Kuzey İrlanda defansının büyük hatası vardı ama Mevlüt’ün defans arkasına koşusu çok iyiydi. Ondan da iyisi Bilal’in attığı gol pasıydı. Benim gözlerim orta sahada bir Selçuk İnan’ı aramadı desem yalan söylemiş olurum. Haydi hayırlısı diyerek başladık. Dilerim hayırlı olur...

Devamını Oku

Hepinize helal olsun

27 Ekim 2013

Dün Manisa’da şahane bir maç izledik. Hani derler ya ‘Bir maçta her şey vardı’ diye. Çirkinlikleri, kasıtlı tekmeleri, havada uçuşan kırmızı kartları tabii ki bunların dışına koyuyorum çünkü bunların hiçbiri yoktu. 90 dakika boyunca iki takımın da kazanmak için inanılmaz mücadelesi, pozisyonlar, kaçan-kaçırılan ve atılan 6 tane gol vardı. Maç her iki takım adına da gitti geldi. Oyuna hızlı başlayan Beşiktaş’tı. Sakatlığı nedeniyle uzun süredir oynamayan Oğuzhan, harika bir asistle Olcay’ın ayağından Beşiktaş’ı öne geçirdi. Sonra Olcay’dan çok daha net pozisyonu Almeida ağlara gönderemedi. Almeida’ya birileri kaleciyle karşı karşıya kaldığında nasıl gol atılır, öğretmeli. Çünkü bu bir değil, iki değil, üç değil. Ama diyeceksiniz ki milli takım düzeyindeki bir futbolcuya karşı karşıya kaldığında nasıl gol atılır öğretilir mi! Almeida bu golü kaçırdıktan sonra herkes Beşiktaş’ın daha çok gol atacağını düşündü ama yanıldılar. Akhisar geri düşmesine rağmen maçı hiçbir an bırakmadı. Ve ilk devre bitmeden de skoru bir anda 3-1’e taşıdılar. Beşiktaş’ın yediği 3 golde de kaleci Tolga’nın yapacağı hiçbir şey yoktu. Bruno gelen ortayı göğsünde düzeltiyor, havaya kaldırıyor, voleyi vuruyor, müdahale eden bir tek Allah’ın kulu yok. Tabii Bruno’nun hakkını da yemeyelim. Hem topu kontrolü hem de vuruşu mükemmeldi. Beşiktaş’ın 1 gol, 1 asistle en iyilerinden biri olan Oğuzhan durumu 3-2’ye getirince Beşiktaş soyunma odasına mağlup olmasına rağmen moralli ve umutlu girdi.AKHİSAR DEPLASMAN DEĞİLGeriden gelip durumu 3-2’ye getirip 1 puan almak önemli ama şampiyonluğa oynayan bir takımın bu maçı kazanması gerekirdi. Çünkü Akhisar kesinlikle bir deplasman değil. Zemin güzel, taraftar Akhisar’ınkinden daha çok. Rakip, tekme, tokat oynatmamayı düşünmüyor. Neresi bunun deplasman! Akhisar’a gelince başta Hamza Hamzaoğlu olmak üzere pozitif futbolları için tüm futbolcuları tebrik ediyorum. ‘Maçın en iyisi kimdi?’ diye sorarsanız cevabım kesinlikle ‘Hakem Kamil Abitoğlu ve triosu’ olur.

Devamını Oku

Daha neyi bekliyorsunuz?

18 Ekim 2013

İbrahim Toraman ve Sezer Öztürk kavgasının spekülasyonunları yaklaşık 10 gündür sürüyor ve mesele uzayınca da dedikodular devam ediyor. Uzarsa daha da devam edecek. Dolayısıyla Beşiktaş yıpranacak. Karar için neyi bekliyorlar, neden bu kadar bekliyorlar anlamak mümkün değil. Dinlersiniz iki futbolcuyu, Biliç’i ve Önder Özen’i, sonra kararınızı verirsiniz. Uzatmanın ne lüzumu var, anlamış değilim. Başkan Fikret Orman, başkan olmasına rağmen tek adamlığı sevmez. Bir karar verecekse yönetim kurulu üyelerinin düşüncelerini mutlaka alır ve değerlendirir. Başkan ve yönetim ne karar verir bilemem ama ben yönetim kurulu üyesi olsam; oyumu ikisinin de affedilmesi yönünde kullanırdım. Çünkü iki oyuncu da hocalarına, takım arkadaşlarına, başkana ve yönetime saygısızlık etmemiş, camiayı küçük duruma düşürecek davranışta bulunmamıştır. Bu tür kavgalar hep olmuştur, hep de olacaktır...DİREN BURAK!Brezilya bileti için mucize beklemiştik, gerçekleşmedi. Tabii ki çok üzüldük. (İnanın üzülmeyenler de vardı.) İnanın o gün oynayan futbolcular, bizden yüz misli fazla üzülmüşlerdi. Özellikle de Burak. Oyundan çıkarken ıslıklandı ve yuhalandı. Benim canım yandı... Kendimizi Burak’ın yerine koyalım. Burak bak sevgili kardeşim; bunlar Türkiye’de tüm futbolcuların başına gelir. Bu durumda oyuncular iki yola başvurur. Ya gardı düşer, çöker ya da çalışır, hırslanır. Sen ikincisi ol Burak. Diren... Sonuna kadar diren. Çünkü sen şahsiyetli bir oyuncusun. Direnmezsen seni sevmeyenlerin, gitmeni isteyenlerin ekmeğine yağ sürersin. Belki yedek kalacaksın, yine goller kaçıracaksın ama sen gene de diren Burak. Direnirsen yine eski günlere döneceğine yürekten inanıyorum. Diren Burak... Haydi aslanım diren!

Devamını Oku

Atamazsan yersin

16 Ekim 2013

Brezilya’da yapılacak 2014 Dünya Kupası için Fatih Terim gelene kadar umutlarımız adeta Kaf Dağı’nın ardındaydı. Tünelin ucunda en ufak bir ışık dahi görünmüyordu. Fatih Terim, Milli Takım teknik direktörü olduktan sonra o Kaf Dağı’nın ardında olan umutlarımız adeta ovaya inmişti.Umutsuz yaşanmaz. Hiç aklımızın ucundan geçmeyen 2014 Dünya Kupası’nı, Fatih Terim ve futbolcuları beynimizin içine soktu. Hepimiz çok umutlandık. Aslında umut çok güzel bir şey. Ama bu kadar umutlandıktan sonra umutların tamamen bitmesi de canımızı yaktı.Dünkü maçta bir tek kişi, hiçbir futbolcumuz için, ‘Koşmadı, mücadele etmedi, elinden geleni yapmadı, inanmadı’ diyemez. Ama şunları söyleyebilir: “Maçın skorunu değiştirecek Arda, Selçuk, Umut, Burak etkili değillerdi.” Buna eyvallah.TERİM TÜM RİSKLERİ ALDIYediğimiz ilk golde ne defans ne de kaleci hatası vardı. Hele Volkan’ın hiç hatası yoktu. 2. golü kurtarabilir miydi? Evet. Çünkü ne Sneijder topa çok iyi vurdu ne de top çok iyi bir yere gitti. Şok bir gol yedik fakat ondan sonra şuursuzca da olsa Hollanda’yı kendi sahasına hapsettik. Organize ataklarla olmasa bile Burak’la, Umutla, Arda’yla gol pozisyonu bulduk.Zaten Hollanda gibi Avrupa’nın en iyi takımlarından biri de bu kadar pozisyon verir. Ve sen o pozisyonlardan birini gole çevireceksin arkadaş! Eğer ikinci 45 dakikaya beraberlikle girseydik belki de o moralle maçı kazanabilirdik. 2. yarı erken bir gol bulup o moralle Hollanda kalesine yüklenmemiz gerekirken, Sneijder’in ayağından 2. golü ağlarımızda gördük.Bu pozisyonda milli takım düzeyinde olan futbolcu, rakip takıma bu kadar dar alanda, böylesine çok pas yaptırıp gol pozisyonu vermemeli. 2-0 olduktan sonra Fatih Terim alabileceği tüm riskleri aldı ki doğrusunu yaptı. Olcay, Gökhan, Cenk gibi gol ayaklarını oyuna soktu. ama bu isimler de maalesef ne beklenen pozisyonları buldu ne de golleri. Ve 2014 Dünya Kupası’na veda ettik.Oyundan çıkan futbolcularımız yuhalandı. Çok ayıp ve çirkin. Ben yine de Dünya Kupası’na katılmamamıza rağmen bizi dünkü maçın son dakikasına kadar umutla yaşatan Terim ve futbolcularına teşekkür ediyorum. Bir ay önce umut doluyduk. Dün bittik.

Devamını Oku

Hasar büyük!

23 Eylül 2013

Sezonun ilk derbisinde 4’te 4 yapan Beşiktaş, 5’te 5 yapmak için sahaya çıkmıştı. Ama özellikle 2. yarıdaki silik futboluyla bu isteği gerçekleşmedi. İlk 45 dakikaya G.Saray beklenmedik bir şekilde sanki kendi sahasında oynuyormuş gibi etkili başladı, Beşiktaş kalesine yüklendi. Bu ataklar 10 dakika sürdü. 12’de Fernandes inanılmaz bir gol kaçırdı. Belki bu gol olsa Beşiktaş daha cesur oynayacaktı. Bu dakikadan sonra G.Saray kendi kabuğuna çekildi, Beşiktaş daha çok golü düşündü. Nitekim gol gecikmedi, Almeida takımını öne geçirdi. Bu golde ise Serdar’ın payı büyüktü. Ardından yine Almeida pozisyon harcadı. İkinci 45 dakikaya 1-0 önde giren Beşiktaş’ın daha atak, daha moralli başlaması gerekirken G.Saray çok daha etkili oynamaya başladı. ACIMASIZ MELO!Kendilerinden çok şeyler beklenen Manuel Fernandes, Gökhan Töre ve Olcay Şahan, gerçek performanslarında değillerdi. Ve ilk golün hazırlayıcısı olan Serdar, Bruma’yı engelleyemeyince G.Saray’ın gol ayağı Drogba, Tolga’ya rağmen topu ağlara yolladı. Beşiktaş kendi performansını sahaya yansıtamazken Drogba ikinci golünü ağlara yolladı. Muslera’nın vakit geçirmeleri hem Beşiktaş taraftarını, hem de Beşiktaşlı futbolcuları sinirlendirdi. Ama her şeye rağmen taraftarın sahaya girmesi yanlıştı. Melo’nun kırmızı kart gördüğü pozisyonda Motta’ya girişi çok acımasız ve gaddarcaydı. Aynı Melo’nun taraftarı tahrik etmesi de çok yanlıştı. Hakem Fırat Aydınus ise kötü bir maç yönetti.

Devamını Oku

Mükemmel Beşiktaş

15 Eylül 2013

Süper Lig’de 4’te 4 yapan Beşiktaş, tam gaz gidiyor. Bursa çok zor bir deplasman ve kadrosunda iyi futbolcular var. Peki Beşiktaş nasıl farklı kazandı diyeceksiniz? Çünkü dün Bursaspor’un karşısında her yönüyle mükemmel bir Beşiktaş vardı. Beşiktaş oynadı, Bursaspor seyretti dersek hiç de abartmış olmayız. Takımda inanılmaz bir yardımlaşma var. Kimin nerede yardıma ihtiyacı var, en uzakta olan bile, “Belki yardımım dokunur” diyerek koşuyor.Beşiktaş'ta kimler öne çıktı derseniz, kimi saymazsam haksızlık etmiş olurum. Siyah-beyazlılar dün tam bir takımdı. 1-0 öndeler 2-0’ı kovalıyorlar, 2-0’ken 3-0’ı, 3-0’ken 4-0’ı kovalıyorlar. 4’ü de 5’i de bulacak pozisyonlar yakalandılar. Dünkü Beşiktaş’ı şöyle özetleyeyim; Bir Fernandes düşünün, topu almak için reklam panolarına yapışıyor. Teknik direktör Bilic en az futbolcular kadar heyecanlı. Gollerin hiçbiri tesadüf değil. Bilinçli ve organize ataklar sayesinde üretilmiş. Beşiktaş’ın yeni sol beki Ramon dünkü maçta izlediğim kadarıyla oldukça teknik ve kazandığı topları çok iyi kullanıyor. Ramon’un daha fazla ataklara katılması gerektiğini düşünüyorum. Çünkü gittiğinde çok iyi ortalar yapıyor. KARTAL 5’TE 5 YAPABİLİR!Özetle Beşiktaş kazandığı 4 maçın içinde en iyi Bursaspor karşısında oynadı. Son derece akıllı ve sakindiler. Bursaspor’un net gol pozisyonunu hatırlamıyorum. Bursa’ya gelince; Beni hayal kırıklığına uğrattılar. Tabii bunda Beşiktaşlı futbolcularında Bursalılar’ı oynatmamaları ve her topu kazanmalarının rolü de büyüktü. Şimdi 4’te 4 yapan Beşiktaş, G.Saray’ı da yenip 5’te 5 yapmak istiyor. Bu futboluyla yapar mı? Evet yapar ama Slaven Bilic ve öğrencileri unutmasın ki; bu sefer karşılarında iyi bir teknik direktör ve onun çok iyi bir takımı var. Eski başkan İbrahim Yazıcı öldüğü gün, ben de hastanede olduğum için cenazesine gidememiştim. Dün başkanın mezarına gittim ve içimdeki ukdeyi boşalttım. Mekanın cennet olsun başkan...

Devamını Oku