Mert Nayır

Mert Nayır

info@sgk.com.tr

İşverene yeni yılda 9 milyarlık ek yük

26 Kasım 2017

Çalışma Bakanlığı bütçesinden asgari ücrete destek olmayacağının sinyalini Maliye Bakanı önceki gün verdi. 1.5 milyona yakın işyerinin yararlandığı desteğin kalkması 2018’de işverene 9 milyar liralık ilave yük anlamı taşıyorÇalışma Bakanlığı bütçesinden ‘asgari ücret desteğine son’ sinyali geldi2016’da başlatılan her işçi için aylık 100 lira asgari ücret desteğinin 2018’de devam edip etmeyeceğine dair işaret Çalışma Bakanlığı bütçesinden gelmişti. Destek için 2018’deki yeni haklara yönelik ödenek konmamıştı. Maliye Bakanı da önceki gün desteğin kalkacağını ifade etti.2016’da, asgari ücretin yüzde 30 artırılarak net 1.300 liraya çıkartılması üzerine, işverenin yükünü azaltmak amacıyla brüt 2 bin 550 TL ve altında ücret alan işçiler için aylık 100 TL destek sağlandı. 2017 yılı için de brüt 3 bin 300 TL ve altında ücret alan işçiler için 100 TL asgari ücret desteği verildi.1.4 milyon kişi yararlandı2016 yılında asgari ücrete birden 300 liralık zam yapılınca işverenlerin tepkisini çekmemek adına asgari ücret teşviki hayata geçirilmiş oldu. Asgari ücret teşviki ile birlikte belirlenen ücret bandında her bir personel için 99.99 TL indirim sağlanmaya başlandı. 2016 yılında destekten 1 milyon 449 bin 425 işyeri yararlandı. Asgari ücret desteği için 2016 yılında 9 milyar 475 milyon liralık ödenek ayrılırken, destekten yararlanacak kişilerin tespiti ve desteğin ödeme süreci zaman aldığı için, 1 Ocak’tan geçerli olmak üzere asgari ücret desteği ödemeleri 3 ay gecikmeli yapıldı. Bu nedenle 2016 yılında 7 milyar 27 milyon liralık ödeme gerçekleştirildi. 2017’de asgari ücret desteği için 8 milyar lira ödenek ayrıldı. İlk 8 ayda 6 milyar 565 milyon lira asgari ücret desteği ödendi.Çalışma Bakanlığı’nın açıklamış olduğu 2018 bütçe raporunda toplam bütçesinin 59 milyar 738 milyon 565 bin lira olduğu, Bakanlığın merkez ve yurt dışı teşkilatı toplam harcamaları için 353 milyon 245 bin lira ödenek talep edildiği belirtildi.Bakanlık bütçesinden, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’na finansman açığı, işveren prim indirimi, sandıklara ilişkin ve işveren teşvik ödemeleri toplam 54 milyar 442 milyon 431 bin lira, Türkiye İş Kurumu Genel Müdürlüğü’ne cari transferler, sermaye transferi ve İşsizlik Sigortası Fonu Hazine Prim Katkısı için toplam 4 milyar 924 milyon 834 bin lira, Türkiye ve Ortadoğu Amme İdaresi Enstitüsü’ne cari transfer ve sermaye transferi için toplam 17 milyon 935 bin lira kaynak ayrılmasının öngörüldüğü açıklandı.İşverenler, asgari ücret desteğinin devam edip etmeyeceğini merak ediyordu. Çalışma Bakanlığı’nın bütçesine 2018 yılında asgari ücret desteği için sadece 2 milyar 445 milyon lira ödenek konmuş ve bu kafa karıştırmıştı. Bu ödeneğin, 2017 yılında hak kazanılan ve 2018’in ilk çeyreğinde geriye dönük yapılacak ödemeler için kullanılacağı belirtildi. İstihdam seferberliğini olumsuz etkiler mi?Çalışma Bakanlığı 2018 bütçe sunumunda konuşan Sarıeroğlu, işverenlere yeni nesil teşvikler getirileceğini belirtti. Yeni çalışma döneminde temel önceliklerinin işsizlikle mücadele ve istihdamın artırılması olduğunu bilirten Bakan Sarıeroğlu, yeni nesil teşviklerle işverenlerin ve iş arayanların daima yanında olacaklarını ifade etti. İlave istihdam için yeni nesil teşvik uygulamaları çalışmalarının devam ettiğini aktaran Sarıeroğlu, 2017’de başlattıkları Milli İstihdam Seferberliği’ni 2018’de de sürdüreceklerini belirtti. Öğrencilerin ve 6 aydan uzun süreli işsizlerin işbaşı eğitim programından daha fazla yararlanması ve mesleki tecrübe kazanarak işgücü piyasasına dahil olmalarını kolaylaştıracak yeni düzenlemeleri hayata geçirileceğini, eğitimde ve istihdamda olmayan gençlerin istihdama katılmama nedenlerini ve çözüm önerilerini içeren analiz raporunu hazırladıklarını açıkladı. Bu kapsamdaki gençlerin Milli Eğitim Bakanlığı tarafından İŞKUR’a yönlendirilmesini sağlayacak takip sistemini oluşturduklarını, iş kazası ve meslek hastalıklarının önlenmesine yönelik politikaları geliştirmeye destek olacak bilgi yönetim sisteminin kurulmasıyla ilgili çalışmaların son aşamada bulunduğunu kaydeden Sarıeroğlu, iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerine ilişkin yeni uygulama rehberleri hazırlayacaklarını aktardı. Asgari ücrete zam tartışmaları başladı. Brüt 2 binler, farklı beklentiler havalarda uçuyor her zamanki gibi…İşsizlik halen iki haneli rakamlarda duruyor… Asgari ücret desteği de kalkınca bakalım 2018 nasıl gelecek çalışma hayatına. Bekleyelim görelim…

Devamını Oku

TV başında kaçak işçi avı

11 Kasım 2017

Dizi ve sinema sektöründe kayıt dışılık had safhaya çıkınca SGK çareyi dizi izlemekte buldu. Son olarak popüler bir polisiye dizide 10 sigortasız işçi tespit edildi ve yapım şirketine ceza kesildi. Anlayacağınız setler Ufak Tefek Cinayet mahali, işçiler Çukur’da ve Fi tarihinde düzelecek inşallah herşeyDizi ve sinema sektörümüzde kayıt dışı istihdam hat safhada! Öyle ki başrol oyuncuları dışında Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirimi yapılan oyuncumuz neredeyse bulunmamakta. Setler olmuş ‘Ufak Tefek Cinayetler’ mahali…İşçiler ‘Çukur’a düşmüş…Kanatsız değil sigortasız kuş olmuşlar…‘Fi’ tarihinde düzelecek inşallah her şey….Yan oyuncular ‘Bir gün ünlü olacağım’ umuduyla şikâyette bulunamıyor. Şikâyet edenler bir daha sete alınmıyor, ayrıca yapımcı şirketler birbiriyle iletişim halinde olduğundan bir setten kovulan bir daha başka sette de kolay kolay iş bulamıyor.SGK set baskınları ile yakalayamadığı kişileri dizilerden takip ediyor. Öyle ki yapılan denetimlerde yakalanan kişiler ‘Ziyarete geldim’ yalanını sürekli uydurunca Kurum yetkilileri de dizi izler hale gelmiş.En son yapılan denetimlerde popüler bir polisiye dizinin 2 bölümünde 10 sigortasız oyuncu tespit edilmiş. Denetmen tespitinden dolayı yapım şirketine her bir sigortalı için iki asgari ücret tutarında ceza kesildi.Mesai de ödenmiyorSeverek izlediğiniz, bir sonraki bölümünü iple çektiğiniz dizilerin görünmeyen tarafında, yönetmen, reji asistanları, kameramanlar, montajcılar, kurgucular yani set işçileri var. Dizi setleri, set işçileri için, uzun çalışma saati, güvencesiz çalışma, stres, yorgunluk, uykusuzluk, haftalarca evin yolunu unutmak demek. Bir dizi kısa sürede reyting kurbanı olursa, set işçileri hiçbir hak iddia edemeden işsiz kalıyor. Dizi tuttu diyelim... Bu kez de insan üstü çabayla çalışmak zorundalar. Birkaç kişinin yapacağı işi, tek kişi üstleniyor. Haftalık çalışma süresi 45 saat olmasına, günde 11 saatin aşılmaması ve gece çalışmalarının ise 7.5 saati aşmaması gerekmesine rağmen, set çalışanlarının kimi zaman hiç uyumadan çalıştıklarını gelen şikayetlerden biliyoruz. Yasaya göre yapım şirketlerinin ödemekle yükümlü oldukları fazla mesailer ise zaten hak getire. Ulusal bayram genel tatil günlerinin ödenip ödenmemesi konusuna girmiyoruz bile.Sanatçılar da emekli olamadı Emeklilik yaşına gelmiş ancak priminde eksik bulunan 7 bin 132 sanatçı… Emekliliğe hak kazanıp yaşı bekleyen 1.900 Devlet tiyatro ve bale sanatçısı… 1970, 80 ve 90’lı yıllarda sadece sanat dünyasında değil, tüm sektörlerde sigortalılık pek önemsenmiyordu. Yıllarca Sinema ve oyunculuk için hizmet veren çoğu sanatçımız rollerinden aldıkları parayla yetinse de sigortalılıklarının peşine düşmüyordu. Sigorta primleri ödenmediğinden dolayı zamanında emekli olamayan sanatçılarımıza borçlanma hakkı tanınacaktı. Ancak müjdeyi veren dönemin başbakanı Ahmet Davutoğlu ile birlikte sanıyoruz ki bu plan da kaldırıldı. “Yıllarını sanata adamış ama emekliliklerinde binbir zorlukla hayata tutunmaya çalışması bizleri üzüyor. Sanatçılar ve kültür adamlarından gelen talepler doğrultusunda, belli dönemlerde SGK primlerini yatıramayan sanatçıların emekli olmasını kolaylaştıracak bir çalışma başlatacağız. Kolay emeklilik sağlayarak emeklilik sonrası rahat hayat yaşamalarını sağlayacağız. ‘Bir usta, bir çırak’ projesini hayata geçireceğiz” denmişti, gerisi gelmedi.

Devamını Oku

Emekli olan sayısı bebekleri yakaladı

5 Kasım 2017

Sosyal güvenlikte dengenin sağlanması için her 4 çalışanın 1 emekliye bakması gerekiyor. Bizdeki oran her 1.9 çalışana 1 emekli. Bu yıl ilk kez, emekli olan sayısı yeni doğanları geçti. Yani demem o ki yaşa takılıp bekleyenler, erken emekli olma rüyası görenler... UmutlanmayınGelişmiş sosyal güvenlik sistemlerinde 4 aktif sigortalıya 1 emekli…Türkiye’de 2 çalışana 1 emekli…Avrupa’nın en genç nüfusuna sahip olan Türkiye’de devletten emeklilik maaşı alanların sayısı 11 milyonu aşarken, bu rakam 100’den fazla ülkenin nüfusunu geride bıraktı.Sosyal Güvenlik Kurumu’nun emeklilere yaptığı ödeme 180 milyar TL’nin üzerine çıkmış durumda. Bu rakamlarla, çalışan nüfus başına düşen emekli sayısında OECD ülkeleri arasında en kötü durumda yer almamız tabii ki sürpriz bir sonuç değil.Toplumun yüzde 25’i 15, yüzde 93’ü ise 64 yaşın altında. Genç nüfusun yüksekliğine karşın önceki yıllarda 38-40’lı yaşlarda emekli edilenler nedeniyle çalışan-emekli dengesi büyük açık verdi. Dünyada sosyal güvenlik kurumlarının varlığını sürdürebilmesi için her 1 emekliye karşılık 4 çalışanın bulunması normal kabul ediliyor. Buna karşılık Türkiye’de 1 emekliye düşen sigortalı çalışan sayısı 1.97 kişide kalıyor.6 ayda 238 bin emekliÇalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre, 2017 yılının ilk 6 ayında 232 bin 100’ü yaşlılık, 6 bin 424’ü malullük/vazife malullüğü olmak üzere toplam 238 bin 524 kişiye aylık bağlandı.Böylece 2017 yılının Haziran sonu itibarıyla SGK’dan gelir ve aylık bağlananların sayısı toplam 11 milyon 971 bine ulaştı. 2017 yılının Ocak-Haziran döneminde gerekli prim gün sayısı ile yaş sınırını karşılayan 232 bin 100 kişi emekliliği hak etti. Bu kişilerden 165 bin 689’u SSK (Hizmet akdiyle çalışanlar), 21 bin 6’sı Bağ-kur (Kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanlar), 45 bin 405’i ise Emekli Sandığı ( devlet memurları)statüsü ile emekli oldu.Bununla birlikte, çalışma gücünün yitirilmesi ve meslekte kazanma gücünün yüzde 60’ını kaybeden 4 bin 377’i SSK, 1.445’i Bağ-kur, 602’si Emekli Sandığı statüsünden olmak üzere 6 bin 424 kişiye malullük aylığı bağlandı.ÇSGB kayıtlarına göre, 2016 yılı içinde SGK tarafından 415 bin 798’i yaşlılık, 11 bin 129’u malullük/vazife malullüğü olmak üzere 426 bin 927 kişiye emekli aylığı bağlanmış.Emeklilik hızı doğurganlıktan daha yüksekTürkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2016 yılı doğum istatistiklerine göre canlı doğan bebek sayısı revize edilen 2015 yılı verisine göre 1 milyon 333 bin 329 iken 2016 yılında 1 milyon 309 bin 771 oldu. Canlı doğan bebeklerin yüzde 51.3’ü erkek, yüzde 48.7’si kız oldu. Toplam doğurganlık hızı, 2015 yılında 2.15 çocuk iken 2016 yılında 2.10 çocuk olarak gerçekleşti. Yani, bir kadının doğurgan olduğu dönem boyunca doğurabileceği ortalama çocuk sayısı 2.10 oldu.Ortalama rakamlar ele alındığında 654 bin canlı doğmuş bebek sayısına oranla emekli nüfusunun doğurganlık seviyesinden daha da hızlı arttığı karşımıza çıkan gerçek. 2010 öncesinde emekli oranı yeni doğan bebek nüfusunun 3/1’ine bile denk gelemezken bu oran 2017 itibarıyla aynı oranı geçmiş bulunmaktadır. Kıssadan hisse; Emeklilikte yaşa takılan milyonlar…Emeklilik yaşı belki düşer diye bekleyenler…Yazıyı bir kez daha okuyun. Belki önümüzde ki seçime boşuna beklememişiz oluruz!

Devamını Oku

3 haftada arayı bulacak

29 Ekim 2017

İnanması zor ama mahkemelerde tam 20 milyon dava dosyası var. Bu küslük bir an önce bitsin diye 2018’de işçi ve işveren arasındaki ihtilaflarda mahkemeden önce arabulucuya gitmek mecburi oldu. İşte uygulamanın ayrıntıları2016 yılında Yargıtay’a temyiz itirazı üzerine incelenmek üzere gelen dosya sayısı 513 bin 893, Ceza davası dosya sayısı da 288 bin 341, ayrıca 54 bin 195 de üst kurullara gelen dosya yani 2016’ da sadece üst mahkemelere itirazla gelen ihtilaf dosya sayısı 850 bin civarında. 2015 yılında Cumhuriyet Savcılığına yapılan başvuru dilekçesi sayısı 7 milyon 183 bin 574, hukuk, ceza ve idari mahkemelere gelen dava sayısı 6 milyon 587 bin ve icra müdürlüklerine intikal eden toplam dosya sayısı 7.5 milyon. Tüketici hakem heyetlerine yapılan ihtilaf başvurusu sayısı 3.5 milyon. Etti mi size, bir yılda yargı organlarına taşıdığımız olay sayısı 20 milyon.Yanlış okumadınız 20 milyon!!!İşte bu yüzden; Zorunlu arabuluculuk ‘resmen’ başladı.Özellikle işçinin işverene dava açmadan önce arabuluculuk şartı getiren yasa Resmi Gazete’de yayımlandı. Artık iş mahkemeleri arabulucuya başvurulmadan açılan davaları herhangi bir işlem yapılmaksızın reddedebilecek.1 Ocak 2018’den sonra ortaya çıkacak anlaşmazlıklarda geçerli olacak sistem peki nasıl işleyecek?Arabulucu bürosuArabuluculuğa başvuranları bilgilendirmek, arabulucuları görevlendirmek ve kanunla verilen diğer görevleri yerine getirmek üzere, Bakanlık tarafından uygun görülen adliyelerde arabuluculuk büroları kurulacak. Adli yargı ilk derece mahkemesi adalet komisyonu tarafından münhasıran bu bürolarda çalışmak üzere, bir yazı işleri müdürü ile yeteri kadar personel görevlendirecek. Arabuluculuk büroları, Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından belirlenen sulh hukuk hâkimliğinin gözetim ve denetimi altında görev yapacak. 3 haftada karar İş sözleşmelerinin feshinde, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde işe iade talebiyle arabulucuya başvurulmak zorunda. Arabulucu atandıktan sonra üç hafta içerisinde karar verecek. Bu süre zorunlu hallerde en fazla bir hafta süreyle uzatılabilmektedir. Arabuluculuk faaliyeti sonunda işçi ve işveren tarafının işe iade konusunda anlaşmaya varamamaları halinde, arabulucu tarafından son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilecek. Arabulucu görüşmeleri sonunda anlaşmaya varılamaması halinde arabulucu tutanak düzenleyecek ve mahkeme başvuru dilekçesinin ekine arabulucu tutanağı eklenecektir.İlk 2 saat ücretsizTaraflar arabulucu görüşmelerine katılmışlarsa anlaşma sağlamaları halinde arabuluculuk ücret tarifesi üzerinden eşit şekilde ödeme yapacaklar. İşe iadede anlaşma sağlanırsa işçi alacakları üzerinden hesaplama yapılacak, taraflar eşit şekilde ödeme yapacaklar. Anlaşma sağlanamazsa iki saatten az görüşme süreleri Hazine’den karşılanacak, iki saatten fazla süreli görüşmelerde ise iki saati aşan kısımlar taraflarca eşit şekilde karşılanacak. 2017 yılı Arabuluculuk Ücret Tarifesine göre bir saatlik ücret miktarı 120 lira.Gelmeyen ödeyecekTaraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderinin tamamından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine vekalet ücretine de hükmedilmeyecek. Yetki arabulucudaÇalışma ve İş Kurumu İl müdürlükleri personelinin “iş sözleşmesi fiilen sona eren işçilerin” kanundan, iş ve toplu iş sözleşmesinden doğan bireysel alacaklarına ilişkin şikayetleri inceleme yetkisi kaldırılmıştır. İş sözleşmesi devam eden işçiler bakımından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın iş müfettişleri eliyle denetim ve teftiş yetkisi devam edecek. İş sözleşmesi fiilen sona eren işçiler doğrudan arabulucuya başvuracaklar.

Devamını Oku

Israrla ölmeye devam ediyoruz

22 Ekim 2017

İş kazalarını önlemek için getirilen sıkı kurallar ne yazık ki işe yaramadı. Belki bakanın da dediği gibi “Bize iki beden fazla” geldi. Son 9 aylık iş kazası verileri ile dünya üçüncülüğü sıramız pekişti. İş güvenliği ve iş sağlığı konusunda bir türlü sınıfı geçemiyoruz.Onlarca eğitim veriyorum. Binlerce insanla buluşuyorum. Üniversite de öğrencilerime anlatıyorum. Avrupa 1’incisi Dünya 3’üncüsü sıramızı indirmemiz lazım, bu işin önemini kavramamız lazım diye uyarıyorum.İş ve Sosyal Güvenlik Uzmanı olarak 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’ndan bahsederken artık tepkiler ‘yahu Kanunu güzel anlatıyorsun da bu ölenler kimin vatandaşı’ sözleriyle oluyor.Bizim vatandaşımız efendim! Şırnak’ta maden de hayatlarını kaybedenler de bizim, Soma’da hayatlarını kaybedenler de.Ülkemizde sınıf geçemediğimiz en önemli sorunlardan biri İş Sağlığı ve İş Güvenliği!!! Ne yapsak beceremiyoruz…Kaza geliyorum diyorGeçtiğimiz hafta Şırnak’ta meydana gelen maden kazası resmen ‘Geliyorum’ dedi. Yetkililerin incelemeleri, valiliğin “Boşaltın” anonsları ve MİGEM’in denetimleri boşa çıktı. Ruhsatsız ve kaçak yürütülen maden 7 kişinin hayatına mal oldu.1978’deki devletleştirmenin ardından ruhsatı TKİ’ye geçen ve o tarihten beri TKİ’nin sorumluluğunda bulunan Cudi Dağı’ndaki IR-2505 ruhsat numaralı maden sahasındaki ocaklar, uzun yıllara dayanan ilkel madencilik teknikleri ve kaçakçılık faaliyetleri neticesi bugünkü riskli duruma getirilmiş durumda.Birçok ocak zamanla su ile dolarken, onlarca metre tıraşlanan yüzeylerin altından da Türkiye kömür çetesinin elebaşlarından olan ‘işadamı’ kılığındaki bazı kişilerin organizasyonunda halen kaçak olarak kömür çıkarılmaya devam ediliyor.Yabancılar da ölüyorŞırnak’ta yaşamış olduğumuz 7 kişinin hayatına mal olan maden kazasını harici Balıkesir’de de yabancı uyruklu 21 yaşında bir genç iş makinasının altında kalarak can verdi. Olay sonrası tüm çalışmalar durduruldu ve çalışanından amirine, dozerinden iş makinasına hepsi toplandı!Samsun’da inşaattan düşen demir ustası, Bursa’da hızlı tren inşaatında meydana gelen göçük sonucu yaralananlar, Kayseri’de yalıtım yaparken 7.kattan düşerek hayatını kaybeden biri 25 diğeri 18 yaşında işçiler, TÜPRAŞ İzmir rafinerisinde boş depolama tankında meydana gelen patlamada vefat eden 4 işçimiz ve daha niceleri yalnızca Ekim ayının iş kazası haberleri…Yetmedi mi?Koca bir kanun 4 senedir nasıl önüne geçemedi bunca ölümlü kazanın?Yoksa Bakan haklı mıydı? Kanunu çıkardık ta bize 2 beden büyük mü gelmişti?

Devamını Oku

‘Dönseydi’ 14 bin TL cezayla kurtulacaktı

15 Ekim 2017

Murat Boz’un 3 yıldır sigortasız personel çalıştırdığı ortaya çıktı. Mahkemeleşmeden itirazı kabul edip SGK’ya başvursaydı 14 bin 663 TL idari para cezası alacak olan Boz, şimdi 234 bin 630 TL ceza ile karşı karşıya. Şarkıcının toplam cebinden çıkacak para 387 bin lirayı bulacakBu Sosyal Güvenlik Kurumu daha ne yapsın…Sosyal medyada, yazılı basında, televizyonlarda kamu spotlarıyla anlatıyor. ‘Sigortasız çalışma, çalıştırma’ diyor. ‘Sosyal Güvencenin kıymetini bil’ diye uyarıyor. Ancak; kayıtdışı istihdam verilerinde önemli oranda azalmalar yaşansa da ‘yok artık’ diyebileceğimiz vakalarla da karşılaşmak hâlâ mümkün.Sanatçı dostlarımızın ülkemizde fazlasıyla örnek alındığı bu zamanlarda yapmış oldukları hatalarda haliyle göz önünde bulundurulduğunda dilimizde tüy biten bu konular daha enteresan hallere gelebiliyor.Son günlerde gündemde olan başarılı şarkıcı/oyuncu Murat Boz’un 2007 yılından itibaren yanında çalışan iki dansçısının sigortasını yapmadığı haberlerini görmüşsünüzdür. Ünlü şarkıcının dansçıları mahkeme yoluna giderek ödenmeyen sigorta primlerinin ödenmesini talep edip, mahkemeden de olumlu karar aldılar. Murat Boz’a çıkarılacak ceza tarifesi üzerinden bir tablo çıkaracak olursak sigortasız iki personel mevcut. Birinin ödenmeyen 2 yıl 6 ayı tespit edilmiş, birinin 3 yılı!66 aylık cezası varŞayet Murat Boz mahkeme öncesi SGK’ya giderek bildirimde bulunsaydı 30 aylık bir personel için, 36 ay diğer bir personel için prim ödemesi yapacak ayrıca asgari ücretin sekizde biri (222.18 TL) her ay için ceza ödeyerek kurtulacaktı. Mevcut durumda mahkeme kararı olduğundan her ay için ödenecek primlerin yanında her bir personel için asgari ücretin iki katı tutarında idari para cezası tahakkuk ettirilecek. 1.777,5 TL’lik asgari ücret üzerinden hesaplayacak olursak 66 aylık bir ödeme tablosunda sadece ceza tutarı 234.630,00 TL olacaktır. Buna ek olarak da 152.509,00 TL kişilerin sigorta primlerini de ödeyecektir.Ünlü sanatçımız, kişiler mahkeme yoluna gitmeden uzlaşarak gidip kuruma bildirseydi ödeyeceği idari para cezası toplam 14.663,00 TL olacakken ne yazık ki bu tutar mahkeme kararıyla 234.630,00 TL’ye çıkmış primler de eklenince toplam 387.139,00 TL’lik bir ödemeyle karşı karşıya kalacak. Uyarıyoruz. Devlet kaçak işçi ile amansız bir mücadele içinde. Son üç yılda kaçak işçi çalıştıran yaklaşık 200 bin işletmeye 1.2 milyar liralık ceza kesildi. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı kayıt dışı ile mücadele için risk analiz merkezleri kurarken, başta inşaat sektörü olmak üzere çalışana elden ücret dönemi tamamen kapanacak. İnşaat sektöründeki tüm aktörler de kayıt altına alınıp birebir izlenecek. Ücret, prim gibi ödemeleri bankalar üzerinden yapmayan firmalara yönelik yaptırımlar ağırlaştırılacak.Murat Boz ne ilk ne de son olacakİşin maddi kısmı böyle ancak Murat Boz bu konuda ne ilk ne de son onu da hatırlatalım. Daha önce de aynı sorunlarla karşılaşan ünlülerimizi şöyle bir hatırlayalım. Gürse Birsel: İddiaya göre Mazlume K., Gülse Birsel ile eşi Murat Birsel’in yanında 11 yıl sigortasız çalıştırıldı. Fatih Ürek’in 10 yıl orkestra şefliğini yapan Oğuz Mühürdar, Ürek’in kendisini sigortasız çalıştırdığı iddiasıyla avukatı Gökhan Alpertunga aracılığıyla mahkemeye başvurdu. Almanya’ya sığınan Can Dündar’ın da yanında web sitesi editörü olarak çalıştırdığı Saim Tokaçoğlu da 15 yıl boyunca sigortasız çalıştırıldığını iddia ederek dava açtı. Kimbilir belki de kaçak işçi kamu spotlarında ünlü sanatçıları oynatmak işe yarayabilir. Karar sizin, sigortasız personel çalıştırmak pahalıdır, siz iyisi mi sigortalı çalıştırmayı deneyin…!

Devamını Oku

İşçi al ve iş yeri aç masraf devletten

8 Ekim 2017

1.3 milyon yeni istihdam sağlayan teşvik uygulamasından daha fazla kişi yararlanabilsin diye kapsam genişletildi. Teşvik kapsamındaki işçiler için kriterler esnetildi ve yeni açılan işyerleri için teşvik miktarı yükseltildi. Hedef 2 milyon kişiyi iş sahibi yapmak İstihdam seferberliği çatısı altında uygulanmaya başlanan sigorta prim teşvikiyle işveren işe aldığı her yeni işçi için 773 TL teşvik alacak. Teşvik uygulamasında yapılan yeni düzenlemeyle bugüne kadar uygulanan en geniş teşvik sistemi getirildi. Teşvik kanun numarası 31.05.2017 tarihine kadar 687, 01.06.2017 tarihinden sonra 1687 olarak uygulanacak.687 sayılı Kanun ile hayata geçen teşvik uygulaması, özel sektör işverenleri için geçerli. 2016 yılının Aralık ayında çalıştırdığı kişi sayısına ilave olarak istihdam sağlayan işverenlere teşvik uygulanıyor. Son 3 aydır işsiz olan kişiler, İŞKUR kayıtları yapılarak ilave istihdam olarak işe alınırsa teşvikten yararlanmaya devam ediyorlar.Çalışanlar için kriter esnetildiŞubat ayından itibaren uygulanmaya başlanan ve bu tarihe kadar yaklaşık 1.3 milyon yeni istihdam sağlayarak işsizlik rakamını 2 puan aşağıya çeken teşvik uygulamasından daha fazla kişi yararlanabilsin diye yayımlanan genelge ile kapsam genişletildi. Hem teşvik kapsamındaki işçiler için kriterler esnetildi, hem de 2017 yılında yeni açılan işyerleri için teşvik miktarı arttı. Bu sayede işsizlik oranındaki düşüşün artarak devam etmesi hedefleniyor.Sigortalı sayısında ek fırsat2016 yılında açılmış olmakla beraber 2016 yılının Aralık ayında SGK’ya işçi çalıştırdığı yönünde bildirimde bulunmayan iş yerlerinin ilave istihdamın hesaplanmasındaki kriter değiştirildi. Değişiklik öncesi bu işverenler için ortalama 2016 yılında bildirilen sigortalı sayısına göre hesaplanıyordu. Değişiklik sonrası bu işyerleri için ortalama “0” olarak kabul edilecek. Bu sayede bu işyerleri Haziran ayından itibaren çalıştırdıkları yeni işçi için teşvikten yararlanma olanağı sağlanacak.EV YARDIMCISI ÇALIŞTIRANA DA DESTEK Kanun teşviklerinden 10 günden fazla ev hizmetlisi çalıştıran kişiler de faydalanabilecek. Ev hizmetlisinin son 3 ay içerisinde en fazla 10 gün sigortalılığı varsa teşvikten yararlanılması sınırların genişletilmesiyle artık mümkün. Yeni tescil iş yeri dosyalarına avantaj Teşvikteki değişiklik en çok 2017 yılında yeni işyeri açan işverenlere yarayacak. Haziran öncesi dönemde 2017 yılında yeni işyeri açan işverenler teşvikten 3 ay sonra ve teşvikin tutarının yüzde 50’sinden faydalanabiliyorlardı. Yani 773 TL değil 386.50 TL olarak hesaplanıyordu. Yapılan düzenlemeyle 2017 yılında yeni açılan iş yerleri de Haziran ayından itibaren 3 ay beklemeden teşvikten yüzde 100 ile faydalanabilecek. Diğer taraftan mevsimlik işlerde çalışan kişiler de teşvik kapsamına dâhil edilebilecekler. 687 değişti 1.687 oldu, hedef yılsonu 2 milyon istihdam… Bakalım sınırların genişletilmesi işe yarayacak mı?TEŞVİK KAPSAMI NEDİR?İşverenler, 687 sayılı kanun teşvikinde hem sigorta primi işveren hissesi, hem damga vergisi, hem de gelir vergisi ödenmiyor. Yani yalnızca primler değil, vergiler de teşvik kapsamında. İşverene teşvik kapsamında işe aldığı her bir işçi için 773 TL teşvik sağlanıyor

Devamını Oku

Kadro mu statü mü?

1 Ekim 2017

Taşeronlar için bir kez daha kadro sözü verildi. Ancak nasıl kadroya alınacakları henüz belli değil. Ortada 3 seçenek var. Uygulanacak sistem özel kodlu bir statü değişikliği de olabilirYıllardır yerel ve sosyal medyanın gündeminden düşmeyen taşerona kadro sorunu tekrardan gündeme getirilmiş durumda. Mevcut hükümet bu defa kamuda asıl işi yapan taşeronlara kadro vererek son dönemlerde kısmen de olsa sarsıntıda olan güvenini kazanmak istiyor. Böyle diyorum zira Davutoğlu döneminden bu yana kadro konusunda sürekli sözler verilmesine rağmen aradan geçen yıllar içinde tek bir somut adım atılamadı. Taşeronlar da haklı olarak her seçim öncesi, ağızlarına bir parmak bal sürüldüğünü ancak heveslerinin kursaklarında kaldığını düşünmeye başladı.Sorun bıraktığımız yerdePeki 4. Çalışma Bakanını gören taşeron sistemi nasıl olacak? Tüm personele kadro verilecek mi, kimler kadroya dâhil edilecek, kadro verdi gibi yapıp verilmeyecek mi?Öyle görünüyor ki ortada 3 farklı seçenek var. Bu seçeneklerden bir tanesi tıpkı 4/a gibi farklı bir statü ile taşeronları gerçek kadrolu yapmak. Bunun için 4/d ya da 4/e gibi yeni bir oluşum meydana getirilebilir. Ancak artan bütçe açıkları vergilerle kapatılmaya çalışılırken bu sistemin çok da mümkün olmadığı aşikar. Yine de bekleyip göreceğiz.Çok seçim geçti…Hükümetler değişti, Başbakanlar Çalışma Bakanları değişti…Vaat hep aynı vaatti ama taşerona kadro sorununda hala bıraktığımız yerdeyiz! Biz beklerken olası seçenekleri masaya yatıralım.Plan kadro verdim diyebilmek!Ortalama 750 bin kişilik taşeron nüfusu mevcut ve bu kişilerin hepsinin kadroya alınması kamu bütçesini oldukça zorlayacak bir durum doğuracak. Hükümet 1.plan olarak statü değişikliğine gidecektir. Özel şirket personeli olarak geçen bu kişiler yine özel şirketler üzerinden değerlendirilecektir. Bu kişilerin özlük haklarını bağlı bulunduğu kamu kurum ve kuruluşları sağlayacak ancak kâğıt üzerinde yine şirket çalışanı olarak kalacaklar.Plan 4/D yada 4/E statüsü getirilecekSSK(4/a), Bağkur(4/b) ve Emekli Sandığı (4/c) statüleri gibi taşeron personellere de ayrı bir statü getirilmesi planlanmaktadır. Bu personellerin 4/c kapsamına dahil edilmesi sınav sistemiyle 4/c’liler tarafından hak mahrumiyeti doğuracağından pek tercih edilecek gibi gözükmemektedir. Mevcut durumda 4/a’ya tabi olan taşeron personellerin sigorta primleri de özel şirketler üzerinden ödenmektedir. Taşeron sistemin en büyük sıkıntısı ise sahipsiz olmalarıdır. Taşeron olarak çalışan bir belediye personelinin ‘Başkanın yada diğer partililerin iki dudağının arasında bizim ekmeğimiz, memur yatıyor işleri biz yapıyoruz. Sorun çıkaranı kovuyorlar, sistemi kurmuşlar alan memnun veren memnun!’’ diyen sözleri aslında konunun en can alıcı özeti.Özlük haklar iyileştirilecek konu kapanacakÇalışmalar doğrultusunda değerlendirmiş olduğumuz tek şey sadece ücret artışı ve özel kodlu statü değişikliği olacağı. Yani, 4/d yada 4/e statüsünde görünecek personel, işveren sigorta giriş ekranında taşeron işçinin fiilen çalıştığı kamu kurumunun adını yazacak ama arka tarafta yine aynı şirketler aracılığı ile işler dönecek. Ücretinde iyileşme ve çalıştığı yer olaraksa kamu kurumunun adını gören taşeron ise istediğini bir nebze de olsa almış olacak.

Devamını Oku