TARAFTARIN e-bilet uygulamasını protesto etme hakkı var, takım performansından memnun da olmayabilir. Ancak Beşiktaş’a küsmeye hakkı olamaz. Beşiktaş yönetimi de kriz yönetimini yapamadı. Camia ‘Şampiyonlar Ligi’ni kaybettik’ duygusuna kapıldı. Dün Beşiktaş için sezonun en önemli maçlarından biri oynandı ve tribünler maalesef bomboş.BELLİ ki Sivas yenilgisinin ardından futbolcular kendine gelmiş. Kasımpaşa gibi güçlü ve formda bir takım karşısında maça çok iyi başladılar. Özellikle de Veli ve Oğuzhan orta alanda üstünlüğün alınmasında başrol oyuncusu oldu. Gökhan ve Olcay da hareketli ve enerjik olunca Kasımpaşa’nın direnci kırıldı. Atiba orta sahada sağ beke oranla çok daha verimli. MAÇIN iki 2 iyi oyuncusunun attığı goller ile fark ikiye çıktıktan sonra Kasımpaşa risk aldı ancak geri dönecek yeterlilikte bir efor sarfedemedi. Almeida biraz daha dikkatli ve istekli olsa; final pasları yerini bulsa maç Beşiktaş açısından daha da farklı kazanılabilirdi. 3. golü bulamayıp son dakikada gol yemek ise bir Beşiktaş klasiğiydi.HEDEFE ODAKLANMALILARBU yarışta Beşiktaş, Şampiyonlar Ligi trenine çoktan binmeliydi. 2 maç daha var ve son saniyeye dek tüm arzu ve konsantrasyon 6 puana yönelik olmalı. G.SARAY, Trabzonspor ile deplasmanda çok zor bir maç oynayacak. Beşiktaş önce kendi işini yapmalı. Kalan 2 maçı da kazanırsa Şampiyonlar Ligi şansı hiç de az değil. Ancak camianın ve takımın ne yazık ki bu hedefe yeteri kadar odaklanamadığını görüyoruz. Bu kadar önemli bir maça son yılların en düşük sayıdaki seyircinin gelmesi düşündürücü ve üzücü. Beşiktaş Kulübü’nün taraftarıyla yaşadığı iletişim kopukluğu mutlaka onarması gerekiyor.
ŞAMPİYONLUK ulaşılması kolay bir hedef değil. Temmuz ayında yoğun antrenman temposu ile başlarsınız, yorucu bir sezona hazırlanırsınız. Ekip ruhu, takım olgusu, fedakarlık ister şampiyonluk... Yürek, mücadele, konsantrasyon ister... Akıl, beceri, güç ve dayanıklılık ile koşarsınız hedefe.. Başarının arkadaşlığı değil, arkadaşlığın başarıyı getirdiği bir öyküdür şampiyonluk... Sevgi varsa şampiyonluk gelir. İlle de rakibe saygı şarttır. Gün gelir düşersiniz, kaybedersiniz. Yeniden ayağa güçlü bir şekilde kalkabilmektir şampiyonluk. 'SEN-ben değil. Biz-hepimizdir.' ‘As-Yedek-Yıldız-Genç-yaşlı' yoktur şampiyon olan takımda.TEBRİKLER F.Bahçe.. Tebrikler şampiyon... İstediniz, hakettiniz ve başardınız... YAKIŞTI SANA ERSUN HOCATEKNİK direktördür şampiyonluğun baş mimarı. Futbolculuğunda büyük takım apoleti olmasa bile basamakları birer birer çıkan, tırnakları ile kaza kaza gelen ve sonunda herkese kendini kabul ettiren Ersun Yanal... 1 gün bile sportmenliği unutmayan, centilmenlikten uzaklaşmayan ille de 'Futbol oynayarak şampiyon olacağım' diyen Ersun Yanal... Bravo sana... Yakıştı da...ANTRENÖRLERİ, kondüsyoneri, doktoru, analizcisi, tercümanı, fizyoterapisti, masörü ve malzemecisi hepsi gecesini gündüzüne katıp akıtmıştır terini, emeğini.. Onlara da bravo..BU kulüp için ailesini, işini, sağlığını, parayı pulu kenara itip dört elle sarılan başkan Aziz Yıldırım ve yönetim kuruluna da tebrikler... VE tabii ki de büyük zorluklar, acılar, şoklar yaşayan F.Bahçe taraftarı... Sizler bu şampiyonluk sevincini çok hak ettiniz. Kutlayın doyasıya...ŞAMPİYONLUKTA emeği geçen herkese tebrikler...
F.BAHÇE daha derli toplu ve iyi başladı. Sow'un attığı gole kadar alanları iyi kapattılar ve daha organize bir takım görüntüsü ortaya koydular. Ancak yine de ilk bölümde tek net pozisyon Almeida ile Beşiktaş'tan geldi. Kaleci ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda iyi bir vuruş yapamadı. MAÇA felaket başlayan Jones henüz 16. dakikada atılmadığı için şanslıydı. Sow'un golünden sonra önde baskı yapan Beşiktaş, 1-0'dan sonra oyunu yarı sahasında kabul eden F.Bahçe karşısında etkili oldu ve pozisyonlar yarattı. Aynı noktadan bir kaç dakika önce topu az farkla dışarı gönderen Motta, devrenin son dakikasında bu kez köşeyi bulunca Beşiktaş soyunma odasına beraberlik ile gitti. MORALLİ siyah-beyazlılar 2. yarıya iyi başladı. İlk yarıda çok kötü oynayan Jones ve Oğuzhan 2. yarıda iyiydi. 58'de çok gereksiz bir hareket yaparak atılan Motta, galibiyete yakın oynayan takımını 10 kişi bıraktı. BEŞİKTAŞ’TA Dany, çabukluğu ile bir çok tehlikeyi başlamadan eritti. Yüksek mücadeleye dayalı temaslı ve sert bir maç oldu. 2 takım da kazanmak istedi ancak şartlar -özellikle de Beşiktaş'ın- beraberliğe razı olmasını sağladı. Bu sezon derbi kazanamayan Biliç özellikle ilk 30 dakika rakibinden çekinen ve tedbirli bir oyunu tercih etti. DAĞLARI AŞMASI GEREKÇOK tartışılan pozisyonda Dany’nin ayakla topu kafasına kaldırıp kaleciye vermesi ihlaldi. Ve Halis Özkahya doğru karar verdi. F.Bahçeliler'in topu dışarıya atması ise centilmenlik gereğiydi. Çünkü Dany'nin ihlali öncesi top hakem atışı ile başlamıştı ve oyun Jones'un sakatlığı yüzünden durduğu anda top Beşiktaş'taydı. Hakem atışında topa yakın olan Dany değil de bir F.Bahçeli olsaydı zaten yine topu Beşiktaş'a geri verecekti. Caner, Beşiktaş'ın başlatması gereken oyunda topu tekrar Beşiktaş'a vererek bunu bir avantaja dönüştürmedi ve topu dışarıya attı. F.BAHÇE'Yİ çok hak ettiği bir sezonda tek bir puan ile bile şampiyon yapacak. Beşiktaş'ın ise bu kadar cezalı ile 2.’lik için hala aşması gereken dağlar var. NETİCE itibariyle 'Adil bir beraberlik' oldu.
Derbi öncesinde anlamsızca tuhaf dedikodular çıktı. Maalesef bunları çıkartanlar futbolun ruhundan ve dilinden anlamayan kişiler. Yok F.Bahçe, G.Saray ikinci olmasın diye Beşiktaş'a kaybedermiş...Geçen yıl hiçbir iddiası olmayan Beşiktaş son dakika golüyle F.Bahçe'yi yenip şampiyonluktan etmedi mi? Önceki yıl play-off'ta yine hiçbir iddiası yokken F.Bahçe'yi yenip şampiyonluktan etmedi mi?Ne Beşiktaş'ın galibiyet için herhangi bir şeye ihtiyacı var, ne de F.Bahçe sahaya çıktığında aklına böyle şeyler getirir. İki takım da çıkar her karşılaşmada olduğu gibi bütün gücünü ortaya koyarak mücadele eder.Kazanırsa şampiyon olacak bir F.Bahçe var. Bundan büyük bir motivasyon olamaz. Ayrıca e-bilet yüzünden tribünlerin boş kalacak olması da F.Bahçe için bir avantaj. Sarı-lacivertliler formda ve moralli. Kazanırlarsa bütün sezonun ödülü var, kaybederlerse hiçbir şey olmayacak. Bunlar önemli doneler. KARTAL ÖNE GEÇSE DE...Beşiktaş ise Şampiyonlar Ligi için kazanmak zorunda. Siyah-beyazlılar kendi kalesine 20 metreye kadar en iyi savunma yapan takım. Ama top bir şekilde Beşiktaş ceza sahasına düştüğü zaman ciddi sorunlar yaşıyorlar. F.Bahçe'nin bu yüzden Beşiktaş'a çok ters gelecek özellikleri var. Eğer Kartal kazanmak istiyorsa rakibini mümkün olduğu kadar kalesinden uzak tutmalı. Bunu da presle yapabilir. Derbilerde genellikle öne geçen takımlar avantajlıdır ve kazanır. Ama bu Beşiktaş için geçerli değil. Ligin ilk yarısında 2 derbide de öne geçip kazanamamıştı. Beşiktaş öne geçse bile aynı şekilde önde baskılı oynamaya devam etmeli, geriye çekilirse skoru koruyamaz. F.Bahçe içinse kanat beklerinin hücum gücü dışında en önemli silah yüksek tempo ve baskılı oyun. Ancak bunu yapmadıkları zaman sıradan bir takıma dönüşüyorlar. Fakat Beşiktaş karşısında pasa daha yatkın bir takım olduğu için maç düşük tempoda oynanırsa F.Bahçe daha avantajlı olur.BOL GOL BEKLİYORUMF.Bahçe'nin bir başka silahı duran toplar... Fernandes ve Sivok'un yokluğunda duran toplarda son derece zayıf olan Beşiktaş karşısında F.Bahçe büyük avantaja sahip. Çekişmeli, pozisyonlu, tempolu ve gollü bir derbi bekliyorum. G.Saray’ın dün akşam Kasımpaşa’ya mağlup olması nedeniyle Beşiktaş bugün beraberliğe razı bir oyun anlayışı da ortaya koyabilir.
Maç o kadar durgun ve temposuz başladı ki ilk 30 dakika futbol değil de bir güreş veya boks mücadelesi olsa hakem 2 takıma da pasif oyundan dolayı ihtar verirdi. 30. dakikadan sonra maça ağırlığını koyan Beşiktaş, iyi baskı yaptı ve Konyaspor’u adeta kendi yarı alanına hapsetti. Siyah-beyazlılar bu bölümde Almeida ve Atiba ile pozisyonlar da buldu. Kaleci Itandje’ın Motta’nın ve İsmail’in şutlarını inanılmaz bir şekilde kurtarması ile 45 dakika 0-0 sonuçlandı. İkinci yarıda Konyaspor daha aktif idi. Kendi kabuğundan çıkan ev sahibi takım Gekas ve Hasan Kabze ile pozisyonlar bulurken Tolga’yı aşamadı. Tempo kazanan maç Beşiktaş’ın lehine olacak diye beklerken işin doğrusu siyah-beyazlılar beklenen üretkenlikten uzak kaldı. Veli-Olcay-Oğuzhan 3’lüsünün tek paslı mükemmel geometrisinde şık bir gol atan Beşiktaş golden sonra da rakibine baskıyı sürdürerek kontrolü rakibine vermedi. Taa ki son 10 dakikaya kadar. KORUMA DUYGUSUAlmeida, yardımlaşmada iyi üretkenlikte kötü idi. Oğuzhan klas ama güçsüz idi. Olcay çalışkan ancak etkisiz idi. Motta ilk yarı iyi işler yaptı 2. yarı kayboldu. Maç boyu iyi oynayan İsmail, Jones, Atiba ve tabii ki de Tolga idi. Eleştirilen Dany hiç hata yapmadı. Beşiktaş için eleştirilecek nokta ise son 10 dakika daha sakin ve olgun bir oyun ortaya koyamaması idi. 3 puanı koruma duygusu ile yaşanan panik Konyaspor’u da cesaretlendirdi. Acaba Oğuzhan çıkmasa daha mı iyi olurdu diye Biliç’e sormak lazım. İsmail Köybaşı maç eksiğine rağmen sakatlık öncesi ritmini bulmuş görünüyor. Oynadıkça daha da iyi olacaktır. Bu durum Beşiktaş açısından sevindirici. Ancak son saniye golü ile kaybedilen 2 puan geride kalan haftalarda fazlası ile aranacaktır.
Futbol değil 'Rugby' maçı gibi başladı. G.Saray ilk düdükle sert, agresif ve kararlı göründü. 9. dakikada gelen şık gol ilk yarıda bize sahada oynanan oyunun 'Futbol" olduğunu hatırlatan tek enstantaneydi. Felipe Melo'nun tekte verdiği öldürücü pası Wesley Sneijder çok klas bir vuruşla ağlara gönderdi. 1-0'dan sonra sertliğe fazlası ile cevap veren bir F.Bahçe vardı. İlk 7 dakikada Selçuk ve Melo'ya çıkmayan kartlar ile başlayan kavga daha sonra Emre'nin cevabı ile şiddetlendi. Emre sert oyununu sürdürünce 2. sarıdan atıldı. Hatta açık konuşalım: Emenike'nin Selçuk'a, Topal'ın Melo'ya ve Alves'in Sneijder'e hareketleri de kırmızı kart olabilirdi. Keza ilk 45 dakikada Melo'nun sahada kalması da hakem toleransıydı. Ortamı geren, tüm fitilleri ateşleyen Melo'ydu. DÜŞMANCA DAVRANIŞLAR!Dünyanın her tarafında maç izliyoruz. Ben bu kadar oyun kuralları dışında oynanan bir maç daha görmedim. Yazık değil mi ligdeki diğer takımlara? Bu ayrıcalık neden?Kurallar mı farklı? FIFA kokartlı, formda ve yetenekli hakem olarak nitelendirdiğimiz Bülent Yıldırım hadi derbinin ruhuna uygun hareket etti ve oyuncuları sahada tutmak istedi diyelim. Peki, uluslararası düzeye gelmiş 2 takım futbolcularının birbirlerine olan düşmanca davranışlarına ne demek lazım ? İkinci yarıda ortam daha sakindi. Maçın başından itibaren hücumda hiçbir varlık gösteremeyen F.Bahçe 10 kişiyle G.Saray'ı zorlayamadı. YA FARK 3 PUAN OLSAYDI?Futbol kalitesinin son derece düşük olduğu derbi sertliklerinin yanında çıkan ve çıkmayan kartları ile hatırlanacak. Şık gol ve Drogba'nın direkten dönen topu ile Burak'ın 2. yarıda karşı karşıya kaldığı pozisyonlar dışında futbol heyecanından uzak kaldık. Ancak yine de sadece futbol penceresinden bakarsak hak eden kazandı. Yabancı bir futbol adamına dünkü maçı izlettirseniz sahada yaşananlara ve tek bir pozisyon bile bulamayan F.Bahçe'nin bu ligde açık farkla lider olduğuna inanmazdı. İşin bir başka boyutu da şu: Dünkü maç 13 puan değil de 3 puan fark ile oynanmış olsa bugün işin içinden çıkılmaz kaos ile dolu bir futbol girdabına girmiştik.
Derbilerin ruhu farklıdır. Bu tip maçları kazanmak için teknik, taktik ve kalite yetmez. Derbilerde daha fazla istemek, yüreğini koymak, savaşmak gibi daha çok psikolojik faktörler ön plana çıkar. İki takımın son haftalardaki oyununa bakarsak F.Bahçe'nin daha sorunsuz bir ekip görüntüsünde olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ancak bu durum bugün için ortadan kalkacaktır. G.Saray gücünü ve konsantrasyonunu aklı ve kalitesi ile birleştirebilirse seyirci avantajı ile birlikte derbide bir adım öne geçebilir. Bu kaliteleri var. Önemli olan bu yüreği ortaya koymaları.CANER-GÖKHAN’A ÖNLEM ŞART13 puan öndeki bir F.Bahçe, kazanmak için oynayacaktır. Böylesine büyük bir puan farkıyla önde olup, sahadaki çarpışmaya ne düzeyde yanıt verecekleri aslında maçın anahtarı olacak. Orta sahadaki fiziksel mücadelede ayakta kalabilmek çok önemli. F.Bahçe'nin Caner ve Gökhan üzerinde getireceği toplara G.Saray önlem alamazsa sorun yaşar. Caner'in kanadından arka direğe kesilecek ortalarda Kuyt, Telles'e üstünlük kurabilir. ERKEN KARTLAR SEYRİ ETKİLERG.Saray'ın hücum gücü Drogba, Sneijder ve Burak'la kısıtlı. Kanat beklerinin katkısı Cimbom açısından çok belirleyici olacaktır. Klişeleşti ama erken görünecek kartlar maçın seyrini etkileyecektir. F.Bahçe ekip olarak daha kolektif. Ancak G.Saray'da da bireysel olarak maçı değiştirecek oyuncu sayısı hiç de azımsanacak gibi değil. Drogba, Sneijder, Melo, Selçuk ve Burak günlerinde olursa kontrol edilmesi güç oyuncular. F.BAHÇE ÇEKİLİRSE İŞİ ZORLAŞIRF.Bahçe rakibinin üzerine gittiği zaman çok güçlü bir takım. Ama yarı sahasında oyunu kabul edip, baskı yerse G.Saray'ın ekmeğine yağ sürer. Taktiksel oyundan ziyade sinirlerine hakim olan, yüksek arzu ve konsantrasyonla daha fazla isteyip, savaşan taraf galibiyete daha yakın. Ev sahibi olmak G.Saray'ı bir adım öne çıkartırken, rahat ve sakin oynayacak kolektif bir F.Bahçe de özellikle ilk golü bulursa avantajlı duruma geçer.
Maç öncesindeki fotoğraf bu karşılaşmanın az gollü ve az pozisyonlu geçeceğini gösteriyordu. Son 4 maçında hiç gol atamamış defansif bir Karabükspor ve buna karşılık son 5 maçında rakiplerine tek net gol pozisyonu vermemiş bir Beşiktaş...Gökhan Töre'nin yokluğunda Oğuzhan da sakatlanıp çıkınca zaten az olan yaratıcılık iyice eridi gitti. İlk yarı hiç pozisyon üretemeyen Beşiktaş, ikinci yarıda daha yüksek tempo ve pres ile oynayıp Karabükspor'u hataya zorlamalıydı. Öyle de başladılar. Mustafa'nın röveşatası maçtaki ilk gol fırsatıydı. İlerleyen bölümde Karabükspor'un biraz daha kabuğundan çıkması ve önde oynama arzusu maça hareket getirdi. Duran toplar ile pozisyon arayan iki takım zaman zaman gol girişimlerinde bulunsa da ciddi fırsatlar yakalayamadı. Beşiktaş'ta Dany ve Jones iyi bir futbol sergilediler. Mustafa Pektemek sürekli aradı. Ancak 2 kez gole yaklaşsa da sonuç almaktan uzaktı. Beşiktaş bu yenilgi ile şampiyonluk yarışından uzaklaştı. Kalan 7 haftada mücadele ikincilik için olacak. Rakibe pozisyon vermeden 90 dakika geçiren siyah-beyazlılar Eneramo'yu 1 kez kaçırdı ve Nijeryalı futbolcunun beceri dolu golü ile maçı kaybetti. Oyunun 0-0 devam ettiği bölümlerde böylesine kritik bir maçta galibiyet için daha fazla risk alınmalıydı. BİLİÇ ÇÖZÜMLER ÜRETMELİBeşiktaş'ın kadrosunda yaratıcılık özelliği bulunan 3 oyuncusu var. Bunlar Fernandes, Oğuzhan ve Gökhan. 3'ü de olmayınca yüksek top ve pres bir çözüm olarak kullanılabilirdi. Bir gerçek var ki siyah-beyazlı ekip disiplinli ve iyi savunma yapan takımlara karşı zorlanıyor. Bu derece sıkışan oyunlarda duran top silahını daha etkin kullanabilmek için Biliç çözümler üretmeli. İlginçtirki, kiralık olarak Karabük'e verilen Eneramo'nun sözleşmesine "oynayamaz" maddesi koymamanın bedeli de ağır oldu.