Böyle de bir polemik vardır ya...Hani hiçbir zaman sonuca ulaşılamayan polemiklerden...Ama geyiği iyidir.Komiktir.Bu konu da yani “Erkeğe tecavüz edilebilir mi” tartışması da böyledir.Ama şey anlamında, “Bir kadın bir erkeğe tecavüz edebilir mi?” Hani arada sırada okuruz ya, “İki kadın bir erkeğe tecavüz etti” diye...Resimdeki kadınlar da böyle koca memeli, vamp kadınlardır, niyeyse?Niyesi belli aslında:“Bize de tecavüz etseler ya!” dedirtsinler diye...Yani bir adama sorsanız, “Bir kadının tecavüzüne uğrasınız...” diye...Hemen gevşer, pis pis sırıtmaya başlar;“Bence mahzuru yok” diyerekten... İşin fantezisine kaçarlar ama ben ciddi ciddi tecavüzden bahsediyorum.Yani adam istemiyor ama kadın zorla...Nasıl olur bu?Ne zaman bu konu açılsa benim aklıma hep komik komik manzaralar gelir...“Olursa nasıl olabilir” diye...Yok, yazamam onları şimdi buraya...Ayıp olur!Peki ama birazcık anlatacağım...Şimdi iki kadın (koca memeli ve vamp) adamı sandalyeye bağlamışlar...Bu kadar...Bundan sonra olacakları siz düşünün artık!İşin esprisi bir tarafa, gerçekten de böyle olaylar var.Ha, nasıl oluyor peki?Tabii işin hem fiziksel hem de duygusal(!) yönü var.Fiziksel tarafını biliyorsunuz, kadınlar gibi olmadıkları için tecavüz edilmeleri biraz daha zor!Duygusal olarak da...Aman sanki herkesle canları çok istediği için mi birlikte oluyorlar?Şimdi inadı mı tuttu?Gelmiş kadın ya da kadınlar önüne, bizimki de,“Yok, yapmayacağım... İnadım inat!” Bütün bunlar aklıma dün yazdığım haberden geldi. Hani hiçbir fiziksel rahatsızlığı olmamasına rağmen karısıyla yatamayan adama maddi manevi tazminat cezası verilmiş ya...Yani kadın mahkemeye vermeyip kocasıyla zorla yatsaydı...Yatabilseydi...Ki erkek yapınca biz buna tecavüz diyoruz...Bu da kocaya tecavüz sayılır mıydı? Adam mecbur mu yani?Ne bileyim...Hadi onu da geçelim, herhangi bir adam mesela...Düşünsene adam karakola gitmiş, perişan bir halde:“Tecavüze uğradım, şikâyetçiyim” diyor...Şöyle bir suratına bakarlar herhalde, “Şimdi mi ilgilenseeek, yarına mı bıraksak!” diye...Ya da:“Nerede len bu ırz düşmanları...” Anında yakalamazlarsa neyim...Ama şunu söyleyebilirim; gidişat öyle gösteriyor ki bu tecavüz vakaları artacak!Söylemişti dersiniz.Böylece o meşhur söz de yerini bulmuş olur:Tecavüz kaçınılmazsa zevk almaya bak!
Zaten yapamamış...Hem kendisine hem kadına karşı rezil olmuş, üstüne bir de ceza yemiş!Hem de resmen...Resmi yani...Mahkeme kararıyla...Pazar günü bizim gazetede vardı, okumuşsunuzdur, Kemal’in (Göktaş) haberi:n “Yargıtay, fiziksel bir rahatsızlığı olmadığı halde karısıyla cinsel ilişkiye giremeyen kocanın karısına maddi ve manevi tazminat ödemesi gerektiğine karar verdi. Yargıtay, boşanma kararının yeterli olmadığını, bu durumun kadının kişilik haklarına bir saldırı olduğu için tazminat gerektirdiğini belirtti.” Haber kısaca bu.Ben tabii, mahkeme ortamını merak ediyorum...Olaylar nasıl gelişti acaba?- Hâkim Bey, bir değil, iki değil! Affedersiniz, adamda tık yok! Yapmıyor, yapamıyor...- Doğru mu oğlum? Yapamıyor musun bakim?- ....- Cevap ver oğlum! Mahkeme burası!- ...- Bak keserim cezayı!- Kesin Hâkim Bey. Hayır, bunun hastalığı falan da yok. Hakkımı istiyorum!- Bak son kez soruyorum: Ya-pa-mı-yor-mu-sun?- Yapamıyorum efendim Bir de daha öncesi var tabii...İş mahkemeye kadar nasıl geldi?Önemli olan bu...- Bak Hamdi! Bu kaçıncı? Sana son bir şans daha veriyorum. Yoksa bu iş mahkemede biter, ona göre...- Ya git başımdan... İster mahkemeye ister cehennemin dibine...- Bak rezil olursun ama...- Niyeymiş? Ne diyecen? Yapmıyor mu diyecen? Sana bakınca nedenini anlarlar zaten!- Derim Valla...Netekim demiş de...Kadınlardan korkulur arkadaş!Adam da temyize gidermiş!Burasına kadar gelmiş ya...“Gelin lan, topunuza nasıl yapamadığımı göstereyim!!!” Hııı?Nasıl ispatlayacak?Yani adam, “Yoo, yapıyorum, hem de nasıl!!” derse...Komşulara mı soracaklar?- Siz, üst kattakiler, bunlardan hiç ses geliyor muydu?- Valla çıt çıkmazdı Hâkim Bey!Ya da...- Uyuyamazdık Hâkim Bey. Boşayın bunları da biz de rahat edelim artık!Bunun ispatı nasıl olacak, bulamadım...İş arkadaşlarına sorarlarmış! “Son zamanlarda çok agresifti. Biz de aramızda, ’Sevişmiyor artık galiba’diye dalga geçerdik!!” Onu bunu bilmem. Bundan böyle, karar göre, eşiyle cinsel ilişkiye giremeyen eşler, bu bir fiziksel rahatsızlıktan kaynaklanmıyorsa, boşanmanın yanı sıra karşı tarafa tazminat ödemek zorunda kalacaklar. Böylece psikolojik etkenlerle ilişkiye girememe ya da eşe karşı cinsel isteksizlik, tazminat nedeni olacakmış.Ona göre...
Tekel işçilerine destek için birşeyler yazayım dedim, var ya burnumdan getirdiniz...Hayatta size destek falan çıkmam, haberiniz olsun:))Ben, “Bu da benden...” demiştim.Hadi bakalım şimdi de sizinkilere bakalım...Bunlar da sizden...***- “Demek ki durum ciddi. Dilek Hanım da bu konuyu kaleme aldıysa iktidarın şapkasını önüne koyup düşünme zamanı gelmiştir sanırım.” Bu yine iyi! Sen dua et, bir gün “Hanımların evde oturması için 3 neden” başlıklı bir yazı yazmayayım...- “İşçiler haklı mücadelelerini kazandıklarında size ‘biz 1.5 aydır eylemdeyiz nerdeydiniz’ diye sormalarından mı korktunuz da yazdınız kuş kadar yazı olmuş neyse buna da şükür.” Evet çok korktum. Yazmasam kapıma dayanacaklardı! Kuş kadarı da manalı yaptık ama... Sen de insanı eylemden soğutursun ha! Agresif eylemci..- “Bütün cumhurbaşkanlarının kaç lira maaş aldıklarını öğrenmek istiyorum. Zamanında kaç kilo buğdaya tekabül ettiği ile birlikte birinciden başlıyarak yazınız lütfen.” Atatürk’ün maaşı ilk olarak 40 (28 dolar) liraymış. Sonraları 150 liraya yükselmiş. Şimdiki Cumhurbaşkanı’nın maaşı, 11 bin 400 lira. Ben buğday muğday hesabından anlamam, artık onu da sen yap!- “Özel sektördeyiz ve destek için iş yerimizi kapattık bugün...” Sizin de canınız tatil istedi herhalde! Şaka şaka... Tebrikler...- “Memleket meselelerine hoş geldiniz. 51 gün derken Tekel işçilerini kastettiğinizi anlamak kolay. Sizden bu tür yazıların devamını dilerim. Kendinize iyi davranın.” Biz de sizi arada sırada insan ilişkilerine davet etsek! Hep siyaset, hep siyaset, bunalacaksınız...- “Dilek Hanım, yazılarınızı hep sevdim... Tekel işçilerinin, iktidarın sultasını sallayışını net bir şekilde anlatmışsınız. Katılıyorum... Saygılar.” Saygılar benden... Ne temiz bir insansın ya, oh be! İçim rahatladı.- “Ben de bugün emekçi arkadaşlara destek vereceğim.” Ya öyle bir yazmışsın ki, sanki... - “Teşekkürler... Meclisteki 4-C’li aşk skandalı. bize 4-C dayatması yapanlar, mecliste 4-C’li çalışanlara renkli alternatifler sunuyor... Bize yetimin malı hikâyesi yapanlar 565 bin TL’lik otolara biniyor. Bu bedeller ceplerinden çıkmıyor. 565 bin TL demek 979 asgari ücretli maaşı, 470 en düşük memur maaşı ve 403 tekel işçisi maaşı... Sonra bize denen milletin kasası bize emane... t’yi de ben ekleyeyim ama o da yetmiyor işte!” n “Tamam bu da sizden de 51 günün adı sanı belirsiz herhalde tekel işçilerini kastediyorsunuzdur. Kutlarım sizi.” Yok ben 51 gündür seks yapmayanları anlatıyordum! Karda kışta falan diye!!! Tekel mi? O ne? Grev falan mı var?Aaaa...Ben de sizi tebrik ediyorum ama...
Doğru Ya da yanlış... Fark etmez!AmaTam 7 yıldırİlk defa..Birileri çıkıpBir şeye “Hayır” diyor... Hakkını arıyor. VeBunun arkasında duruyor. 51 gündür... Karda soğukta...Sıcak ve keyifli her yerden uzakta...Haklarını savunuyorlar... İnatla... 7 yıldır ilk defa... Birileri çıkıpBir şeye “Hayır” diyor... Hakkını arıyor. Herkes onları seyrederkenHatta neler olup bittiğini bile anlamazkenVe... İtaat, taviz ruhumuza ha işledi ha işleyecekken...Kimimiz sinmiş,Kimimiz menfaat tuzağına düşmüşkenOnlar tam 51 gündür... Kimsenin yapmadığını... Yapamadığını yapıyorlar... Direniyorlar...Sırf bu yüzden ben de... Ben de ilk defaBugün Onlara böyle destek olmak istiyorum... Dile kolay,7 yıldır İlk defaBirileri çıkıpBir şeye “Hayır” diyor...Hakkını arıyor...
Amerikan magazin dergisi Glamour’ın ilişki editörü Brenda Della Casa, ilişkilerin sonunu getiren 8 alışkanlığı derlemiş. Niye sekizse!Seks mi demek istedi acaba?İlişkileri “enkaza” çeviren sekiz hata bulmuş!Ben de bu hataların hatasını bulayım mı?Hadi o zaman...1.Sevgilinizi olmasını istediğiniz gibi değil, olduğu gibi görün ve değiştirmeye çalışmayın.(Olduğu gibi görünce iş bitiyor ya zaten!)2.Ruh halinizdeki tutarsızlıkları dizginlemeye çalışın ve kapris yapmayın.(Kime kapris yapacağız ki? Halamızın oğluna mı?)3.Arkadaşlarınızla, ailenizle sevgilinizin dedikodusunu yapmayın.(Asıl sevgilinle arkadaşını ve aileni çekiştirmeyeceksin. Başına dert alırsın. Unutma ki, o gider ama ötekiler kalıcıdır.)4.Her canınız sıkıldığında onu arayıp ağlamayın.(Sıraya mı sokalım? Bir gün birini, bir gün ötekini!!!)5.Ona annelik yapmayın; erkekler kontrolcü annelerine yaptıkları gibi size de isyan edebilir.(Ütüsünü yaparken, yemeğini hazırlarken isyan etmiyor ama! Önce o ne istediğine karar versin.)6.Birbirinize yapışık gibi yaşamayın, kendi arkadaşlarınızla da vakit geçirin.(Tabii!!! O da buna çok memnun olur! ’Biz bu akşam kız kıza çıkıyoruz’deyince falan... Bayılırlar!!!)7.Kıskançlık yapmayın, telefonunu ve bilgisayarını karıştırmayın.(Karıştırana değil, karıştırtana bakacaksın!) 8.İlişki ilerledikçe kendinizi rahat hissedip çaba harcamayı bırakmayın.(İlişki ilerledikçe rahatlıktan değil, rahatsızlıktan çaba harcama bırakılır. “Eee... Yeter be! Seninle mi uğraşacağım, ne bk yersen ye” diyerekten...)***İlişki edidörüne bak!Sanki ilişkileri enkaza çeviren sadece kadınlar!Kıymetimi bilin, kıymetimi!!!Ya ben de böyle olsaydım!Ayrıca, hadi biz bunları yaptık!Anne gibi olmadan anne olduk, ağlamadık, kapris yapmadık, kıskanmadık falan filan...Mesela yani!!!Eeee?Onlar ne yapacak?Sekiz hataymış!İlişkileri enkaza çeviren asıl ve tek hatayı ben size söyleyeyim.Benimki de, Brenda Della Casa’nınkine benziyor, en azından telaffuzda!Sekis hata...Anladın sen onu!Asıl enkaz orada...Onun da merhemi henüz bulunamadı...
Biliyorum, uzattım ama bugün de yazayım, son...Hâlâ şu argonot hayvanındayım anlayacağınız...Çünkü hep kötü taraflarını gördük; dalga geçtik hayvancağızla...Oysa iyi tarafları da var...Yani insanlarınki de, çekip gidip istediğini yapıp geri dönseymiş...Mesela çok yorgunsun...Kolunu kaldıracak halin yok!Ama iyi bir fırsat yakalamışsın veya yapmasan olmayacak bir durumla karşı karşıyasın....Yolla gitsin!Sen de geç televizyonun karşısına, ohhh...Gelince anlatır sana!!!Ama bu sefer de kızlar kapris yaparlar mı bilemem:“Bak görüyor musun? Kendi gelmeye tenezzül bile etmedi dana!” diyerekten...Ama iyi taraflarına bakacağız ya, böylece artık,“Yoksa benimle sadece cinsellik için mi birlikte oluyorsun” sorusuna gerek kalmaz.Kalmaz değil mi?E artık!Düşünsene; zil çalıyor, gidip kapıyı açıyorsun, kim gelmiş? Kimse, Şey gelmiş!Üzerinde bir not:“Kusura bakma, toplantıdayım. Yarın ben de gelirim... Muck!” Eee?Sonra ne olacak?Hadi geleni içeri aldın...Ona ne diye hitap edeceksin, ne yedireceksin, ne içireceksin, ne ikram edeceksin!!! Ama bugün iyi tarafından düşüneceğiz ya, adam seyahate gitmiş mesela, oradan sana yolluyor, üzerinde kısa bir notla:“Seninim...” İlişki ilerleyip biraz eskimeye başlayınca ne olur, bilemem.- Ne o? Eskiden toplantıda sıkılınca bile yollardın. Eskidik mi artık?- Yok aşkım yaa... O da yorgun bu aralar. Laf dinletemiyorum... Evliler de yolculuğa çıkarken kasaya koyarlar herhalde!!!Heh heh hee...- Ama aşkım bunu kasaya koyuyorsun da, millet dalga geçiyor. Hiç mi güvenin yok bana?- Sana var da Tahsin, o’na yok!Böylece aldatmaca maldatmaca da kalmaz. Evet, kızlar açısından avantajlı bir durum aslında...Düşünsene acaba nasıldır, neyin nesidir merakına da gerek kalmaz! Etrafta uçuşan şeyler...Seç seç beğen!Ama mutlaka uygunsuz ve tacizkâr hareketler de olacaktır. Bardasın mesela ya da kafede falan, garson geliyor, elinde tepsi; “Yan masadan gönderdiler efendim!!!” Yok artık daha neler....Tamam yeter artık!Ben sustum.Zaten uçan şeyden hayır gelmez!Yoksa bu işin sonu kötüye gidiyor...ÖZÜR: Yazarımızın dünkü yazısı yanlışlıkla eski bir yazısının başlığı altında yayınlanmıştır. Yazının başlığı “Ya gelmezse...” idi. Düzeltir, özür dileriz.
Tabii ki kesmedi beni...Şu argonot hayvanı...Geçen yazıyı okumayanlar için kısa bir açıklama yapalım:Erkeğin cinsel organı, çiftleşme mevsiminde, bedeninden ayrılıyor, gidip başka bir kayada yaşayan dişi argonotu buluyor, onu dölleyip sahibine geri dönüyor.Olay bu.Biz de, insanlarda da böyle olsaydı geyiği yapmıştık...Gidiyor, gezip, kurtlarını döküp geliyor mesela diye...Tabii, ya gelmezse diye de...İşte o an olayın şekli biraz değişti.Biraz değil epey değişti!Ya gidip gelmezse...Korktular...Hem de çok korktular...Bu, “gidip kurtlarını döküp geri dönmece” fantezisinden hiç hoşlanmadılar...Hatta kâbusları oldu.Niye?Ya dönmezse diye...Gerçekten de onlardan biraz bağımsız gibi ya...Ne zaman, nerede, ne yapacağı belli olmuyor, onların inisiyatifinde değil ya...Olay gerçeğe yakın yani!!!Onun için mi ne, ödleri koptu.Ya dönmezse...Ya dönerken başına bir şey gelirse...Ne de olsa aklı başka yerde! Kaza maza geçirir!Şimdi hiç olmazsa beraber gidip geliyorlar!!!Dedim ya, çok korktular diye...Bunlar ondan da korkarlar zaten...Onun kendisinden yani...Korktukları için saygı da duyarlar...Bir de hiç güvenmezler...Ve ne tuhaftır ki, en değerli varlıkları da o’dur.Dikkat edin, zaten korktukları, saygı duydukları ve güvenmedikleri kadınlara da tutkuyla bağlıdır bunlar...Bu da tuhaf değil mi?Tıpkı bir kadının ihaneti kadar o’nun da kendisini aldatmasından çok korkarlar.Ama hiçbir kadının ihaneti o’nun ihaneti kadar etkili olamaz.Çünkü bir kadın aldattığı zaman, onun hıncını başka bir kadınla çıkarabilir.Oysa o sana ihanet etti mi, kimsenin intikamını alamazsın...Ama gelin görün ki, ikisinin de ihanetini aynı tepkiyle karşılarlar:“Şerefsiz!” Canım o kadar da korkmayın.Biraz iyimser olun, bardağın dolu tarafını görün.Niye hep “Ya gelmezse”leri düşünüyorsunuz...Belki çağırınca gelir!Bir ortama girdin mesela...Ohoo... Çıtırlar, mıtırlar, yeni boşanmış kadınlar gırla...Ama seninki yok!Çıkmış gitmiş!Hemen çağırırsın:“Oğlum koş gel! Burası kaynıyor, kaynıyor...” E, aklı varsa gelir artık!Ammaa....Şunu da unutmayalım:Gidip gelmemek, gelip bulamamak da var...
Belki duymuşsunuzdur, argonot diye bir hayvan varmış.Daha doğrusu bir deniz canlısı...Argonotun çok ilginç bir özelliği var. Erkeğin cinsel organı, çiftleşme mevsiminde, bedeninden ayrılıyor, gidip başka bir kayada yaşayan dişi argonotu buluyor, onu dölleyip sahibine geri dönüyor.Gerçekten de çok ilginç değil mi?Komik de...Ben yeni duydum ama kızlar bu argonotu çok iyi biliyormuş hatta bazı erkeklere bu lakabı takmışlar bile.. “Aaa...” dedim, “şunu araştırayım.” Okudum okudum, sonunda sözlüklerden birinde şu yoruma rastladım:* “Gittiği yeri sevip gelmeme durumu var, sabah kalkıyorsun bi bakıyorsun alet yok!” İşte ben burada koptum...Düşünsenize insanlarda da böyle olsaymış!Canı istedi, aklına esti, çekip gidiyor mesela...Herhalde onun da kendine göre bir aklı fikri ya da ne bileyim bir düşüncesi var ki, öyle bağımsız hareket edebiliyor, değil mi?Böyle bir durum iyi mi olurdu kötü mü olurdu, bilemem.Ama “onlarla” nasıl bir diyaloğumuz olurdu, tahmin edebiliyorum.“Gittiği yeri sevip gelmeme durumu var” demiş ya, oradan yola çıkarak...Düşünsenize uyurken çekip gitmiş ve gerçekten de sabah kalkmışın ki yok!!!Bekle, bekle, saate bak, yok!“Lan oğlum, saat kaç oldu! Ben sana, bin kere, ‘Onun yanında uyuma, sonra sorun çıkıyor’ demedim mi?” diye söylenirken seninki yorgun argın geliyor...“Oğlum, işe gidecem, sen yoksun! Kaç kere sabahlama demedim mi sana!” “Kimbilir hangi o..punun koynunda sabahladın! İyi miydi bari?” “Bak, yine söylüyorum; bu seninki hayat değil. Sonra nereye kadar?” “Kaçtır aynı yumurtaya gidiyorsun, dikkat et. Başka yumurta mı yok lan!” ***Ama aslında erkekler ondan hem çok korkup hem de ona çok hayrandırlar. Bu yüzden çoğunlukla onu pohpohlarlar... Alttan alırlar yani... “Gitme lan! Gel ben sana daha iyisini bulacam, söz.” “Hadi aslanıp mahcup etme beni...” “Oğlum bak, bir gün sen de ben de işlevsiz hale geleceğiz. Hazır sağlığın yerindeyken tadını çıkar.” Biraz yaşlanınca...“Ne o? Mutsuz gördüm seni??” O da kaşlarını birleştirerek bakıyor, konuşamıyor ya işaretle bir şeyler anlatmaya çalışıyor:“Ne? Mavi haplardan mı istiyorsun? Ama sen de azdın ha!” ***E peki ya kızlar...“Kızım azdın yine sen. Ne yaptığını bilmiyorsun! Öyle gece yarısı çekip gimeler falan... Sapığı var, manyağı var; aaa...” “Dinlemiyorsun ki beni, öye hemen verme kalbini... Biraz ağıra sat kendini... Ne o öyle şeyler gibi...” “İlk gelene kapılıp gidiyorsun ama... Olmaz, adın çıkacak.” “Bak kızım, bul bir sazan rahat et! Yook, ama sen ille de mürenlere takılacan!” “Çok sıkıldın sen! Hadi çık biraz dolaş da gel. Hadi çık çık ama bak geç kalma, yüreğim ağzıma geliyor ha!” “Bak akşam anneme gideceğim, seni görmezse kıyameti koparır ona göre...” Aslında fena olmazdı değil mi?Bizden bağımsız...